Kısırlık ve Psikoloji
Toplumumuzda, evli çiftlerin karşılaştıkları en büyük sorun çocuk sahibi olamamaktır. Bazı evliliklerin sona ermesine sebep olabilecek kadar kabullenilmesi ve başa çıkılması zor bir durumdur. Toplumumuzun büyük bir kesiminde, çeşitli sosyal ve kültürel nedenlerle çocuksuz ailelerin sosyal ayrıma ve yalnızlığa maruz kalmalarına neden olmaktadır. Günümüzde, çocuksuz çiftler ve onların aileleri için, bazen psikolojik bir yıkıma neden olabilecek kadar üzücü bu sorundan çeşitli tıbbi ve psikolojik tedavi yöntemleriyle kurtulmak mümkündür.

Çocuk sahibi olamayan ailelerin % 80'inde kısırlığı açıklayan tıbbi bir sebep vardır. Kalan % 20'sinde ise kısırlığı açıklayan tıbbi bir sebep yoktur. Tıbbi sebeplerle açıklanamayan kısırlıkta, psikolojik faktörlerin etkili olabileceği düşünülmektedir. Stresin ve psikolojik faktörlerin kısırlığa sebep olduğu kesin olarak ispatlanmış olmamakla birlikte, bu iki kavramın aralarında korelatif bir ilişki olduğu kesindir. Kısırlık ile psikoloji arasındaki ilişkiyi incelerken her iki kavramın birbirleri üzerindeki etkilerini değerlendirmek gerekir. Kısırlık ve psikoloji arasında çift yönlü bir ilişki vardır; kısırlık ve uzun süren kısırlık tedavisi, eşlerin psikolojisini olumsuz etkilerken, çiftlerin psikolojik durumları da kısırlığı ve kısırlık tedavisini olumsuz etkilemektedir. Aşağıdaki şema bu iki kavram arasındaki ilişkiyi göstermektedir:

Negatif Psikolojik Durum

Kısırlık Kısırlık Tedavisi

Kısırlık ve psikoloji arasındaki bu çift yönlü ilişki bazen bir kısırdöngüye de dönüşebilir. Kısırlık ve kısırlık tedavisindeki güçlükler negatif psikolojik duruma yol açmaktadır, bu da kısırlık tedavisinin etkinliği azaltmaktadır. Tedavinin etkinliğinin azalması ve dolayısıyla tedavide başarısız olmak ise, yeniden negatif psikolojik duruma yol açmakta ve bu da kısırlık tedavisini olumsuz etkilemektedir.

Kısırlık, kısırlık tedavisi ve ruh sağlığı
Bir çiftin uzun süre tedavi görmesine rağmen çocuk sahibi olamaması birçok psikolojik soruna neden olabilir. Kısırlık tedavisinin uzun süren, pahalı bir tedavi olması ve tedavinin nasıl sonuçlanacağının belirsiz olması, tedavi sürecini eşler için duygusal açıdan daha zor katlanılır hale getirmektedir. Kısırlık tedavisi sürecinde eşler kendilerini dönem dönem veya sürekli kötü hissedebilirler. Kısırlık tedavisi gören pek çok çift, tedavi öncesi ve sonrası dönemde aşağıdaki durumları yaşadıklarını ifade etmektedir;

kişilerarası ilişkilerde güçlükler,
sosyal yalnızlık, sosyal aktivitelerden uzaklaşma,
günlük aktivitelere olan ilginin ve yeteneğin azalması,
enerji ve motivasyon eksikliği,
yaşama karşı ilgisizlik ve umutsuzluk,
konsantre olmakta güçlük, dikkatin dağılması,
kendini, olayları ve ilişkileri negatif değerlendirme,
sık ağlama ve umutsuzluk,
öfke ve kızgınlık duyguları,
suçluluk ve değersizlik duyguları,
iştahın artması veya azalması, aşırı kilo alma veye verme,
uyku düzeninin bozulması, uykuya dalmakta güçlük, sık/erken uyanma, aşırı uyuma,
yorgun, huzursuz ve aşırı kaygılı olma,
alkol veya ilaç kullanmaya başlama veya bu maddelerin tüketimini arttırma,
kısırlık ve kısırlık tedavisinin başarısı konusuna aşırı yoğunlaşma ve bu konularda aşırı endişeli olma,
kendine zarar verme, intihar ve ölüm düşünceleri.
Bu maddelerde yazan durumlardan bir kaçını yaşayan çiftlerin bir psikoloğa başvurarak profesyonel destek almaları, hem kısırlığın ve kısırlık tedavisinin ruh sağlıkları üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden kurtulmalarını sağlamış olacak, hem de devam ettikleri tıbbi tedavide başarı şanslarını artıracaktır. Psikolojik desteğin kısırlık tedavisindeki başarıyı artırması nedeniyle, son dönemlerde, Avrupa ülkeleri ve Amerika'da olduğu gibi, ülkemizde de, kısırlık tedavisi uygulayan bazı merkezler, kadın doğum uzmanı, ürolog, endokrinolog ve embriyoloji uzmanlarından oluşan ekiplerinde psikologlara da yer vermeye başladılar. Ancak farklı alanlardan uzmanların birarada çalıştığı bu merkezlerin sayısı çok az olduğu için bu alanda çalışan hekimler, diğer uzmanlarla da, psikologlarla da aynı mekanlarda çalışamasalar bile işbirliği yapmaya başladılar. Kısırlık tedavisi gören bir çift, psikoterapiden yararlanmak isterse, tıbbi tedavilerini yürüten hekimin işbirliği yaptığı bir psikolog olup olmadığını öğrenmeli ve öncelikle bu psikologla çalışmayı tercih etmelidir. Tedavilerini yürüten hekimin işbirliği yaptığı bir psikolog yoksa, bu alanda hizmet veren başka bir psikoloğa başvurmalıdır.

Psikoterapi seanslarına çiftlerin birlikte, sırayla teker teker veya yalnızca birinin katılıp katılmamasına psikologla birlikte karar verilir. Eşlerden birinin psikoterapiye katılmak istememesi halinde, bu durumda nasıl bir yol izlenebileceğine de yine çiftler ve psikolog birlikte karar verir. Çiftlerden yalnızca birinin katıldığı psikoterapi seanslarından da çok olumlu sonuçlar alınabildiğini unutmamak gerekir. Ayrıca, eşlerden yalnızca birinin psikoterapiye ihtiyaç duyduğu durumlarda, psikolog kendisi de tekli görüşmeleri önerebilir.

Psikoterapi seanslarının amaçları
Psikoterapi seanslarında amaçlar bireylerin psikolojik durumuna, ihtiyaçlarına ve devam ettikleri tıbbi tedaviye göre farklılık göstermekle birlikte genellikle aşağıdaki gibi özetlenebilir;

çiftlerin kısırlık veya kısırlık tedavisiyle ilintili fiziksel ve duygusal değişimlerle başa
çıkmayı öğrenebilmesi,
tıbbi tedaviler sürecinde yaşanan hayalkırıklıklarının, suçluluk, değersizlik ve başarısızlık duygularının ortadan kaldırılması,
tanı konabilen bir psikolojik rahatsızlık ortaya çıkmışsa (anksiyete veya depresyon gibi), ayrıca bu hastalığın tedavi edilmesi ve semptomların giderilmesi,
eşler arası iletişimi güçlendirmek veya var olan sorunları çözerek ortadan kaldırmak,
kısırlık tedavisi görmeyen eşin tepkileriyle başa çıkmayı öğrenmek veya bu tepkileri manipüle etmek,
doğru tıbbi tedaviye karar vermek (tıbbi tedaviyi sürdüren hekimin de katılımıyla veya işbirliğiyle)
Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin psikoterapiye başvuru sebepleri
Kısırlık sorunu olan çiftlerin psikoterapiye başlama sebepleri de farklılık göstermektedir. Çiftlerin bir kısmı, kısırlık için herhangi bir tıbbi tedaviye başlamadan önce, kısırlık nedeniyle ortaya çıkan psikolojik sorunlardan kurtulmak için psikoloğa başvururlar, bu alanda çalışan bir psikologla görüşmeye başladılarsa, psikolog onları tıbbi tedaviler ve izlenecek yollarla ilgili de yönlendirir. Çifterin bir kısmı ise, tıbbi tedavinin yarattığı psikolojik sorunlardan kurtulmak için psikolojik destek almak ister. Daha önce de belirtildiği gibi, son yıllarda, tıbbi tedavinin etkinliğini artırmak için psikoloğa başvuran çiftlerin sayısı da giderek artmaktadır. Bunun dışında, tıbbi tedavisi başarılı olan ve bebek bekleyen çiftler de bazen hamilelik döneminde ortaya çıkan ve devam eden veya doğum sonrası depresyon için psikologlara başvurmaktadırlar. Doğum sonrası depresyon kısırlık tedavisi görmeyen pek çok kadında da görülmekle birlikte, kısırlık tedavisi gören kadınlarda depresyon, tedavi süreci ve öncesi dönemde yaşanan stresle çok bağlantılı olduğu için mümkünse infertilite konusunda çalışan bir psikologtan yardım almak daha doğru olur. Ayrıca, kısırlık tedavisi görerek çocuk sahibi olan bazı aileler de, çocukla iletişim ve çocuğun eğitimi gibi konularda danışmanlık almak için psikoloğa başvurmaktadır. Kısırlığın yarattığı stresin onların anne-baba davranışlarına olumsuz etkisi olabilir; aşırı koruyucu bir davranış biçimi sergileyebilirler veya çocuklarıyla ve kendileriyle ilgili aşırıya kaçan beklentiler geliştirebilirler. Kısırlık tedavisiyle çocuk sahibi olan çiftlerin çoğu çocuk sahibi olmak için çok çaba harcadıklarından, çocuk eğitimi konusunda daha kaygılı ve titiz davranmaları olağandır. Görüldüğü gibi, çiftler, tıbbi tedavi öncesi, tıbbi tedavi süreci ve tedavi sonrası olmak üzere üç ayrı dönemde psikoterapiden yararlanma ihtiyacı duymaktadırlar. Aşağıdaki tabloda, bu dönemlerde ailelerin psikoterapiden yararlanma ihtiyaçları -yukarıda açıklandığı gibi- yer almaktadır.

Psikoterapiye başvuru sebepleri
Tıbbi Tedavi Öncesi Tıbbi Tedavi Sürecinde Tıbbi Tedavi Sonrası
kısırlığın yarattığı psikolojik sorunlardan kurtulmak için
tıbbi tedavinin yarattığı psikolojik sorunlardan kurtulmak için-tıbbi tedavinin etkinliğini artırmak amacıyla
hamilelik döneminde ortaya çıkandepresyon nedeniyle
doğum sonrası depresyon nedeniyle
çocukla iletişim ve çocuğun eğitimi konularında danışmanlık almak için
sağlıklı anne-baba davranışı geliştirebilmek için




Psikoterapide dikkat edilmesi gereken noktalar
Kısırlık tedavisinde uygulanan psikoterapide hem psikoterapiyi yürüten psikoterapistin, hem de bu hizmetten yararlanan çiftlerin dikkat etmesi gereken noktalar vardır. Herşeyden önce, çiftin bu seanslardan ne beklediğini açıkça ifade etmesi gerekir. Aynı şekilde psikolog da, çifte bu seansların amacını ve seanslardan ne elde edebileceklerini çifte net bir şekilde açıklamalıdır. Psikolog, terapi seanslarının başında, olası yanlış algılamaları ortadan kaldırmaya çalışmalıdır. Örneğin;

Tıbbi bir tedavi olmaksızın yalnızca psikoterapiyle çocuk sahibi olmanın mümkün olmadığı,
Psikolojik sorunların kısırlığı artırabileceği ama tek başına kısırlığın sebebi olmadığı,
Stresin kısırlığa sebep olduğu tezinin henüz ispatlanmadığı, ancak stresin bilinen etkisinin, var olan kısırlık sorununu artırdığı yolunda olduğu,
Psikoterapinin en önemli katkısının, kısırlık tedavisinin etkinliğini ve tedavideki başarıyı artırması olduğu,
Psikoterapi süresinin çiftlerin durumuna ve ihtiyaçlarına göre farklılık gösterdiği gibi temel mesajlar çiftlere seansların başında verilebilir.
Psikoterapi seanslarında dikkat edilmesi gereken çok önemli ikinci bir konu da 'olumlu düşünme' olgusuyla ilgilidir. Psikologlar bu kavramdan söz etmeseler bile, çok popüler bir kavram olduğu için çiftlerin psikoterapiden beklentileri bu yönde telkinler elde etmeye çalışmak olabilir, bu nedenle psikolog bu konuda dikkatli olmalıdır. Çiftlere,

Olumlu düşüncenin kısırlık sorununu azaltmada etkili olduğu, ancak olumlu düşünerek kısırlıktan kurtulmanın mümkün olmadığı,
'Çocuk sahibi olacağım' demekle, 'çocuk sahibi olmayı çok istemekle', çocuk sahibi olmak arasında 'nedensel bir ilişkinin' olmadığı anlatılmalıdır.
Örneğin, 'olumlu düşünceyle' çocuk sahibi olacağına inanan bir çift, olumlu düşünmesine rağmen çocuk sahibi olamazsa, olumlu düşünme konusunda bile başarılı olamadığını düşümeye başlar. Bu da var olan depresyon belirtilerini artırır; kişilerin kendilerini biraz daha fazla suçlu, değersiz ve başarısız hissetmelerine neden olur.

Kısırlık Tedavisinde Uygulanan diğer Psikolojik Yöntemler
Kısırlık tedavisinde, bireysel ve çift psikoterapisi dışında uygulanan çeşitli psikolojik yöntemler vardır. Bu yöntemler, çiftlerin toplu olarak katıldığı grup psikoterapiler, aile içi ve eşler arası iletişimi artırmaya yönelik sosyal destek ve iletişim seminerleri ve çalışma grupları, gevşeme tekniklerinin öğretildiği gevşeme egzersizi çalışmaları, anne-baba olmaya aday çiftlere yönelik sağlıklı anne-baba eğitimi seminerlerini kapsamaktadır.


--------------------------------------------------------------------------------

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 1651
favori
like
share
MyNiceWorld Tarih: 28.12.2005 01:02
EMEKLERİNE SAĞLIK PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER
HERKESE SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM
:cubuk:
ByStranqe Tarih: 06.12.2004 20:36
ßu benim Sorunum deyil...ßuyrun Hanımlar Siz okuyun.......