ALLAH'ü teala Hz. İsa'yı fizyolojik olan bir doğumla değilde neden mucizevi bir şekilde babasız olarak dünyaya getirmiştir. Muhakkak ki bunun da bir hikmeti vardır. Bu konu ile ilgili bilgisi olan arkadaşlarımın görüşlerini bekliyorum. Sonunda bende bir açıklama yapacağım. Selametle.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1972
favori
like
share
M.Kutsi Çil Tarih: 25.12.2008 23:00
Allahın herşeye kadir olduğunun bir isbatıdır.
waluable Tarih: 25.12.2008 16:38
TEŞEKKÜR
panason Tarih: 28.11.2006 10:24
yusufoglu arkadasimi sordugu ve verdigi bu guzel cevaptan dolayi tesekur ederim.
KONOMI arkadasimsa olaylari bilimsel olarak o kadar guzel acikliyorki,allah sahidimdir saskinlikla okuyorum.Dinimizdeki ilk emirin mahiyetini ve önemini simdi cok daha iyi anliyorum.OKU!!!
KONAMI Tarih: 27.11.2006 22:08
Kardeşlerim...
Konunu devamı inşallah..


Burada bizi yanıltan şey, meseleye bakış açımızdır.Yani, Allahın yaptıklarıyla kendi yaptıklarımızı aynı kefeye koyarak mukayese ediyoruz.Bilmeliyiz ki, bizim için yapılması imkansız olan şeylere Allahın ol demesi kafidir.Aslında babasız meydana gelen sadece Hz. İsa değildir.Canlılar dünyasında bunun pek çok misalleri vardır.Arılar bunlardan sadece birisidir.Bilindiği gibi, her kovanda bir ana arı bulunur.Ve hayatında, bir defa çiftleşme uçuşuna çıkar.Bu uçuş sırasında en hızlı erkek arı ile çiftleşir ve ondan aldığı spermalar [erkek üreme hücreleri] bir kese içerisinde depo edilir.Kovana döndükten sora ana arı yumurtlamaya başlar.Yumurtalar, spermaların bulunduğu kesenin yanından geçerler.Bu esnada bazı yumurtalar spermalar tarafından döllenir.Bazıları ise hiç döllenmeden çıkarlar.İşte döllenen yumurtalardan dişi arılar, sperma ile döllenmeyen yumurtalardan ise erkek arılar meydana gelir.Biz bu tip üremeye biyolojide Partenogenetik üreme diyoruz.İsaın babasız oluşunu, aklımız almıyor diye inkar edersek, yeryüzünde her yıl milyarlarca babasız erkek arının meydana gelişini nasıl açıklayabiliriz.
Bir başka örnek de yaprak bitleri (Afidler)dir.İlkbaharda bazı bitkilerin yaprak ve tomurcuklarından özsu emerek yaşıyan bu böcekler çiftleşmeksizin [yani babasız olarak] yavrular doğururlar.Bu yavruların tamamı dişidir.Ancak sonbaharda erkeklerle çiftleşen böcekler doğurmayıp yumurtlarlar.Döllenmiş bu yumurtalardan ilk baharda dişi yavrular çıkar.Erkekler sadece sonbaharda hasıl olurlar.
Su pireleri Dafnialar da belirli bir mevsimde partenogenetik yani babasız olarak üreme gösterirler.Döllenmemiş yumurtalardan yavrular çıkar.
Dikkat edilirse, gerek yaprak bitleri ve gerekse su pirelerinin babasız üremeleri devamlı değildir.Sadece belirli mevsimlerde olur.Yani Cenab-ı Hak manen diyor ki: Üreme kanunumu istersem hikmetime göre değiştirebilirim. Canlıları, babalı olduğu gibi, babasız da yaratabilirim. Sebepler sizi aldatmasın.
Bu örnekleri daha da artırmak mümkündür.Karıncaların, uyuz böceklerinin ve solucanların bazıları ile portakal pamuklu bitleri de partenogenetik olarak babasız ürerler.
Anne ve babamız, dünyaya gelmemizde birer sebeptirler.Bundan başka bir rolleri var mıdır? Mesela, gözlerimizi ve ellerimizi annemiz mi verdi, yoksa babamız mı? Hele akıl, hafıza, hayal, sevgi, nefret ve şefkat gibi manevi cihazlarımızı nereden aldık?..Tek bir hücreden gelişerek meydana gelen bu vücut yapımızı bir düşünelim.Hangi kudret sahibi bu harika yapıyı o tek hücreden çıkardı?..Madem biz varız.Kendimizi inkar edemiyoruz ve madem tek bir hücreden yaratılmışız.Bunu da biliyoruz.Böyle bir ilim ve kudret sahibi bizi neden annesiz ve babasız yaratamasın?Zaten anne ve babamızı da yaratan O değil mi?
Dünyada cereyan eden üreme kanunlarının hepsi de erkek ve dişi vasıtası ile olacak diye bir kural yoktur.Bakteriler bir kaç saat içinde neslinin neslini görebilecek kadar hızla ürerler. Fakat ne anne var, ne de baba.Bir bakteri ortadan ikiye bölünüyor ve iki bakteri oluyor.Diğer taraftan milyonlarca bitki ve hayvan türünün ilk yaratılışının da annesiz ve babasız olduğunu unutmamak gerekir.Her kanunun bir istisnası bulunabilir.Anne ve baba vasıtasıyla dünyaya gelme kanununun bir istisnası olarak Hz. İsa [as] yaratılmıştır.Bununla insanların imtihanı söz konusudur.Hikmet-i İlahi böyle istemiştir.Çünkü Hz. İsa [as] büyük peygamberlerdendir.Peygamberlere Allah tarafından verilen mucizeler ise zamanlarındaki insanlar hangi hususta ileri iseler, o çeşitten olmuştur.Hz. İsa zamanında tıp ilmi revaçta olduğundan, onun mucizesi de tıpçıları aciz bırakacak olan babasız yaratılma şeklinde olmuş ve bu, hayatın ölüleri diriltme gibi mucizeleriyle devam etmiştir.
Hz. İsa [as]ın babasız oluşu, ne Cenab-ı Hakkın kudretine noksanlık, ne de ilmine bir eksiklik getirir.Tam aksine, istediğini istediği gibi yaratabileceğini gösterir.Bu hadise ile O, bizim, sebeplerde boğulmamamızı ihtar ediyor.Anne ve babanın birer sebep olduğunu, hikmeti gerektirirse insanları ve hatta bütün canlıları anne-babasız da yaratabileceğini gösteriyor.

Kaynak :
* İslam Mucizeleri
* İsmail Arıcıoğlu
flatron44 Tarih: 26.11.2006 20:04
[COLOR=burlywood]Allah hepinizden razı olsun
KONAMI Tarih: 26.11.2006 18:31
Kardeşlerim..

Bakara Suresindeki 253. ayetinde de ifade edildiği Allahın bütün Peygamberleri Peygamberlik yönü ile eşittir.Ancak hususi yönleri ile bazıları bazılarına üstün kılınmıştır.Kuranı Kerimdeki ayetlerden de anlaşılacağı üzere Peygamberimiz diğer Peygamberlerden üstün kılınmıştır.Yine bu ayette Peygamberlerin belirgin özelliklerinden bahsedilmektedir.Mesela Hz. Musanın Allahla konuşmasından bahsedilmiştir.Burada sadece Hz. Musa ile konuştuğu manası çıkmaz.Nitekim Miraçta Peygamberimizle de görüşmüştür.Ayette Musa [a.s] ın en belirgin özelliği olan Allahla konuşması hususu zikredilmiştir.
Yine Hz. İsanın doğumunda Hz. Cebrailin Hz. Meryeme gelip ona teselli vermesi gibi hadiseler Hz. İsanın diğer Peygamberlere göre bu yönü daha belirgindir.
Demekki bu ayet bu Peygamberlerin diğer Peygamberlere olan hususi üstünlüklerini ifade etmektedir.Yoksa diğer Peygamberlerin Cebrail [a.s] la görüşmediği anlamı çıkmaz.

* RUHUL-KUDÜS *
Mukaddes ruh, vahiy meleği Ruhul-Kudüs, ruh ve kudüs kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.Bu kelimelerin ikisi de Arapçadır. Ruh; hayat, idrak ve hareketin kaynağı, maddenin tanı mukabili, manevi varlık, vahiy, Allah kelâmı, Kurân-ı Kerim, kuvvet, vahiy meleği, Cebrâil, his, duygu ve benzeri manalar işin kullanılır.Bununla beraber, ruh'un gerçek manasını Allahtan başka kimse bilmez.Çünkü bu husus, Yüce Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:
* Sana ruhtan sorarlar.De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir.Size ilimden pek az bir şey verilmiştir * [el-İsrâ, 17/85]
Kudüs kelimesinin aslı ise, kuds dür ve mukaddes, mübârek, her türlü fenalıktan arınma demektir.Bu iki kelimenin birleşmesinden meydana gelen ruhul-kudüs, herhangi bir şaibe ile lekelenme ihtimali olmayan, mukaddes ve temiz ruh, vahiy meleği, Cebrâil demektir.Ruh kelimesi Kurânda birkaç yerde geçmekte ve değişik manalara gelmektedir.Ruhu'l-Kudüs ise, yalnız dört yerde geçmektedir.Bulunduğu âyetlerdeki manası hakkında âlimlerin farklı yorumları olmuştur.Ancak çoğunluğun kanaatına göre, vahiy meleği olan Cebrâil demektir.Ruhul-Kudüs kelimesinin geçtiği âyetlerden birinin meâli şöyledir:
* Andolsun, Musâ'ya Kitâbı verdik, arkasından peygamberler gönderdik.Meryem oğlu İsaya da açık deliller verdik ve Onu Ruhul-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik * [el-Bakara, 2/87]
Alimlerin bu âyette geçen Ruhul-Kudüs hakkındaki değişik görüşlerini şöyle sıralayabiliriz:
* 1- Ruhul-Kudüs, Yüce Allahın isimlerinden biridir.
* 2- Mukaddes kitap olan Kurân ve diğer bir görüşe göre İncil demektir.
* 3- Ruhul-Kudüs, Allahın ruhu demektir.
* 4- Vahiy meleği olan Cebrâil demektir.Alimlerin ekseriyeti bu görüştedir.Çeşitli hadislerde ve şairlerin şiirlerinde de, bu manada kullanılmıştır.
Bu görüşü benimseyen alimlere göre, aşağıdaki âyetlerde geçen Ruhul-Kudüs de Cebrâil demektir:
* Allah demişti ki: Ey Meyrem oğlu İsâ, sana ve annene olan nimetimi hatırla, hani seni Ruhul-Kudüs [Cebrâil] ile desteklemiştim * [el-Maide, 5/ 110]
* De ki: İnsanları sağlamlaştırmak ve müslümanlara yol gösterici ve müjde olmak üzere onu, Ruhul-Kudüs [Cebrâil], Rabbinden hak ve hikmet gereğine indirdi * [en-Nahl, 16/102]
Ruhul-Emin de, Ruhul-Kudüs ile eş anlamlıdır Yani o da Cebrâil demektir.Kurânda yalnız bir yerde geçmektedir:
* Onu, er-Ruhul-Emin [güvenilir ruh, yani Cebrâil] indirdi * [eş-Şuara, 26/ 193]

Kaynaklar :
* Buhârî, Salat, 68
* Müslim, Fedâilus-Sahabe, 151, 152
* Neseî, Mesâcid, 24
* Raşid el-İsfahânî, el-Müfredât
* Garibil-Kurân, Mısır 1961
* Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kurân Dili, V, 3125
* et-Taberî, Camiul-Beyân, Mısır 1954, I, 404
* el-Kurtubî, el-Camiu li Ahkâmil-Kurân, Mısır 1967, II, 24
* er-Râzî, et-Tefsirul-Kebir, III, 177
fikret336 Tarih: 24.11.2006 13:17
paylaşım için teşekkürler
Madgenius Tarih: 24.06.2006 15:42
İki cevapta çok güzel...Bana sorulsa bende ikinci cevabı verirdim ilk olarak...ancak birinci cevapta güzel..Allah herşeye kadirdir...
Çetin Tarih: 17.06.2006 23:27
ARKADAŞLAR BİLGİLENDİRME İÇİN TEŞEKKÜRLER ALLAH RAZI OLSUN