Tuğba Karademir... Hepimizin bilmesi gereken fakat pek azımızın tanıdığı bir isim... Artistik patinajda ilk kez Türkiye'yi temsil ederek bayrağımızı bütün büyük yarışmalarda dalgalandıran, ülkemizi ilk defa olimpiyatlara çıkaran, aldığı derecelerle göğsümüzü kabartan, pırıl pırıl bir sporcu o...

Evini, ailesini ve arkadaşlarını geride bırakarak Türkiye'yi buz pateninde daha iyi temsil edebilmek adına dünyanın öbür ucuna yerleşen, kendi çabasıyla bu zor ve pahalı sporda böylesine büyük başarılar elde eden Tuğba'ya herkesin yalnız olmadığını hatırlatması gerekiyor.

Tuğba kendinden bahseder misin?
1985'te Ankara'da doğdum. 5.5 yaşındayken yuvada ders olarak buz pateni yapmaya başladım. Ankara'da Belpa'nın ilk açıldığı zamanlardı. Birkaç yerel yarışmaya katıldıktan sonra 8 yaşında Türk takımına seçilerek uluslararası yarışmalara gitmeye başladım.

9 yaşındayken Hollanda'da katıldığım uluslararası yarışmada Türkiye'ye ilk altın madalyasını kazandırdım. 10 yaşındayken 1995'teki Balkan Kupası'nda ilk altın madalyayı aldım. 2002 yılından bu yana da Avrupa ve Dünya şampiyonalarına katılıyorum.

'Başarı için yurt dışına gittim'

Sen ve ailen neden herşeyi geride bırakarak Kanada'ya yerleştiniz?
Ailecek şunu anladık ki, eğer buz patenine devam etmek istiyorsam, daha iyi koçların ve antrenman imkanlarının bulunduğu bir yere gitmemiz gerekiyordu. Türkiye'de kalırsam daha fazla ilerleyemeyeceğim bizim için çok açıktı. Bundan dolayı daha iyi koşullar aramak üzere yurt dışına gitmeye karar verdik.

Sponsorun var mı?
Patencilerin çoğu federasyonlarından ve ülkelerinden hedeflerine ulaşmak için gerekli olan desteği görüyor. Ne var ki, benim şu ana kadar hiç sponsorum olmadı ve tek destek ailemden geldi.

Federasyonumuz yapabildiği kadarını yapmaya çalışıyor, fakat yeterli değil. Şimdiye kadar kostümlerimi anneme diktirerek, kareografilerimi etrafımdaki kareograflardan yardım alarak kendim hazırlamaya çalıştığım veya mümkün olan en ekonomik şekilde hazırlattığım için masrafımı kısabildim. Senelik buz pateni harcamam şu anda 60,000 doların üstünde.

Buz pateni neden bu kadar zor ve pahalı bir spor?
Buz pateninde gerekli olan minimum antrenman zamanı bile inanılmaz. Buza giriş ücreti, antrenör ücreti ve ekipman (bir çift paten 2000 Dolar) son derece pahalı. Daha önce de söylediğim gibi tüm bunlara kareografi, kostümler ve diğer masraflar ekleniyor.

Seni, Vancouver'da yapılacak 2010 Kış Olimpiyatları'nda görebilecek miyiz?
2010 Olimpiyatları'na katılmak kesinlikle planlarım arasında, fakat dediğim gibi masraflarımı karşılayabildiğim sürece ve vücudum da kaldırabildiği sürece kaymaya devam edeceğim.

'Türkiye için'

"Kanada'ya yerleşmemin sebebi Türkiye'yi yapabileceğim en iyi şekilde temsil etmekti. Eğer Kanada'yı temsil etseydim, daha yüksek artistik puanlara ulaşacak, üniversite eğitimim ve tüm medikal masraflarım devlet tarafından karşılanacaktı. Ayrıca maaş alacak, pekçok şov ve reklamda boy gösterip, daha iyi bir geleceğe sahip olacaktım. Tüm bu olanaklara rağmen Türkiye adına yarışmayı tercih ettim".

'200 km yol'

"Ben tipik bir güne çok erken kalkarak başlarım. Kahvaltımı edip kendi antrenmanımdan önce antrenörlük yapmak üzere buz pistine giderim. Zamanıma bağlı olarak 2-3 saat antrenman yaptıktan sonra Toronto'daki York Üniversitesi'nde derslerime girmek için gidiş dönüş 200 kilometre yol yaparım. Akşam döndükten sonra spor salonuna giderim, arkadan ödevlerimi yapıp baygın vaziyette yatağa girerim".

'Gelecek parlak'

"Türkiye artık büyük yarışmalarda temsil edildiği için bundan sonrasını biraz daha parlak görüyorum. Basın bu spora daha fazla yer ayırdıkça, halktan daha çok ilgi gelecektir. Devlet buna gerekli ortamı sağlayarak destek verirse, başarı yavaş yavaş oluşacaktır. Umuyorum ki, benim jenerasyonumun ardından Türkiye'yi uluslararası yarışmalarda temsil edecek daha genç patenciler çıkacak.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 439
favori
like
share