Son şehitler Başbakan Erdoğan'ı çileden çıkardı! Terör örgütüne Ramazan'a hürmeten sabrettiklerini; ancak Ramazan'ın bitiminden sonra çok farklı şeylerin yaşanacağını söyleyen Erdoğan, BDP'yi işaret ederek "terörle aralarına mesafe koymayanlar aynı suça iştirak ediyorlar" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, AK Parti Ankara İl Teşkilatı tarafından 10. kuruluş yıldörümü etkinlikleri kapsamında Sincan'da düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Burada konuşan Erdoğan, cehalet döneminde bile Ramazan ayında kimsenin kimseye kurşun atmadığını, kan dökmediğini söyleyerek, dünkü saldırılara tepki gösterdi.

"BIÇAK KEMİĞE DAYANDI"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mübarek Ramazan ayında bulunmasına rağmen saldırıların ve şehit haberlerinin devam ettiğini söyleyerek, bölücü terör örgütüne karşı Ramazan vesilesiyle sabır gösterdiklerini ifade etti. Erdoğan, BDP'ye de tepki göstererek "Daha dün 3 tane yavrumuzu şehit ettiler. Bakınız, unutmayın artık yine açık söylüyorum, bıçak kemiğe dayanmıştır diyorum ve bu ülkede bölücü terör örgütüyle arasına mesafe koymayanlar da bu suça iştirak ediyorlar, bunu da buradan açıklamak istiyorum ve onlar da bunun bedelini ödemeye mahkum olacaklardır” diye konuştu.

Kaynak : [url]http://www.internethaber.com/erdogandan-pkk-ve-bdpye-gozdagi-365727h.htm#ixzz1V2sxzWeS[/url]

Nacizane Yorumum!!

Merak edilebilecek bir soru sormak gerekiyor, yani ben cok merak ediyorum bilmem siz edermisiniz. 10 senedir iktidarsınız yüzlerce askerimiz öldü, şimdi mi bıçak kemiğe dayandı. Herhalde elinizde bir rakam vardı yani 3.000 asker ölünce bıçak kemiğe dayanıyor arkadaşlar acele etmeyin diye birşey mi söz konusuydu... Hayır merak ettiğim birşey daha var, amerika operasyona izin vermiyor sn başbakanım ne yapacaksınız acaba? Mikrofonlarda atıp tutmaktan başka. Ölen her vatan evladının kanında hükümetin her personelinin parmak izi vardır. Ama umurunuzda mı ki...

Beğeniler: 3
Favoriler: 1
İzlenmeler: 1419
favori
like
share
farksız Tarih: 17.09.2011 21:57
"bıçak kemiğe dayandı'' bunu eminim yüzlerce kez duymuşumdur peki bu sözü söylemek rahat neden devamını getirmiyosnuz boş dağları bombalamak bence bu soruna bir çözüm getirmez bu sorunu dahada alevlendirir asıl sorun hükümette yatıyo sağlam bir karar verip yollarına öyle devam etmeliler ve bunuda yaparken kürt vatandaşlarınıda hesapa katmaları gerekiyo aynı zamanda bu sorunun aşılması için herkese ihtiyaç var sağcısına solcusuna hükümetine muhalefetine türküne kürdüne herkese ama herkese iş düşüyo meydanlara inipte bağırmakla olmaz bu iş ve asla yabancı ülkeleri karıştırmakla olmaz karıştırınca noluyo gördük adamlar bizi pkkya yardımla tehdit ediyo bu sorun herkesle aşılır ancak...
ADALI Tarih: 29.08.2011 20:17
Yukarıdaki yorumun tamamına katılmasamda büyük bir çoğunluğuna katılıyorum.
Mesela biz bir bütünün parçalarıyız,bölük börçük olmaktansa aynı bütünle anılalım diyenlere bölücü gözü ile bakılıyor,hemen hemen her vilayette ayrı ayrı özerk ve otonom bölgeler kurulmasını isteyenlerede milli birlik ve kardeşlik projesinin parçaları olarak bakılıyor.Yanı tavşana kaç tazıya tut.Adama neden tetiği çektin diye ceza veremiyoruzda neden kurşuna hedef oldun diye ceza verebiliyoruz,neyse sanırım yaşlılığımdandır konu epey saptı.
ClementiNe Tarih: 29.08.2011 01:06
Ben Libya'daki isyancılarla PKK lı teröristleri aynı kefeye koymadım.. Şehitler üzerinden PKK üzerinden siyaset yapıp halkı galeyana getirmeye çalışanları ordaki isyancılara benzettim ve ama yazıda da açıklanmış aslında gruplar hakkındaki yorumlara katılmasam da Türkiye'de iktidarın gücünü kıramazlar bunu herkes defalarca gördü sanırım..

Halkı iki sınıfa ayırmış bu yazar arkadaşımız.. Fakat Türkiye'de yaşıyor olsaydı bu sınıfları birbirinden kopuk ve bölünmenin eşiğinde olan iki terminal kutup şeklinde ifade etmezdi bence.. Bakın ben İstanbul'da yaşıyorum.. Farklı kültürden gelmiş onca insan var.. Kimse birbirinin temel değerlerine yan gözle bakmıyor.. Herkes birbirini olduğu gibi kabul etmiş zaten.. Ben Avrupalıyım sen şuralısın buralısın gibi ayrışmalar olmuyor.. Tek mesele siyasetçilerin bu bölünmeye önderlik etmeye çalışması ve bazı kişilerin futbol takımı gibi siyasi parti tutması.. Ancak gördük bi bölünmeye yönelik siyasetler her zaman bunu yapan kişilere kayıp olarak dönmüştür.. Bunun yanında Türkiye zaten Avrupa Birliğine girme gibi bir beklentisinin bundan sonra olmayacağını, ancak Avrupa birliği kriterlerinin Türkiye'nin gelişimine katkı sağlaması öngörüldüğü durumda ilgili kriterlerin uygulanacağı söylenmişti.. Kıbrıs meselesinden sonra başbakan bunu net bir şekilde ifade etti..

Bunların yanında Türkiye İslam konferansı örgütü, İran ve Afrika'daki müslüman ülkelerle iyi ilişkiler kurarak Avrupa'dan ve Amerika'dan kendini soyutlamaya çalışıyor.. Buna Rusya'yı da ekleyebiliriz pek tabiki.. Dışişleri bakanı Avrupa Birliği ülkelerinin vize kaldırma konusunda katı davrandığını ve kısa sürede dünyanın ticaret merkezinin ortadoğuya kayacağını ve Avrupa'nın bu işten zararlı çıkacağını söylemişti zaten.. Aslında genel olarak tespitleri doğru fakat siyasi açıdan bakıldığında çok saçma fikirler.. Olası bir askeri darbe ile zaten şu anda yürüyen sistemi izah etmiş.. Bunların ancak darbe olursa gerçekleşebileceğini idda etmiş.. Resmen Türkiye'nin geleceğini bir darbede görüyor adam..
ADALI Tarih: 28.08.2011 22:56
yukarıdaki yorumu yazan vatansız,libyaya yapılan insani yardım değil meşru yönetimi yıkmaya çalışan isyancılara yapılan yardımdır.Benim sana karşı o kelimelerimi kullanmamdaki haklılık payım libyadaki isyancılarla Türkiyedeki bölücü PKK yi aynı kefeye koymandandır,senin miniminnacık beynin bunu idrak edemediği için sallıyorsun,aklını başına devşir.Bak yabancı gazetelerde çıkan Türkiye ile ilgili analizlere ne kadar hoş değilmi:
Le Monde'de Türkiye Analizi...
ABD üretimi sûni "Arap Baharı" misâli kanımızla-canımızla "İleri Demokrasi"ye doğru, son sür'at gidiyoruz! Şükrolsun ki makinistimiz usta!...
LE MONDE Türkiye Muhabiri Gaullaume Perrier'in geçen hafta yazdığı "TÜRKİYE ANALİZİ"ni, yorumsuz sunuyorum. Yoruma da pek gerek yok zaten! Buyurun okuyalım:

"Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor. Bu ülke korkulduğu gibi, ırka ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı. Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeye gidiyor. Cumhuriyet boyunca süren "kültürel bölünme". Bu artık iyice keskinleşti.
Şimdi bir yanda; ayakkabılarını sokak kapısı önünde çıkaran, kadınları başı örtülü, erkekleri sokağa pijamayla da çıkabilen, erkek çocukları kahveye giden, kız çocukları tam bir baskı altında yasayan, türkü ile arabesk arası bir müzikten hoşlanan, futbol izleyen, belki de hiç kitap okumamış, hiç dans etmemiş, hiç karı koca birlikte yemeğe gitmemiş, hiç tiyatro seyretmemiş, iyi eğitim alamamış, dini inançları kuvvetli, kalabalık, bir kitle var.
Diğer yanda ise Kız lisesi-Kolej yelpazesinde eğitim görmüş, en azından bir düğün salonunda ya da kolej partisinde dans etmiş, sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okuyan, müzik zevki, pop şarkılarla klasik müzik arasında dolaşan, evi nispeten daha zevkli döşenmiş, kızlarının flörtüne göz yuman, kadınları modern görünümlü, şarabın kalitesinden pek anlamasa da, kadın erkek bir arada içki içebilen, gazetelere bakan, magazin haberlerini izleyen, kendini birinci gruba kıyasla çok gelişmiş hisseden, entelektüel düzeyi çok yüksek olmasa da, Batı standartlarına yakın bir grup var.
Bu iki grubun yasam tarzı birbirinden kopuk.
Onları; Batı'daki sınıflar arasında ortak zevk alanları yaratan, müzik, resim, heykel tiyatro ve sanat gibi, birleştirici kültürel zeminler yok. Hayatları, zevkleri, inanışları birbirinden çok farklı. Hatta birbirine düşmanca.
Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmış, aşağılanmış, itilip kakılmış. Şimdi bu grup siyasal olarak örgütlendi. Kalabalıklar. Ve her seçimi kazanacak siyasi bir güçleri var artık.
İkinci grup ise azınlıkta. Ve artık bir daha secim kazanma ihtimalleri yok. Bu noktada da tarihi bir paradoks ortaya çıkıyor.
Daha Batılı olan "ikinci grup", Batı'nın siyasi değerlerini kabul ederse, bir daha asla iktidarı ele geçiremeyeceğini bildiği için git gide Batı'ya ve Batı'nın demokratik değerlerine düşman oluyor.
Yaşam tarzı olarak Batı'ya düşman olan "birinci kesim" ise, iktidarı ancak Batı'nın kriterlerini kabul ederek ele geçirebileceğini bildiği için, Batı'yla ilişkileri geliştirmek ve demokrasiyi kabullenmek istiyor.
Bu kültürel parçalanmada "ordu" önemli bir role sahip.
Eğer , birinci grubu desteklerse ve batı'nın demokrasisi burada kabul görürse, ordu da iktidarını kaybedecek.
Aslında birinci grubun çocuklarından oluşan ordu, kendi iktidarını sürdürebilmek için, kendisine benzemeyen ikinci grupla işbirliği yapıyor. Bir anlamda kendi köklerine ihanet ediyor.
Bu iki grup, siyasi iktidar için son kez çarpışmak üzere hareketlenmiş gözüküyorlar.
Birinci grup ekonomik olarak da güçlü artık. Anadolu'da üretim yapıyor, malını dış dünyaya satıyor. Para kazanıyor. Siyasi örgütünü destekliyor.
İkinci grup ise parasal olarak da kuvvetli değil artık. Mevcut iktidarın da baskısıyla giderek ekonomik kazançlarını kaybediyor.
Dış dünyayla iş yapan, dışarıdan borçlanan büyük burjuvazi, Türkiye'nin ancak demokrasiyle normalleşebileceğine inanan entelektüel kesim, devletin yapısının değişmesi ve dünyayla bütünleşmesi gerektiğini düşünen bir grup bürokrat, birinci grubun destekçileri.
Yargı, ordu, bürokrasinin önemli bir kısmı, ikinci grubun arkasında. Ve bu İkinci grup, siyasetle demokrasiyle, iktidarı elinde tutmasının mümkün olmadığını kavradığından, şimdi siyaset ve demokrasi dışında bir çözümün peşinde.
Cumhurbaşkanı seçimi; kavganın keskinliğini ve iki tarafın niyetlerini açıkça ortaya koydu.
Ordu destekli ikinci grup artık seçim de istemiyor. Ve darbe söylentileri gittikçe artıyor. Cuntalardan söz ediliyor.
Peki, darbe olursa ne olur?
Yaşam tarzı Batı'ya daha yakın olan ikinci grup, orduyla birlikte iktidara gelir ve Batı'nın desteğini kaybeder. Avrupa buna kesinlikle karşı çıkar.
Amerika her zamanki pragmatizmiyle, Kuzey Irak ve Ortadoğu politikalarını , desteklemesi karşılığında darbeyi kabullenebilir aslında. Ama Amerika'nın önünde de ciddi bir engel var.
"Demokrasi getireceğim" diye Irak'ı işgal eden bir ülke, dünyaya ve kendi kamuoyuna Türkiye'deki "darbeyi" niye desteklediğini açıklayamaz. Ve Irak faciasından sonra ikinci bir "zorlamayı" gerçekleştirecek gücü yok. İstese de istemese de darbeye karşı çıkacak.
Silahını ve parasını Batı'dan alan bir ordu ve ülke, Batı'dan koptuğunda ne yapacak? Sanırım uzun zamandır bunu düşünüyorlar ve korkarım bunun cevabini buldular.
Türkiye'de darbe olursa! Dünya, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş yeni bir oluşumla karşılaşacak. Türkiye, olası bir darbeden sonra Rusya ve İran'la ortaklık kurmak isteyecek. Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeden alacak.
Rusya'yla İran'ın elindeki doğal gaz, petrol ve nükleer güç, Türkiye'yi ayakta tutmaya yeter.
Ama Rusya- Türkiye- İran bloku, Dünyanın bütün dengelerini değiştirir. Ortadoğu'nun kontrolünü tümüyle ele geçirir. Avrupa'yı küçük kıtasına hapseder. Kafkasları, Afganistan'ı, Pakistan 'ı kendi gücüne katar. Müslüman dünyayla yakın bir ilişki kurar. Petrol kaynaklarına egemen olur. Çin'le işbirliği yapabilir.
Bu gelişme; Avrupa, Amerika ve biraz da Japonya'dan oluşan "Batı" nın, dünyadaki etkinliğini inanılmaz bir biçimde azaltır.
Yeni blok asker, enerji ve para acısından çok güçlenir. Böylece, Türkiye'deki çatlama dünyada büyük bir çatlamaya yol açar. Eğer Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa, sanırım, bu çatlamadan çıkar. "Asla böyle bir şey olmaz" diyebilirsiniz... Niye olmayacağına dair elinizde çok kuvvetli veriler varsa, söyleyin. Ama, ya olursa ki bana çok mümkün geliyor! O zaman ne yapacaksınız?
Bugün Türkiye'de kamplaşan ve bölünen insanların da Türkiye'yi Avrupa dışına itmeye çalışan, Eski bir imparatorluk olmanın bir yanıyla çok görkemli; bir yanıyla, çok zayıf mirasına sahip olan bir ülkeye küstahça davranan, işbirliği yerine "baş öğretmenlik" yapmaya kalkan Avrupa'nın da Türkiye politikasında "ikili" oynayıp, kurnazlık ettiğini sanan Amerika'nın da bu senaryoyu bir düşünmesini isterim doğrusu.
Türkiye'de yaklaştığı görülen kanlı bir çatışmanın bütün dünyayı yakması, sandığınız kadar uzak bir ihtimal değil."
ClementiNe Tarih: 28.08.2011 22:30
Geri zekalı satılmış ve süngerleşmiş beyinli:
Mademki Suriyedeki libyadaki mısırdaki isyanlarla PKK aynı zihniyeti taşıyor neden çok ama çok övdüğün başbakan fdış işleri bakanı ile beraber 200 milyon dolar nakit parayı isyancılara Libyaya gönderdi.Bu hareket avrupalılara ABD lilere de pkk'ye yardım yapma hakkı kazandırmazmı,başka bir deyişle sen libyadaki isyancılara nakit para yardımı yaparsan başkalarıda senin ülkendeki terörislere para yardımı yapmazmı.Veya biz senelerdir neden ABD ye küfrediyoruz pkk ye yardım ediyor dşye.Akıllı ol biraz sözlerini hesaplamadan ağzından çıkarma o ağıza ne yapılacağını çok iyi biliyorum satılmış köpek.

Şimdi önce benim söylediklerime cevap vermek yerine başka meseleler açmışsın.. Önce bunlara cevap veriyim.. Libya'da isyancılara yardım yapılıyormuş.. İsyancı dediğin farklı düşüncelere sahip ve birlik olamayan halktır ve halkın ta kendisidir.. Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkeleri Libya ya insani yardım yaptılar doğrudur ve mantıklıdır.. Türkiye isyancıları savunmuyor.. Aksine yasalarda bir reform yapılarak seçime gidilmesini tavsiye ediyor..

Bu arada bana itham ettiğin kelimeleri ne cesaretle kullanıyorsun sen alçak herif sen kim oluyosun ki o kuş beyninle bana bu ithamlarda bulunuyosun aşşağılık adam önce terbiyeni takın adam gibi konuşmasını öğren ondan sonra gel burda fikir beyan et dam üstünde un eleyen adam..
Birsuhayat Tarih: 28.08.2011 20:46
AMERİKA uşaklıgıyla göya başka ülkelerdeki müslüman haklarını korumaya çalıştıgını söyleyen zavallılar.. Desteklediginiz darbecilikte kaç müslüman öldü ve müslüman toprakları kafirlerin eline ne pahasına geçti düşündünüzmü..

Olay sadce toprak ve petrol başka bişey degil.. Bugün büyüklerimiz müjdeli bir haberle AZINLIKLARA tüm menkullerini bagışladı.. Vatanım da kanla kazanılmış her şey el degişiyor..Birazcık başlarınızı kumdan çıkarın..


VE SİZ UTANIN...
ADALI Tarih: 28.08.2011 17:49
Size enteresan bişey daha söyleyim Mısır'daki, Suriye'deki, Lübnan'daki olayları üzüntüyle takip ediyoruz ama bu pkk terörünün amacı da Türkiye'de bir iç savaş çıkarmaya yönelik adımlardır İbret alınması gereken şeylerdir ama şunu da söylemek lazım Eğer AK Parti %50 oy oranıyla iktidar olmasaydı, Büyük Ortadoğu Projesi diye bahsettiğiniz şeyi sizin gibi adamlar iç çatışma çıkararak gerçekleştirirdi Şu anda buna teşebbüs edecek gücünüzün olmaması Allah'ın bir lutfu
Geri zekalı satılmış ve süngerleşmiş beyinli:
Mademki Suriyedeki libyadaki mısırdaki isyanlarla PKK aynı zihniyeti taşıyor neden çok ama çok övdüğün başbakan fdış işleri bakanı ile beraber 200 milyon dolar nakit parayı isyancılara Libyaya gönderdi.Bu hareket avrupalılara ABD lilere de pkk'ye yardım yapma hakkı kazandırmazmı,başka bir deyişle sen libyadaki isyancılara nakit para yardımı yaparsan başkalarıda senin ülkendeki terörislere para yardımı yapmazmı.Veya biz senelerdir neden ABD ye küfrediyoruz pkk ye yardım ediyor dşye.Akıllı ol biraz sözlerini hesaplamadan ağzından çıkarma o ağıza ne yapılacağını çok iyi biliyorum satılmış köpek.
makrao Tarih: 27.08.2011 18:06
:20::20::20:
ClementiNe Tarih: 27.08.2011 01:23
Bir yanlışı düzelterek söze girmekte fayda var bu bop eşbaşkanlığı meselesine baya bi takılmışlar birçok yerde bunun yaygarası yapılmakta bi defa bop projesi çok eski bir projedir ve Türkiye topraklarının da önemli bir bölümünü içine alan ortadoğuda yeni bir kürt devleti kurulmasını öngören bir projeydi

Birincisi ABD'nin bu projeden vazgeçtiğini, zaten bölgede bir kürt yönetimi kurulduğunu herkes biliyor özellikle Obama döneminde böyle bişeyin mümkün olamayacağını söyleyelim

İkincisi bu Bahçeli vari konuşmaların bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına yakıştığını düşünmüyorum Türkiye cumhuriyetinin hiçbir başbakanı ülkeyi satmakla, bölücülükle, vatana ihanetle suçlanamaz bunu yapanlar da futbol takımı tutar gibi particilik oynayan cahillerdir Eğer farklı bir durum olsaydı Amerika'nın eliyle teslim ettiği Öcalan'ın idam kararını erteleyenler hain olurdu Mecliste gizli oturumlarla protokoller imzalayanlar ve kara çarşambalarla ülkeyi 88 senedir bir arpa boyu ileri götüremeyen, hep rejim tartışan, hep bölücülükten, particilikten ırkçılıktan, dindarlıktan, laiklikten bahsedenler evet 88 senedir bunlardan bıkmadan usanmadan siyasi rant sağlayanlar vatan haini olurdu

Türkiye bugün Avrupa Birliğine rest çekmiş İslam konferansı Örgütünde söz sahibi ve İspanya ile birlikte Medeniyetler İttifakını kurarak kendi kaderini çizmiş emin adımlarla ilerlerken, ekonomik anlamdaki gelişimini 1982 anayasasının taşıyamadığı kadar tamamlamış olan bir ülkenin başbakanına bölücü diyorsunuz

Size enteresan bişey daha söyleyim Mısır'daki, Suriye'deki, Lübnan'daki olayları üzüntüyle takip ediyoruz ama bu pkk terörünün amacı da Türkiye'de bir iç savaş çıkarmaya yönelik adımlardır İbret alınması gereken şeylerdir ama şunu da söylemek lazım Eğer AK Parti %50 oy oranıyla iktidar olmasaydı, Büyük Ortadoğu Projesi diye bahsettiğiniz şeyi sizin gibi adamlar iç çatışma çıkararak gerçekleştirirdi Şu anda buna teşebbüs edecek gücünüzün olmaması Allah'ın bir lutfu