Kimi güney bahçelerinin ulu dut ağaçları olur; zamanında bir orduya yeter;

Ne toplayan, ne yiyen, ne de kaynatan vardır.

Bununla birlikte kesmezler, ilişmezler.Bu ulu ağaçlar, asmalara çardak olarak, diledikleri gibi büyürler; boy verir, dal verir, gölge verirler.

Dut ağacında üzüm yiyebilirsiniz; 0 Duta asma çubuğu aşılanmış; diyebilirsiniz.

Ağaçlara su yürüdüğü mevsim, ikisinin de yaralarından damlayan sular bazen yerde, bazen yere düşmeden birbirine karışmış; asmayla dut kan kardeşi olmuştur.

Hangisinin yemişi dut, hangisinin üzüm; Bilemezsiniz;

Ve kuşların gagasında iki tat birbirine karışır, bir tat olur.

Sonbahar gelince yerde yapraklar, birlikte sararırlar; birlikte doğanlar birlikte ölmenin zevkine de ererler.

Dut, gövdesine sımsıkı sarılan asmadan memnundur ve asma bir canlı çardağa sarıldığını bilir; mesuttur. Böylece yaşarlar; Dut bahtiyar, asma bahtiyar;

Ne birinde büyüklük, ne ötekinde asalet iddiası vardır. Bir uyuşma, bir anlaşma örneği olarak kalacaklardır.

Asma, kolları kesilmedikçe duttan ayrılmaz;

Ve duttan kesilecek bir dal, asmadan parçalar götürür.

Biz aynı toprağın, aynı köklerin çocukları, bir dutla bir asma kadar olamaz mıyız?

Arif Nihat Asya

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3349
favori
like
share
dream_catcher Tarih: 05.10.2006 22:50
cok tesekkurler mılkboy
MaRaBoGLu61 Tarih: 05.10.2006 22:24
Harika bir palasim sevgili milkboy

tesekkürler o güzel yüüregine sagalik :3: