BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM

Es selamu `aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh!

İnsanın yapısında gurur, hased, yeryüzünde hakimiyet kurma, iktidar sahibi olma vs. gibi arzuların olması kişinin niyetini etkiler. İnsan bu dürtüler sebebiyle başkasının sözlerini ve fiillerini eleştirmek, başkasından daha ilerde görünmeye çalışmak, dostluk, nesep veya mezhep taraftarlığı cihetiyle birilerinin görüşlerini benimsemek vesaire gibi kendisine makam ve yönetim selahiyeti getirecek bir çok durumla karşı karşıya gelir. Böylesi durumlar da insanlar arasında son derece yaygındır.İnsanların tartıştığı mesele hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları veyahut birbirlerini irşad edecek deliller hususunda kifayetli olmamaları, karşı tarafın haklılığını idrak edecek düzeyde olmamak vs. Kişinin bir mesele hakkındaki bilgisi de bu anlamda yeterli olmayabilir. Zulüm ve cehalet her şerrin altında yatan en büyük sebeplerdir.

Kuranda varid olan ihtilaf çeşitleri

Şeyhulİslâm İbn Teymiye rahmetullahi aleyh şöyle demektedir: Kuranda Allah ihtilafı iki kısma ayırıyor.

Birincisi, her iki grubun da eleştirildiği ihtilaftır.

Fakat (onlar) ihtilafa düşmeye devam edecekler. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır[1]. Bu ayetlerde rahmete nail olanlar ihtilafa düşmekten müstesna kılınmıştır. Şu ayette konuyu bir başka açıdan izah etmektedir: [COLOR=orangered]O azabın sebebi, Allahın, kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen farklı yorum yapıp) kitapta ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlığın içine düşmüşlerdir[2]. Yine aynı şekilde Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler[3] ve Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın [4] ve yine aynı şekilde [COLOR=orangered]Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur[5] mealindeki ayetler bu hususu açıklamaktadır.

Şu ayet ise Hristiyanların içine düştüğü ihtilaf ve iftirakı vasfetmektedir: Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir[6].

[COLOR=orangered]Aralarına kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu söndürmüştür[7] mealindeki ayet Yahudilerin ihtilafını ele almaktadır. Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedir[8] ayeti ise ihtilafa düşen grupların kendilerini nasıl gördüklerini apaçık ortaya koymaktadır.

Hz. Peygamber de ümmetin durumunu vasfederken Bir tanesi hariç diğerleri ateştedir bir diğer rivayette ise Benim ve ashabımın (bugün) üzerinde olduğu yolda olanlar (kurtuluştadır) buyurmuştur[9]. Bu ifade ile Hz. Peygamber ayrılığa düşenlerin, gruplara ayrılanların helak olacağını haber vermiştir, bir tek grup bu durumun istisnasıdır o grupta Ehli Sünnet olanlardır.

Bu her iki açıdan da kabul görmeyen ihtilafın çeşitli sebepleri vardır. Bunlar:

a- Kötü niyet: İnsanın yapısında gurur, hased, yeryüzünde hakimiyet kurma, iktidar sahibi olma vs. gibi arzuların olması kişinin niyetini etkiler. İnsan bu dürtüler sebebiyle başkasının sözlerini ve fiillerini eleştirmek, başkasından daha ilerde görünmeye çalışmak, dostluk, nesep veya mezhep taraftarlığı cihetiyle birilerinin görüşlerini benimsemek vesaire gibi kendisine makam ve yönetim selahiyeti getirecek bir çok durumla karşı karşıya gelir. Böylesi durumlar da insanlar arasında son derece yaygındır.

b- Cehalet: İnsanların tartıştığı mesele hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları veyahut birbirlerini irşad edecek deliller hususunda kifayetli olmamaları, karşı tarafın haklılığını idrak edecek düzeyde olmamak vs. Kişinin bir mesele hakkındaki bilgisi de bu anlamda yeterli olmayabilir. Zulüm ve cehalet her şerrin altında yatan en büyük sebeplerdir. Ayet-i Kerimede [COLOR=orangered]Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir[10] buyurulmaktadır.

İhtilaf da farklılıktan, çeşitlilikten ve zıtlıktan kaynaklanan ihtilaf olmak üzere iki gruba ayrılır.

Farklılıktan kaynaklanan ihtilafın da kendi içinde çeşitleri vardır:

1- Bu anlamdaki ihtilafta her iki görüş veya uygulama tarafı da haklı olabilir. Kıraatlar hususunda sahabe beyninde vuku bulan ihtilaflar bunun örneğidir. Nitekim Hz. Peygamber ashabını bu tartışmalardan menetmiş ve Her ikiniz de haklısınız[11] diyerek her iki görüşün de doğru olduğunu söylemiştir. Ezan, kamet, istiftah, teşehhüd, salatul-Havf (korku namazı), bayram tekbirleri, cenaze tekbirleri vs. bunun örnekleridir. Belki bu hususta bazı uygulamaların daha efdal olduğunu söylemek mümkündür, ama şu görüş yanlıştır denmez.

Ümmetin genel durumuna bakıldığında çok basit, furu meselelerinden dolayı, kamet tek mi olacak çift mi olacak, bunun genel çerçevesi nedir vs. gibi ihtilaflardan dolayı fiili çatışmaların olduğu müşahade ediliyor ki bu da haramın ta kendisidir. İhtilafı bu noktaya getirmeyenlerin pek çoğu ise, kalplerinde bu şeylerden birine meylediyor diğer şeylerden de yüz çevirip Hz. Peygamberin yasakladığı şeyi yapmış oluyor.

2- Bazende ihtilaf, her iki görüşün de gerçekte muhatabın sözleri içinde bulunması, ama ibare ve ifadelerin farklı olması durumudur. Hududları ifade eden kelimeler, delalet sıygaları, müsemmaları ifade eden tabirler, ahkamın taksimi vs. gibi hususlardaki ihtilaflar bu nevi ihtilaflardır. Cehalet veya zulüm sebebiyle görüşlerden birisi övülürken öbürü de şiddetle zemmedilir, reddedilir.

3- Bazı durumlarda ise her iki anlamda farklı olur, birbirlerinin anlamını içermezler ama birbirine zıt anlamlar da ihtiva etmezler, yani her ikisi de isabetli görüşler olur. İhtilaf konularının çoğu da aslında bu minval üzere olan ihtilaflardır.

4- Her iki görüş mensuplarının da meşru ve doğru bir yol üzre olduğu tartışmalardır. Her iki tarafında benimsediği yol dini anlamda güzel ve doğrudur.

Tabi böyle bir durumda cehalet ve zulmün tedahülüyle görüşlerden birisi hiçbir iyi niyet taşımadan doğru kabul edilir veyahut öbüründen daha efdal olduğu söylenir, öbür görüş de eleştirilir.

Zıt görüşlerin bir araya gelmesinden kaynaklanan ihtilafta ise görüşler birbirinin tam tersi anlamlar içerirler. Bu usûl noktasından olabileceği gibi furû sebebiyle de olabilir. Cumhurun görüşüne göre isabetli görüş bir tane olur. Gerçi her müctehid görüşünde isabetlidir şeklinde bir kanaat vardır ama bu çeşitlilikten kaynaklanan ihtilaflar için söz konusu olur zıtlıklarda böyle düşünülmez.

İki görüşün birbirine tamamen zıt olduğu ihtilaf oldukça problemli bir alandır. Çoğu zaman bu tarz tartışmalarda ortaya konulan görüşler ve deliller hem usûl hem de anlam bakımından, sistem ve mantık genel itibarıyla batıl olmasına rağmen, bazı haklılıklar ve doğruluklar taşıyabilmektedir. Ama bu tarz tartışmaların tabiatı gereği, muhataplar birbirlerinin görüşlerini toptan reddederler. Ehli Sünnetin kader, sıfat, sahabe vs. gibi hususlardaki tartışmaları böyledir.

Ehli bidatin durumu ise son derece açıktır[12]. Fukaha, son dönemin fıkhi meseleleri üzerinde tartışanlar, fıkıhçı geçinen zümre, mutasavvıflar ve tarikatlar vs. gibi gruplara bakıldığında bunların durumu rahatlıkla görülebilecektir.

Allahın kendisine bir hidayet ve nur bahşettiği insanlar ise, Kuran ve sünnetten aldıkları ilham ile bu ve benzeri durumlara düşmekten kurtulurlar. Gerçi aklı selim ve temiz bir kalp bu tarz tartışmaları başından kabul etmez.

Adına çeşitlilikten kaynaklanan ihtilaf dediğimiz bu ihtilafta her iki tarafta haklıdır. Ama burada eleştirilmesi gereken nokta, taraflardan birinin öbürünü zemmetmesi, tenkid etmesidir. Kuran bu durumdaki her iki tarafın da, bir taşkınlık ve aşırılık olmaması kaydıyla, övülmesi gerektiğini salık vermiş Hurma ağaçlarından, herhangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allahın izniyledir[13]. Müminler ağaçları kesme hususunda ihtilafa düşünce, bir grup ağaçları kesmeye başlamış, bir grup ise bu husustaki tereddüdlerinden dolayı kesmemiştir. Şu ayette de benzer bir duruma işaret edilmiştir: Davud ve Süleymanı da (an). Bir zaman, bir ekin hususunda hüküm veriyorlardı: bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik. Böylece bunu (bu fetvayı) Süleymana biz anlatmıştık. Biz, onların herbirine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik[14]. Bu ayette Süleyman aleyhisselamın anlama hususunda özelliğine dikkat çekilmiş ve her ikisi de ilim ve hikmet ile tavsif olunmuşlardır. Beni Kurayza Yahudileri ile savaş esnasında Hz. Peygamberin, ikindi namazını vaktinde kılmak isteyen ve Beni Kurayza hududuna gelinceye kadar tehir etmek isteyen her iki grubun kararını da takrir etmesi (onaylaması) bu durumun örneklerindendir[15].

Hakim ictihadında isabeteli olursa iki sevap, hatalı olursa bir sevap alır[16] mealindeki hadis bu durumun bir başka örneğini ve bu olaylarla ilgili yaklaşımı ifade etmektedir. Bu konuda verilebilecek çok sayıda örnek vardır.

Bu bölüm de[17] ihtilafın kısımlarından biri sayılırsa ihtilaf üç kısma[18] ayrılmış olur.

İkincisi, taraflardan birinin övüldüğü, ki bunlar müminlerdir, ve öbürünün zemmedildiği ihtilaftır.

O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkar etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı[19] .

Fakat onlar ihtilaf düştüler, içlerinden kimi iman etti, kimi de inkar etti şeklindeki ifadede bir grup övülmüş (müminler), öbür grupta (kafirler) zemmedilmiştir. Şu iki ayette övülen ve yerilen iki grubun durumunu tasvir etmektedir: Şu iki grup, Rableri hakkında çekişen iki hasımdır: İmdi, inkar edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir[20] Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranışlarda bulunanları, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder[21]. Ebu Zerrden gelen bir rivayette bu farklılığın tarihi boyutunu göstermesi açısından önemlidir: Bedir savaşının olduğu gün, Müslüman taraftan Hz. Ali, Hamza ve Ubeyde meydana çıktılar. Onların karşısına Kureyş tarafından Utbe, Şeybe ve Velid çıktı. Bu tarihi örnek şu açıdan önemlidir: Müslümanlar arasında çıkan problemlerin önemli bir kısmı bu kabil ihtilaflardır. Bu bazen kan dökmeyi beraberinde getiren fiili çatışmalara ve birbirinin malını mübah saymaya, kalıcı düşmanlıklara yol açan kötü sonuçlara varabilmektedir. Bunun sebebi de, taraflardan gruplardan birinin karşı tarafın sahip olduğu hak, hidayet ve doğruluktan bîhaber olması, kendi doğrularını sahiplenerek batılda daha da derinleşmeleridir[22].

Ehli Sünnetten bu tarz tartışmalarda bulunanların çoğunun durumu bugün de aynen böyledir. Ötekilerin durumu ise zaten belli, onlar asıldan ve temelden bu tarz ihtilaf, bidat, dalalet ve husumutlere açık gruplardır.



------------------------------------------------------------

[1] Hud, 118-119.

[2] Bakara, 176.

[3] Ali İmran, 19.

[4] Ali İmran, 105.

[5] Enam, 159.

[6] Maide, 14.

[7] Maide, 64.

[8] Müminun, 53.

[9] Bu hadisle ilgili tartışmalar için bkz. S. 46.

[10] Ahzab, 72.

[11] Sahih-i Buharî, 2410 nolu hadis, kitabul-Husumat, bab 1, Fethul-Bârî 5/70.

[12] Ehli bidatin görüşlerinin ve tartışmalarının batıl olduğu bilinen bir gerçektir, bunun Kuran ve sünnetten delilleri vardır, dolayısıyla muhataplarının bunların görüşlerinde kabul edilecek hakikat noktaları ve unsurlarını kabul etmeleri, itiraf etmeleri söz konusu değildir.

[13] Haşr, 5.

[14] Enbiya, 78-79.

[15] Hz. Peygamberin müttefekun aleyh olan İkindi namazını ancak Beni Kurayzada (Beni Kurayzaya varınca) kılın mealindeki hadisi bu olayla ilgilidir. Ashabın bir kısmı namazlarını vaktinde ve yolda eda ettiler, diğerleri ise Beni Kurayzaya varınca, yani vaktin çıkmasından sonra kıldılar. Hz. Peygamber her iki uygulamayı da tasvib etmiştir. Müslimde asr (ikindi) yerine zuhr (öğle) şeklinde geçmektedir. Bkz. Buhari, Kitabul-Havf********************************************** . fethul-Bârî, c.II, s. 436, 946 nolu hadis. Sahih-i Müslim, Kitabul-Cihad ves-Siyer, babul-Mübadere bil-gazv, c. III, s. 1391, 1770 nolu hadis.

[16] Hadisin Hakim ictihad eder ve isabet ederse iki sevap, yanılırsa bir sevap alır şeklinde gelen ifadesi müttefekun aleyhtir. Bkz. Sahihul-Buharî, Kitabul-İtisam, 7352 nolu hadis; Fethul-Bârî 13/318.

[17] Her iki tarafın da görüşlerinde haklı olduğu tenevvu (çeşitlilik) ihtilafı kastedilmiştir.

[18] Bu üç kısım şunlar olmaktadır: 1- Her iki tarafın da zemmedildiği tenevvu ihtilafı. 2- Taraflardan birinin takdir öbürünün tenkit edildiği tezat ihtilafı. 3- Her iki tarafında övüldüğü, takdir edildiği ihtilaf.

[19] Bakara, 253.

[20] Hacc, 19.

[21] Hacc, 23.

[22] İktidaus-Sırat, 1/130, 139.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 914
favori
like
share