Huzur, sarı kanepede yatıyordu, derin bir uykuda olduğu belliydi. Yüzü çok solgun gözüküyordu, neredeyse kanepeyle aynı renkteydi. Sessiz sedasız uyuyordu. Sanki çok yorulmuş, çok yıpranmıştı. O uyuyor, saatler hızla akıyordu. Günlerden 31 Aralık Salı'ydı...

Sıkıntı, kanepenin kenarında yerde oturmaktaydı. Birden ayağa fırladı. Hızlı adımlarla odanın içinde turlamaya başladı. Çok zayıftı, sanki vücudunda hiç et kalmamıştı, kendi kendini yiyip bitirmiş gibiydi. Kafası karmakarışıktı. Bir taraftan yürüyor, bir taraftan da düşünmeye çalışıyordu. Ama kafasında hiçbir şey yoktu. Huzur'a baktı, çok yorgun gözüküyordu, hem de çok yorgun.

Ela içinde bir sıkıntı hissetti. Sanki biri gözlerine doğru çılgınca yaş pompalıyordu. 'Offf yaa,' dedi 'Nerden çıktı şimdi bu sıkıntı? Ne kadar da huzurlu hissediyordum kendimi biraz önce!' 'Kendine gel, kov şu sıkıntıyı," diyen cılız bir ses duydu içinden. Güzel şeyler düşünmeye, güzel şeyler umut etmeye çalıştı. İşine döndü...

Sıkıntı, Huzur'a baktı, ezeli düşmanına. İşte şimdi aynı odadalardı. Gücünü ispat etmişti Sıkıntı. Huzur, Sıkıntı'yla mücadeleye dayanamamış, yorgun düşmüştü. Sıkıntı da yorulmaya başladığını hissetti. Koltuğa oturdu. Uykuya daldı.

"Hisler Odasına", Umut gülümseyerek girdi. Sabahtan beri Huzur'u arıyordu ama bir türlü bulamamıştı. Ela'nın yeni yıla Huzur olmadan girmesini istemiyordu. Onu kanepede yarı baygın uzanmış görünce şaşırdı. Normalde dinlenmek nedir bilmeyen, insanların içinden çıkmamak için Umut'la birlikte direnen Huzur, şimdi derin bir uykudaydı. Koltukta oturan Sıkıntı'yı görünce şaşkınlığı arttı Umut'un. Sıkıntı da yarı baygın bir haldeydi...

Ela eşyalarını toparlayıp işyerinden çıktı. İçindeki sıkıntı sanki biraz hafiflemiş gibiydi ama birileri yüreğini mengeneyle sıkıştırıyormuş gibi hissediyordu. Yeni yıla bu duygularla girmek istemiyordu. 'Belki geceyi tek başıma geçirecek olmanın sıkıntısı basıyor içime,' diye düşündü. Hüzünlü bir şekilde servise bindi. Servis eve doğru hareket etti.

Umut ne yapacağını şaşırmıştı. Huzur'u uyandırmayı denemiş ama başaramamıştı. Bir taraftan da Sıkıntı'nın uyanmaması için sessiz hareket etmesi gerekiyordu. Saatler hızla ilerliyor, yeni yıl yaklaşıyordu. 'Ela böyle sıkıntılı, belirsiz duygular içinde girmemeli yeni yıla,' dedi kendi kendine. Huzur'un yanaklarına renk gelmeye başlamıştı ama onun uyanmasını beklerse her şey için çok geç olabilirdi. Hızla "Hisler Odası'nı" terk etti ve Kalp ile Aklın beraber yaşadığı odaya doğru koşmaya başladı.

Ela eve girer girmez, her yılbaşı gecesi giydiği kırmızı pijamalarını geçirdi üstüne. Önceki gün aldığı kırmızı şarabı açtı, yanına peynir dilimledi, küçük bir kaseye tombul bademleri boşalttı ve camın kenarındaki büyük koltuğa oturdu. 'Telefon falan çalmasın bu gece kendimle baş başa kalmak istiyorum, sıkıntım ve ben,' diye düşündü. Yavaş yavaş şarabını yudumlamaya başladı. 'Hayat ne kadar da anlamsız' diye geçirdi aklından.

Odaya hızla giren Umut, Kalp ve Aklı şaşırtmıştı. Ne oluyor demelerine kalmadan, Umut anlatmaya başladı. "Ela'nın huzurunu, sıkıntı sağlam bir mücadele sonunda kaçırmıştı." Ela'nın "Hayat ne kadar anlamsız!" cümlesini fark eden Akıl da Ela'nın çok sıkıntılı olduğunu onayladı. Umut, bana yardım edin diye yalvardı her ikisine de, Ela böyle girmemeli yeni yıla. Kalp, Akıl ve Umut çalışmaya başladılar; Ela iyi şeyler hissetsin, iyi şeyler düşünsün, umut etsin diye.

İkinci kadehi dolduran Ela, camdan dışarı bakarken, çöp toplayan, üzerinde paltosu olmayan adamı gördü. 'Ne kadar şanslıyım aslında,' dedi kendine; "Şu an ben de sıcacık evimde oturmuş şarap içeceğime, çöp topluyor olabilirdim." Şükretti. Bir ambulansın acı siren sesi düşüncelerini böldü. "Allah'ım ya hasta olsaydım? Ben de rahat koltuğumda oturmuş hayat ne kadar anlamsız diye düşünüyorum utanmadan" diye düşündü. Telefon çalmaya başladı. Ailesi arıyordu, yeni yılını kutlamak için. Telefonu kapattığında gülümsüyordu. Tek başıma yeni yıla giriyor olsam bile, sağlıklı olmam, ailemin varlığı, çalışıyor olmam aslında huzurlu olmam için yeterli dedi kendi kendine. Daha iyi hissediyordu kendini şimdi. Bütün bunlar olmasa bile Ela olarak var olmak bu dünyada gerçekten güzeldi. Kendini rahat hissediyordu artık. Ela yeni yıla "Hoş geldin huzur, güle güle sıkıntı," diyerek girdi. İçinde yeni umutlar yeşermişti yeni yıla ilişkin. Gülümsedi. Yeni yıl çoktan gelmişti. Umutluydu.

Huzur sarı kanepede uyanmış, karşısında duran Umut, Kalp ve Akla gülümseyerek bakıyordu.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 373
favori
like
share
ozturk Tarih: 05.06.2006 14:19
emeğine teşkür...
leotombak Tarih: 05.06.2006 01:07
Güzel bir hikaye. Huzur; insanın ümitsizliğe düşmeyip, geleceğe umutla bakabilmesi ile, kalbini ve aklını doğru kullanması ile mümkündür. Huzur İslam'dadır.
Ice Tarih: 02.06.2006 18:42
Paylasim icin teseKKürler..
Kime Ne Tarih: 02.06.2006 14:41
Tşkler GüZeL bi PayLaşim Ellerine SağLik..
tıkır Tarih: 29.05.2006 12:35
]Harika elbette umutsuz yaşanmaz, Çıkmadık can da umut vardır her zaman. Çok güzel,Harcadığın emeğe,Paylaşan Yüreğine Teşekkürler Özlem. [/FONT