Allah Resulü Evimize Gelse..

Peygamberimiz'in bu zamana gelmesi eminim onu çok incitirdi. Çünkü onun ve ashabının yaşam şeklini kitaplarda okurken bizimkinden çok farklı olduğunu görüyordum. Peki eğer ben, onun yaşadığı zamana gitsem... Ve hayal ettim...

Medine'deyim, Allah Resûlü (sas) ile beraberim ve o güzeller güzeli, oturmuş ashabıyla sohbet etmekte. Her biri sanki başının üzerinde bir kuş varmış ve uçacakmış gibi hareketsizce, edeple onu dinliyorlar. Ne güzel insanlar, seslerini yükseltmiyorlar, onun yanında bir edepsizlikte bulunup da amellerinin boşa gitmesinden korkuyorlar. Ne hoş şeyler konuşuyorlar, soruları bile çok farklı. Allah katında amellerin en faziletlisini soruyorlar. Şirkten, riyadan nasıl korunacaklarını soruyorlar. Falan ayetin açıklamasını istiyorlar. Sonra kendimi düşünüyorum. Arkadaşlarımla neler konuştuğumu. Bilmem hangi futbolcunun kaçırdığı gol, son çıkan moda spor kıyafetler vs... Az sonra Ebu Hureyre geliyor meclise. Açlıktan karnına taş bağlamış. Ben onun aç olduğunu söylemek için geldiğini zannediyorum. Ama o öğrendiği bilgilerin zihninde kalması için dua isteme telaşında. Duası kabul ediliyor. Peki ben dualarımda ne istiyorum? Başımı yere eğmekten başka çarem yok. O bilgi istiyordu, fakat ben bilgileri geri tepiyordum. Gözlerimi ve kulaklarımı ilahi hakikatlere kapamış gibiydim. Yolculuğum devam ediyor. Medine halkı işini gücünü bırakıp camiye koşmuş. Saflar sık ve düzgün, cami tıklım tıklım dolu. Ben bu kalabalığı futbol statlarında görmeye alışkınım. Namaz için işimi ve maçımı bırakmadığımı, bazen de maçtan dolayı namazlarımı aksattığımı hatırlıyor, yaptığım saygısızlığın dehşetiyle titriyorum. Öğleyin bir davete gidiyoruz. Kumlar ve taşlar ayağıma batıyor. İnanılmaz canım acıyor, onlara bakıyorum yalınayak fakat hallerinden memnunlar. Aklıma, giydiğim en rahat ortopedik ayakkabılar geliyor. Yolda çocukları görüyorum. Nasıl bu kadar mutlular? Oysa onların pahalı oyuncakları, bilgisayarları, "play station"ları yok. Demek ki mutlu olmak için bunlara çok da ihtiyaç yok. Davette lüks yemekler beklerken arpa ekmeği, sirke, hurma geldi. Aman Allah'ım bunlar mı yenecekti? Biz yemeklerden yemek beğenmezken, onlar neler yiyordu. Akşam Sevgili Peygamberimiz in evindeyim. Yemek yenmedi. Biraz yiyecek vardı o da kapıya gelen bir fakire verildi. Şimdi açlıktan nasıl uyuyacaktım. Yattığım yerde ne rahat bir yatak ne de elyaf yastık var. Hasırın üzerinde yattık. Sabah kalktığımda her tarafım tutulmuş, hasırın izi yüzüme çıkmıştı. Ağrıdan kımıldayamıyordum. Peygamberim geçici dünya nimetlerini eliyle itmiş onun yerine bâkî olan cennet hayatını seçmişti. Dünya hayatını bir ağaç gölgesine benzetiyordu. Ben neden böyle düşünmüyordum? O gece her kalktığımda İki Cihan Sultanı nı namaz kılarken gördüm. Belki de hiç uyumamıştı. "Allah'ına şükreden bir kul olmayayım mı?" diyordu. Peki ya ben... 5 vakit namazı gündüz kılmaya üşenen ben; nasıl olacaktı da gece kalkıp namaz kılacaktım. Gün ışıyordu, aklım karmakarışıktı. Gül kokulu bu diyardan hayallerim soluklaşarak uzaklaşırken burnumda O nun güzel kokusu, aklımda ise beni yakan sorular vardı. Ben gül diyarında ebediyen kalabilir miydim? Buna imanım ve isteğim var mıydı? Ona layık olmadığımı bir kez daha anlamışken O'ndan hangi yüzle şefaat dileyebilir, bu dünyada onun gibi yaşamamışken, ona komşu olmayı nasıl isteyebilirdim?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 683
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 10:27
Allah razı olsun
SILA Tarih: 25.04.2006 19:48
Rabbim bugunlerimizi aratmasin paylasimin ve emegin icin ALLAH razi olsun
kardesim
ClLglN_MuRaT Tarih: 25.04.2006 19:10
:20: çok güzel yorumlamışsın ellerine ve yüreğine sağlık :79:
cristiana Tarih: 25.04.2006 12:02
[COLOR=tomato]Peygamberimiz'in bu zamana gelmesi eminim onu cok incitir,cunku onun ve ashabinin yasam seklini kitaplarda okurken bizimkinden cok cok farkli...
Bu guzel paylasim icin tesekkurler.
Selam ve dua ile...
Asiyan Tarih: 25.04.2006 10:04
fumes eline yüregine sağlık cok haklısın bunları istemeye hakkımız varmı acaba
TUANA Tarih: 25.04.2006 09:01
:20: :20: