Ağrısız hayat doğal ki mümkün değil. Ancakağrıları hafifletmek, hayatın büyük çoğunluğunu ağrısız yaşamak mümkün. Hele, yaşlılıkta ağrı çekmek artık kader değil. Başkanlığını ünlü ağrı zumanı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi-Çapa, Ağrı Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdar ERDİNE;nin yaptığı, Dünya Ağrı Çalışmaları Birliğine (IASP) bağlı Avrupa Ağrı Dernekleri Federasyonu-EFIC;in 5. Avrupa Ağrı Kongresinin ana konusu ;Yaşlılıkta Ağrı olarak belirlendi. 4000 ağrı uzmanı Tıp Biliminsanı ve Doktoru, 13-16 Eylül tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kngre salonunda bir araya geliyor. Kongrenin basın toplantısında (12 Eylül 2006, saat 10:30, İstanbul Hilton-Sultan Salonu) dünyanın en önemli tıp otoriteleri tarafından en yeni veriler ışığında açıklamalar yapılacak. Kongrenin İstanbuldaki buluşması; her türlü kronik ağrının yönetiminde kamuoyunu yakından ilgilendiren sonuçlar ortaya koyacak. Tüm dünya medyalarına aynı anda açıklanacak olan veriler, modern tıbbın ağrı sorunuyla savaşında bir dönüm noktası niteliğinde.

Yaşlılıkta ağrı neden önemli ?

- Avrupa, dünyanın yaş ortalamasının en yüksek olduğu nüfusa sahip bölgesi. Bu durum yakın gelecekte bu kıtada önemli toplumsal sorunların doğmasına yol açacak.
- Ağrı, yaşlılar arasında yaygın bir ortak sorun olarak gözlemleniyor. Avrupa ülkelerindeki yaşlı nüfusun %50si kronik ağrı çekiyor.
- Ağrı, Avrupanın en önemli sağlık sorunlarından biri. Toplumda rastlanan kronik ağrı sorunu ileri yaşlarda artış gösteriyor. Yaşlıların toplumun geniş bir kesimini kapsıyor olması da sorunun sosyal boyutunu öne çıkartıyor. Akut ağrılar nedeni somut olarak belirli semptom ya da zedelenmelere bağlıyken, kronik ağrıların kendine has özel bir durum olarak algılanması son on yılda yeni bir ağrıyla mücadele kavramı doğurdu.
- İleri yaşlardaki yetişkinler genellikle yaşa bağlı olarak gelişen psikososyal zorluklar yaşıyor. Bu sorunlar Avrupa toplumlarında emeklilik, aile ve yakın çevredesteğinin azalması, kendi başına hareket edebilme yeteneklerinde sınırlanma olarak ortaya çıkıyor. Bu etkiler, gerek ağrının şiddetinde, gerekse tedaviye cevap vermesinde olumsuz sonuçlar yaratıyor.
- Ağrının yaşam kalitesi üzerindeki doğrudan etkisi; depresyon, uykusuzluk, iştahsızlık, kilo kaybı ve gündelik yaşamın olağan hade sürmemesine yol açıyor.
- Kanser, 65 yaş üzeri yetişkinler için en büyük ikinci ölüm nedeni. Kanser ölümlerinin %67si 65 yaş üzerinde gerçekleşiyor.
- Bu yaş grubundaki kanser hastalarının %26sı hergün ağrı çekmesine rağmen, ağrıyla ilgili herhangi bir tedavi görmüyor.
- Etkin ağrı tedavisi ve ağrının yönetimi ise ayrı bir uzmanlık alanı olarak gelişiyor.

Küresel sorunların en yaygını: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uyarıyor: Ağrı bir sosyal sorun.

2000 yılında dünya üzerindeki 60 yaş üzeri nüfus, 600 milyonken, bu sayı 2035’de 1.2 milyara, 2050de ise 2 milyara ulaşacak.
Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşlı nüfus artış verileri,Yaşlıda Ağrı konusunun öneminin altını çiziyor. Gelişmiş ülkelerde en hızlı büyüyen nüfus grubu olan 80 yaş üzerindeki kesimde yaşa bağlı ağrı sıklığında artış olması da kaçınılmaz bir sonuç. İlerlemiş kanser hastalarının üçte ikisi şiddetli ağrı çekmekte ve bu oran bazı kaynaklara göre %90a kadar çıkmakta. Araştırmalar, 65 yaş üzerindeki kanser hastalarından her gün ağrısı olanların dörtte birinden fazlasının ise hiçbir ağrı kesici ilaç kullanmadığına gösteriyor.

Ağrı kader değil. Sessiz Kalmayın. Çareye Başvurun.

Ağrının oluşumu, algılanması, vücutta yarattığı değişiklikler ve tedavi yöntemleri konusundaki bilgiler 20. yüzyılın son çeyreğinde baş döndürücü bir hızla artmıştır. Eşzamanlı olarak, ağrının insan ve toplum sağlığı açısından ne denli ciddi bir sorun olduğunun farkedilmesi, ağrının ayrı bir tıbbi branş olarak gelişmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Bunun sonucu olarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yirmi yılda tıp fakültelerinde Ağrı Bilim Dalları; kurulmuştur. Bunun getirdiği ivme, ağrı konusundaki çalışmaları hızlandırmış, tanı ve tedavi konusunda çok önemli ilerlemeler kaydedilmiş ve ağrı tedavisi konusunda bilgi ve deneyim kazanmış hekimler yetişmiştir.

Ağrı tedavisi ile ilgili önemli bir konu, toplumun ve karar organlarının tıbbi alandaki bu hızlı gelişmelere uyumudur. Toplum bireyleri ağrı konusunda bilinçlendirilmeli, ağrının katlanılması gereken bir kader olmadığı öğretilmeli ve ağrı çekmekte olan hastaların başvurabileceği kliniklerin bulunduğu bilgisi geniş toplum kesimlerine yayılmalıdır. Ancak son dönemde bu aşamada karşılaşılan önemli bir problem, ağrı ve tedavisi konusunda yeterli bilgi ve deneyim sahibi olmayan hekimlerin ve hekimlik dışı kişilerin idaresinde açılan sözde ağrı klinikleridir. Bu merkezlerin hastaların problemlerini gidermekte yetersiz kalacağı gibi hastaların hayatını tehdit eden ciddi komplikasyonlara da yol açabileceği aşikardır.

Bu gerçekler ağrı konusunda hizmet veren sağlık çalışanlarına olduğu kadar basılı-görsel medyaya ve sağlık politikalarını hazırlayan karar organlarına da çok büyük sorumluluklar yüklemektedir.

Bu konudaki ilerlemelere katkı sağlayacak, hastaların ağrı tedavisi için başvuracakları merkezlerin sayısı ve kalitesini artıracak önemli bir gelişme de ağrı konusunun tıbbın ayrı bir uzmanlık dalı haline gelmesi olacaktır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bununla ilgili yapılanma çalışmaları sürmektedir.

Akut ve kronik ağrıların temel farkı:

Cerrahi girişim sonrasında ya da bir travmaya bağlı ortaya çıkan akut ağrılar, vücut için bir uyarı ve korunma işlevi görür. Bu tür ağrılar, vücudun kişiye bünyesinde bir şeylerin yanlış gitmekte olduğunu bildirme işlevi görür ve yardım aramaya yönlendirir. Kronik ağrı ise, ağrıya sebep olan hasar ortadan kalksa bile devam eden, hatta kimi zaman vücutta herhangi bir hasar olmaksızın ortaya çıkan ve uzun süreli ağrılardır. Bu tip ağrıların uyarıcı özelliği olmadığı gibi, sağlığı tehdit etmeleri mümkündür. Bu yüzden başlı başına değerlendirilmesi gereken ayrı bir hastalık olarak görülmelidirler.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 399
favori
like
share
DİDEM Tarih: 08.09.2006 20:59
teşekkürler özlemciğim
SU-PERISI Tarih: 08.09.2006 12:25
paylaşımın için saol özlem