dün akşam yine meyhanedeydim
ikonunu aradım yüzünün
baktığını göremeyen bakışlarla.
bardağımdan sızan içki damlasında,
oturduğum iskemlenin gıcırtısında,
gramofonda çalan taş plakların
bu izbe meyhanenin duvarlarına
çarparak yiten şarkılarında
sesini duymak istedim.

veremlilerin yüzünün rengi gibi
solgun bakışlı
kırık duvar lambalarında
gözlerinin ışığını aradım.

şarap ve tütün kokan bu salaş meyhanede
senin kokunu aradım hep.
saçlarıma
ve bir tufanın öfkesine dokunan
sıcaklığını aradım.

yoktun.
üzerime devrilen masaların,
başımdan aşağı dökülen şarabın,
işkilli sarhoş kahkahalarının
ve kulaklarımı parçalayan
cızırtılı nikbin şarkıların üstüne basarak
firar ettim sokaklara.
seni bulamadığım herşeyi
teslim ettim sarhoşluğun biadına

yakama yapışan inatçı bir öksürük
güzelliğini bozamıyor havanın
inatla yaktığım sigaramın
ve kibritlerin ateşine rağmen
sokaklar karanlık.
irili ufaklı parke taşları,
ahmak ıslatan yağmurları,
kirli beyaz yüzüyle sokak lambaları
apartmanların köşe başları
ve caddelerdeki ıssızlık
bana hep seni hatırlatıyor.
rüzgarların uğultusu,
denizde dalgaların çağıltısı,
suyun gümüşi yüzünde dans eden yakamozlar,
Arnavut kaldırımları,
ve papatyalar
bana kokunu,
sesini getiriyorlar.
sen ise nerelerdesin kimbilir.
sigaram bitmiş,
şarabım,
umudum,
bütün renkler, bütün mevsimler
ve param;
onlarla beraber ben de bitmişim.

şimdi sarhoş, esrik
şuursuzca yürüyorum,
karanlıktan korkuyorum.
gülüşlerince aydınlık bir yer arıyorum
karşıma ilk çıkan dükkanın camlarını kırıyorum,
parketmiş arabaları tekmeliyorum,
avazım çıktığınca bağırıyorum,
caddelere işiyorum,
boşalan şarap şişesini yere vuruyorum,
titriyorum,
üşüyorum,
biliyorum.
gözlerimi zorlayan yaşlar süzüldükçe
yanaklarıma asit yağmurları yağıyor
düşmemeye çalışıyorum geceye
kahkahalarla gülüyorum
yıldızlardan yansıyan
bıçaklanmış gölgeme.

mağazaların neon ışıklarıyla süslü
gülüşünce aydınlık
caddeye çıkıyorum.
ve bizim şarkımız olmayan bir şarkıyı
bağıra bağıra söylüyorum
tabanlarıma aşina yolları aşarak
yoksul evime dönüyorum.
kapıyı açan yalnızlığımın dudaklarından öperek
ve çizgili pijamalarımı giyerek
ve yastığın birini yere indirerek
yatağıma giriyorum
ve seni düşünerek kapatıyorum gözlerimi.
eskiden de böyle yapardım,
hep seni düşünerek uyur
seni düşünerek uyanırdım.
ama bu gece;
seni düşünerek uyuyacağım,
yarın
seni düşünmeden uyanacağım.
ve karşıma çıkan ilk eskiciye
sana ait ne varsa
yok bahasına satacağım.

Gürkal Gençay
13.Kasım.1982-İstanbul

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 453
favori
like
share
cilgin Tarih: 09.08.2006 17:56
Ellerine saglik paylasimin icin tskler