Mazi Kalbimde Yaradır Dizisinden Sözler - Mazi Kalbimde Yaradır Dizisinin Unutulmaz Sözleri - Mazi Kalbimde Yaradır Dizisi Replikleri
ERİT karakteri(özgürçevik) : Sana geldim İstanbul, dönüp dolaşıp yine sana; senin denizine, sokaklarına, martılarına.
NECO karakteri(çağrışensoy) : Şair başladı yine beyit düzmeye...
FERİT karakteri(özgürçevik) : Oğlum bu şehre daha ne şiirler yazılır, ne şarkılar bestelenir bir bilsen neco..

FERİT karakteri(özgürçevik) : İlk bakışta aşka inanır mısın? Yoksa, önünden bir kere daha geçim mi..
MÜJGAN karakteri(sedefavcı) : Peki ya siz, ilk vuruşta baygınlığa inanır mısnız yoksa çantayı kafanıza geçirim mi...

MÜJGAN karakteri(sedefavcı) : Piyesi bilmenize şaştım doğruısu
FERİT karakteri(özgürçevik) : Beni fazla hafife alıyorsun
MÜJGAN karakteri(sedefavcı) : Siz de hayli hafif davranıyorsunuz...
FERİT karakteri(özgürçevik) : Aa.. Affedersiniz küçük hanım kabalık ettim affedersiniz...

*********
"Belki başka türlü buluşsaydık seninle, başka bir takvimde karşılaşsaydık mesela, başka bir iklimde açsaydık gözlerimizi birbirine, başka bir masalda alsaydı dudakların o emanet yangını dudaklarımdan, ikimizinde ismi aşk ihtimaliydi ... Aşk ihtilaliydi. Oysa bu 74 istanbul’unda sen ve ben yasaklanmış kitaplar gibi terk ediliyorduk tüm ihtimallerden. O ihtimallerin kökünü kurutmalı diyorum ... alın yazımızı birleştiren bütün parşömenler yakılmalı. Adımızın yan yana anıldığı o anlar , o anlar darağacında sallandırılmalı. Hangi deniz, hangi gökyüzü, hangi martılar ve hangi İstanbulsa bizi birbirimize getiren,şimdi kurşuna dizilmeli ...”

*********

Kalp dediğin bilir imkansızlık şiirini.. bilir de, ya gözlerim ?
En yaralı yerim..
Gözlerim gözlerinsiz kalınca ben sabahı nasıl ederim
Kararmaz mı bütün dünyam, bir ömür..
Ya nasıl öğreteyim sende ki imkansızlığımı ellerime ?
Bir an bile kavuşamayan ellerimiz nasıl da yıkmakta bunca şeyi ne tuhaf..
Oysa benim başım en çok senin göğsüne yakışırdı..
Başım ki tam omzuna yatmalıktı..
Ben artık bu yetim başla hiç bir hayale ağlayamam..
Sonra boynum.. ki dalından düşen bir yaprak..
Mevsimsiz sürgün yedim senden ayrı bir ömre doğarak..
İnsan yalnız kalbiyle sevmez ki unutmaya ilk oradan başlasın..
Unutmak kör kuyu, dipsiz karanlık.
Nereden başlamalı unutmaya seni bilmem ki..
Senden başladım unutmaya kendimi...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 18445
favori
like
share
Zuzo Tarih: 20.01.2012 15:21
superrr
ZELAL Tarih: 08.07.2011 20:31
[COLOR="SlateGray"]Yer, gök, dağlar, denizler, soluk almak, yani ki hayat onun bir bakışıyla başladı müjgan için yaşamak. Şimdi şah damarımdan bile uzaksan bana, ben çoktan mat olmuşum demektir. Deki aşkta saadet uzun sürmez, şüphesiz sen bunu herşeyden çok sevdin.

Ey beni ateş denizlerinde yüzdüren kalbimin efendisi, sevgilim. Nerdesin? Bahtımı bahtının emrine verdim nasıl inkar edersin? Diz çökmüşüm önünde yarınım kıldan ince kılıç yarası sensizlik. Gel de son ver bu ağrıya. Nerdesin?
ZELAL Tarih: 21.06.2011 10:30
Kalp Ağrısı - Mazi Kalbide Yaradır
[COLOR="SlateGray"]ben de gönül çektim eskiden
yandı hayatım bu sevgiden
anladım ki bir aşka bedel
gençliğimmiş elimden giden

önünde ben geldim de dize
yar olmadı bu kimse bize
en nihayet düşüp can verdim
gözündeki yeşil denize

sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
bir hazin maceradır onu aldılar elden
başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu

mazi kalbimde bir yaradır
bahtım saçlarımdan karadır
beni zaman zaman ağlatan
işte bu hazin hatıradır
ne göğsünde uyuttu beni
ne bûseyle avuttu beni
geçti ardından uzun yıllar
o kadın da unuttu beni

sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
bir hazin maceradır onu aldılar elden
başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu
ZELAL Tarih: 29.05.2011 01:40
çöl masalıdır ayrılık çocuğum , kuma karışır
yol alır ayrılanlar çöle ... kervanlar geçer , heybeleri kahırla yüklü kervanlar ...
tepinir dururlar yüreklerin hemen üstünde
aşk , kocaman eksilmektir çocuğum ,
sen bunu , upuzun trenler gibi düşün / trenler kadar büsbüyük bir eksilmek
gırtlağında İbrahim`in bıçağıyla yaşar sevdalılar / ama sen korkma ..!! melekler var ..!!
ağrır birden , geri teper çocukluktan kalma yaralar
bak , senin dizlerinde , benim kalbimde aynı yara var
tutamaz ayrılanlar hayatın rengarenk uçurtmasından
ama sen , sıkı tut , bırakma sevincin pamuk ipliğinin ucundan
aşk , şu kadar ölmektir çocuğum ..
sen bunu , gökyüzü gibi düşün
minareler , kuleler gibi koskocaman
yekparedir insan, sevmezden evvel
tamdır , eksilmemiştir henüz
sen bunu , çarşıdan aldığın nar gibi düşün
bir tane , eve gelince hani bin tane
tane tane , gez , göz , arpacık ve tetik / ve , parça parça / o tekerlemedeki nara döner ayrılanların yüreği
kan kırmızısı dökülmüş ,üstelik ömrü saçılmış ..
senin pencerene konan minimini bir kuştur aşk çocuğum ..
al yine de içeri , ama üşüme !!.. ve sonra unutma ..!! / usul usul sızar sevdaya düşerken ayrılığın da zehri sen bunu , aynı anda bir havuzu dolduran iki musluk gibi düşün .......
ZELAL Tarih: 29.05.2011 01:39
Geç kalmış, yolunu şaşırmış, bir serseri bulup dedimdi göğümü karartan.
Esmer bir imkansızlıkmış meğer geçmezmiş, bilemedimdi.
Lal bir masal sen ve ben ihtimali. Dilsizlerin elleriyle gözsüzlere anlattığı..
Aşk, santim santim budanmakmış gençliğinden, çarçabuk öğrendimdi.
Ruhumu patlatan bir sevdanın fitilini şuracıkta çektimdi.
Tam şuracıkta. İnsanların ömür dediği yerde.
Ilık ılık akıyorsa damarlarım şimdi sana, hayra yorma!
Kavuşmadan kapanmaz göğsümdeki bu yara!
ZELAL Tarih: 29.05.2011 01:38
Söylencek öyle çok şey var ki fakat anlatamıyorum. Burnumun direği sızlıyo sonra boğazım ağrıyo. Bu sanırım ilk terk ediliş gibi. Bazı anne babalar bazı bebeklerini çok küçükken terk ederler. Ne anlar ki bir bebekten ayrılıktan. İçi ile bildiği içi ile sevdiği bir çift kahverengi göz silinir bebeğin gözlerinden o kadar. Sandığından derindir oysa çocuğun terk edilmek hususundaki bilgisi. Hayatının geri kalanında silinen o hayali bir yapboz gibi tamamlamak için uğraşır. Bu ev sen Rauf amca hepiniz o hayali tamamladınız. Bu sanırım ilk çaresizlik gibi. Anneler bebeklerinin bu dünyadan korktukları anda geri dönebilmek için cennetin sihirli anahtarıymışcasına göbeklerine taşıdığı bağı kesip bahçedeki erik ağacının altına gömerler. Bundan sonrası annenin kutsal memelerinden ağulu bir ağrıyı emmek gibidir. Şimdi o bahçeye gidiyorum. Bu sanırım birazdan ölmek gibi. Birazdan ölceğini bilmek gibi. Bakışını çevirdiğin yerde muradın kalabilir. Dökülürken dudaklarından yarım kalabilir onun adı. Bu son hecan olabilir. Bu sanki hapishane penceresinden lunaparkı izlemek gibi. Gökyüzüsüz kuşlarsız kalmak gibi. Bu saçların bir gecede ağarması gibi. Öleceğini sanıyorsun ve bedenin acını anlıyo. Duygularına itaat ediyo. Bu yüzden ifaden belirsizleşip tenin matlaşıyo. Yüzünde çizgiler beliriyo. Bedenin kendini ölüme hazırlıyo. Bir gecede saçları ağarmış insanlara bak. Onlar o gece öldüler. Ben şimdi aynı ağrıyla gidiyorum ve sana sadece mevsimlerden bahar diliyorum bir ömür. Basit bir elvedayla noktalayabilirim bu mektubu. Ama sen daima hoşçakal.
ZELAL Tarih: 29.05.2011 01:35
selim: biliyorum sana giden yollar kapalı,üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni ne kadar yakından ve arada uçurum insanlar, evler aramizda duvarlar gibi uyandım uyandım hep seni düşündüm yanlız seni yanlız senin gözlerini
ferif:sen bayan nihayet...sen ölümünm kalımım ben artık adam olmam bu derde düşeli şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya yoksa gurulu bir kişiyim aslında inanki anımsayamıyorum yarı dolu bir bardakdan su içtiyimi ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeyi
nalan:kaç kez sana uzakdan bakdım 5:45 vapurunda...hangi şarkıyı duysam bizim için söylenmiş sanki tek yanlı aşk kişiyi nasılda aptallaşdırıyor nasılda unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
müjgan:çocukca ve seni üzen girişimlerim oldu bağışla,bidaha asla tekrarlanmaz hiçbiri...rastlaşmamak için elimden geleni yaparım bu böyle pekde kolay değil gerçi...
ferif:alışığım seni yanlız düşlerde okşamaya bunun da verdiği mutluluk az değil ki çıkar giderim bu kenttendaha olmassa sensizliğin bir adı olur bir anlamı olur belki...

*********

Belki başka türlü buluşsaydık seninle, başka bir takvimde karşılaşsaydık mesela, başka bir iklimde açsaydık gözlerimizi birbirine, başka bir masalda alsaydı dudakların o emanet yangını dudaklarımdan, ikimizinde ismi aşk ihtimaliydi ... Aşk ihtilaliydi. Oysa bu 74 istanbul’unda sen ve ben yasaklanmış kitaplar gibi terk ediliyorduk tüm ihtimallerden. O ihtimallerin kökünü kurutmalı diyorum ... alın yazımızı birleştiren bütün parşömenler yakılmalı. Adımızın yan yana anıldığı o anlar , o anlar darağacında sallandırılmalı. Hangi deniz, hangi gökyüzü, hangi martılar ve hangi İstanbulsa bizi birbirimize getiren,şimdi kurşuna dizilmeli ...
ZELAL Tarih: 29.05.2011 01:34
bu sanki kırılan bir bileğin üzerinde seksek oynamak gibi,
simdi ben bu yüreği nasıl aşikar edeyim,
ya sırrımı hangi aynalara dökeyimde bana seni versin,
adınla başlasam besmeleme bi kara dua dökülür dudaklarımdan,
lal olur dilim,göğe kalkmaz ellerimde,utancımdan alnımı secdeye mühürlerim
artık ne mümkün ikna olmak üç kuruşluk saadet,
tanrım bana izin ver,ver ki sesi dahi kalmasın kulaklarımda,
bana izin ver, ver ki silinsin soluğu hayalimden,
gözleri evvel onun gözleri,ahir onun gözleri,
tanrım bana izin ver,
imanla söylüyorum bil,sen ve ben ıslanıyorsak bu sağanakta,
baska yüreklerde mutluluk yasarsın diyedir,
bu yangın ikimize birden yeter,
ben yanarımda sen doğarsın benim küllerimden ,,
bel ki dikiş tutmam belki kör olur uykylarım,
belki hep susarım,ki susmak sevdalanmak içindir sevgilim