[COLOR=coral]Çocuğunuz ona seslendiğinizde birkaç defa tekrarlatıyor, televizyonun sesini çok açıyor ya da yakından izliyor ve derslerindeki başarısı giderek azalıyorsa hiç vakit kaybetmeden bir KBB uzmanına danışmanız gerekiyor demektir. Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, genellikle burun tıkanıklığı sorunu yaşayan ya da uyku sırasında ağzı açık uyuyan belki de horlayan çocuklarda orta kulakta sıvı toplanmasının son derece sık karşılaşılan bir durum olduğunu belirten Hisar Intercontinental Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tayfun Apuhan ciddi ve kalıcı duyu kayıplarına karşı aileleri uyarıyor.

Orta kulakta sıvı birikmesinin nedeni nedir?

Kulak; dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç kısma ayrılarak incelenir. Otitis media yani orta kulağın iltihabı ise orta kulak ve orta kulağın içinde bulunduğu kemiğin havalı boşlukları ile östaki borusunu kaplayan mukozanın iltihaplanmasıdır. Çocukluk çağında en sık görülen hastalıklardan biridir. Orta kulak ve burun ile irtibat halinde bulunan boşlukların iltihabı ile karakterize olan pek çok klinik tablo vardır. Bu tablolar zaman içinde birbirine dönüşebilirler.Orta kulakta sıvı birikmesi durumu (Seröz otitis media (SOM)) genel ve lokal enfeksiyon belirti ve bulguları olmadan sağlam kulak zarı arkasında sıvı toplanmasıyla karakterize bir orta kulak iltihabı tipidir.

Orta kulak iltihabıyla orta kulakta sıvı birikmesi nasıl ayrılır?

Akut orta kulak iltihabının iyileşmesinden sonra orta kulakta sağlam kulak zarı arkasında effüzyon kalabilir ve giderek kaybolur. Effüzyonların %52si dört hafta içinde ve %80i sekiz hafta içinde kaybolur. Bu nedenle bir orta kulak iltihabı atağının ardından orta kulakta efüzyon, ancak üç aylık kritik süreyi geçerse SOM yani Orta Kulakta Sıvı Birikmesi olarak kabul edilmeli ve tedavi edilmelidir. Yani hasta kulak ağrısı ve akıntı, ateş ve benzeri yakınmaları dile getirmez. Bugünkü bilgilerimize göre SOM akut orta kulak iltihabı ile kronik orta kulak iltihabı arasında yer alan bir geçiş şeklidir.

Orta kulakta sıvı birikmesinin belirtileri nelerdir?

Genellikle anne ve babanın tek yakınması çocuklarının kendilerine yanıt vermemesi, ilgisiz cevaplarla soruları geçiştirmesi, televizyonu çok yakından izlemesidir. Çocuğun sese karşı olan reaksiyonu azalır. Kreş ve anaokuluna giden çocuklarda öğretmenler çocuğun duymadığını fark ederler. Aileler tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları ile işitme kaybının arttığını söylerler. İki taraflı olgularda işitme kaybı daha ağır olduğu için daha erken fark edilir.

Hangi yaşlarda orta kulakta sıvı birikmesi riski yüksektir?

ABDde yapılan araştırmalarda 6-12 yaş grubundaki çocuklarda insidans %22 olarak bildirilmiştir. Ülkemizde net sıklık bildirilmemiştir.

Orta kulakta sıvı birikmesi riskini arttıran faktörler nelerdir?

Orta kulakta sıvı birikmesi riskini arttıran pek çok faktör tanımlanmıştır. İki- altı yaş grubundaki çocuklarda 6-7 defa ya da daha sık tekrarlanan üst solunum yolu enfeksiyonlarının riski artırdığı bilinmektedir. Geniz etinin büyüklüğü de kitle etkisi nedeniyle nazofarenks denilen bölgeyi tıkayarak solunum güçlüğü yapar ve devamlı bir patojen bakteri rezervuarı oluşturur. Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocukların yaz aylarında düzelmesi ve yetersiz tedavi görmeleri de orta kulakta sıvı birikmesine neden olabilir. Çocukta herhangi bir alerjik hastalık olması, genel ve lokal bağışıklık sistemi bozuklukları, prematür doğum, vücut ağırlığının normalden düşük olması, süt ile beslenmenin erken bırakılması, kalabalık ortamlarda sıkça bulunulması, yaşanan bölge ve iklim koşulları,nem derecesi riski direk etkileyen faktörler arasındadır.

Orta kulaktaki sıvı birikimi muayene sırasında nasıl belli olur?

Kulak muayenesindeki görüntü efüzyonun cinsine göre değişir. Genellikle seröz efüzyonlarda kulak zarı transparandır. Kısmen içeri doğru çökmüş olabilir. Bazı vakalarda sıvı seviyesi görülebilir. Sıvı açıklığı yukarı bakan at nalı biçiminde bir yay şeklindedir. Mukoid effüzyonlarda kulak zarı mat esmerimsi görünümde olabilir. Işıklı üçgen bulunmaz. Bu esmerimsi renk içinde kapillerlerin belirginleştiği de bazı vakalar görülebilir.

Hastalarda duyu kaybı nasıl ölçülür?

Bu hastalarda işitme eksikliği odyolojik testler ile saptanabilir. Çocuk büyük ise diapozon testleri ile de iletim tipi bir işitme kaybını ortaya koymak mümkündür. Efüzyonlu olgularda odyometrik olarak 25-40 dB arasında değişen iletim tipi işitme kaybı saptanır. İmpedans odyometrisi en çok kullanılan ve yaygın tanı yöntemidir. B tipi yani pik yapmayan eğriler efüsyonu gösterir. Ancak yalancı pozitiflik bulguların sayısı bazı uygulamalı çalışmalarda %30a kadar yükselmiştir.

Hastalık tedavi edilmezse sonuçları nelerdir?

Hastalığın sık görüldüğü süt çocukluğu ve oyun çocukluğu dönemi, çocukların aynı zamanda konuşmayı öğrendikleri ve çevrelerini tanıdığı dönemdir. Araştırmacılar bu tür çocukların dili öğrenme ve kullanma yetenekleri ile sosyal uyumlarının normal çocuklara daha kötü olduğunu bildirmektedirler. Hastaların çocukluk çağı hastalığı olarak bilinen bu hastalıktan kurtulabilmeleri için ancak yaşın ilerlemesi ve etkin tedavi yöntemlerinin (ilaç, tüp takılması, geniz eti alınması gibi) uygulanması ile olmaktadır. Sık olarak tekrarlar ve ilerler ise kulakta kireçlenme, iç kulak tipi işitme kaybı, kolesteatom denilen ve ileride büyük sıkıntılar veren ve mutlaka işitmeyi bozan ameliyatlar gerektiren tablolara yol açabilir. Enfeksiyon beyne doğru ilerler ise menenjit ve hatta ölüm bile olabilir.

Hastalık nasıl tedavi edilir?

Tedavide; ilk adım bünyesel risk faktörlerinin belirlenmesidir. Bunlar yaş, kronik üst solunum yolu enfeksiyonlarının varlığı, geniz eti, alerji, yüz gelişim anomalileri ve bağışıklık sistemi bozukluklarıdır. Başta mevsim olmak üzere çevresel risk faktörleri de tedavi planında önemli rol oynarlar. Eğer efüzyon iki taraflı ise ve üç haftadan daha fazla bir süredir devam ediyorsa bu efüzyonun kronikleşme olasılığı yüksektir.

Yaşın küçük olması hem tedavinin başarısını düşürür, hem de tekrarlama ihtimalini yükseltir. Aynı şey mevsimler içinde geçerlidir. Altında ciddi bir patolojinin olmadığı hastalarda, kendiliğinden iyileşme olguların %20sinde bildirilmiştir. Antibiyotikler ile belli oranda iyileşme sağlanmakta, ancak sık olarak tekrar etmektedir. Bu nedenle antibiyotik tedavisine alınan hastaların aralıklı olarak kontrol edilmesi ve tekrarlama olasılığının akılda tutulması gereklidir.

Aile bu konuda dikkatli davranmalıdır. Ancak bazı hastalarda aktif enjeksiyonun önlenmesi için steroid tedavisine ihtiyaç duyulur. Çünkü steroid etkin bir antiinflammatuar etkiye sahiptir. Fakat bu konuda çelişkili bilgilerde mevcuttur.

Sinüzit ve benzeri enfeksiyonlar ile geniz etinin büyük olması tedaviyi olumsuz yönde etkiler. Eğer bademcikler çok büyük ve geniz eti varsa, o zaman cerrrahi tedavi kaçınılmazdır. Bu durumlarda ilaç tedavisi ile vakit kaybetmek gereksizdir. Adenoid vejetasyon alınır ve kulağa ventilasyon tüpü takılır. Ventilasyon tüpleri orta kulağı normal gaz konsantrasyonlarındaki hava ile havalandırır ve orta kulaktaki basıncın atmosferik değerlere ulaşmasını sağlar. Orta kulakta sıvı birikmesinin ve negatif basıncın neden olduğu işitme kaybının düzelmesini sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki bu tür çocuklarda tüp atıldıktan sonra tekrar nüksedebilir. Nüks oranını etkileyen başlıca faktör yine hastanın yaşıdır. Ayrıca östaki borusunun fonksiyonundaki bozukluklar ve geniz etinin yetersiz alınması bu riski daha da artırır.

Ventilasyon tüpü takılmış çocuklarda kulağın sudan korunması önerilir. Tüp zaman zaman tıkanabilir ve işitme azlığı yapar. Bazen tüp takıldıktan sonra meydana gelen kanama da tüpün tıkanmasına sebep olabilir. Bu durumda saf oksijen ya da asit borik ile hazırlanmış oksijenli damlalar kullanılarak buşon yumuşatılıp aspire edilmelidir. Tüp takılı iken akıntı görülürse ya orta kulak iltihabı yinelenmiştir ya da dışarıdan orta kulağa enfeksiyon bulaşmıştır.Çok nadir olarak tüp orta kulağa düşebilir. Bu konuda dikkatli olunmalıdır. Tüp takılmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir durum kalıcı perforasyondur. Bu olasılık daha geniş ve uzun tüplerde görülür ve tüpün kalış süresi ile de ilişkilidir. Ventilasyon tüplerinin kalış süreleri iki ay ile iki sene arasında değişir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 783
favori
like
share
refik Tarih: 30.05.2006 09:38
değerli bilgilerin için teşekkürler arkadaşım
SU-PERISI Tarih: 26.05.2006 14:31
anne babanın çok dikkatli olması gerekir.bilgilerin için teşekkürler özlemcigim
trakya_kartal Tarih: 26.05.2006 12:15
teşekkürler
casper Tarih: 26.05.2006 09:05
Paylaşımın için teşekkürler özlemcim,
önemli bir konu,bir anne baba çocuğunun her hareketini takip ederek bütün değişikliklerin farkına varmalı