[COLOR=orangered]Kendi halinde,sade ama mutlu bir hayati vardi istiridyenin. Denizin derinliklerinde bir kayaya tutunmus, yasayip gidiyordu. Tuzlu deniz suyundan yiyecegini buluyor, sert kabugu onu dusmanlarina karsi koruyabiliyordu. O da zamaninin buyuk kismini sagindan-solundan suzulerek gecen baliklari seyrederek geciyordu.

Derken, birgun, istiridyenin icine bir sizi dustu. Icinde hissettigi aci sakin hayatini alip goturmus, yerine sikintili ve sancili gunler getirmisti. Cok gecikmeden istiridye bu sancilarin nedenini ogrendi. Bir kum tanecigi! Kucucuk bir kum tanecigi nasilsa istiridyenin icine girmis ve simdi onu acilar icinde kivrandiriyordu.

Istiridye kendi kendine bu kum tanecigini ne yapacagini dusunmeye basladi. "Bu sikinti neden benim basima geldi? Nasil oldu da oldu?" gibi sorular sormanin faydasizligini ve anlamsizligini biliyordu. O kum taneciginden kurtulmanin mumkun olmadiginin da farkindaydi. O halde, yapmasi gereken, simdi dusmani gibi gorunen bu davetsiz misafirle birlikte yasamaya calismakti.

Bu kararinin ardindan istiridyenin sancilari sona ermedi, ama azaldi. Sikayet etse kat kat artacak olan sikintilari dayanilabilir olcude kaldi. Gunler, aylar ve yillar geldi gecti. Ilginctir, istiridyenin agrilari ve sikintilari da neredeyse sona ermis, ve ardinda herkesin ziyaret etmekten buyuk zevk duydugu bir istiridye birakmisti.

Cunku hayatinin uzun sure acilarla gecmesine neden olan o kum tanecigi, onun sabriyla bir inciye donusmustu!

Istiridyenin bulundugu civarda yasayan diger deniz canlilari onu sik sik ziyaret etmeye, zaman zaman kabugunu actiginda ortaya cikan muhtesem inciyi seyretmeye geldiler.

Ve bir seye hic karar veremediler: O harika inci mi istiridyeyi guzellestiriyordu, yoksa sabir ve sukunet sembolu gibi duran istiridye mi inciyi oylesine guzel gosteriyordu?

***

Herbirimiz ilahi bir sanat eseriyiz.

Beden elbisemiz ipekten daha puruzsuz; gozumuz, kulagimiz, agzimiz, en paha bicilmez taslardan daha degerli. En sade bir insan yuzu, Mona Lisa'nin yuzunden daha canli ve degerli.

Duygularimiz elmas, yakut ve pirlantadan daha gozalici. Icimizde karun'un hazinelerinden daha buyuk bir hazine tasiyoruz. Belki farkindayiz, belki degiliz.

Birer model ve tasiyici gibi bu guzelliklerle guzellestirilmisiz. Ama hicbiri bize ait olmadigi, ne yapimlarinda ne de devamlarinda hicbir katkimiz olmadigi halde bu sanat eserlerini sahiplenip, onlarin basina gelen ve hosumuza gitmeyen degisikliklerden ne de cabuk sikayet edebiliyoruz..!

Varligin, uzerimizde tasidiklarimizin bizden degil, ama bize emanet edilmis seyler oldugunu ne de cabuk unutabiliyoruz!

Bize bicilen, bize en cok da uyan ve daha fazlasini tasiyamayacagimiz konumun birer sanat eseri olmak oldugunu niye hatirlamiyoruz dersiniz?

Sevincler kadar huzunlerin de, rahatliklar kadar sikintilarin da bize yakistigini ve hayatin onlarla guzellestigini ne kadar farkedebiliyoruz?

Ne dersiniz, Mona Lisa tablosu yapilirken tablodaki kadin kendi ressamini elestirse, surasi duzgun olmadi, burasini soyle degil boyle yap dese ne derdik? Ve usta ressam Vinci Mona Lisa'yi Mona Lisa'nin istedigi gibi resmetse boylesine guzel olur muydu?

Ya da, usta bir mucevhercinin elinde bicimlenen bir elmas dile gelip ustasini sikayet etse, ne derece hakli olurdu?

Duygularimiz iyi-kotu herbir olayla bir elmas gibi bicimlendirilirken, sabrettigimiz takdirde kum tanesi gibi bir sikintiyi bir ince tanesine donuutürebilecekken, Sanatkarimizi sikayet etmeye ne derece hakkimiz var?

Guzeli guzel yapan, sanatkarinin ustaligi midir, yoksa o seyin kendini nasil gordugu mudur?

Sozun kisasi, birakalim, hayatimiz Sanatkarimizin elinde seyre ve tefekkure layik bir eser olsun. Birakalim, huzunler ve sikintilar duygularimizin sivriliklerini gidersin ve onlari daha da guzellestirsin...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1699
favori
like
share
murat2042 Tarih: 12.10.2008 23:07
elllerine sağlık arkadaşim eyvallah
hümanist Tarih: 12.10.2008 23:03
insana insan olduğu için değer verip seven herkese selam olsun...
SILA Tarih: 13.05.2006 23:22
paylasimin ve emegin icin tesekkurler