Sonunun ne olacağını bilmeden amansız,zamansız bir sevdaya yakalanmıştı rüzgarın kızı.

Onu ilk defa denizin ve gökyüzünün bütün güzelliklerini gözler önüne seren uçurumun kenarında görmüştü. Çocuk alabildiğine uzun boylu ama bir okadar zayıf dağınık saçlı üzüm gözlü birisiydi. Uçurumun kenarına emin adımlarla yürüdü ve bir taş parçasının üzerine oturdu. Cebinden kağıt ve kalemini çıkardı.

Buruşmasından korkarak kağıda bir şeyler yazıyordu. Bir mektup. Bir veda mektubu, belliki buraya intihar etmeye gelmişti. Ama neden, neden böyle bir şey yapıyordu ki oysa daha çok gençti. Bir şeyler yapmalı onu vazgeçirmeliydi ama nasıl. O sırada gemilerin uzaktan sesleri duyuluyordu. Uçurumun kenarındaki kayalara vuran dalgalar kırık bir melodiyi oluşturuyordu. Tamam bulmuştu, ona

nasıl ulaşacağını bulmuştu. Hafif bir esinti olarak çocuğun üzerine doğru esti. Çocuk bir an kulaklarında dur yapma lütfen dur diye bir ses duydu. İrkilmişti ses karşısında. Aynı sesi tekrar duydu kulaklarında birisi ona lütfen dur ben rüzgarıyım diyordu. İçi ürpermişti, etrafına bakındı kimseler yoktu ondan başka

ileride bir ağacın yapraklarının hışırtısından başka bir ses duyulmuyordu. Aynı sesi tekrar duydu kulaklarında ben rüzgarın kızıyım, ben rüzgarın kızıyım, rüzgarın kızı Arkasına bile bakmadan oturduğu yerden doğrularak uzaklaştı.

Rüzgarın kızı mutluydu. Onu bu sonu gelmeyen yolculuğa çıkmasından vazgeçirmişti. Ertesi gün yine oraya gitti; ama çocuk yoktu, ertesi gün ve sonraki günler ama çocuk gelmiyordu. Anlamını veremediği bir duyguyla onu görmek istiyor, ona sarılmak istiyordu. Yoksa onu seviyor muydu. Hayır,hayır bu olamazdı, onun duyguları hisleri olamazdı. Peki ya bu neydi? Aşkmıydı.Onuncu günün sonuydu, güneş batmak üzereydi. Martılar alçaktan uçuyor avını

yakalayıp tekrar gökyüzüne gidiyorlardı. Tam umudu kesmiş gitmek üzereydi ki, o gelmişti. Saçları yine dağınıktı. Ama o gözlerinde bir ışık vardı. Neşe saçıyordu etrafa üzüm gözleri. Hafif bir esinti olarak çocuğun üzerine esti.Çocuk onun gelmiş olduğunu fark edecek ki kollarını açmıştı. Çocuk bir fısıltı duyuyordu kulaklarında seni seviyorum üzüm gözlü Artık bu sesin neye ait olduğunu biliyordu, bende diyordu dudakları,bende seni seviyorum rüzgarın kızı.

Rüzgarın kızı mutluydu onu görmese bile onu seven ona değer veren birisi vardı. Sarılmak istiyordu ona delicesine, çoşkuyla sarılmak.

Ve öyle bir esti ki sarılmak için o zayıf çocuğun uçurumdan aşağı düşeceğini hiç tahmin etmeden


Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 467
favori
like
share
ozlems_o Tarih: 09.10.2006 22:41
ne kadar güzel bir paylaşımdı bu :79:

çok teşekkürler serendipity