[COLOR=chocolate]Kabusnâme, 1082 yilinda Kûhistan sultani Iskender bin Kavus tarafindan Farsça olarak kaleme alinir. Muhatap, oglu Gilan Sahtir, fakat aradan dokuz yüz yil geçmis olmasina ragmen ögütler hâlen canliligini devam ettirir. Tarih boyu pek çok padisah, sultan ve devlet baskani tarafindan birçok dünya diline çevrilir, birçok edebî, tarihî ve ahlâkî eserlere kaynak teskil eder.

Eser, Osmanlilar zamaninda ilk defa Fatih Sultan Mehmed'in babasi Sultan II. Murad'in dikkatini çeker. Milletin deger hükümlerini alt üst eden fetret ve kargasa döneminden yeni çikilmistir. Edeb, ahlâk, emniyet ve nizamda yeniden yapilanmaya ihtiyaç vardir. Babasi Çelebi Mehmed'in devlet otoritesini temininden sonra, kendisi de manevî sahada bir teskilatlanmayi üstlenmistir.

Kabusnâme, ahlâkî sahadaki egitim ve yapilanmayi temin eden eserleden biridir. Eserin mütercimi Mercimek Ahmed, birgün Padisahin elinde kitabi görür ve neden bahsettigini sorunca Padisah meseleyi söyle ifade eder:

"Hos kitaptir, içinde çok faydali seyler ve ögütler vardir, ama Farsça dilincedir. Bir kisi Türkçeye tercüme etmis, ama anlasilir degil, açik söylememis; bundan dolayi hikâyesinden tat bulamayiz. Ama bir kimse olsa, bu kitabi açik ve anlasilir bir sekilde çevirse, tâ ki anlamindan gönüller haz ala."

Bunun üzerine Mercimek Ahmed, "Emir buyurursaniz ben tercüme edeyim" diye tercümeye talip olunca, "Hemen tercüme eyle" buyrugunu alir.

Mercimek Ahmed bin Ilyas sair, edip ve âlim bir kisidir. Tercümeye yeniden telif kadar emek verir ve 1432 tarihinde tamamlayarak üzerine düsen görevi bitirir.

Kabusname üzerinde Cumhuriyet döneminde bir hayli incelemeler yapilir. Eser eski Anadolu Türkçesiyle tercüme edildiginden Türkiye Türkçesine göre yeniden ele alinmasi gerekiyordu. Bu isi de Atilla Özkirimli üstlenir ve kitap "Tercüman 1001 Temel Eser" serisinin 36-37. kitabi olarak yayinlanir.

Biz ise, diger kitaplarda oldugu gibi, bu kitapta da seçmeler yaptik. Bazi konular devrin sartlan icabi o zamanin insanina hitap ettiginden kitaba almadik; sadece günümüz insanina dogrudan hitap eden ve yol gösteren bölümlere yer verdik. Kitap belli bir konu düzeni içinde islenmis olmasina ragmen, biz daha çok dinî, edebî, ahlâkî ve terbiyevî nasihat ve ögütlerle ilgili bölüm ve paragraflari seçtik.

Bu arada sadelestirmede her ne kadar bazi kelime ve terimler günümüz Türkçesine göre ifade edilmisse de, bunlarin daha rahat okunur ve anlasilir bir hale getirilmesine ihtiyaç vardi. Bu bakimdan mânâ bütünlügü mahfuz kalmak kaydiyla yer yer ifade tasarruflarinda bulunduk. Bu küçük derleme dahi kitabin tesir gücünü göstermesi açisindan yeterli olacaktir.



ßu öğüTLere qöNüL KuLağını Açık Tut !


[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bilmis ol ki, artik ben kocadim. Zayif ve aziksiz olarak yol agzina kadar geldim. Ölüm mektubunu elime sundular. O mektup, sakalin agarmasidir. Adamin sakali agardiginda Allah tarafindan bir ses gelir:

"Ey kulum, hazirlan, bu dünyayi birakip öbür dünyaya geçeceksin..."

Simdi ey cigerkösem! Ölmeden önce seni iyilik yoluna ve iyi kimselerin izine yönlendirmek istiyorum. Tecrübelerle elde ettigim birkaç ögüdü sana yadigâr olarak birakiyorum. Bu ögütlere uyarak hareket edersen, her muradina erersin ve iyi isim kazanirsin, zamanin elinden sille yemezsin. Çünkü baba sefkati, oglunun zamanin elinden azar yemesini istemez. Öyleyse sen de gönül kulagini bu ögütler için açik tut, sonra pisman olmayasin. Gerçi zamanimizda her ogul babasinin sözünü tutmuyor, ama insaallah kabul edersin.



Bütün tecrübelerimi bu kitapta topladim

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Gençler kendi bilgilerini yaslilarin bilgisinden üstün görürler. Bu kanaatin yanlis oldugunu bildigim halde, sana yol göstermek için susarsam dogru olmaz. Bütün tecrübelerimi yazdim; ama az ve öz yazdim. Çünkü her seyin . azi ve özü faydalidir.

Insanlarin bir âdeti vardir, degerli bir mallari olursa, onu degerli birine vermek için saklarlar. Iste benim bu dünyadan elde ettiklerimin en degerlisi bu ögütlerdir ve en degerli kimsem de sensin. Iste son günlerimde, bu ögütleri sana veriyorum, insaallah sana faydasi dokunur.



Ögüt aklin süsüdür

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Akilli ol ve kendi soyunun itibarini iyi gözet, tâ ki serefsizlerden olmayasin. Gerçi yüzüne ne zaman baksam akil ve hüner görürüm, ama ögüt aklin süsüdür, benim yapacagim onu sana hediye etmektir, muhafaza etmezsen, yine sen kaybedersin.

Sonra bilmis ol ki, benim ölümüm yakindir, benim ardimca senin de gelmen yakindir. Öyle çalis ki bu dünyada bir azik hazirlayasin, o yola da yaran olsun. Çünkü bu dünya öteki dünyanin ekinligidir. Kendini öyle ver ki, senin yerine baska biri ekmesin. Çünkü baskasinin ektiginden senin yararin olmayacak.



Ölümlü dünyayi ölümsüz dünya ile degistir

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bu ölümlü dünyayi ölümsüz dünya ile degistirmeye gayret et. Bu dünyada iyi kisiler aslan gibidir, kötü kisiler ise ite benzer. Çünkü it ne avlarsa, avini avladigi yerde yer; arslan ise avini kendi inine götürür, sonra yer. Bunun anlami sudur: It nefsinin esiridir, ne avlarsa burada yer, arslan akil sahibidir, burada ne avlarsa o âleme tutar, götürür.

Gayret et ki, avin iyilik olsun, öbür âlemde lâzim olur. Iyilikten murat, ibadettir. Kul için ibadetten daha iyi av yoktur. Çünkü ibadet yoluna girenler atese benzer. Atesi ne kadar alçak yerde yaksalar, alevi o derece yükselir. Ibadet yoluna varmayanlar da suya benzer, suyu ne kadar yukari akitlirlarsa akitsinlar, asagi düser. Ibadeti boynunun borcu bil, tâ ki alevin daima yükselsin.



Allah bes türlü ibadet buyurdu

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Allah'in emri geregince sükredersen, az olan sükrün çok yerine geçer. Nitekim Allah din içinde bes türlü ibadet buyurdu. Eger gece gündüz çalissan, acizlikten baska bir sey elde edemezdin, ama o ölçüyle bes türlü ibadet buyurdu. Onun ikisini zenginlere, kalanini da bütün halka verdi.

Bunlardan biri Allah'in birligini ve Muhammed Mustafa'nin (a.s.m.) peygamberligini dil ile söylemektir ve gönülle inanmaktir. Digeri bes vakitte namazdir, öbürü de yilda bir ay oruç tutmaktadir.

Sehadet sözü, batil seylerden Allah'a siginmaktir. Namaz o kabullenisin hakikatini kullugunda kaim olmaktir. Oruç tutmak da, o kabullenisin ve kullugun hakikatini Allah'a bildirmektir. Madem ki Allah'a "Kulunum" dedin, öyleyse o kullukta saglam durmak gerek.

Namaz ve oruç Allah'in has nimetidir, onlari has kullarina nasip kilmistir. Ikisini de yerine getirmekte kusur etme. Eger bu ikisinde kusur edersen avamdan olursun, seçkinlerden olmazsin.



Namaz kilan kiside büyüklenme olmaz

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Sakin bu söylediklerim hakkinda gönlünden kötü düsünceler geçmesin. Yani "Namaz kilmakta eksiklik olabilir" deme. Din açisindan 'gözetmezsen, bari akil yoluyla bak, ne kadar faydali oldugunu gör.

Evvelâ, namaz kilanin bedeni ve elbisesi devamli temizdir. Namaz kilan kiside büyüklenme olmaz, çünkü namazin asli tevazudur. Sen kendini tevazua alistirirsan, bedenin de sana uyar, tevazu kazanir. Sen bu sekilde tevazuu gözetince, Allah makamini yüceltir.



Oruç tutmakta bagnaz olma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Oruç tutmak yilda bir ay olan bir ibadettir, yilda bir ay olan kullugu dahi eksiklikle geçiren gayet namert olur, akilli olan namert olmayi kendine reva görmez.

Oruç tutmakta bagnaz olma. Yani sehrin kadisi, hatibi ve bütün güvenilir kisileri ne zaman oruç tutarlarsa, sen de o zaman tut; onlar ne zaman yerse sen de ye, cahillere uyma. Bilmis ol ki, Yüce Allah'in senin açligina, tokluguna ihtiyaci yoktur.

Orucun gayesi, kulun agzini Allah'in mühürlemesidir. Bu mührü bütün bedenine vurmalisin. Yalniz agzina mühür vurunca, diline, gözüne, ayagina, etegine de vurmalisin ki oruç senden razi olsun.

Oruç tutmanin faydasi odur ki, sabahleyin yiyecegini bir yoksula veresin, tâ ki açlik zahmetini çekmenin sana faydasi dokunsun.



Sahsiyetini kendi gayretinle elde et

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Sahsiyetini ananin babanin verdigi adla degil de, kendi gayretinle kazanmaya çalis. Çünkü anan ve baban sana bir ad verdi: Ya Ahmet, ya Mahmut, ya falan, ya da filan. Oysa senin kazandigin ad, ya bilgin, ya bilge, ya üstat, ya ögretici, ya da becerikli olacaktir.

Böyle olunca, öteki adin, babanin ve ananin yaninda makbul oldugunun alametidir, bu sonraki adlar da halk arasinda makbul oldugunun nisanidir.



Tatli dille konus

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Tatli dille konusmayi aliskanlik haline getir. Nitekim demisler: "Her kimin dili tatli olursa, dostlari çok olur."

Ne kadar tatli söylersen söyle, sözün yerini bilmedikçe söyleme. Çünkü yerinde söylenmeyen söz tatli ve güzel de olsa aci ve çirkin görünür.

Seni sikintiya sokacak sözü söyleme. Bu durumda susmak daha iyidir.

Halka güzel sözler söyle ki, güzel cevaplar isitesin.



Kimsenin üzüntüsüne sevinme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Kimsenin üzüntüsüne sevinme, böylece kimse de senin üzüntüne sevinmez. Senden asagi olanlara zulmetme, adalet göster, böylece sen de, senden büyük olanlardan zulüm görmezsin, adalet bulursun.



Çorak yere tohum ekme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Çorak yere tohum ekme ve agaç dikme, çünkü ürün vermez. Yani nankör kisiye iyilik etme. Çorak yerde tohum nasil bosa giderse, nankör kisiye yapilan iyilik de öyle bosa gider. Fakat iyiligi, lâyik olandan esirgeme.

Elinden iyilik etmek gelmezse, bari halki iyilige yönelt. Demislerdir ki, "eddâllü ale'l-hayri kefâilihî", yani "Bir kisi bir kisiyi hayra yönlendirirse, o hayri islemis gibi olur."



Yaptigin iyilikten pisman olma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Yaptigin iyilikten dolayi pisman olma ve kötülükten çok sakin. Çünkü iyiligin ve kötülügün karsiligi ölmeden sana erisir. Iyilik ettigin kisinin gönlü ne kadar rahat olursa, senin de gönlüne o kadar rahat erer. Bir kisiye kötülük edersen, o kisinin gönlüne ne kadar sikinti ererse, senin de gönlüne o kadar sikinti erer, belki tasasi ve agirligi sende daha çok olur.



Kendini halka iyi göstermeye çalis

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Yüzünü degistirmeyesin, yani bugday gösterip arpa satma, yani halka kendini iyi gösterip gizlice yaramaz isler isleme, bu ikiyüzlülük nisanidir. Ikiyüzlülük nisanini vurunmamak için bütün gayretini göster.



Sevincini ve üzüntünü herkese söyleme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Insanin iki hâli vardir, hiç bir zaman bu iki halden birinden uzak degildir: Biri sevinçlilik, öteki üzüntülük. Sakin, ister üzüntülü, ister sevinçli ol, üzüntünü ve sevincini öyle birisine söyle ki, üzüldügün zaman o da seninle birlikte üzülsün, sevindigin zaman o da seninle birlikte sevinsin.



Iyilige ve kötülüge çabuk sevinme ve üzülme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Iyilige ve kötülüge çabuk sevinme ve üzülme, bu çocuklarin isidir. Olmayacak seyle kendinden geçme, yani olur olmaz sey için kendi durumunu degistirme. Çünkü akilli kisiler, olur olmaz sey için kendilerinden geçmezler ve degme yel ile deprenmezler.

Söz gelimi sana bir üzüntü geldi, sen sevinçliydin, hemen üzüldün. Akilli kisiler bu hâli hos görmezler. Sana gelen sevinç hâli için hemen sevinme, çünkü elbette onun üzüntüsü vardir; her üzüntü için de hemen üzülme, çünkü sonunda sevinci vardir.



Ummadigin yerden umudunu kesme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Ummadigin bir yerden ne gelebilir diye umudunu kesme ve bir sey umdugun yerden de sakin umutlu olma. Çünkü kisiye gelirse, çogunlukla ummadigi yerden gelir, umdugundan degil.



Iyiye iyi de, kötüye kötü de

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Hayatin müddetince hakki münkir olma. Yani bir kisi bir sey hakkinda iyi dese, o dedigi sey gerçekten de iyi olsa, sen ona kötüdür deme. Kötüdür derlerse, sen de kötü oldugunu biliyorsan; ona iyidir deme. Münkirlik böyle olur, ama iyiye iyi, kötüye kötü dersen hak tanir olursun. O halde haktanir olmak, hakki münkir olmaktan iyidir.



Ahmaklara cevap verme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Öfkelenenlerden olma. Eger bir kimse sana öfkelenip söylerse sen ona yavaslikla cevap ver. Ama ahmaklara susmaktan baska cevap verme. Nitekim derler: "Cevabü'l-ahmakl es-sükut," yani "Ahmak kisiye verilecek cevap susmaktir."



Üzerinde emegi olanin emegini bosa çikarma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Üzerinde emegi olan bir kisinin emegini elden çikarma. Eger o emegin karsiligini ödemiyorsan bari nankör olma. Hele senin için emek çeken hasmin olursa... Ne kadar elinden gelirse, o kadar hasimlarina iyilik eyle.



Ne zaman haya varsa, iman da var

Ey cigerkösem!

Birkaç iyi is vardir, kisi onlari âdet edinip sürdürürse, hem insanlarin katinda, hem de Allah katinda itibar görür: Ilim, edep, tevazu, zâhitlik, dogruluk, sözde ve fiilde dini temiz tutma, namusluluk; halki incitmemek, halkin güçlügünü götürmek. Bunlarin hepsinin sermayesi hayadir. Nitekim Peygamberimiz buyurur: "El-hayâü mi-ne'1-iman", "Ne zaman haya varsa iman da var." Ne zaman iman var, o iyi islerin hepsi de olur.



Bilgisiz kisiyle birlikte oturma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bilgisiz kisiyi, marifetsiz insani, insan yerine sayma, bilgisiz ve marifetsiz kisiyle arkadas olup birlikte oturma, hele kendini âlim sayan bilgisiz cahil ile... Bilgisizlikle ve cahille sohbet etme, iyi kisilerle sohbet et. Çünkü, iyilerin sohbeti yüzünden senin de adin iyi olur.

Görmez misin ki, sirlagan bir yagdir, asli susamdir, ne zaman gülle hemsohbet olur, artik ona susam yagi ya da sirlagan demezler, gül yagi derler, eger menekseyle hemsohbet olursa menekse yagidir derler.

O iyi adlilarin sohbetlerinin bereketi yüzünden, kirk gün onlarla düsüp kalkinca, susam ve sirlagan adi unutuldu, gül ve menekse adi anildi. Onun için Peygamberimiz buyurur: "Her kim bir kavimle kirk gün düsüp kalkarsa onlardan olur."



Iyilerin iyiligini unutma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Iyilerin isini inkâr edici olma ve onlarin iyiligini unutma. Senden bir sey umana sitem edip "Benden bir seyler umuyorsun" diyerek basina kakma, çünkü senden umudu olana sitem etmek "ben de umucuyum" demek olur, böylesi himmetsizlik olur.

Ondan sonra iyi huyu ve iyi kisiligi meslek edin, yaramaz huylardan irak ol. Kimseye zararin ve azarin degmesin, zarar verici olmak iyi degildir, çünkü zarardan eksiklik dogar ve eksiklikten serefsizlik. Öyleyse halk içinde serefsiz olmak iyi degildir.



Cahilin övdügü isten sakin

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Seni akilli kisiler övsün, cahil kisiler övmesin. Çünkü akillilar ileri gelenlerdir, cahiller ayak takimidir. Bu iki grup birbirinin zittidir. Akillinin bilgilice isini cahil begenmese gerek, cahilin bilgisizce isini akilli zaten hiç begenmez. Çünkü akilli olan kendi mizacina uygun olarak bilgilice

is görür, seni onun için begenir; cahil de kendi mizacina uygun olarak is görür, seni onun için över.

Cahilin övdügü isten sakinmak gerek, tâ ki akillilarin eglencesi olmayasin; çünkü siradan kisilerin katinda övülen insan, ileri gelenlere maskara olur.

Kimseyi incitme. Birisi seni incitse de sen onu incitme, büyüklügün nisani budur.

Tecrübeli, sefkatli dostlarin sana ögüt verirlerse, ögütlerine kulak ver. Ögüt veren böylesi dostlarin yanina yalniz olarak git ve ögütlerinden nasibini al. Çünkü faydali ögüt yalnizken verilir, halk arasinda ögüt kulaga girmez olur, hem de sitem gibi olur.



Kendi bildigine gitme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bir konuda bilgin tam olsa da bilginle gururlanma. Ne zaman sana bir is düsse, iyice bilsen ki sen o isi basarabilirsin, buna güvenme, bir akilli kisiye danismadikça o ise baslama. Kendi görüsünü begenenlerden olma.

Bir bilene akil danismayi ayip sanma, "Görüs benim görüsümdür, baskasi bana elverisli olani ne bilir" deme, kendi bildigine gitme. Çünkü kendi görüsüyle is tutan kisi, sonra pisman olur. Öyleyse akilli yaslilarla ve sefkatli insanlarla istisare et, sonra o ise el at.



Doktor kendi kendini tedavi edemez

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bir gözle görmek iki gözle görmek gibi olmazsa, iki kisinin görüsü de bir kisinin görüsü gibi degildir. Bir doktor hastalansa kendi kendini tedavi edebilir mi?

Ne zaman hastaliginin arttigini görürse, tedavi olmak için hemen bir doktordan yardim ister. Bilgisi ve tecrübesi ne kadar fazla olsa da o sirada kendisine bir faydasi olmaz.

Ihtiyaci olan birisi senin yanina gelecek olsa, onun için çalis, çabala; emegini ondan esirgeme. Bu insan, düsmanin veya seni çekemeyen biri olsa da, farkli davranma. Ola ki o düsmanlik dostluga dönüse.



Sahsiyetli insanin yanina gelen olur

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Iyi konusan ve söz anlayan kisiler sana gelecek olsalar, onlara hürmet et ve iyi davran. Çünkü onlarin sana gelmeleri seni agirladiklari içindir. Sen de onlan agirlarsan, bu kez sana gelmeye daha istekli olurlar. Ama sahsiyetsiz adamin yanina kimse gelmez.



Sözün dogrusunu söyle

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Sözün dogrusunu söyle, sakin yalan söyleme, yalanci olma. Sözünün dogruluguyla taninmis biri olarak bilinmeye çalis. Eger mecbur olarak bir kez yalan söylesen de gerçege geçsin. O halde ne söylersen dogru söyle, yalan söyleme ve yalana benzeyen gerçegi de söyleme. Çünkü bir gerçek ki yalana benzer, o anda yalan olmus olur.



Uygunsuz söz söyleme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Sözü yerine uygun olarak söyle, uygunsuz söz söyleme. Çünkü begenilen sözün hem söyleyene yarari var, hem de isitenin canina can bagislar. Uygunsuz söz ise söyleyene zarar verir, isitenin de gönlüne hos gelmez.



Sözünün basina sonuna dikkat et

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Sözünün basina ve sonuna dikkat et. Birisine bir sey söyleyecek olursan yüzüne karsi söyle, arkasindan konusma. Böylece sözü bilerek söyleyenlerden olursun. Çünkü lafini bilmeden konusan kisi, açik ve anlasilir konusan papagana benzer. Papagan sarfettigi sözden habersizdir. Papagan gibi olanlara, "konusur, fakat konusmasini bilir" demezler.

Öyleyse" konusan ve konusmasini bilen odur ki, konustugu zaman kim olursa olsun ondan bir sey anlasin. Böyle olmayana insan demezler, çünkü böyleleri insan suretinde hayvandir.



Yeri degilse sözü harcama

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Söz yüce bir seydir, sen de sözü yüce bil. Çünkü söz gökten gelmistir, onun için azizdir. Bu aziz sözün yerini bulunca bildiginden sakinma. Ve yeri degilse sözü harcama, tâ ki sözün zayif olmasin, aklina ve bilgine zarar gelmesin.

Yok yere, anlamsiz iddiada bulunma. Bir ilimden habersizsen, o ilimle ilgili iddiada bulunma. Diledigini o bilmedigin ilimle elde edemezsin, ama bildigin ilimle ne gerekse elde edersin.



Kendinden büyük söyleme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bilmenin sana ne yaran, ne zarari olmayan sirri ögrenmeye heveslenme ve sirnni kimseye söyleme. Birkaç kisi bir yere toplanip otursa, orada biriyle fisildasma. Iyi dahi konussan halk kötüye yorar: "Kim bilir ne bos söz ki fisiltiyla söylüyor" der. Çünkü halkin birbirine olan kuskusu kötüdür, öyleyse sözü açik söyle, ama ne söylersen kendi degerince söyle, Kendinden büyük söyleme.



Önce düsün, sonra söyle

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Birisinden isittigin sözü dinle, fakat o sözle çabuk hareket etme. Ne söylesen, önce düsün, sonra söyle, tâ ki o sözünden sonra pisman olmayasin, çünkü derhal söylemenin bir sekli var: Ya yarar, ya zarar. Ama düsünüp söylemek iki sekildir:

Birisi budur ki, o sözün zararliysa düsünmekle anlarsin, o zararli isten sakinirsin. Birisi de budur ki: yararlisini dogru bilirsin, çekinmeden o yararli seyi elde etmege gayret edersin.



Çok bilgili, az sözlü ol

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Nerede olursan çok bilgili ve az sözlü ol. Demislerdir ki: Susmak ikinci sagliktir. Çünkü çok kisi sag yürürken sözü yüzünden hasta olur. Az söylemek ve öz söylemek akil nisanidir. Çok söylemek bilgisizlik nisanidir. Çünkü bir kisi ne kadar akilli ve kâmil olsa da, ne zaman çok sözlü olursa sözleri hep yerinde olsa bile ayak takimi arasinda adi beyinsiz olur. Eger cahil ve siradan biri de olsa, ne zaman susmustur ve konusmaz, siradan kisiler onu akilli ve hünerli kisilerden sayarlar.



Kendi kendini övme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Ne kadar temiz gönüllü, ne kadar iyi kalbli isen de kendini övücü olma, kisi kendine iyiyim diye sahitlik ederse sahitligi geçmez. Çünkü sahitligi kendin için yaparsan onu dinlemezler. Çalis ki, seni baskalari övsün. Kendi kendini övme.



Halkin sözünü isit, kabul et

Ey cigerkösem!

Gücün yettikçe söz dinlemekten ürkmemeye çalis. Çünkü halk söz dinlemekle söz ehli olur. Buna delil sudur: Bir çocuk dogunca yer altinda bir kubbede besleseler, süt emzirseler ve anasiyla dadisi yaninda hiç konusmasalar, o çocuk büyüdügü zaman dilsiz ve sagir olur. Ama orada iki çocuk olsa ve hiçbir söz isitmeseler, ikisi birbiriyle konusmakla bir dil olustururlar ve o dili de ancak ikisi bilir, baskalari bilmez. Öyleyse halkin sözünü isit ve kabul et. Özellikle geçmis beylerin ve bilgelerin sözlerini can kulagiyla dinlemek ve itimat etmek gerek.



Nusirevan'dan altin ögütler

* Gece ve gündüzün birbiri ardinca gelip gittigini gören insan halden hale dönmesine üzülmesin. Yani sevinç gidip üzüntü gelirse, üzüntü gidip sevinç gelirse, önem vermesin.

* Becereksiz kisiyi dost tutunmasinlar, becereksiz kisi ne dostluga yarar, ne düsmanliga.

* Insan, bir isi bir defa yapip sonra pisman olmussa, bir daha o isi yapmasin.

* Dostlarina düsman olan birisine niçin dost densin?

* Kendini bilge sanan bilgisizden sakin.

* Kendi nefsine haksizlik etme, güç eyleme. Yani nefsine elinden gelmeyecek isler buyurma.

* Dogru söylemek acidir, ama sen dogru söyle.

* Düsmaninin sirrini bilmesini istemiyorsan, dostuna da sirrini söyleme.

* Büyüklere küçük gözüyle bakma, çünkü büyükleri küçük görmek büyük ziyan getirir.

* Degersiz kisileri ölmüs bil, onlari diri sayma.

* Beraberindeki kisilerden bir sey ummaktansa ölümü yeg gör.

* Himmetsiz kisinin ekmegini yemektense, aç ölmek daha iyidir.

* Kuskunun yolunu yüz yerden baglayacak olsan da, tecrübe etmedigin kisiye güvenme.

* Kendinden asagi hisimlarina muhtaç olmaktan büyük dert yoktur.

* Kisinin, bilmedigi seyi iddia edip basaramamasindan ve yalanci olmasindan büyük ayip yoktur.

* Elinden geldigi halde, kendisinden istenen bir isi bitirmeyen kisiden daha cimri kimse yoktur.

* Bir kisi senin aleyhinde bir söz söylese ve birisi de dostum diye o sözü sana yetistirse, sen bu dostunu ondan beter düsman bil. Çünkü o düsman, arkandan konusur, dostun ise yüzüne karsi söyler.

* Lüzumsuz yerlere göz dikmekten ve kulak vermekten daha büyük dert olmaz.

* Insan her seyi bilgisizlerin serrinden saklayabilir, ama bilgisini kendi serrinden saklayamaz.

* Halkin, senin iyiligini söylemesini istiyorsan, kimsenin kötülügünü söyleme.

* Dostlarinin az olmasini istemiyorsan kindar olma.

* Dünyada zahmet çekmemeyi, kolaylikla ömür sürmeyi istiyorsan, kendi isine bak, baskasinin isine karisma.

* Seni delilerden saymamalarini istiyorsan ele geçmeyecek bir seyi isteme.

* Daima alnin ak, yüzün pak olmak istiyorsan, utanmayi is edin.

* Aldanmamak istiyorsan, tecrübe edilmis isleri birakip tecrübe edilmemis olanlara yapisma.

* Mahcup olmak istemiyorsan, katkin olmayan yerden bir sey götürme.

* Perdenin yirtilmasini istemiyorsan, kimsenin perdesini yirtma.

* Arkandan gülünmesini istemiyorsan, elinin altindakileri iyi besle.

* Pismanliktan uzak olmayi istiyorsan gönül arzusunu is edinme.

* Zeki kisilerden olmayi istiyorsan kendini baska birinin aynasinda gör. Yani bir kisinin yasantisina bak, yaptigi is iyi midir, kötü müdür? Eger ondaki gibi sende de kötü bir is varsa, bilirsin ki bu isledigin is kötüdür ve iyi isi de kendinde görürsün. Böylece isinin iyisini kötüsünü göstermek için o kisi sana ayna olmus olur.

* Korkusuz olmayi istiyorsan, halkla kavga etme, onlari inciticilerden olma.

* Sana hürmet etmelerini istiyorsan baskalarinin hürmetini gözet.

* Halkin senin sözünle is görmesini istiyorsan, önce sen kendi sözünle is gör.

* Halk içinde herkesten büyük olmayi istiyorsan nimetini bol eyle, "Tuzunun, ekmeginin hakki için" diyenleri çok edin.

* Eger bütün gönüllerde yerinin olmasini istiyorsan, sözünü bütün gönüllere uyacak biçimde söyle.

* Kâmillerden olmak istiyorsan, kendine lâyik görmedigin bir isi baskasina da lâyik görme.

* Eger yüregine merhemle iyilestirilmesi mümkün olmayan bir yara vurulmasini istemiyorsan, cahillerle tartisma.

* Halkin iyisi olmayi istiyorsan varini halktan esirgeme.

* * *

Nusirevan-i Adil bu ögütleri ve sözleri armagan birakmistir.

Simdi ey cigerkösem!

Bu ögütleri hor görme, bu sözlerden hem hikmet, hem saltanat kokusu gelir. Çünkü bu sözler hem padisahlarin sözüdür, hem de bilgelerin sözüdür. Öyleyse yasliliginda basina bir is gelirse sikinti çekmemek için, bu sözleri gençlik aginda ögren. Çünkü yaslilar çok yasadiklari için çok tecrübe elde ederler, sikintili anlarda bu kâr olur.



Gençlikte Allah'i unutma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Gerçi gençsin, ama yaslilar gibi akilli ve temkinli ol. Birdenbire gençligi birak demiyorum. Tembel gençlerden olma, neseli ol. Çünkü gençler neseli olursa hos olur.

"Delilik çesit çesittir; bir çesidi de gençliktir." Ama cahil gençlerden olma. Belâ dedikleri sey cahillerden kopar. Ömrünün lezzetini de gençlik çaginda al, yaslilikta bu lezzeti bulamazsin, bulsan da faydasi olmaz.

Ne olursa olsun gençlikte Allah'i unutma ve ölümden emin olma, çünkü ölüm gelince genç yasli demez. Öyleyse bilmis ol, her kim ki dogdu, ölecektir ve her kim ki cihana geldi, gidecektir.



Yaslilara çok hürmet et

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Yaslilara çok hürmet et ve onlarla konusurken bos sözler söyleme, yani kolayina nasil gelirse, öyle konusma. Yaslilar bir söz söylerlerse hemen cevap verme. Ne kadar düsünürsen onlarin sözüne, "Bundan iyi cevap olmaz. Cevabini yine siz buyurun, söyleyin" diyesin ve susasin. Çünkü yaslilarin sözünün cevabi, onlari dinleyip susmaktir. Yoksa onlarin verecegi cevaptan utanilacak bir duruma düsersin.

Yaslilarin bilgi ve tecrübesi gençlerin bildiklerinden fazladir. Ama bu dedigim yaslilar sakallarini büyüklerin sohbetinde agartmis olsunlar, kolayca büyütmüs olmasinlar. Çünkü gelisigüzel yetismis yaslidan, büyüklerin sohbetini dinlemis toy gençlerin tecrübesi daha iyidir.



Gençligini gelisigüzel geçirme

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Gençligini gelisigüzel geçirme, tâ ki yaslilikta bilgisiz kalmayasin. Gençlikte yaslilari taklit et, tâ ki yaslilikta gençlerden utanmayasin.

Ne zaman ki gençlik çagi geçip ihtiyarlik çagi gelse, artik gençlikteki dinçligi bekleme. Yani gençliginde oldugu gibi ter ü taze yürüyüp zevk bekleme. Çünkü yaslilar yigitlenip yeni yeni zevk ve sehvet pesinde olurlarsa, halk arasinda tez rezil olurlar. Öyleyse insan yerini yurdunu iyi bilsin. Yani gençlikte genç olsun, kocalikta gençlik evinden göçsün, yoksa hali, geminin üstüne saray yapan adama benzeyecektir.



Kisinin geçimi neredeyse evi orada olmali

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Yaslandiginda bir yerde yerlesmeye çalis, çünkü yaslilikta yolculuk yapmak akillilarin isi degildir, hele yoksul olursa. Çünkü yaslilik bir düsman, yoksulluk baska bir düsman, bu iki düsmanla yola çikmak akillica bir is degildir. Ama eger mecburi olarak yola çikmak gerekirse, çaresiz olunca çik.

Eger Yüce Allah o yolculukta sana yardim ederse ve nimet eline girerse, evine dönmeyi arzu etme ki, bir evden ötürü yine yolculuk zahmetini çekmeyesin.

Çünkü kisinin geçimi nerede iyiyse evinin orada olmasi uygundur. "Orada dogdum, orada yaslandim" demek olmaz, gerçi "vatan ikinci anadir" derler, çünkü anasini sevmek nasil imandan ise "vatanim sevmek imandandir" dediler; "içinde aç, müflis oturmak imandandir" demediler.

Öyleyse isin nerede gelismisse orayi vatan edin. Çünkü demislerdir ki: "Kazanci nerede ise o yerde olmak saadet belirtisidir." Bahtsizlarin belirtisi odur ki, aç ve dinç otursun, kitlik çeksin, bu vatanimdir, terk etmem desin. Bu eblehliktir. Görmez misin, Resulullah (a.s.m.) Mekke'de dogdu, ama teblig görevini Medine'de daha rahat yaptigi için artik Medine'den ayrilmadi.

Sen de yararli bir yer bulunca oradan ayrilmamaya çalis, orada ayak direyesin. Sakin filan yerde fayda daha çoktur, deyip basibos varmayasin, burada olan zarari orada kötü kilarsin ve orada daha zararli olursun. Çünkü demislerdir ki: Iyi bir yeri birakip daha iyisini bulayim deme, bu hayal ile onu bulamazsin ve olani da elden çikarirsin.



Ömrünü düzensiz geçirme

Ey cigerkösem!

Eger dosta ve düsmana iyi görünmek istiyorsan ömrünü düzensiz geçirme. Ömrünü bos yere geçirirsen, avamdan sayilirsin. Öyleyse kendi isinin düzenini iyi koru.



Sakada ölçülü ol

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Kimseyle sakalasma. Demisler ki, "Saka etmek serrin kilavuzudur, ne ederse eder, savas sakadan kopar" derler. Ama iyi sakalar yaparsan yap, iyi saka yapmak ne ayiptir, ne de günahtir. Saka yapmak iyidir, ama saçma sapan saka yapma, yaparsan da senden asagi kisilerle yapma, tâ ki itibarin eksilmesin.

Eger sakayi terk edemiyorsan bari kendi akraninla yap, tâ ki onlarin sözü sana agir gelmesin. Ama bayagi sakayi yapmamak daha iyidir, yaparsan temiz sakalari yap. Gerçi halk arasinda saka herzesiz olmaz, ama sakayi temiz yapmak için çalismak gerek.

Bayagi saka insanin bütün hünerini hor eyler, çünkü kisi ne kadar agir basli ve hünerli olursa olsun, bayagi mizahla ugrasirsa, hafif ve itibarsiz olur. Çünkü sen ne söylersen, ister istemez cevabini isitirsin. Sen baskasina ne yüklersen, sana da o kadar yük gelir.



Mali saklamak kazanmaktan güçtür

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Mal elde etmekte gafil olma, nereden toplarsan topla, yalniz helâlden saglanmis olsun, tehlikeli yerden elde etmemeye çalis. Ne kazanirsan dogru ve uygun yerden kazanmaya çalis, tâ ki oradan kazandigin sana sinsin.

Sana kazanç geldigini gördügünde, o kazanci telef etme, dagitma; yani olur olmaz yere harcama. Mali saklamak kazanmaktan daha güçtür. Çünkü parayi çok kisi kazanir, ancak saklamadigi için yine de cimrilikten kurtulamaz.

Çalis, dünyaliktan biriktirdigin olsun. Eger bir gün ihtiyacin olursa, toplayip biriktirdiginle istedigini satin alirsin. Sonra tez çalis ki, o aldigin kadar toplayasin ve yine yerine koyasin. Eger hep keseden yersen, aldiginca yerine koymazsan, Karun mali olsa da çabucak heba olur.



Zenginlige gönül baglama

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Gönlünü bir seye büs bütün baglama. Eger o gönül bagladigin sey ansizin elinden giderse üzülmezsin. Yani zenginlige büs bütün "Bana kalsin" diye gönül baglama. Eger basina yoksulluk gelirse, üzülüp gönlün daralmasin. Eger malin çok olursa, birgün yoksul olacagini düsün, o mali ihtiyatla harca, ölçüyle nafaka edin.

Çünkü ölçüyle harcayinca mal ne kadar az olsa da sonunda bir sey kalir, ama ölçüsüz harcayinca mal ne kadar çok olursa olsun sonunda hiçbir sey kalmaz. Demislerdir ki: "Zahmetle saklamak zahmetle istemekten iyidir." Meselâ eline degeri az olan bir sey geçti, "Bundan ne olur?" deme, onu saklamaya çalis. Çünkü degeri az olan seyi saklayamayan çok degerlisini de saklayamaz.



Tembellikten uzak dur

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Hangi isi yaparsan tembel davranma. Tembellikten utan, tembellik bahtsizligin basidir. Her ise emek ver. Emek verilen isin sonu tembellikten iyi olur. Çünkü emek vermekle elde edilen ne kadar çok olursa, tembellikte de o kadar eksilir. Yazik degil mi, bir anlik emek yüzünden elde edilecek seyi tembellik yüzünden yitiresin.

Öyleyse geri durmak akillica bir is degildir; yoksa muhtaç olarak yasarsin. Bilmis ol ki, muhtaç olduktan sonra, "Ah n'olaydi emek çekseydim, tembellik etmeseydim, simdi lâzim olan seyi elde etseydim" deyip pisman olmanin yarari olmayacaktir.



Harcamani gelirine göre yap

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Çalis ki emeginin neticesini yine sen yiyesin, tâ ki emegin bosa gitmesin. Sende degerli bir sey varsa ve birisi o sevdigin seyi senden isterse, eger lâyiksa ondan esirgeme. Çünkü ne olursa olsun, kisi mezarina bir sey alip gitmez.

Akilliysan harcamani gelirine göre yap, tâ ki yoksulluk atesi sana yol bulamasin. Elinde olanla yetin, çünkü kanaat ikinci zenginliktir. Sakin açgözlü olma. Çünkü sana yük olacak sey nerede olsa yetisir.



Israfin sonu yoksulluktur

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Israf etme. Israf etmeyi mübarek bilme, kötü bil. Çünkü israf Allah'in sevmedigi seydir. Allah'in sevmedigi sey kullar için ugursuzdur. Nitekim Allah buyurur: "Israf etmeyin, muhakkak Allah müsrifi sevmez.

Madem ki Allah müsrifi sevmiyor, sen de israfi ve müsrifi sevme. Her felaket bir sebepten dolayi gelir. Yoksulluk da bir felakettir ve onun sebebi israftir, Israfin fakirlikten baska sonucu yoktur.

Insanin kendi ihtiyaci için harcadigi sey israf degildir. Israf, gereksiz yerlere harcanan seydir; ne dünyasina, ne de ahiretine yaramayan seydir.

Sözde, sohbette, yemekte, içmekte ve her bir iste israf iyi degildir. Çünkü israf, teni eritir, nefsi incitir, cani daraltir ve diri insani öldürür.

Bu söze delil olarak, görmez misin ki çeragin yasamasi yagladir, ama ölçüyle oldugu zaman. Israf ederlerse, yani yagi fitilin üstüne çikacak kadar koyarlarsa, alev hemen fitile bogulur ve çerag söner. Yag ölçülü olunca çeragin hayatina yani yanmasina sebepti, israf edip ölçüsüz yag yakmak çeragin ölümüne yani sönmesine sebep oldu.

Bundan anlasiliyor ki, çeragin hayati, yagdan degildir, itidaldendir; yani fitilin üstüne çikmayan yagdandir. Iste bunun için Yüce Allah, israfi düsman olarak bildirmistir. Bilginler de israfi begenmezler. Çünkü israfin sonu zarardir ve yoksulluktur.

Devamli israf ederek rizkinin kapisini üstüne kapama. Gücün yettigince kendini hos tut, kendi isin için gerekli harcamadan kaçinma. Bir sey senin için ne kadar aziz olsa da, kendi canindan daha aziz olmasin. Kisacasi, elde ettigim ölçüyle harcamaya çalis.



Rahat zahmettedir

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Dünyada iki sey vardir: Halk birinden kaçar, öbürünü sever. Bu dedigimin biri zahmettir, digeri rahatliktir. Ama ikisi de insana gereklidir. Çünkü zahmet çeken rahata erer, rahat yasayan zahmete ermedikçe olmaz.

Bugünkü zahmet yarinin rahatidir, yarinki rahatlik da önceki günün zahmetidir. Ne elde edersen, ikisini harca, ikisini sakla. Yani bir akçe dört dâniktir, yarisini harca, yarasini da sakla. Ne kadar ihtiyacin olursa olsun bundan fazlasini harcama, o yarim akçe birikir, bir zaruret aninda gerek olur.

Iste o her gün artani biriktir ve küçük bir ihtiyaç için ona dokunma, onu unut, bir mirasyedi harcasin, yani biriktirince böyle biriktirmek gerekir. Eger yaslanmadan ölürsen "Hayirli kisiydi, mirasçisina bu kadar miras birakti" desinler. Yaslanirsan zaten isten güçten kalirsin, o zaman bu biriktirdigin sana destek olur.



Borcun gecikmesi, dostu düsman eder

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Borç edinme, bir seyini rehine koyma, faizle para alma. Buna benzer islerden dolayi halk içinde hor ve itibarsiz görülürsün. Öyleyse bu isleri kendine büyük günah bilmelisin.

Bir dostuna ödünç vermissen, artik ona "malimdir" deme, o parayi o dosta bagisladin farzet. O dostun kendiliginden vermedikçe isteme, tâ ki gecikmesi sebebiyle dostluk bozulup kesilmesin. Çünkü borcun gecikmesi, dostu çabuk düsman eder, ama düsmani dost etmek güçtür. Düsmani ve dostu bilmemek çocuklarin isidir. Dostu düsmandan ayirmak ve akillica davranmak güngörmüs yaslilarin isidir.

Elinde olandan hak" edenlere hayir etmeyi esirgeme. Kimsenin malina tamah etme, tâ ki halkin gözünde büyüyesin. Kendi malini kendin, elin malini da elin bil.



Tok yere yemin etme, aldanma ve aldatma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Dogru için olsa bile yemin edici olmamaya çalis. Halk içinde çok yemin edici olarak taninma. Tâ ki mecbur kalip da yemin edersen yeminine inansinlar.

Her ne kadar zengin olsan da güvenilir, dogru sözlü ve iyi isim yapmis olmazsan kendini yoksul bil. Çünkü yalan söyleyenlerin ve kötü isim yapmis olanlarin sonu yoksulluktur.

Kimseyi aldatmamaya çalis ve sakin aldanma, hele alis ve veriste. Çünkü insan alis veriste çabuk aldanilir.



Sabirli ol, aceleci olma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bütün islerde sabirli ol, aceleci olma. "Sabretmek ikinci akilliliktir" demisler. Yani bir kisinin ne kadar akli olursa ve bir isini sabirla islerse, akli o kadar çok olur.

Her iste kendi isinden habersiz olma, gafillik ikinci ahmakliktir. Yani gafil olan kisi ne kadar akilsizsa, ahmakligi ve akilsizligi bir o kadar daha artar. Sonra her iste bezgin olma, bezginlik ikinci cahilliktir. Eger sana is ve güç kapansa, tezce isini açmaya çalis, isin düzelmeye yüz tutuncaya kadar sabret, çünkü hiç bir is aceleyle iyi olmaz.



Komsularina iyi davran

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Eger ev almak istersen öyle bir yerde satin al ki, o mahallenin halki iyi kisiler olsun. Sonra sehrin ortasinda ev al, ücra yerde alma. Önce komsusunu gör sonra evini al, "Önce komsu, sonra ev" demislerdir.

Evi alinca komsuna çok hürmet et. Mahalle halkiyla iyi geçin, hastalarini sor, ölüsü olana bassagligi dile, cenaze merasimine katil. Komsunu sevinilecek bir isi olursa sen de birlikte sevin, eger üzülecek bir isi varsa sen de birlikte üzül.

Imkânin ölçüsünde komsuna hediye ver, yiyecek giyecek gibi... Çünkü sen komsularinla iyi geçinecek olursan, o mahallenin ileri gelenlerinden olursun. Komsunun çocugunu görünce sev, oksa, mahallenin yaslilarini agirla ve hürmet et.



Kusursuz dost arama

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Dostsuz olma. Her kim dostlarinin isiyle ilgilenirse, dostlari da onun isiyle ilgilenirler. Eger o ilgilenmezse dostlar da ilgilenmezler. Öyleyse dostunun isini düsünüp ilgilenmeyen kisiye hiç kimse dost olmaz. Her an bir dost edinmeyi âdet haline getir, tâ ki dostlarin çok olsun. Çünkü çok dost arasinda kisinin birçok ayiplari örtülür ve çok hüneri açilir. Bundan dolayi kisinin dostunun çok olmasi gerekir. Ama yeni dost tutunca eski dostlarindan da yüzünü çevirme.

Dostlarinin dostlarini da düsün, onlar da senin dostlarindir. Düsmanlarinla dost olan dosttan da çekin. Ayrica dostuna düsman olan dosttan da sakin. Önüne kim gelirse sebepsiz yere seni sikâyet eden dostlardan uzak dur. Böyle kisiden dostluk bekleme ve dünyada hiç kimseyi ayipsiz sanma.

Iyilerle kötüleri birbirinden ayird et. Iyilerle gönülden dost ol, kötülerle dil ucuyla dostlugun olsun. Çünkü kisinin daima iyilere isi düsmez. Eger bir kötü kisiye isin düserse dostlugun sebebiyle elde edersin. Öyleyse kötülerle de dostluk et.



Düsmanin güleryüzüne aldanma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Kimseye düsman olmamaya çalis. Eger bir kimse sana düsman olursa korkma ve önem verme. Çünkü, "düsmani olmayan kisi, düsmanin eglencesi olur" demislerdir. Gizli ve açik, düsmanin isinden habersiz olma. Çünkü o daima kötü tasarilarla seni aldatma hesaplan pesindedir. Sen de bir an bile oun kötü oyunlarindan kendini güvende sanmayasin.

Düsmaninin tasarladigi oyunlari her an sora dur, tâ ki düsmanin belâsina ve âfetlerine ugramayasin. Sonra, firsat düsmedikçe düsmanligini belli etme ve düsmanina karsi ne kadar büyüklük taslarsan tasla, kendini düsmana büyük göster. Ne kadar düsmüs olsan da ona durumunu alçak gösterme.

Düsmaninin güleryüz göstermesine, tatli sözüne aldanip gönül baglama ve inanma. Eger düsman sana seker gösterse, sen onu aci bir sey san. Düsmanin ne kadar küçük olsa da, onu hor görme.

Bir düsmanin senden aman dilerse, ne kadar düsmanin olsa da ve sana ne kadar eziyet etmisse de sen ona aman ver ve düsmanin aman dilemesini çok büyük bir nimet yerine say. Çünkü düsmanin yenilmesi, kaçmasi ve ölmesi nasilsa, aman dilemesi de öyledir. Düsmanini güçsüz gördügünde birden emin olup oturma, onu arada sirada gözetleyedur.



Ikiyüzlü insanlardan uzak ol

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Önce isi yapmaya; sonra yaptigini söylemeye gayret et. Baskasinin sana dil uzatmasini istemiyorsan, sen de kimseye dil uzatma.

Asla ikiyüzlülük etme ve ikiyüzlü insanlardan uzak ol. Yedi basli ejderhadan korkma, ama "evet" deyiciden kork. Çünkü onun söz götürüp getirmekten bir anda yirttigini sen bir yilda dikemezsin.

Birisi senin bir ayibini yakarlasa, o ayibi hemen kendinden uzaklastir.

Kendini itibarli bir yere geçirme, tâ ki o yerden uluorta asagi inmeyesin.



Özür dilememek için hatâ yapma

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Olur olmaz her suç için kimseyi cezalandirmayi düsünme. Eger birisi bir suç islerse, büyüklük göster ve ondan özür dilemesini iste. Çünkü o suçlu Âdem ogludur, âlemde suçu önce Âdem atamiz isledi.

Küçük bir suç için kimseyi suçlama, tâ ki seni de baskalari yok yere suçlamasinlar. Yani "keske böyle yapmasaydi" diye suçlamasinlar.

Yok yere öfkelenme, Kizginligini yutmayi aliskanlik haline getir.

Birisi senin yaninda hata yapsa, sonra da dönüp af dilese, o hatayi bagislamayi boynunun borcu bil. Çok büyük bir suç olsa da affetmek güzeldir. Her islenen hataya ceza verecek olsan büyüklügün nerede kalir?

Sonra özür dilememek için hatâ yapmamaya çalis. Birisine karsi aniden hata islersen özür dilemekten utanma.

Senden de suçlular af isterse sen de bagisla, dileklerini kabul et.



Cömert kimselerden bir sey iste

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Eger birisinden bir sey istemeyi düsünürsen, önce onu dene, gör; o kisi cömert midir, yoksa cimri midir? Cömertse ihtiyacini dile getir, ama dilek vaktini de gözet. Yani o kisinin gönlü dar veya aç oldugu vakit dilegini dileme ki umdugundan mahrum kalmayasin. Sonra dilersen mümkün olani dile, ele geçmesi mümkün olmayan seyi dileme, tâ ki elde edebilesin.

Bir istekte bulunmaya gittigin vakit önce iyi sözler tasarla ve hos bir edep ve usûlle ortaya uygun bir söz at, sonra buna uygun bir davranisla sözü maksadina getir ve hacetini dile. Söyledigin sözlerle ona lütuf göster, "Hacet vaktinde lütuf göstermek ikinci aracidir" demisler, yani lütuf, sözü geçen kisi gibidir. Lütuf göstermenin, ona en yakininin söylemesi kadar yardimi vardir.

Öyleyse bir dilekte bulundugun kimsenin katinda kendini bir aciz kul yerinde görmelisin, "insan iyilige kuldur." Biz Allah'a, her an Onun dergâhina ihtiyacimiz oldugu için kulluk ederiz. Eger muhtaç olmasaydi, hiç kimse Allah'a yüzünü ve yönünü döndürmezdi.

Dilek diledin ve dilegin kabul edildi, verdiler, o kisiye tesekkürünü yerine getir, onu hosnut et. Böylece dilegin artarak devam eder. Nitekim Allah buyurur: "Sükür nimet çokluguna sebep olur." Allah, sükreden kullarini sever.

Hem, önceki dilek kabul olunca tesekkür etmek, ikinci dilegin kabul olunmasinin da umududur. Birisinden bir dilekte bulundun, fakat dilegin kabul edilmedi; bunu da kendi talihinden bil. Varip o kisiyi halka sikâyet etme, "Hacetimi bitirmedi" deme. Çünkü o senin halka sikâyet etmene önem verseydi, hacetini bitirirdi.



Gönlünde ilim sevgisini saglamlastir

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Bütün ilimlerin içinde din ilminden büyük ilim yoktur. Din, kökü birlik olan bir agaçtir, dallari seriattir ve bunlari birbirinden ayiran dünya menfaatidir.

Gücün yettigi kadar din ilmine çalis, din ilmini bilenlerin etrafinda dolas, tâ ki hem dünyayi elde edesin, hem de âhireti ele geçiresin. Allah nasip ederse önce din ilmine yapis, çünkü o gövdedir, kalani daldir. Gövdesiz dal istemek sapiklik nisanidir.

Eger bu dedigim islerden ilmi istersen kanaatkar ol, yani helâli ve harami seçici ol, açgözlü olma. Gönlünde ilim sevgisini saglamlastir, dünya sevgisini gider. Söyle ki: Ilme dost olmalisin, dünyaya düsman. Cefaya ve zahmete dayanikli ol. Gece uyumayi ve erken uyanmayi huy edin.



Yanindan kitap eksik olmasin

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Yazmaya ve okumaya karsi çok hirsli ol, yani yazmaktan ve okumaktan baska hiçbir seye istegin olmasin. Gayet alçakgönüllü ol, burnu büyük olma. Okumaktan üsenme, ne okursan ezberle ve ezberini tekrarla.

Âlimleri sev ve daima ilim ehline yakinlas, onlarin katinda saygili ol, edepsiz olma. Ilim ögrenmekte hirsli ol, unutkan olma. Ama hocana ve her iyilik gördügüne karsi haktanir ol. Yanindan kitap, kalem eksik olmasin. Gönlün bunlardan baska seylerle ugrasmasin.



Uzak fikirli ve ince bakisli ol

[CoLoR=Cyan]Ey ogul![/CoLoR]

Ne isitirsen aklindan tutmaya çalis. Sözü az söyle, ileri görüslü ve ince fikirli ve kusursuz ol, kusurluluga razi olma. Çünkü bir ilim talibi bu dedigim gibi olursa, çok süre geçmeden benzeri bulunmayan bir âlim olur.

Eger çalisip âlim olursan, gayet dindar olmalisin. Ibadette, namaz, oruç ve taat bucagina komsu ol, elbiseni daima temiz tut ve hazir cevap ol. Sana sorulan her türlü meselede düsünmeden cevap verme. Uygunsuz hareketlerin hosuna gitmesin. Baskasinin uygunsuz sözüyle hareket etme. Kendi görüsünü baskasinin görüsünden üstün tutmamaya çalis. Zayif bir mesele için, "Bu meselenin iki yüzü ve iki söylenisi vardir" deyip hareket etme.



Seriatin hükümlerini iyi koru

Konusma sirasinda kaskati kesilip durma. Karsina, sagina soluna bakarak konus ve hararetli hararetli konusurken, sözü çevirip gevsek gevsek konusma. Toplulukta seni dinleyen halki her an kontrol et. Ince görüslülükle iyiden iyiye bak, eger agir nükteler hoslarina gidiyorsa güzel nükteler yap. Yok, eger ämiyane nükteler istiyorlarsa sen de amiyane konus. Toplulukta söyledigin her sözü aklinda tut ve ayni unutma ki bir toplulukta onu tekrar etmeyesin.

Her an açik yüzlü ol, asik yüzlü olma. Tenini ve giysini daima temiz tut, seriatin hükümlerini, içinde ve disinda iyi koru: Namaz gibi, oruç gibi ve nafile ibadet gibi..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 496
favori
like
share
eskitoprak Tarih: 21.03.2007 17:38
tesekkurler paylasim icin sagol