Çocuklarımız bizim endeğerli varlıklarmız öyleki artık allah sevgisini bile unuturacak seviyeye geldi onlara hiç bişey diyemeyis çünkü kırılmalarına imkan vermek istemeyis herşey çok güzel ellbetteki kırılmalarına imkan vermiyeces çünkü onlar bize yüce rabimizin bir hediyesi ve emanetidir peki hediyesi olarak kabul edipde neden emanetine hiyanet ediyorus gelişimlerinde onlara farkına varmadan öyle büyük yanlışlıkların içine sürükleniyorki farkın varıldığında zamanın çok geç olduğu anlaşılıyor beni izlenimlerimde yanlışlıklarımız
1 - her istedikleri anında yerine getiriliyor ve zaman geçiyor istekleri yerine gelemedi bi aksilik olduğunda çocukda asabiyet görünüyor isyan ve karşı çıkma
2 - onlara öyle bir sevgi bahşediliyorki aynı sevgiyi herkesde görmek istiyorlar görmedikleri taktirde bencilik başlıypr
3 - yanlış birşeyler yaptığında uyarılmıyorlar kırılmaması için sonra yanlışlıkların içine sürüklenip kayboluyorlar

çocuklarınız kuzu gibi gibi büyütüp koyun gibi gütmeyiniz hadisi şerifine lütfen kulak verin

çocuklarınızın gelecegini tehilikeye atmayınız


bu yazı erinmeden yazılmıştır lütfen erinmeden okuyalım

elimden geldiği kadar anlatma ya çalıştım yazıyla ilgili görüşlerinzi sadece okumak ile değerlendirmeyip birşeyler katarsanız sevinirim

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1051
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 10:38
Allah razı olsun
gulcan57 Tarih: 12.04.2006 18:16
[COLOR=orangered]konuyu gündemde (üstte) tutmaya calisiyoruz goksahan kardesim.yine de yazilmasi gereken bicok sey yazilmis, leotombak abimin yazdiklari mesela, ya da mauncanin yazdiklari, yani buna da sükür
goksahan Tarih: 12.04.2006 18:12
allah razı olsun kardeşler dilerdimki bu konu göz ardı edilmeyip herkes tarafından değerlendirilsin ama arka planda kaldı bu konu benim için çok önemliydi gerçekten günümüzde çok büyük sıkıntı ve doğacak sıkıntıları bu konuyla değerlendirebilirdik aslında bütün kardeşlerimizle konu zaten değerli kişlerin açıklamarıyla kaliteli duruma gelmişti ama sağılık olsun hayırlısı selametle
gulcan57 Tarih: 12.04.2006 18:09
[COLOR=orangered]yorum yazma konusunda seni tek geciyorum ya her zaman leotombak abi bunda ne kadar hakli oldugumu bi kez daha kanitladin...
leotombak Tarih: 12.04.2006 17:46
gulcan57 kardeşim Allah senden de razı olsun. Şunu da untma ki alimin uykusu cahilin ibadetinden daha hayırlıdır. Selametle.
gulcan57 Tarih: 12.04.2006 15:53
[COLOR=orangered]sahabeler ablam biz de sonradan uyananlardaniz. daha tam uyanmis sayilmayiz, yari uykuluyuz.
söylenecek herseyi sen ve leotombak abim söylemis, ve mauncan da saglam delillerle konuya kalite katmis.

Allah hepinizden razi olsun...
goksahan Tarih: 11.04.2006 09:50


dünya günlük gülüstanlık deyil bu çocuklarda bizim çocuklarımız
mauncan Tarih: 10.04.2006 19:08
Ebü Süreyye Sebre İbni Ma'bed el-Cühenî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Çocuğa yedi yaşındayken namaz kılmayı öğretiniz. On yaşına bastığı halde kılmazsa, cezalandırınız."[1]

Ebü Davud'daki hadis şu mealdedir:

"Çocuk yedi yaşına girince, namaz kılmasını söyleyiniz."


Bu iki hadîs-i şerîfte, çocuklara verilmesi gerekli bazı eğitim ve öğretim esasları ele alınmaktadır.

Bunlardan birincisi, yedi yaşına basan çocuğa namazın öğretilmesidir. Dinin yaşandığı bir aile çevresinde yetişen çocuk, etrafını tanımaya başladığı günden itibaren namazla tanışır. Kulluğu en güzel şekilde simgeleyen bu ibadet onun ilgisini çeker. Büyüklerini taklid ederek tıpkı onlar gibi namaz kılmaya çalışır.

Eğitimin en güzel şekli, çocuğa tavsiye edilen halleri bizzat yaşamak ve ona canlı örnek olmaktır. Böyle yapıldığı takdirde çocuk, namazın tıpkı oturup kalkmak, yemek içmek gibi tabiî bir hal olduğunu görür ve namaz kılmadığı zaman kendisinde bir eksiklik bulunduğunu anlar.

Dindar çevrede yetişen çocuk, namaz kılmayı yedi yaşına kadar zaten öğrenmiş olur. Bu durumda anne babaya düşen görev, onun bazı eksiklerini tamamlamaktan ibarettir. Yedi yaşına kadar namaz kılmayı öğrenmeyen çocuklara ise, namazın en önemli ibadet olduğu anlatılarak namaz bilgisi verilir. Bazı süreler ve dualar öğretilir. Yedi yaş sınırı konusunda kız ve erkek çocukları arasında fark yoktur.

On yaşına girdiği halde namaz kılmamakta direten çocukların terbiyesi nasıl olacaktır? Şair ne güzel söylemiş:

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
Yani öğüt ve nasihata kulak vermeyip uslanmamakta diretenleri azarlamalıdır. Azardan da anlamayanları, bir yerlerini incitmeyecek şekilde dövmelidir. Bu prensip hemen herkesin kabul ettiği bir eğitim şeklidir. Şüphesiz dövme işi, eğitim maksadıyla yapılacak ve ona ancak mecbur kalındığı zaman başvurulacaktır. Dövmeye gelene kadar azarlama, tehdit etme, kulağını çekme gibi çeşitli eğitim basamakları vardır.

Kendisi hiçbir çocuğu dövmeyen ve onların dövülmesini istemeyen Peygamber aleyhissellam, on yaşına bastığı halde namaz kılmayan çocukları, sadece eğitmek maksadıyla pataklamaya izin vermiştir. Bir hadîs-i şerifinde "buluğ çağına varıncaya kadar çocuğun mükellef olmadığını"[2] söyleyen Resülullah Efendimiz'in, dövme işini, ciddi manada hırpalamak anlamında söyleyeceğini düşünmek mümkün değildir.

On yaşına basan çocukların yataklarını ayırma konusu da önemlidir. Sadece erkeklerle kızları birbirinden ayırmakla kalmamalı, cinsiyetleri ne olursa olsun çocukların yataklarını ayırmalıdır. "Canım bunların hepsi de kız veya hepsi de erkek; bir arada yatmalarında ne sakınca olacak?" diye düşünmek doğru değildir. On yaş buluğ çağının sınırıdır. Erken gelişen bazı çocuklar on yaşında ergenlik çağına girebilir. Cinsiyet duygusu gelişmeye başlayan çocukların vücutlarının birbirine temas etmesi, onlarda bazı cinsî sapmalara yol açabilir. İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz, problemi daha ortaya çıkmadan önlemek düşüncesiyle böyle buyurmuştur. Maddî imkansızlık sebebiyle herbir çocuğa ayrı yatak temin etme imkanı yoksa, en azından vücutlarının birbirine temas etmemesi sağlanmalıdır.

Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Yedi yaşına giren çocuklara namaz kılmayı öğretmeli ve namaza başlatmalıdır.

2. On yaşına bastığı halde namaz kılmayanları ise anladıkları dille tehdit ederek namaza alıştırmalıdır.

3. On yaşından itibaren cinsiyetlerine bakmadan bütün çocukların yataklarını ayırmalıdır.




[1] Ebü Davüd, Salat 26; Tirmizî, Mevakît 182
[2] Ebü Davud, Hudud 17; Tirmizî, Hudüd l. Ayrıca bk. Buharî, Hudüd 22, Talak 11
mauncan Tarih: 10.04.2006 19:01
Nesep sözlükte; soy, hısımlık, bir kimsenin kan bağı olan kişilerle soy bağlantısı demektir. Bir fıkıh terimi olarak, çocuğu ana-babasına ve ailesine bağlayan kan ve soy bağını ifade eder.
Nesep, aynı soydan gelen aile fertlerini birbirine bağlayan önemli bir ortak değerdir. Aile fertleri bununla biri diğerinin cüz'ü ve parçası olacak şekilde bağlanır. Çocuk babasının bir parçası, baba da onun bir bölümü olur. Bir çocuğun anne ve babası belirli olarak dünyaya gelmesi ve bir aile yuvasının sıcaklığını, hısımlarının sevgi ve yakınlığını duyarak yetişmesi Cenab-ı Hak'kın önemli bir nimetidir.
Allahü Teâlâ şöyle buyurur: "Sudan (meniden) bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyet (kan ve evlilik bağından doğan) yakınlığa dönüştüren O'dur. Rabbinin herşeye gücü yeter." (el-Furkân, 25/54.) "Sur'a üflendiği zaman, artık o gün insanların arasında soylar yoktur ve onlar birbirine soylarını sormazlar (Çünkü artık bunun bir fonksiyonu kalmadığını herkes anlamış olur)" (el-Mü'minûn, 23/101.) Bir insandan meydana gelen nesle "zürriyet" denilir. Kur'an'da bütün insanların birbirinin zürriyeti olarak devam ettiği belirtilir. "Ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık." (el-Hucurât, 49/13.) "Allah, Adem'i, Nûh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. Bunlar birbirinden türeyen nesillerdir." (Âl-i İmrân, 3/33, 34; bk. el-İsra, 17/3; Meryem, 19/58.)
İslâm, babalara çocukların nesebini inkâr etmeyi yasakladığı gibi, kadınlara da çocuğun nesebini gerçek babadan başkasına nisbet etmeyi yasaklamış ve bunu cennetten mahrum kalma nedeni olarak bildirmiştir. Hadiste şöyle buyurulur: "Bir kadın kendilerinden olmayan kimseyi bir aileye sokarsa, Allah'tan bir şey bulamaz. Allah onu cennete sokmaz. Bir erkek de çocuğa bakar olduğu halde onun nesebini inkâr ederse, Allah onunla kendisi arasına perde koyar ve onu kıyamete kadar öncekilerin ve sonrakilerin önünde rezil ve rüsvay eder." (Ebû Dâvud, Talâk, 29; Nesâî, Talâk, 47; ibn Mâce, Ferâiz, 13; Dârimî, Nikâh, 42.)
Çocukların da kendi babalarından başkasına neseb iddia etmesi yasaklanmıştır. Hadiste şöyle buyurulur: "Bilerek, babasından başka kimseye nesep iddiasında bulunana cennet haramdır." (Buhârî, Menakıb, 5, Ferâiz, 29, Müslim, iman, 112, 114, 115; Tirmizî, Vesâyâ, 5.)
Doğan her çocuğun kendi anne ve babasına bağlanması asıl olduğuna göre, çocuk sahibi olamayan aileler ne yapacaktır? İslâm'da onların çocuk özlemini giderecek bir yol ve imkân var mıdır? Aşağıda bu noktaları açıklamaya çalışacağız.