Ağır gecenin karanlığında Ne olacak? diye düşünüyordu.
Varoluş yazgısı bittiğinde ve zamanın sonuna gelindiğinde ne olacak? Yaşam bir saniye daha ilerleyemediğinde, insanlar çaresiz şaşkınlıklarının dışında ne hissedecekler? Yeni bir duygu hissedecekler.Daha önce insanoğlu tarafından hissedilmemiş bir şeyler...Eminim. diye söylendi.

Yatak odasındaki boy aynasının önüne bir koltuk getirdi ve aynanın karşısına oturdu.Bir sigara yaktı.Bir süre aynadaki görüntüsünü seyretti.Ardından kendi görüntüsüne gülmeye başladı:
Aynaya baktığımda gözlerimde gezinen sevgisizliği gerçekten fark ediyor muyum? Zamanla ellerimin arasında kaybettiğim insanlığımı, maskelediğim özümün soğukluğunu ve ürpertisini, tüm acımı içime gömerek mezarımın-aynanın- başında içtiğim sigaraların sayısını hatırlıyor muyum? Kaç kere?

Bilmiyorum. Cevapsız kalmak bana burukluk verirken umarsızlığım beni korkutuyor mu? Evet.Korkuyorum, korkuyoruz, korkuyorlar.Bizler gerçekliğimize oyun muamelesi yapıyoruz Sigarasını söndürdü ve kol saatini çıkardı.Evdeki sessizliğe alıştığı için artık ürkmüyordu.

Böyle mi geçecek yaşamım? Çeşitli guruplara bölünerek, kendimden korkarak ve kendime acıyarak yada kendimi taşlayarak yaşamaya devam edebilecek miyim? Evet?..Hayır?..

Bilmiyorum.Kafamı suyun içerisine sokup nefessiz kaldığımda gerçekleri, yalanları, suçsuzları, suçluları birbirlerinden ayırt edemem...Kendimin gardiyanı olarak hiçbir yere ulaşamayacağımı da çok iyi biliyorum.Biliyorum fakat ne değişiyor? Böylece rahat koltuğuna gömülüp korkaklığın kadehinden şarap içtikçe hiçbir şey değişmez.İstediğim kadar sarhoş olurum, istediğim kadar yakalarım kendimi...Korkularımın elverdiği kadar ayık yaşarım.Ölümü beklerken yaşanılan birkaç heves, birkaç değişiklik, birkaç izlenim...

İşte hayatım...Arkasından soğuk mezarın içerisinde geçecek sonsuz yıllar, toprağın kokusuna karışma gerçeğiyle yüzleşmek...İşte ölümüm...Sonra?Sonra ne olacak?
Telefonunun çalarken çıkardığı elektronik melodiyi duyuyordu.Telefonu açmamaya karar verdi. İçeri girmekten korktuğum için cennetin kapısının önünde günlerce beklerim. Cennetin kapısından içeri girememenin cehennem demek olduğunu da çok iyi biliyorum..Sıkıntılarım tarafından içimin kemirildiğini bile bile kılımı kıpırdatmadan sıkıntılarıma alışmaya çalışırım. Bukalemun gibi davranır, zamanla her şeye alışırım.
Gözlerini kapattı. Ne kazanırım? diye fısıldadı.Söylesene Ayna....Niye susuyorsun?...
Ne kazanırım? diye bağırdı.Tekrardan gülmeye başladı.Aynanın karşısından kalkarak oturma odasına geçti.Televizyonun karşısındaki geniş koltuğa oturdu ve televizyonu açtı. Yüzündeki yapay gülümseme kaybolmuştu.

Televizyon kanallarını incelemeye başladı.Gece haberleri..Kanalı değiştirdi.Spor programı...Kanalı değiştirdi.İki homoseksüelin sunduğu saçma bir televizyon programıyla karşılaştı.Popüler müzik sanatçılarından birinin programa konuk olduğunu gördü.İki artı bir üç eder. Diye düşündü.Üç tane balık beyinli, moda ve toplumun giyim tercihleri hakkında konuş! uyorlardı.Biraz düşündü ve televizyon kanalını değiştirme gereğini duymadı.Alışıyordu alışıyordu artık bu anlamsız hayata.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 355
favori
like
share
AndroMeda Tarih: 01.06.2006 15:47
[COLOR=orangered]hayat zaten bir ayna degil mi... yaptiklarimizi ve sonuclarini bizlere gösteren bir ayna degil midir...
Ice Tarih: 01.06.2006 14:20
Gercekten öyle..

Paylasim icin tesekkürler..
Kime Ne Tarih: 31.05.2006 22:56
Tşkler emeğine SağLik..
tıkır Tarih: 29.05.2006 13:12
Ah şu aynalar zaman zaman insana geçmiş muhasebesi yaptırır, sonra da güler halimize:20: Özlem ellerine sağlık,paylaşımların için Teşekkürler.
fiber_optic Tarih: 18.05.2006 13:01
Teşekkürler düşünce güçlerine yardımcı olacak bir konu paylaşımın için teşekkürler
NaZ Tarih: 18.05.2006 11:47
insani düsündüren bir hikaye

ozlems_o paylasimin icin tesekkürler