Aleyhisselatü ve's-selam Efendimiz "Ümmetimin ayı" buyurduğu Ramazan'ı çeşitli yönleri ile tanıtmış bulunmaktadır. Hadis kitaplarımız, O'ndan nakledilen pek çok sözler ve bunların değişik rivayetleri ile doludur. Bu hadislerin hepsini bir makale içinde sıralamak ve değerlendirmek mümkün değildir. Bu sebeple biz, Peygamberimizin, Ramazanı en geniş şekilde tanıttığı bir hutbesini seçtik. Bu hutbe, müstakil müctehid ve muhaddis Muhammed b. İshak b. Huzeyme (311/923)'nin, sahih hadis kaynaklarından olan "SAHÎH" adlı eserinde yer almaktadır.

İbn Huzeyme, eserinin Ramazan'ın fazileti ile ilgili babında, "Ali b. Hucr es-Sa'dî Yusuf b. Ziyad - Hemmâm b. Yahya Ali b. Zeyd b. Cud'an - Saîd b. el-Müseyy b - Selman" senediyle Selman-ı Farisi radıyallahu anhın şöyle dediğini nakletmektedir: "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize Şa'ban ayının son günü bir hutbe îrad etti ve şöyle buyurdu:

"Ey müslümanlar,

"Büyük ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Bu, içinde "bin aydan daha hayırlı olan KADİR GECESİ' nin bulunduğu bir aydır."

"Bu ay, Allah tealanın, gündüzlerinde orucu farz; gecelerinde teravihi nafile ibadet kıldığı (mübarek) bir aydır."

"Bu ayda kim bir hayır işlerse, başka zamanlarda bir farzı yerine getiren kimse gibi sevap kazanır. Bir farzı eda eden de, başka aylarda yetmiş farzı yerine getirmiş gibi sevap alır."

"Bu ay, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir."

"Bu ay, ihsan, yardım ve eşitlik ayıdır."

"Bu ay, mü'minin rızkının arttığı bir aydır."

"Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, bu, onun günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. İftar ettirdiği müslümanın aldığı sevaptan bir şey eksilmeksizin onun kazandığı kadar da ayrıca sevap kazanır."

'''Bizim hepimiz bir oruçluyu iftar ettirecek imkana sahip değildir..."dediler.

"Bunun üzerine Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem;

"Allah teala bu sevabı, bir oruçluyu, bir hurma veya bir yudum su ya da bir içim süt ile iftar ettirene de verir" buyurduktan sonra hutbesine şöyle devam etti:

"Bu ayda dört şeyi çok yapınız. Bunların ikisi ile Rabbınızı hoşnud edersiniz; ikisinden de zaten uzak kalamazsınız. Rabbınızı hoşnud edecek iki işiniz; la ilahe illallah diyerek Allah'ın birliğine şehadet etmeniz ve bağışlanma dilemenizdir. Uzak kalamayacağınız öteki iki şeye gelince, onlar da Allah'dan cenneti isteyip cehennemden kurtulmayı dilemenizdir."

"Kim bir oruçluyu doyuracak olursa, Allah onu benim havuzumdan sulayacak o da cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.."

Efendimizin hutbesi, görüldüğü gibi, pek açık ve nettir. Ancak biz yine de dikkatimizi çeken bir kaç nokta üzerinde bilhassa durmakta yarar görmekteyiz.

GERÇEK İSTİKBAL

Peygamber Efendimiz (s.a.) Ramazan-ı şerîfi mü'minlerin ferdî hayatları ve ahirete yönelik olarak kendilerine kazandıracağı neticeler açısından tanıtmıştır. Çünkü her müslüman kavuştuğu Ramazan ayından mutlaka kendisi için bir şeyler bekleyecektir. Bu beklentiler de elbette onun dünya hayatı ile ilgili olduğu kadar, hatta belki de daha çok ahiret hayatına yönelik olacaktır. Çünkü mümin için gerçek istikbal ahirettir.

Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, kişileri fert fert iyileşmeye teşvik etmek, toplumu belli bir iyileşmeye sevketmektir. Çünkü cemiyetler" fertlerden teşekkül etmektedir. Çünkü sevinçler ve güzellikler paylaşıldıkça büyürler. Ramazan sevinci de paylaşıldığı ölçüde toplumu kaplayacaktır.

Sevgili Peygamberimiz aleyhisselatü ve's-selam efendimiz Ramazan'dan yararlanmak için ille de belli ölçüde maddî imkanlara sahip olmak gerekmediğini açıklamıştır. O bu beyanı ile sanki "Allah teâlâ rahmeti için baha değil bahane ister" demek istemiştir. Bir yudum su bile "bahane" niteliğini haizdir. Zira iyilik kadar iyilik niyeti de önemlidir. O halde kimse maddî imkanlarına bakıp bu ayda ümitsizliğe düşmemelidir. Peygamber Efendimizin"Allah'ı" hoşnud edecek iki iş" olarak takdim ettiği, tevhid ikrarı ve mağfiret dilekleri ise dikkat edilir ise, her mü'minin sadece diliyle yapabileceği bir kolaylıktadır.

Tevhid inanç ve şuuru Ramazan'da bilhassa "kelime-i tevhid"i tekrarlamak suretiyle yüreklerde güçlendirilmeli, kökleştirilmelidir. Zaten "kalbler Allah'ı anmakta tatmin olur"

BÜYÜK KAYIP

Gerek "bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi", gerekse Ramazan'da yapılacak iyilik ve ibadetlerin başka zamanlardakinden fevkalade farklı karşılık göreceğine dair peygamberî açıklama, Ramazan'ın "fevkalade bir imkan"olduğunu göstermektedir. Herkesin bildiği bir gerçektir ki, fevkalade anlar, fevkalade sorumlulukları beraberinde getirirler. Sevgili peygamberimiz, bir taraftan, Ramazan ayında yapılacak işlerin kıymetini anlatırken, bir taraftan da bu konulara ilgisiz kalacakların her zamankinden çok daha büyük kayıplara, zararlara uğrayacaklarını anlatmış olmaktadır.

OLUMLU BAKMAK

Söz bu noktaya gelmişken, Ramazan'a duyulan saygıdan dolayı yapılacak her hareketin mutlaka bir kıymeti olacağını vurgulamakta fayda görmekteyiz. "Ramazan dolayısıyla" diye başlayan levhalarla durdurulduğu bildirilen bazı faaliyetlerin, alınan tedbirlerin her birinin ayrı bir değeri vardır. Umulur ki bu tür davranışlar, sahiplerinin, Ramazan'dan birşeyler bekleyen sahiplerinin önceki yanlışlarına keffaret olur. Toplumu din konusunda, dinî hayatın gereği hakkında bilinçlendirmeye yarayan her şeyi takdirle karşılamak, bu kabil teşebbüslerin yaygınlaşması açısından uygun olacaktır.. Yılda bir ay süre ile de olsa, toplumun dinî havayı daha yoğun şekilde teneffüs etmesine yardımı olacak her girişimi -kimden ve nereden gelirse gelsin- olumlu karşılamak, onlara, asıl olumluluklar sistemine çıkarılmış birer davetiye gözüyle bakmak herhalde daha iyidir.

Asıl acınacak olanlar, eski yasayışlarında ve duygularında en küçük bir gelişme ve kıpırdama olmayanlardır. Bundan da kötüsü, Ramazan dolayısıyla güzelleşen günlük hayatı ve bunun topluma yayılışını hazmedememek, bundan rahatsızlık duymaktır.

Peygamberimizin, Ramazan'ı "sabır ayı" olarak tavsif etmesi,onun gerçekçiliğinin açık delilidir. Din ve ibadet disiplinine daha sıkı bir şekilde girmenin ve günlük hayata karşı sabretmenin en çok gerektiği ay Ramazandır. Bunu herkes kendi tecrübeleriyle bilir.

"Uzak kalamayacağınız iki iş, cenneti istemek, cehennemden kurtulmayı temennî etmek" tesbiti de Peygamberimizin gerçekçiliğinin bir başka ifadesidir. Çünkü hiç kimse mutluluk ülkesi cenneti reddetmez, yine aklı başında olan hiç kimse de cehennemde azab çekmeyi istemez.

CİHAD AYI RAMAZAN

Hutbeden anlaşıldığına göre Ramazan, en tabiî isteklerimizden, en önemli görevlerimize kadar her şeyin değerinin çok büyük ölçüde arttığı ve kısa yoldan bunlara kavuşma imkanlarının bize yaklaştığı bir mevsim olmaktadır. Bu demektir ki, arzuların gerçekleşmesi için gösterilecek gayretlerin zamanı olmak bakımından "cihad ayıdır Ramazan". Ve herhalde cihadla kazanılan zafer sevincinin adıdır bayram....

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 815
favori
like
share
Lulu Tarih: 10.09.2007 18:38
Allah razı olsun bu güzel paylaşım için kardeş
okt_oz Tarih: 01.09.2007 10:57
sağolasın elerine sağlık
eskitoprak Tarih: 06.02.2007 18:54
kimse yazmamis ben yazayim dedim ALLAH razi olsun paylasim icin