[COLOR=tomato]Geceler uzayip gider, sabah oluvermez. Saatler yil olur, yillar asir ve zaman donuverir.
Uyku da girmez bir turlu goz bebeklerine, alabildigine genis bilinen gokyuzu de daraldıkca daralir. Ve gonul sadece huzun sarkilarına birakir kendini.
Insan bu kasvetli zaman dagarciginda sadece ve sadece huznu yudumlamak ister. Cunku: hizla kosusturan notalardan olusan neseli sarkilara eslik edecek guc yoktur artik dizlerde.
Kim bilir bu satirlar okunurken bile etrafta kac gonul oylesine kaniyor, kim bilir kac goz boylesine aglamaktan kor oluyor?
Aglamak, hickira hickira aglamak....
Aglamak bazilari icin rahatlamanin vazgecilmez, belki de tek adresi. Kimileri duygulandiginda, kimileri uzuldugunde, kimileri gamdan, kimileri sevincten, kimileri ise ayrilik acisindan aglar...
Duygularina soz geciremeyen bazisi uluorta aglarken, bazisi kimsenin onunde aglamayacak kadar duygularina gem vurmayi ogrenmistir. Duygulara gem vurmak, belki de Ferhat'in daglari delmesinden çok daha muskulatlidir. Ama hayat insana bu aliskanligi kazandiracak kadar cetin ve bir o kadar gaddar!
Bu alişkanliiı edinenler: sevindiklerinde kahkaha yerine tebessumle yetinirler, kahredici bir hadise karsisinda ise aciyi yureklerine gomerler. Tabiri caiz midir bilinmez ama, bu tip insanlarin gonul dunyasi tipkı bir mezar gibidir. Kimse carklarin orada ne sekilde isledigini tam olarak kestiremez.
Ayrilik adami vurur
"Ayrilik ayrilik aman ayrilik, her bir dertten Ala yaman ayrilik..." diye dilden dile dolaşan o meshur sarkının sozleri, insanı kasip kavuran ayriligi anlatan bir serzenistir sanki.
Bircok kisiye gore huzur kaynagi olan "aglama limanina" en fazla yanasanlar cogu kez ayriligi cekenler olur. Ayriligin sizidan sakinmak icin, ipeksi kalbini lahuti ruzgarlara birakanlar genellikle kendilerini bu limana, yani "ağlama limanina" birakirlar. Bu rihtima demir attiktan sonra butun istiraplar yerini, beyaz incileri temsil eden gozyaslarina birakir.
Ayriligin disinda bizleri aglatacak cinsten olaylar gunumuzde o kadar fazla yasanmaya baslandı ki: insan bu olaylar karsısında aglayıp icini dokmedigi taktirde, bir volkan misali sikisan gonul dunyasının patlamamasi mumkun degil.
Dolayisiyla bazen hickira hickira daglara meydan okurcasina, bazen de "cocuksu" bir masumiyetle kuytu bir kosede sessizce huznu gozyasları ile tedavi etmek aslinda fena fikir degil. En azından soyle dusunun: hic kimsenin kalbini kirmadan rahatlamıs oluyorsunuz.
Sevincten veyahut tasadan mutlaka her birimiz goz yasi dokmusuzdur ve dokecegiz de. Ancak bu tur nedenler dısında bir de insanın yanlislarina, yanilgilarina pisman olup aglamasi yok mu!?!


Iste bu nedenle dokulen gozyaslari hickira hickira olmali...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 578
favori
like
share
Ice Tarih: 19.04.2006 18:57
Ellerine ve yüregine saglik..
stormysea Tarih: 17.04.2006 16:39
Çok güzel.
duygularınıza,
paylaşan yüreğinize sağlık.