Sokağın yalnızlığında dolaştı bir süre. Kararmış gözleri ve bitmiş bedeni vardı.Uzun bir süreden sonra ilk kez hayal kurmaya çalıştı bugün. Yıkmak istedi kimsesizliğini , yapamadı . Silmek istedi kurumayan gözyaşını , silemedi . Sustu . Sokağın suskunluğuna ortak oldu bir süre . Her şeyi unuttu bir an için . Herkesi sildi belleğinden. Ve bütün yaşanmışlıkları unuttu . Ve bugünü , zamanın şimdi olanını da , geçmiş zamanları da , rivayetleri bile . Ama engel olamadı ölümlü düşüncelerine . Yaşamak istemiyordu , ölüme gidiyordu , biliyordu.
Yürüdü . İçinden ölüm şarkıları söyledi . Koştu . Bu kez bağırarak söyledi şarkıları . Aldırmadı insanların tuhaf bakışlarına . Üşümedi şehrin kışkıyametliğinde . Durdu . Kalakaldı . Ne yaptığını anlayamadı . Unuttuğu her şey geri gelmişti belleğine . Depresyon diyorlardı bu haline .
Üşümeye başladı bir süre sonra . Bu kez ölümün yalnızlığından değil , ayazdan üşüyordu . Başını yukarıya kaldırdı . İnsanlar camlarından dışarıya bakıyorlardı . İçinden Ne tuhaf dışarıda bir ben kalmışım bir de soğuk rüzgarlar .  diye düşündü .
İlk gördüğü kahvehaneye girdi . Sobaya koştu . Isındı . Görünüşü ve kendisi yaşlı olan bir adamın yanına oturdu . Bir iki kere göz göze geldikten sonra bakakaldı . Daldı gitti uzaklara . Belki de gençliği geldi aklına . Belki de ilk aşkı . Konuşmak istedi . Yapamadı . Sıkıldı , sıkıldılar . Sonra sordu yaşlı adam :
- Adın ne delikanlı ?
İçinden Nihayet diyordu genç . Çünkü birinin bir yerden başlaması gerekiyordu .
- Adım Cengiz ama yanlışın var amca. Kanım deli değil , yalnız . Yani deli kanlı değilim .
Adam tuhaf bir mahremiyetle baktı gencin yüzüne . Dediğini anlayamadı . Şaşırdı &
- İşin gücün yok mu oğul ?
- Yok . Ne işim var ne gücüm . Öyle böyle değil . Gerçekten . Gücüm yok . Hayata dair ve her şeye dair.
- Oğul ne tuhaf adamsın sen be ! Aynı dili konuşuyoruz . Ama ne diyorsun anlamıyorum .
Güldü genç . Hem de ağlanacak haline . Sadece güldü . Ağlayamadı .
- Normaldir , olabilir . Senin aklın kırk yıl geride , benim aklım nerede ?
- Benim aklım geride ama bedenim doğru yerde . Yani burada olduğu yerde . Senin aklın nerede mi?
- Hı hı aklım . Aklım yok ki &
- Hadi canım sen de & Bu lafları akılsız bir kafa söyleyebilir mi?
Adam şaşkın . Adam ağlamaklı . Ağlamaklı bir şaşkınlık var yüzünde . Ve hüzün karışmış gözlerine . Soruyor kendi kendine Bu mu neslin yenisi diye .
- Oğul hatırlar mısın doğduğun zamanları ?
- Yok , hatırlamıyorum . Ben zaten ölmeden önceki zamanlarımı yaşıyorum amca .
-Nasıl yani ? Hastalığın var herhalde .
- Evet , evet . Doğru . Hastalık &
- Ne hastalığıymış oğul ?
- Yaşama hastalığı &
- Genç senin dediklerini anlayamaz oldum .
- Boşver . Mühim değil . Yaşamı anlar mısın sen ?
- Anlarım . Daha da ötesini düşünmem . Düşünmekte istemem zaten .
- Neymiş o ötesi amca ?
- Ölmek oğul . Yaşamın ötesi yaşamamaktır .
- İşe bak ! Ben ölmek için ölüyorum . Sen yaşamak diye ölüyorsun . dedi delikanlı .
İhtiyar her şeyi anlamıştı . Hem de fazlasıyla . Sustu bir süre . Suskunluğu uzadı . Kendi gençliğini düşündü . Bir de karşısındaki gencin durumunu . Acıdı . Acınılacak hali vardı çünkü gencin . Gençse halini bile görmüyor , bilakis ölüyordu .

Hüzünlü bir kış gününde hüzün girmişti kahvehaneye. Ve ölümün soğukluğu vuruyordu insan yüzlerine . Kimse farkında değildi olanların .Şayet herkes acı çayların , demli sohbetlerin ve açık hayatların derdindeydi . Bir tek ihtiyar hüzünlenmişti . Ama o da , yaşama dair yeni bir şeyler öğrenmenin mutluluğunu yaşıyordu o hüznün arasında .

Genç öldü , adam ölesiye ağladı &

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 423
favori
like
share
fiber_optic Tarih: 13.07.2006 12:29
teşekkürler paylaşımın için
ozlems_o Tarih: 09.07.2006 15:00
paylaşım için teşekkürler