Anne baba sevgisinden uzak kalan 0-2 yaş arası bebeklerde ve küçük çocuklarda sürekli ileri-geri sallanma ya da aynı hareketi yapma gibi hareketler görülebiliyor. Bazı anne-babalar, çocuklarını çetin hayat mücadelesinden yenik çıkmamaları için sevgilerini az göstererek veya hiç belli etmeyerek yetiştirirler. Her şey katı, disiplinli prensipler dahilindedir onlarda. Hatta kimisi eskilerin yaptığı gibi uykularında sevip okşarlar. Çünkü onların düşüncesinde aşırı sevgi gösterisi çocuğu şımartır, dolayısıyla eğitimini bozar . Peki, sevgiden yoksun bir çocukluk dönemi yaşayanlar, ömür boyunca mutsuz olmaya mı mahkum mu?
Sevginin sıcaklığı olmadan…


Çocukların sevgisiz kaldığı durumlarda ortaya çıkması olası problemler, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi kimsesiz çocukların birebir yetişkin yaklaşımından uzak yaşadıkları yerlerde daha somut bir şekilde gözlemlenebiliyor. Anne baba sevgisinden uzak kalan 0-2 yaş arası bebeklerde ve küçük çocuklarda sürekli ileri-geri sallanma ya da aynı hareketi yapma gibi hareketler görülebiliyor. Daha büyük çocuklarda ise saldırgan ya da içe dönük davranış tiplerine rastlanıyor. Kısacası çocuklar yetişkinlerin sevgi teması olmadan mutlu olamıyorlar.

Yüzü gölgeli, az gülen çocuklar

Çocukluktaki sevgi eksikliği ya da yoksunluğu yetişkinlikte mutlaka bir şekilde gösterir kendisini. Kişi eğer güçlü ve gerçekten içten gelen bir sevgiyle doluysa, yaşadıkları ve yaşadığı sevgisiz ortam onu yetişkinlikte olumsuz etkilemez. Yeter ki sorunlarla baş etmeyi öğrenebilsin. Uzman Pedagog Nurten Öncel, çocuklukta ve yetişkinlikte sevginin insanın bakışlarına ışık, dudaklarına tebessüm olarak yansıdığını belirterek, "Yüzü gölgeli, az gülen çocuklara baktığımızda, biz eğitimciler ve psikologlar hemen anlarız, anne ya da babanın da az güldüğünü, yaşama karanlık baktığını!" diyor.

Sorun aşılamıyorsa

Çocukluğunda ve gençliğinde sevgisiz ortamlarda yetişen kişilerde görülebilecek psikopatolojik problemlerde yapılması gereken tek şey elbette ki bir uzmana baş vurmak. Ancak bizim toplumumuzda henüz yeni yeni yerleşmeye başlayan ve "Ben deli miyim ki psikiyatr iste gideyim?'' düşüncesini yavaş yavaş yıkan uzman yardım isteği için, öncelikle kişinin kendisinde bir problem olduğunu kabul etmesi gerekir. Etrafına katı ve uzak davranan ya da sevgisini ifade etmekte güçlük çeken kişilerin yapması gerekendir yardım istemek. Çünkü sevgiyi çocukken doya doya tadamamakla; doğal olmayan, normal yaşama aykırı bir olay yaşamıştır. Ruhunun açlığını ancak bunu kabul ederek doyurabilir.

Çocukta kişilik bozukluğu gelişebilir

Sevginin ölçülü olduğu normal aile tiplerinde iniş çıkışlar olmayıp, her şey yolunda gibi görünüyorsa da ara sıra yaşana problemin özünde çocukların anne babalarının sevgilerinden şüphelendiği gerçeği yatar. Annesinden azar işiten ya da babasından bir tokat yiyen çocuk onların artık kendisini sevdiğini düşünür. Çocukluk dönemi boyunca aile yapısı ve eğitim biçimi nasıl olursa olsun, saldırgan, aşırı sessiz ve içe dönük, uyum ve davranış problemleri gösteren, geçimsiz, arkadaşlık kuramayan bir yapı sergiler. Bu da zaman içinde kişilik bozukluğu ortaya çıkabilir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1137
favori
like
share