Cuma Hutbesi

Es selamu `aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh!

Innel hamde lillah, nahmeduhu ve neste´inuhu ve nestegfiruh.....

İlah; gönüllerin sevgiyle bağlandıkları şeydir. Yani gönüllerin sevgi, korku, umut, tevekkül, yardım, dua, kurban, adak, secde gibi şeylerde açık ve gizli tüm ibadet türleriyle kendisine yönelip bağlandığı varlıktır.

İlah; "me'luh" yani mabud (ibadet edilen) anlamındadır. Tüm dilbilginleri, ilahın sözlük manasının bu şekilde olduğunu belirtmişlerdir.

Tefsir, Hadis ve Fıkıh alimlerinin hepsi de ilah sözcüğünü "mabud" olarak yorumlamışlardır. Ancak bazı kelamcılar ilahı, sadece icat etmeye ve yaratmaya kadir olan varlık olarak yorumlamışlardır ki bu, büyük bir yanılgı ve oldukça kötü bir hatadır. Üzerinde biraz akıl yürüten kimse, bunun batıl olduğunu hemen kavrar. Böyle bir şeyi ileri süren kişi, sanki Allah'ın (c.c), Kitabında müşrikler hakkında anlattıklarından ve Arap müşriklerinin, Allah'ın (c.c.) icat etmeye ve yaratmaya kadir olduğunu söylemelerine rağmen müşrik olduklarından habersiz gibidir.

Ebu Abbas der ki:
"İlah; sadece "icat etmeye ve yaratmaya gücü yeten" demek değildir. Kelamcılar Uluhiyetin sadece icat etmeye gücü yetmek anlamına geldiğini sandılar. Halbuki, bunu müşrikler de kabul ediyorlar.

Nitekim, Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Andolsun onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, 'Allah' derler." (Lokman: 31/25)

"De ki: 'Biliyorsanız söyleyin; yer ve içinde bulunanlar kimindir?' 'Allah'ındır' diyecekler. 'O halde düşünmüyor musunuz?' de." (Mu'minun: 23/84-85)

"Onların çoğu, Allah'a ortak koşmadan iman etmezler." (Yusuf: 12/106)

İbni Abbas der ki:
"Onlara 'gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, "Allah" diye cevap verirler; fakat yine de Allah ile birlikte başkasına da taparlar."

Bu herkesin zorunlu olarak kabul ettiği bir şeydir. Fakat günahların en büyüğü olan ve Allah'ın (c.c.) asla bağışlamayacağını bildirdiği şirki işleyenler, bunu kabul etmekle kendilerini kurtarmış olamazlar. Çünkü aynı zamanda bütün ibadetlerin yanlızca Allah (c.c.) için yapılması da gerekir. Ancak bu durumda din yalnız Allah (c.c.) için olur.

Kur'an'ı Kerim'de "İlah" sözcüğünün ne manaya geldiği açık bir şekilde bildirilmiştir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Bir zaman İbrahim, babasına ve kavmine demişti ki: 'Beni yaratan hariç sizin taptıklarınızdan uzağım. O, bana doğru yolu gösterecektir.' Bunu ardında kalacak bir söz yaptı ki, belki (Allah'a) dönerler." (Zuhruf: 43/26-28)

Müfessirler diyorlar ki:
"Buradaki "bir söz" ifadesi; tevhid kelimesi olan 'La ilahe illallah' sözüdür. Bu söz İbrahim'den (a.s.) sonra onun soyu arasında ebedi olarak kalacaktır."

Katade de şöyle diyor:
"Onun soyundan gelenler bugün bile ibadette Allah'ı (c.c.) birliyorlar."

Burada miras bırakılan sözle anlatılmak istenen; yalnızca Allah'a (c.c.) dostluk beslemek ve O'ndan başkalarından uzak kalmaktır. Allah'a (c.c.) dostluk ise ancak O'na ibadet ve O'ndan başka tüm mabudlarla ilgi ve bağları koparmakla sağlanır. İşte bu kelime, İbrahim'in (a.s.) soyu arasında sürekli devam edecektir. Peygamberler ve onlara tabi olanlar bunu miras yoluyla birbirlerine devretmişlerdir.

Şirk, çirkin olduğu için haram kılınmıştır. Çünkü burada Allah'a (c.c.) (haşa!) hakaret etme, eksiklik isnat etme ve O'nu yaratılanlara benzetme vardır.

Şu gerçek asla akıldan çıkarılmamalıdır:
Kim sevgi, tazim, korku, umut, dua, tevekkül, kurban, adak ve benzeri ibadetlerden herhangi birini Allah'tan (c.c.) başkasına ya da Allâh'la (c.c.) beraber bir başkasına yaparsa o kimseyi Allah'a (c.c.) eş koşmuş ve ilah edinmiş olur. Bu yaptığına kendi kafasından ne ad koyarsa koysun, bu kimse müşriktir.

Aklı başında olan herkes bilir ki, bir şeyin adını değiştirmekle o şey değiştirilmiş olmaz. Örneğin; kişiler zinaya, faize, içkiye kendilerince başka isimler verseler de bu isimler, asla zinayı zina, faizi faiz ve içkiyi içki olmaktan çıkarmazlar. Değişen sadece adlarıdır.

Hatta Rasulullah'ın (s.a.v.) haber verdiğine göre:
Ümmetinden bir grup, faize alışveriş, içkiye de başka bir ad vererek onları helal kılmak isteyeceklerdir. Bundan dolayı, Rasulullah (s.a.v.) kendilerini yermiştir. Eğer hüküm sadece kendisine o isim verilen şey hakkında olup işin hakikatiyle ilgili olmasaydı, o zaman yermenin bir manası olmazdı.

İşte bu, öteden beri şeytanın insanoğluna kurmaya çalıştığı tuzaklardan biridir. Şirki, şirk olarak değil de salihlere saygı, tevessül, şefaat bekleme gibi şeyler olarak sunar ve insanoğlunu yanıltır.

Doğru yola ileten sadece Allah (c.c)'tır.

Vesselamu `aleykum!

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1783
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 10:14
Allah razı olsun
Çetin Tarih: 17.06.2006 17:40
TEŞEKKÜRLER
GÖRELELİ Tarih: 09.06.2006 21:15
teşekkürler