[COLOR=burlywood]Eylül yine hazırlıksız yakalayacak beni. Sararan yapraklar arasında dolaşırken seni unutmaya çalışacağım. Senin sevdiğin Sahil Çiçeklerini arayacağım. Ve ihtimal yine bulamayacağım.
Yine ince bir yağmur altında ıslanırken, bilmediğim sokaklardan, tanımadığım yollardan geçeceğim. Duvar diplerinde kaybedecek şeyleri kalmamış ihtiyar ayyaşlara selam verip oradan buradan konuşacağız. Sensiz bir geceden daha güneşe doğru yol alırken, bulvarların ıslak kaldırımlarında, atmosfere girmiş göktaşları gibi parça parça yüreğimle eski bir şarkı mırıldanacağım. Senin söylediğin eski bir şarkı...
O saatlerde sokaklarda birkaç sahipsiz kediden, benden ve bekçi düdüklerinin sesinden başka bir şey olmayacak.
Yine içimde senin yokluğun, sonbaharın kırık dökük telaşı sabaha kadar bir başıma dolaşacağım. Sonra yağmur susacak, yorgunluğumu ve seni unutmak için evime döneceğim. Son umudum son sigaramla aynı anda küllenecek. Islak ve yapışkan bir düşünce oturacak beynime. Sülük gibi kanımı emecek zaman, kahrolası ellerim yine titreyecek.
Acıktığımı unutacağım yine, beni öldürmeye yeten saçların ve simsiyah gözlerin geçecek gözlerimden.
Kimbilir o saatlerde sen nerede olacaksın? Nerede gezinecek düşüncelerin.
Şimdi ne olursa olsun cebimde mutlaka bir resmin saklıdır. Uzak dağların ardında da olsan, baktığın yıldızları görecek, aynı güneşin altında olmayı düşünmek bile ısıtacaktır bedenimi serin şafaklardan sonra...
Yani bir gün daha bitecek senden uzakta. Hasretinle bir baharı daha geride bırakacak ellerim. Ellerim ki sensiz edemez, sensiz yapamaz hayallerim. Rüyalarım yokluğunu hemen fark eder...
Demek yıldızlar da terk edecek göğümü. Eylül de başını alıp gidecek uzaklara. Depremde yerle bir olmuş gökdelen enkazı yüreğimle başbaşa kalacağım. Yaralı iniltiler yükselecek kılcal damarlarımdan. Kimseler duymayacak. Kimseler bilmeyecek Etna kadar büyük bir sevdanın içimde volkan volkan püskürdüğünü...
Ve şimşek şimşek çaktığını, kördüğüm düşüncelerin.
Bu kadar yükü bunca yıldır ben mi taşımış durmuşum? Ben miyim eflatun renkli bulutlardan medet bekleyen dilenci? Sıkıntıların arka sokaklarına can simidi gibi sarılan?
Hüzün tepelerinden hasret vadilerine akan bir avuç sancı ben miyim?
Biliyorum birazdan yağmur yine başlayacak. Ellerim kara kara düşünecek ellerini. Sesini duymayacak olsam da biliyorum sen de beni özleyeceksin. Konuşurken sesin titreyecek. Peynir ekmek yer gibi kolay olmayacak unutmak. Meltem estikçe sesini, hanımeli koktukça saçlarını mümkün olmayacak unutmak...
Sen ancak şiddetli depremlerle hatırlayacaksın yıkıldığımı. Ormanlar yanarken anlayacaksın yüreğimin yangınını. Ve hiçbir zaman yokluğunun ne demek olduğunu bilmeyeceksin. Oysa ben yıldızsız gecelerde, uykusu kaçmış yatalak hastanın gündüzü beklediği gibi bekleyeceğim seni...

Gelmeyeceksin...
Yağmur yeniden başlayacak...

Oğuzhan Aksoy

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 393
favori
like
share
ozlems_o Tarih: 30.09.2006 11:15
çok güzeldi:3:

teşekkürler serendipity