Doğadan gelenler"

Vitamin kutuları mutfak tezgahını kaplamaya başladıysa, belki de doğaya dönmenin zamanı gelmiş demektir. Neden gerekli vitaminler için bu sihirli sebze ve meyveleri denemiyorsunuz?


Vücudu zararlı maddelerden arındırmaya çalışan ve hücrelerimizi koruyan mekanizmaya antioksidan mekanizması denir. Antioksidan maddeler; hem vücutta (enzimler ve diğer maddeler) bulunmaktadır hem de dışardan aldığımız besinlerden karşılanmaktadır. Her hücremizde antioksidan bulunmaktadır. Ama özellikle karaciğer, bu konuda tüm yönetimi ele almıştır. Detoksifikasyon merkezi olarak da karaciğer gösterebilir. Detoksifikasyon da vücudu zararlı maddelerden arındırma işlemidir.

Besinler, üretim safhasından başlayarak, mutfağımıza gelene kadar birçok işlemden geçer ve belirli oranlarda toksin (zararlı maddeler) kazanırlar. Özellikle tarımsal ilaçların kullanılması, havadan, sudan, topraktan gelebilecek zararlı maddeler, saflaştırılma, korumak amacıyla koruyucu maddeler katılması, boyama gibi işlemler de düşünülürse bir miktar toksin içerdiği ortaya çıkmaktadır.

Vücudumuz da günlük işlevlerini gerçekleştirirken toksin üretir. Vücuda gerekli olan enerji üretilirken serbest radikaller denilen ve vücutta istenmeyen maddeler oluşur. Bunlar vücuttan uzaklaştırılamazsa; kanser, kalp hastalıkları, erken yaşlanma, artrit gibi riskleri artırmaktadır. Bunların yanında baş ağrıları, halsizlik, yorgunluk gibi günlük olarak sürekli şikayet ettiğimiz rahatsızlıkların da nedeni olabilmektedir.

Toksinleri vücuttan uzaklaştıran başlıca organımız karaciğerdir. Bu maddeler; böbreklerden idrarla, deriden terle, bağırsaklardan dışkı yoluyla atılmaktadır.

Sağlıklı bir vücut, belli düzeydeki toksinleri vücuttan rahatlıkla uzaklaştırabilir. Fakat vücutta fazla miktarda toksin varsa bu denge bozulur. Toksinler hücrelerin içinde birikmeye başlar ve onların çalışmalarını engeller. Günlük işlevini tam yapamaz duruma gelen vücut, gerekli enerjiyi üretemediğinden yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon güçlükleri, bellek zayıflığı gibi istenmeyen durumlarla karşılaşılır.

Bu maddelerin vücutta birikmesini önlemek ve vücuttan uzaklaştırılmasını sağlamak için vitamin ve minerallere ihtiyacımız vardır. Antioksidan vitamin olarak bilinen A, C ve E vitaminleri yanında, özellikle çinko ve selenyum mineralleri de serbest radikal olarak adlandırdığımız bileşikleri vücuttan uzaklaştırmada görev almaktadır. Özellikle dışardan aldığımız antioksidan özellikli bu maddeler, hücrelerimizi koruyucu onarıcı etkilerinden dolayı çok önemli antioksidanlardır. Antioksidan kapasitesi en yüksek olan alfa tokoferoldür. Hücrelerin yapısında bulunan yağ asitlerinin yapılarının bozulmasını önler böylece hücrenin sağlam kalmasını sağlar.

Organizmamız kompleks bir yapıdadır ve çok çeşitli ihtiyaçları vardır. Vücudun ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin hepsi birbirinden etkilenmekte ve böylece düzenli bir şekilde çalışmaktadırlar. Nasıl bir elin beş parmağı tüm el fonksiyonumuzu gerçekleştirmek için gerekli ise vitamin ve mineraller de tüm fizyolojik olayların gerçekleştirilmesi için gerekli olan parmaklardır.

Her zaman sloganımız; sağlıklı ve dengeli beslenmenin öğrenilip, uygulanabilmesidir. Gün içerisinde ortalama 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi vitamin ve mineral ihtiyacımızın karşılanması açısından önemlidir. Bunun yanında yeterli miktarda et, süt, tahıl grubu besinlerin tüketimi de çok önemlidir.

Bazı sebze ve meyvelerin özellikleri
Brokoli: Brokoli serin iklim sebzesi olup, lahana, karnabahar, Brüksel lahanası ve şalgam ile aynı familyada yer alır. Kansere karşı koruyucu bir etkisi vardır. A vitamini ve birçok antioksidan için zengin bir kaynaktır. Bir porsiyonda (100 gramında) 72 kalori vardır.

Karnabahar: Bir antioksidan olan E vitamini için iyi bir kaynaktır. Vücudumuzun elektrolit dengesinde çok önemli roller oynayan fosforu da bol miktarda içerir. Bu minerallerin kaybolmaması için az suda haşlayarak pişirmek gerekir. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 27 kalori içerir.

Biber: Taze biberin besin değeri çok yüksektir. Her öğünde çiğ olarak tüketilebilir. Kızartılması besin değerini azaltır ve yine her yemeğe besin değerini yükseltmek için katılabilir. C vitamini içeriği çok yüksektir. Bu nedenle de birçok hastalığa karşı koruyucudur. Taze biberin 100 gramında yaklaşık 22 kalori ve 128 mg C vitamini bulunur.

Domates: Bol miktarda Lycopen adlı bir antioksidan içerir. Lycopen, kanser risklerine karşı koruyucu etkisi vardır. Vücudumuzun direncini artırır. Ancak oda ısısı ve ışıkta bu vitaminin kaybı oldukça fazlayken, soğukta kayıp minimuma iner. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre pişirilme ısısında etkisini kaybetmediği belirlenmiştir. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 22 kalori içerir.

Marul: Bileşimindeki A vitamini enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Su ve lif içeriğinin yüksek olması nedeniyle zayıflama diyetlerinde ve sağlıklı beslenme kuralları çerçevesinde, her öğün salatalarda tüketilebilir. Çok düşük enerjilidir. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 14 kalori içerir.

Pırasa: yemeklerinizde kullanılan bu sebzenin besleyici değeri çok yüksektir. Zeytinyağlı yemeğini yaparken pirinç değil de bulgur kullanılması kan şekerinizle dost bir yemek yapmanızı sağlar. Posa miktarı yüksek olduğu için barsak çalışmasına yardımcıdır. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 52 kalori içerir.

Bezelye: Sindirimi kolaydır. Protein içeriği yüksek bir sebzedir. Bu açıdan özellikle vejetaryen beslenmesinde önemli bir yeri vardır. İçerdiği lifler sayesinde barsak çalışmasını artırdığı için, kabızlık çekenlere önerilebilir. Selüloz ve diğer faydalı liflerin barsak hastalıkları ve kanser risklerine karşı olumlu etkileri vardır. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 84 kalori içerir.

Enginar: Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Bu nedenle artirit ve romatizmal hastalıklarda tüketilebilir. Satın alırken olabildiğince küçük olanları seçmek faydalı olur. Çünkü enginarın çanağı küçüldükçe içindeki kılçıklar azalmaktadır. İçerisinde ki cynarine adlı maddenin, karaciğer ve safra kesesi fonksiyonlarına pozitif bir etkisi vardır. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 53 kalori içerir.

Çilek: Çilek çok lezzetli olmasının yanında A, B, C vitaminleri, kalsiyum, demir ve fosfor gibi mineral maddeleri bol miktarda içerir. Çilek taze olarak sofrada yararlanılmasının yanında pastacılık, reçel, marmelat, komposto, dondurma, şıra, şarap, şampanya ve likör yapımında da kullanılmaktadır. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 37 kalori içerir.

Kivi: Kış meyvelerinden olup, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmamız için bize yardımcı olacak çok iyi bir vitamin deposudur. Bileşimindeki vitaminlerden en önemlileri A ve C vitaminleridir. Ayrıca kansere karşı koruyuculuk gösteren lutein i de bol miktarda içerir. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 30 kalori vardır.

Üzüm: içerisinde bulunan fitokimyasalar, birçok hastalık için koruyucudur. Kuru üzüm de demir miktarı yüksek düzeydedir. Kansızlığa karşı bir C vitamini kaynağı ile tüketildiğinde, içerisinde ki demirin vücutta ki kullanım düzeyi artar. Bir porsiyon taze üzümde (100 gramında) yaklaşık 67 kalori varken, kuru üzümde bu değer 289 kaloriye kadar yükselir. Bu nedenle kuru üzüm tüketirken miktarına çok dikkat edilmelidir.

Portakal: Antioksidanlar ile dolu bir meyvedir. A, C, ve E vitaminleri ile kanser riskini artıran serbest radikallerin oluşumunu engeller. E vitamininin, Aneminin önlenmesinde etkili olduğu son yıllardaki araştırmalarla saptanmıştır. Bol miktarda C vitamini içermektedir. İçeriğindeki lifler sayesinde kolesterolü düşürücü etkileri bulunmaktadır. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 49 kalori içerir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 479
favori
like
share
casper Tarih: 14.04.2006 00:55
Ben doğaya döndüm bile
eBRuLy Tarih: 11.04.2006 12:00
tesekkürler bilgilerin icin
SU-PERISI Tarih: 11.04.2006 10:52
eline saglık inci kız