Bir saglik problemimden dolayi izinliydim, Dönüste maillerimi kontrol ettigimde, üsttekiI METNI gördüm.Beni bu denli sasirtacak bir yaziyi kaleme alan kisinin bir çocugu olmadigi için bu düsüncede oldugunu, hosgörebilecegimi düsündüm. Herkesin düsüncesine saygi duydugumu belirttikten sonra, ben de 11 yasinda dünya tatlisi bir kiz annesi olarak birkaç düsüncemi sizinle paylasmak istedim.
* Karnimda ilk hareketini hissettigimde, tekrar hareket etmesi için nefesimi tutup bekledigim anlar o kadar çoktu ki... Benimle kurdugu ilk iletisimiydi onun.
* Bebegimin (cinsiyetini ögrenmek istemedim, dünyaya gelene kadar da bilmedim), karnimda 9 ayini doldurmasi için benden fazladan hiç bir sey istemedigini söyledi doktorum. Her zaman ne yiyorsam onu yemem gerekiyordu.
*Dogal süreç onun beslenmesi için yeterliydi. Ancak, babasi ve ben onu öyle çok istiyor ve fasülye tanesi kadar bir varligi ne kadar çok seviyorduk ki, durmadan onu beslemeye çalisiyorduk. Oysa tek istegi sevgiydi, bu da bizde vardi zaten...
* Öyle sirin bir hamilelikti ki, evden çikarken esime: " BIZ ise gidiyoruz hosçakal sevgilim" diye seslendigimde, onun karnimda degil yüregimde durup, babasina el salladigini görebiliyordum.
* Bebegime merhaba dedigim dakikayi ömrüm oldukça unutmayacagim. Onu kucagima verdikleri, miniminnacik parmaklarini öptügüm; yumusacik tenine dokundugum; sanki bin yilda bir kez açmis bir çiçegi koklar gibi usulca mis kokusunu içime çekerek kokladigim o özel an... Tanrim! Ne büyük saadet!
* Kizim... Bir kizimiz olmustu. Içimizdeki isik yumagini bölmüs, hiç eksilmeden artmistik.
* Esim askti benim için, sevgiydi. Simdi de bebegimizle birlikte çogalmistik, artmistik, kocaman(!) bir aileydik artik.
* Evimizdeki ilk gecesinde; bütün aile fertleri, yeni ünvanlarini sayesinde aldiklari muhtesem varligin etrafinda (anneanneler, babaanneler, dedeler, amcalar, dayilar, teyzeler, halalar..), çok çok özel bir konuga gösterilen
ihtimam ve özen için kosusturuyorlardi. Oysa bebegim, herseyden habersiz uyuyordu. Onlarin kosturmalari yalnizca birkez kucaga almak içindi. Bir kralin önünde diz çöken askerin sövalye ünvani aldigi an, ayaga kalktiginda daha bir gururlu gözükmesi gibi; bebegimi kucagina alan herkesin yüzüne kocaman bir gülümseme yayiliyor, kendisini ayricalikli hissediyordu.
* Uykumuzu öyle degisik bazen de tuhaf seyler için feda ederiz ki. Bir sevgi pinari için, degil uyku, herseyi feda edebilirdim...
* Dünya ne kadar güzeldi ertesi sabah: günes hiç bu kadar parlak olmamisti, ne güzel isitiyordu isiklari, bizim evimizdeki isik topu da öyleydi. Bahar bebegiydi kizim, henüz kis soguklari sürüyordu yine de. Ama niye böyle birdenbire bütün agaçlar çiçek açmisti? Renkler ne kadar göz kamastiriciydi. Gönül kislari yasamamaliydi hiç kimse. Içimizde kuslar sarkilar söylüyordu. Kizimizin da bir tek sesini duymak için basinda, sessizce, gözgöze bakisarak beklemistik esimle. Sevdalanmak böyleydi iste, bir bebege, bir sese,
küçücük bir varliga sevdalanmak böyleydi..
Baska hiçbir seyde bulunamayan hazlar getirdi bu bebek hayatimiza....
* Bize dogru ilk adimini attigi gün, ilk dogum gününü kutladigimiz gün, elinden tutup birlikte yürüdügümüz ilk park gezintimiz; ayni masali okudugumuz kaçinci gecede, masalin ayni satirinda ayni ses tonuyla yaptigi
taklitler; mama yedirirken gülüsmelerimiz, ilk kez "anne" dedigi gün, "baba" dedigi ilk gün (aldigi hiç bir ünvan ve duydugu hiçbir seslenisin bu kadar haz vermedigini söylemisti), evimizin bahçesine ilk kez yalniz
çikmasina izin verip gözlerimizle onu izledigimiz gün, anaokuluna ilk basladigi gün, çizdigi ilk resmini bana gururla gösterisi (benim ondan daha çok gurur duydugum gün), ask kavramini sormasi ve babasiyla ben açiklama yapmaya çalisirken, bize bakip bilgiç bilgiç "tamam anladim" dedigi an, ilk kavgasi ve bir filozof edasiyla kavga ettigi arkadasina nutuk çekmesi,kendi kavgalarini kendisinin halletmesi gerektigi kuralini arkadasinin annesine anlatisi, mutfakta yumuk elleriyle kurabiye yogurmaya çalismasi, asla basaramayacagim kurabiye kaliplari icat etmesi, içeriki odadan bana seslenip, sonra da "annecim seni seviyorum" dedigindeki mutlulugum, hiç bir güzellik uzmaninin basaramayacagi denli özgün bir makyaji denedigi gün yüzündeki çildirtan sirinlik, yatak örtümü kremle kapladigi gün yumuk ellerini gözlerinin önüne getirip "canim sagolsun dimi annecim" derken ki ses tonu (o günden sonra "canim sagolsun" diyebilmenin büyük mutluluklar getirdigi baska anlar), kitaplardan ögrenemedigim ama o minnacik beyninden,
tatli dilinden ögrendiklerim, ondan ögrendiklerim, ondan ögrendiklerim, ondan ögrendiklerim...
Su çiçegi çikardiginda, kucagimdaki ates topu için ölebilecegim düsüncesi, anneanneye telefonda "hasta degilim, ben çiçek açiyormusum" diye suçiçegini tarif edisi, kabakulak oldugunda çok kilo aldim deyip yemek yemeyi reddedisi ve yüzündeki sislik iniyor mu diye elinde aynayla 5 dakikada bir kendini
inceleyisi...
Ilkokula basladigi günün sabahi, okul önlügünü giydiginde bakmaya doyamadigim güzellik, ev ödevlerini zaten biliyor edasiyla yapmasi, ögretmeninin ve arkadaslarinin olusturdugu yeni dünyasini betimleyisi,
çantasina evdeki bütün oyuncaklarini doldurup götürmeye çalistigi gün, ilk karnesi (çerçevelenen basari belgeleri için ayrilan duvarin önünden geçerken kasila kasila yürüyüsü), buz pateni yapmaya çalismasi; her seyi anneyle ve babayla yapmaya, her çocuk oyununa ve mutluluguna bizleri de ortak etmeye çalismasi (buz pateni yaparken ona eslik etmeye çabalayip gülmekten kirildigimiz gün), feminist bir bakis açisiyla çikarilan bir dergiyi konustugum arkadasim gittikten sonra kizimin bana "annecim feminist ne demek?" sorusunu sormasi, ben ona açiklama yaptiktan sonra "oooh rahatladim, ben de annem terörist mi acaba diye çok korkmustum" demesi,bize verilen tek bir yasami bile yeterince yasayamadigimizi düsünenlere inat
gibi, kizimin gözleriyle yasadigim ikinci yasamim. Ilkokulu yeniden okumam,Türkçe dersindeki okuma parçalarini aklimiza hiç gelmeyecek sekilde yorumlayip bize ana fikirler anlatmasi, ailece havuz problemleri çözmemiz ("iki musluk havuzu doldururken, üçüncü muslugu açip bosaltmak ne kadar saçma" diyerek
yürüttügü mantigin sirinligi)...
* Gözlerimin önünde geçen zamanla, hiç bir anini kaçirmama istegiyle yasanan dolu dolu günlerle birlikte büyüyen güzellik. Askla, sevgiyle baglandigim varlik, hayatimdaki hiç kimsenin yerini dolduramayacagi kadar olaganüstü güzellikteki kizimla, yetiskin sohbetlerine çok benzeyen ama farkli bir gözlük takarak yapilan sohbetler, o artik bir genç kiz olma yolunda...
Bir bebegimiz olmasini istedigimizde hayatimiza güzellikler gelmesini zaten bekliyorduk, ancak bu kadarini biz bile hayal edemezdik. Esimle kizimizi büyütürken ona sadece sevgi verdik, sevgi, sevgi, sevgi...
Karsiliksiz bir vermekti bu, ancak sirin bakan bir çift göz verilen sevgiyi fazlasiyla hemen yansitiveriyordu bize...
Ilerde esimin vefatiyla yalniz kalacagimizi bilmiyorduk, kizimin gösterdigi inanilmaz destek herkesi hayrete düsürdü. Bütün sevenlerimiz ve ben de dahil kizima karsi son derece dikkatli davrandigimizi düsünüp
acimizi (onun acisini gidermek için) yansitmamayi seçtigimiz bir anda, "benim yanimda aglayabilirsin annecim, rahatlarsin" dedi o... ona sarilip tanriya sükrettim! iyi ki varsin bebegim ve paylastim, simdiye kadar nasilsevgimi açikça paylasmissam, acimizi da paylastik biz... O benim kizim,yavrum, askim, arkadasim, ben onu çok seviyorum.
Sonuçta istemek gerekir. Istemeyerek çocuk sahibi olunmaz.Mutlulugu da diger hersey gibi ister ve onun için emek veririz. Emek vermeden hiç birsey kazanamayanlar, kendilerine verilen ikinci yasamlari hakedenlerdir...
Gülay Emerce

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 979
favori
like
share
Pedaliza Tarih: 17.06.2008 01:17
Melike merhaba çok güzel bir karşılaşma olmuş ama sevgili Seren çok sık aramızda olmadığı için mesajınızı görmemiştir...
Gerçek arkadaşlıklar insanla mezara kadar gelir.. bigün bir yerde karşılaşmanızı dilerim :3:
MeLiKeEeEe Tarih: 05.06.2008 13:01
...
Pedaliza Tarih: 14.11.2006 00:30
Allah böyle hayırlı evlatlar nasip etsin hepimize...
Ice Tarih: 13.11.2006 15:52
Dört dörtlük bir yaziydi..
ozlems_o Tarih: 13.11.2006 14:09
annelik bambaşka bişey casper dediğin gibi anne olamayıp olmak için yanıp tutuşan gerçekten mükemmel anne olacak kişiler var. umarım bu güzel duyguyu her kadın tatsın. ama bahsettiğimiz o kötü annelerden olmasın kimse :79:

serendipity teşekkürler
casper Tarih: 13.11.2006 13:06
bence çocuğu olmayan bir kişi anneliği hissetmediği için böyle konuşuyor demek çok yanlış,

o duygu içten gelen bir duygudur,nice anneler duyuyoruz ve okuyoruz evladına bir caninin bile yapamayacağı kötülükleri yapıyor,

ama nice anne olmayan insanlar görüyoruz bu caninin evladının yaşadıklarına hıçkıra hıçkıra kalbiyle ağlıyor,

önemli olan doğurmak değil bir çocuğu verdiği sevgi ve mutlulukla doyurmaktır..
Serendipity Tarih: 13.11.2006 11:04
Gülay Emerce tanışmamız kızlarımızın kreşe başlamasıyla oldu
çocuklar 4 yıl kreşte çok iyi arkadaştılar kreş bitiminde telefonlaşıyorlardı
ilk okula başladılar 1-2 derken Melikeden telefon kesilmişti
>Kızım tekrar aradığında Melike babasının cennete gittiğini söylediğinde kızım günlerce ağlamış okula gitmek istememişti ilk defa çok yakın birinin ölümü ile tanışmıştı...

bu yazıyı aradan 10 yıl geçtikten sonra nette yazıyı gördüm ve sizlerle paylaşmak istedim