Bir fırtınadır girdi kentin tüm kapılarından.Yoklamadığı kapı cam arası pencere aralığı bırakmadı. Bir zifiri karanlıktı fırtınanın bastığı. Ve görmüyordu göz gözü Bir sesti fırtınanın adı duyan kulakları patlatan yüreklere korku salan. Ve bir ayazdı gece yerle gök arasında buzlanan. İnsanlar ürkmüştü sığındıkları barınaklardan. Ve kargışlar gönderdiler korkunun yüz bin kollarına. Ve sevgi çeşmelerinin musluklarını sonsuza dek kapatıp esirgediler korkunun yüz bin kollarından. Diş bilediler. Güç yetiremeseler de nefret etmeye ant verdiler. Kan dökmeseler de kendi kanlarını döküp korkunun yüz bin kollarıyla bir daha uzlaşmamak üzere yemin ettiler. Ben onlardan fırtınadan zifiri karanlıktan çığlıktan ayazdan korkunun yüz bin kollarından yana kullandım tercihimi. Bu kentte en az onlar yani korkunun yüz bin kolları kadar istenmez ve sevilmez olduğumu bildiğim için kentlilerin yüreklerini pekiştirmeye vicdanlarını yatıştırmaya yardım olsun diye yaptım bunu. Ve aklımı ve yüreğimi ve!
ruhumu yardımcı ve istekli buldum kararıma. Korktuğum için korkudan yana büyüttüm düşlerimi. Nefret etmek istedim yüreğim bana yardım etti. Sövmek istedim dilim bana yardım etti. Unutmak istedim belleğim bana yardım etti.Üç gün üç gece sayıklamalarla kendini yakıp söndüren bir çılgınlığın yalazından geçtim. Arındım. İnsanlığımı kazıttım. Ve o gün bu gündür çirkinliği övdüm. İyilerden uzak durdum

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 409
favori
like
share
eskitoprak Tarih: 14.03.2007 15:05
sagol