Türkiye, Kuş Gribi ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığının ardından şimdi de Tatar sineğiyle bulaşan Şark Çıbanı tehdidiyle karşı karşıya...
Türkiye, Kuş Gribi ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığının ardından şimdi de Tatar sineğiyle bulaşan Şark Çıbanı tehdidiyle karşı karşıya. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi, İstanbuldaki köpeklerden topladığı kan örneklerinin yüzde 20sinde, İzmirdeki köpeklerden aldığı kan örneklerinin yüzde 18inde Şark Çıbanına yol açan Leishmania parazitine rastladı.
İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Bu hastalık Çeçe sineği ya da Tatar sineğiyle bulaşan bir hastalık. Türkiyenin daha çok Doğu ve Güneydoğuda görülen bu hastalığın oluşmasının en önemli sebebi, açık lağım suları ve ilkel şartlarda bulunan ahırlar. Ancak İstanbul ve İzmir gibi metropollerde de bulunması bulaşıcı ve taşınabilen bir hastalık olduğu için şaşırtıcı değil. Bu sorunu çözmek için şehir içindeki ahırlar ortadan kaldırılmalı. Ev hayvancılığından vazgeçilip, endüstriyel hayvancılık yapılmalı. Şark Çıbanı için aşı uygulamasına geçilmesi gerekiyor dedi.
HAMİLELER İÇİN RİSK
Yeşildere, Türkiyede hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlarla ilgili sıkıntı yaşandığını belirterek, Her ülkede aşı yapılırken, bizde böyle bir uygulama yok. Bu tür hastalıkların ortaya çıkması kaçınılmaz. Gerekli önlemler alınmazsa, kedi-köpekten bulaşan ve hamile kadınlarda düşüğe ya da ölü ve sakat çocuk doğmasına neden olan toxoplasmisis görülebilir dedi.
Şark Çıbanı, 2004te Şanlıurfada 2 bin 200 kişide görüldü. Ancak bu vakaların Batıdan mevsimlik işçilerle taşındığı tespit edildi. Hastalığın tedavisinde kullanılan ancak Türkiyede bulunmayan ilaçlar, Suriyeden getirilmiş ve aşı yoluyla hastalarının sayısı düşüşe geçmişti. 1995te 3 binlerde olan vaka sayısı, 2001de kaybolma noktasına geldi. Ancak bu sırada ilaç alımının durması hastalığın vaka sayısının 2002de yüzde 100 arttı. 2004te ise vaka sayısı 2 bin 200e ulaştı.
HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
Alman Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar ise Şark Çıbanının parazit kaynağının enfeksiyonlu insanlar ve bazı kemirgenler olduğunu söyledi. Hastalığın Tatarcık cinsi sivrisinekler tarafından taşındığını belirten Bayraktar, Tatarcıklar, insan ve kemirgenlerden kan emerken deriden ve kandan parazitleri alır ve bu yolla buluştırır dedi. Bayraktar, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı:
Deri belirtisi genellikle tek. En çok yüz, ense, kol ve bacaklarda görülür. Her yaşta görülebilir. Parazitin vücuda girişinden ilk belirtinin ortaya çıkmasına kadar geçen süre (kuluçka dönemi) ortalama 5 haftadır.
Tatarcığın ısırdığı yerde küçük, kaşıntılı, 2-3mm çapında, kahverengi kırmızı renkte ufak bir sivilce şeklinde belirir. Zemini biraz kanlı olabilir. Bu sivilce yavaş yavaş büyür. Hem çevreye, hem de alt dokuya yayılır. Sert, kırmızı-mor renklidir. Zamanla yara açılır. 3-4 ay içinde üzerinde sert bir kabuk oluşur, bunun kaldırılması da oldukça güçtür.
Tanı, kabuğun kaldırılması ve kabuk altındaki çıkıntılardan parazitin laboratuvar şartlarında özel yöntemlerle görülmesiyle konur. Ağrısı pek yoktur. 8-12 ayda iz bırakarak iyileşir. Hastalık 1 yıl kadar sürdüğünden yıl çıbanı olarak da adlandırılır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 748
favori
like
share
ozlems_o Tarih: 11.08.2006 11:26
yok yok bu musibetler bitmicek biri bitmeden diğeri başlıyo :18:

şimdi de çıban haaa

verdiğin ilgiler için sağol SU PERİSİ