"iki farklı şey, iki farklı isimle ( msl. adam ve at telimeleriyle ) adlandırılır ki kelâmın çoğu böyledir. Farklı birçok şey de bir tek isimle adlandırılır; meselâ GÖZ kelimesinin farklı manalarda kullanılması gibi . Buna karşılık bir tek şey de çeşitli isimlerle adlandırılır; meselâ Arap dilinde KILIÇ'a farklı isimler verilmesi gibi. " ( İBNİ FARİS'İN FIGH'UL LUGA ADLI İSERİNDEN NAKLEN SUYUTİ )

Yukarıda ki ( sevdiğim ve fakat bu konuda fikrine katılmadığım bir alimin kitabından yaptığım ) alıntıyı lütfen dikkatle okuyunuz !

Cümlenin ilk bölümü " KELAMIN ÇOĞU BÖYLEDİR " diye son bulmakta , İkinci cümle ise : " FARKLI BİR ÇOK ŞEY DE " diyerek başlamakta ... Eğer"çok" olanı belirten yargı denildiği gibiyse , geriye "az" olan bir kısım kalması gerekirdi, lakin devamla ; " bir çoğu da böyledir " diye başlayan cümlelerin kuyuya atılan taştan ibaret olduğu aşikardır. Bu tip cümleler ; " bir yanlışlığı nasıl yaparım da doğru diye gösterebilirim" kaygısıyla serdedilmektedir. Anladıktan sonra, üzerinde hiç durmaksızın reddedeceğim kalıplardır bu cümleler.

Üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğine inandığım bir konu... LİSAN. Gelin düşünsel bir geziye çıkalım sizlerle, ve farzedelim ki yaratılan ilk insan sizsiniz : Çevrenizde bulunan bir çok nesne var ve bunların isimlerini ALLAH size öğretmiş, bir nesneye ; bir isim tekabül eder. Bir soyut kavrama ; bir kelime tekabül eder. Bundan başka bir şekilde isimlendirme mümkün değildir. Ve siz öğrendiğiniz bu isimlerle , ister cennetten kovulmuş olun isterseniz direk yeryüzünde var edildiğiniz kanaatinde bulunun sonuç değişmeyecektir. Karşınızda nesneler , olaylar ve ruhsal haller bulunmaktadır ve siz bunlar hususunda duygu ve düşüncenizi izah etmek istediğinizde ; her bir olay , nesne ve ruhsal durumunuzu BİR TEK kelime ile izah etmek zorundasınızdır ve tabiatınız sizi buna sevk edecektir, çünkü insan hiç bir zaman fazladan yük yüklenmeyi sevmez ( istisna kaideyi bozmaz ) .

İnsan kelime ve kelimenin anlamının hamallığını da yapmak istemeyeceğinden LAFZ-I MÜŞTEREK / ÇOK ANLAMLI ve EŞ ANLAMLI veya EŞ ADLI kelimelerin olması mümkün değildir. ( Allah ilk yaratılan insana veya insanlara ; Bak , falan nesneye bu ismi de söyleyebilirsin , şu ismi de , hatta şunu bile kullanabilirsin diye öğretti ise orasına bir şey diyemem )

Üzerinde yeterince araştırma yapılmadan ve dikkatle tetkik edilmeden, hemen bir takım eş anlamlı kelimeler , eş adlı kelimeler sıralanabilir ve öyle de yapılıyor, lakin bu tip kelimeler üzerinde hassasiyyetle durulursa ; ya aynı dil örgüsü içinde olmadıkları ( kelimenin birisi arapça diğeri türkçe gibi. msl. : FARK ve AYRIM ) veya aynı durumu / hâli ifade etmedikleri ( GÜLMEK ve GÜLÜMSEMEK gibi ) ya da aynı dil örgüsü içerisinde kelimenin zamanla kullanım kolaylığı babında harf kaymalarına ( yani tahriflenme deriz buna ) uğraması ( insanın YÜZ' ü : ÖZ kelimesinden bozulma , hayvanın derisini YÜZ'mek : ÜZ'mek kelimesinden bozulma . Sayı olarak YÜZ' ü ifade eden kelime belki de gerçek harflerini koruyan ifadedir. ) Bunları okurken, anlamları ifade babında elverişsiz bulunan alfabe'mizdeki 29 harf'le sınırlı kalmayın!

Bu girizgahtan sonra ana konuya dönersek eğer : KURAN kelimeleri de , birden fazla mana içeren kelimeler olmadığı gibi , bir hal ve durum da KURAN'da birden fazla kelime ile serdedilmemiştir. Meğer ki MECAZ , KİNAYE ve TEŞBİH vs. gibi edebi sanatlar ola , işte bu halde kelime anlamını yitirir ve yeni anlam kazanır veya anlam başka bir kelime formunda önümüze çıkabilir .

LEMYEZEL arkadaşımızın kavramlar çalışmasını okuduktan sonra bunları yazmak gereği hissettim , arkadaşımız güzel bir çalışma başlatmış lakin kavramların üzerinde hassasiyyetle durmamış . İlkin ; Kelimeleri anlamlarından koparıp ISTILAHİ MANA dediğimiz boyuta taşıdığımızda ne yaptığımızn farkındamıyız acaba ? Satır aralarına ayetler veya hadisler serpiştirmek kolay , kolayda söylemimizi ayet ve hadislere mi doğrulatmak istiyoruz acaba ? Oysa ki ayet ve hadislere bizlerin tabi olması gerekir! Eğer bir Ayet ve hadisi kastettiği manadan kopartıyor isek ( bunu genelde bilmeden yapıyoruz ) ayet ve hadis bizim görüşümüze tabi olmuş olumuyor mu ? Bu yükümlülükten de kurtulmanın bir yolunu bulmuşuz ; falan alimin kitabından alıntı yapmak ! Asırlardır üzerinde gidilen bu kurnazca yolu keşfedeliden beri İSLAM DÜNYASININ yüzü gülmez oldu ve hangi alimin olursa olsun , kabul ettiğimiz görüşlerden de sorumlu tutulacağımızı bilmiyoruz sanki.

O sebeple Kuran kelimeleri üzerinde konuşurken , söz söylerken veya bir hadisi satır aralarına oturturken dikkatli , dikkatli ve daha dikkatli olmamız gerekir, yine de hatan kurtulamayacağımız kesin gibi bir şey , çünkü bizler miras yedileriz , hangimiz ne üretti , ne çalışma yaptı asırlardır yatıyor ve ecdadımızın bize gönderdiği ( onu da az dahi olsa bilmiyor ve okumuyoruz ) esinti ile yaşıyor ve konuşuyoruz .
Ciddi anlamda tahlile ihtiyacımız var , inşallah yakın zamanda Kuran kelimeleri üzerine bir çalışma başlatacağım. Kuran ; KİTAP kelimesi ile ne kastetmektedir ? Buyrun şimdiden yorumlarınızı alayım !!

Selam ile ....

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1847
favori
like
share
sahra gül Tarih: 10.08.2008 17:32
Değerli arkadaşım, böyle bir konu herkesin ilgisini çekmeyebilir belki, ama yine de günlük hayatımızda çok sık rastlanan bir konuya dikkat çekmişsiniz.

Bunda İslâm camiasında bulunan ilahiyatçıların da çok büyük etkisi var, herkes kafasına göre yorum yapıyor ve insanların aklı karışıyor.