Bilimin yüyıllardır ışık üzerine yaptığı araştırmalar ve sonuçlarına karşın; hâlen gizemliğini kaybetmemiştir.Çözülmemiş bir bulmacaya benzetilebilir. Işıksız bir ortamda sağlam bir göz bile âdeta körelmiş gibi olur. Işık, cisimleri görülebilir hale getirir. Ayrıca cisimlere farklı açılardan yansımasıyla renkler meydana gelir. Johann Wolfgang Von Goethe' nin dediği gibi "Renkler ışığın hareketi ve kaderidir."
Bugün çoğu insan için ışık, bir elektrik düğmesini açıp ampülden çıkan aydınlık anlamına geliyor. Fizik kitaplarında ise ışık elektromanyetik dalgaların bir bölümünü oluşturur. Biraz daha yakından incelendiğinde ışığın bir ilüzyonda farklı bir şey olduğunu görmek mümkündür. Işığın gerçek anlamını hâlen bir bilmecedir.Tekâmülün bir tezahürüdür. Işık bilim adamlarının dediği gibi " Dalga- Parçacık- Dualizm " 'ni taşıyan tek bir şey mi?
Yunanlı filozof Pythagoras ( M.Ö. 570 - M.Ö. 496) ' a göre görmemizi sağlayan neden, her nesnenin kendisinden gönderdiği çok ufak parçacıkların göz sayesinde yakalanmasıydı. Onun öğrencisi olan Empedokles ( M.Ö. 483 - M.Ö. 420) ise başka türlü bir sonuca varmıştı.Empedokles' e göre gözden "Ateşimsi " bir ışın çıkar ve bu bizim var olan bütün eşyaları görmemizi sağlardı. Platon ( M.Ö. 428 - M.Ö. 347) ' a göre ise görmemizi sağlayan iki etken vardı. Birincisi nesnelerden çıkan "Dışsal ışık" , diğeri ise gözümüzden dışarı çıkan "İçsel ışık". Bu iki ışın ile görme gerçekleşiyordu. Aristoteles ( M.Ö. 384 - M.Ö. 322) daha önceki filozofların düşüncelerine katılmayıp ortaya yeni bir fikir attı. Işık, evreni dolduran ve çok ufak olan "Pellucid" adlı maddenin hareketi sonucu ortaya çıkıyordu. Aristoteles' in ışık kuramı ortaçağ bitene kadar kabul edilmiştir.


İlk olarak Isaac Newton (1643 - 1727)' un ortaya çıkardığı Optik bilim dalı ile, ışığın bilimsel olarak incelenmesine başlandı. Newton da Ortaçağ filozoflarının yaptığı gibi, ışığı iki bölüme ayırdı : "Fenomensel ışık (Fizik alanında geçerli olan) ve "Nominal ve potansiyel ışık (Tanrısal ve ilahî ruhu taşıyan). Ancak 20 y.y.' da Albert Einstein tarafından en modern ve önemli bir soru soruldu :" Acaba madde ile ışık arasında birbilerine karşı bir dönüşüm sağlanabilir mi ?"
Newton fiziksel ışığın oluşumunu partiküllere bağlıyordu.Tıpkı bundan 2000 yıl önce yaşamış olan Pythagoras gibi o da, ışığın çok küçük ışıldayan parçacıklardan oluştuğuna inanıyordu.Çağdaşı olan Hollandalı fizikçi Christian Huyges (1629 - 1695) ve İsveçre' li matematikçi Leonhard Euler (1707 - 1783) da Aristoteles' in ışık kuramına inanıyorlardı.Bu iki bilimadamı ışığın dalgalar şeklinde hareket ettiğini buldular.


Prismada ışık tayfı

Işık, düz dalgalar halinde yayılan elektromanyetik dalgalara verilen addır. 380-780 nm. dalga boyları arası dalgaboyu gözle görülebilir ancak bilimsel terminolojide gözle görünmeyen dalga boylarına da ışık denilebilir. Işığın özellikleri, radyo dalgalarından gamma ışınlarına kadar gidebilen, elektromanyetik dalganın boyuna göre değişir.

Işığın, ve tüm diğer elektromanyetik dalgaların temel olarak üç özelliği vardır:
• Frekans: Dalgaboyu ile ters orantılıdır, insan gözü bu özelliği renk olarak algılar.
• Şiddet: Genlik olarak da geçer, insan gözü tarafından parlaklık olarak algılanır.
• Polarite: Titreşim açısıdır, normal şartlarda insan gözü tarafından algılanmaz.
Işığın enerjisi hem frekans hem de ışık genliği ile doğru orantılıdır. Foton'un enerjisi E, frekans f, h Planck sabiti, ? dalga boyu ve C ışık hızı olmak üzere:

Dalga-parçacık ikiliğine (düalitesine) göre ışık ölçüm yöntemine göre hem dalga hem parçacık özellikleri gösterebilir. Işığın doğası halen modern fiziğin araştırma konularındandır.
Bir cisim, belli bir derece ısıtıldığında, ya da gazlar bir enerji yardımı ile uyarıldığında, ısıtılmaya bağlı olarak, çeşitli uzunluklarda ışın saçar. Güneş de bu tür enerji kaynaklarından biridir ve dalgalar halinde ışın yayar.


ses

Ses,titreşimlerden oluşan bir enerji türüdür.Çevremizde ses çıkaran sayısız varlıklar vardır.Hayvanlar,insanlar,taşıtlar,müzik aletleri,şelale,rüzgar,yağmurses çıkaran varlıklardandır.
Kendiliğinden ses çıkaran varlıklara doğal ses kaynakları denir.
Ses kaynaklarının ses çıkarabilmesi için titreşim gerekir.Müzik aletlerinde bunu çok net görebiliriz.
İnsanların ses çıkarmasıda titreşimle olur.Gırtlağımızda bulunan ses telleri akciğerlerimizde bulunan hava ile titreşerek ses çıkmasını sağlar.
Ses Kirliliği sesin abartılı ve gelişi güzel kullanılması sonucu ortaya çıkar.Ses kirliliğine gürültü denir.Ses kirlilikerli insan sağlığı için çok zararlıdır

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1228
favori
like
share