Kardeşlerim...

* MISIR *


[COLOR=coral]* Piramitler *

Allahın elçileri aracılığıyla insanlara yaptığı ilahi tebliğ, insanın yaratılışından beri bizlere ulaştırılmaktadır.Kimi toplumlar bu tebliği kabul etmişler, kimileri inkar etmişlerdir.Bazenin,karcı bir toplumun içinden küçük bir azınlık çıkmakta ve sadece bunlar elçiye uymaktadırlar.Ancak kendisine tebliğ gelen kavimlerin çok büyük bir kısmı bunu kabul etmemişlerdir.Sadece Allahın elçisinin kendilerine getirdiği tebliği dinlememekle kalmamış, aynı zamanda elçiye ve ona uyanlara da zarar vermeye çalışmışlardır.Elçiler, birçok kez yalancılık, büyücülük, delilik, şımarıklık gibi nitelendirmelerle suçlanmış, hatta birçok kez kavmin önde gelenleri onları öldürmeye teşebbüs etmişlerdir.Oysa ki, her peygamber, kavminden yalnızca Allaha itaat etmesini istemiştir.Bunun karşılığında para ya da başka bir dünyevi çıkar talep etmemişlerdir.Kavimlerinin üzerine bir zorlayıcı da olmamışlardır.Tek yaptıkları gönderildikleri toplumu gerçek dine davet etmek ve kendilerine uyanlarla birlikte o toplumdan farklı bir hayat tarzı yaşamaya başlamaktır.Bu konuyla ilgili olarak Kuranda dikkat çekilen noktalardan biri, helak edilmiş olan kavimlerin çoğu kez yüksek bir medeniyet kurmuş olmalarıdır.Kuranda, helak olmuş kavimlerin bu özelliği vurgulanırken şöyle denir:
* Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı delik-deşik etmişlerdi.Ama kaçacak bir yer var mı? *[Kaf Suresi, 36]
Ayette, helak edilmiş toplumların iki özelliğine dikkat çekiliyor.Birincisi, zorbaca yakalamak bakımından üstün olmalarıdır.Bu, helak olmuş kavimlerin disiplinli ve güçlü askeri-bürokratik sistemler kurdukları ve kaba kuvvet yoluyla yaşadıkları coğrafyada iktidarı ele geçirdikleri anlamına gelir.Vurgulanan ikinci nokta ise, sözkonusu toplumların, mimari özellikleriyle dikkat çeken büyük şehirler kurduklarıdır.Dikkat edilirse, bu iki özellik de, tam tamına, bugün teknoloji ve bilim yoluyla süslü bir dünya meydana getirmiş, merkezi devletler, büyük şehirler kurmuş olan ancak tüm bunların Allahın verdiği güçle olduğunu unutarak Allahı inkar ya da gözardı eden medeniyetlerin özelliğidir.Ancak ayette bildirildiği gibi, oluşturdukları medeniyet, helak olmuş kavimleri kurtaramamıştır; çünkü medeniyetleri Allahı inkar ve yeryüzünde bozgunculuk temeline dayanıyordu. İnkar ve yeryüzünde bozgunculuk temeline dayandığı sürece, bugünkü medeniyetlerin sonu da farklı olmayacaktır.İşte bazıları Kuranda bildirilen bu helak olaylarının önemli bir bölümü, modern çağda yapılan arkeolojik araştırmalar sonunda ortaya çıkarılmıştır.Kuranda sözü edilen olayların delilleri olan bu bulgular, Kuran kıssalarının ibret olma özelliğini daha da açık bir biçimde gösteriyor.Çünkü Allah, Kuranda yeryüzünde gezip dolaşılması ve öncekilerin uğradıkları sonun anlaşılması gerektiğini bildiriyor.Eski Mısır da ,dünya tarihinin bilinen en eski uygarlıklarından biridir ve üstün medeniyetlerinin örneği olarak , firavunlar ve kraliçeler için mezar olarak piramitler inşa etmişlerdir.Bu piramitlerden bir kısmının ulaştığımız teknolojiye rağmen bugün için bile inşa edilmesi olanaksızdır.Bu durum eski Mısırlıların ulaştığı uygarlık seviyesini göstermesi açısından oldukça önemlidir.Ancak Allaha iman etmeyen ve kendi sapkın dinlerini yaşamak isteyen Mısırlılar sonunda yok olmuşlar.İnşa ettikleri yapılar ise ibret olarak günümüze kadar ulaşmıştır.Firavunlar Eski Krallık başında ve Orta Krallık sonlarında değişik ebat ve şekillerdeki bu piramitlere gömülürlerdi.Piramitler firavunun mumyasını, hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini ve kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklamak ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır.Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir.Bunların en ihtişamlısı olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de Dünyanın Birinci Harikası olma niteliğine hak kazanmıştır.Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser Mısırdaki Keops Piramididir.Keops, Mısırın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır.Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır.Büyük Piramit olarak da adlandırılan Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısırın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keopsun mezarıdır.İkinci büyük piramit, Keopsun kardeşi olan ve o öldükten sonra firavun olan Kefrene aittir.Küçük piramit ise M.Ö. 2500lü yıllarda hüküm süren Mikerinosa aittir.Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır.Piramitler kat kat kurulurlardı.Devasa taş bloklar, kat kat yükseldikçe, rampa yükseltilir, genişletilir ve uzatılırdı.Bir piramidin inşaatı binlerce işçiyle yirmi seneden uzun sürerdi.Yapılan incelemelerde bugün teknolojik olarak çok ilerlemiş Japonya bile Keops piramidinin aynısını yapamamaktadir.Ziyaretçileri pek Keops piramidine sokmadıkları bunun nedeninin de piramidin koridorlarının çok dar ve dik olmasından dolayı olduğu söylenmektedir.Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı yaklaşık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi vermektedir. 149.504.000 km Piramidin üstünden geçen meridyen karaları ve denizleri tam 2 eşit parçaya bölüyor.Taban çevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını vermektedir.Piramidin içinde dünyanın ağırlıgı yazıyor.Piramidin tam olarak dünyanın merkezinde bulunmaktadır.Piramidin çalışkan işçileri olağanüstü bir çabayla günde 10 parça üst üste koyduklarını kabul edersek, piramitteki 2.5 milyon taşın 250.000 gün, yanı 664 yılda ancak oluşmuş olması gerekiyor.Oysa piramit 20-30 yılda tamamlanmıştır .

* Giza Piramitleri

Tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilen Giza piramitleri; Keops, Kefren, Mikerinos. İsimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır.Bu üç piramit dünyadaki en büyük piramitlerdir.Gizade sadece bu piramitler bulunmaz.Sırf Mısırda yüzlerce irili ufaklı piramitler mevcuttur ama bu Giza piramitlerini öbürlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamasıdır.Piramitler yalnızca Mısıra özgü de değildir.Güney Amerika kökenli Maya ve Aztekler de piramitler yapmışlardır. Piramitlerin gökyüzünü incelemek amaçlı yapıldığı da zannedilmektedir.

[COLOR=coral]* HİYEROGLİF YAZISI *

* Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi.Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar;biz de günahları dolayısıyla onları yıkıma uğrattık.Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi * [Enfal Suresi, 54]
Eski Mısır medeniyeti, Mezopotamyada aynı tarihlerde kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biri ve döneminin en ileri sosyal düzenine sahip organize devleti olarak bilinir.MÖ 3000ler civarında yazıyı bulup kullanmaları, Nil nehrinden faydalanmaları ve ülkenin doğal yapısı sayesinde dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuş olmaları Mısırlıların sahip oldukları medeniyetin ilerlemesine büyük katkıda bulunmuştu.Ancak bu uygarlık, Kuranda inkar sisteminin en açık ve net tarif edildiği firavun yönetiminin geçerli olduğu bir medeniyetti.Büyüklük taslamışlar, sırt çevirmişler ve inkar etmişler, bunların neticesinde de ileri medeniyetleri, sosyal ve siyasal düzenleri, askeri başarıları onları helak olmaktan kurtaramamıştı.Mısırlıların sahip oldukları medeniyet, yaşadıkları olaylar hakkındaki bilgileri eski Mısır yazısı olan hiyerogliflerden öğrenmek mümkündür.18. yüzyıla dek Eski Mısır dilinde yazılmış kitabeler ve yazılar okunamıyordu.Eski Mısır dili hiyeroglifti ve çağlar boyunca bu dil varlığını sürdürmüştü.Fakat MS 2. ve MS 3. yüzyılda Hıristiyanlığın yayılması ve kültürel etkisiyle Mısır, dinini olduğu gibi dilini de unuttu; yazılarda hiyeroglif kullanımı azaldı ve sona erdi.Hiyeroglif yazısının kullanıldığı bilinen en son tarih MS 394 yılına ait bir kitabedir.Bundan sonra bu dil unutuldu ve bu dilde yazılmış yazıları okuyabilen ve anlayabilen kimse kalmadı. Ta ki bundan yaklaşık iki yüzyıl öncesine dek.Eski Mısır hiyeroglifi 1799 yılında, Rosetta Stone adı verilen, MÖ 196 tarihine ait bir kitabenin bulunmasıyla çözüldü.Bu tabletin özelliği üç farklı yazıyla yazılmış olmasıydı: Hiyeroglif, demotik hiyeroglifin el yazısı şekli ve Yunanca. Yunanca metnin de yardımıyla tabletteki eski Mısır yazısı çözülmeye çalışıldı.Tabletin tüm çözümü, Jean-Françoise Champollion adlı bir Fransız tarafından tamamlandı. Böylece unutulan bir dil ve bu dilin anlattığı tarih aydınlanmış oldu.
* Hiyeroglif Yazısındaki Üstün Teknik *
Gizemli, bilinmeyenli çizgiler, resimler, taslaklar, işaretler, şifreler, insanlar, hayvanlar, masal yaratıkları, bitkiler, meyveler, araçlar, elbise parçaları, örgüler, silahlar, geometrik şekiller, dalgalı çizgiler ve alevler.Bunlar tahtalar, taşlar ve sayısız papirüsler üzerinde bulunurlar.Tapınak duvarlarında, mezar odalarında, anı levhalarında, tabutların, çekmecelerin üzerinde bulunurlar.Mısırlılar eski ulusların yazmayı en çok sevenlerindendir.
* Hiyeroglif Nasıl Yazılıp Okunurdu?
Mısır yazısı, çoğu nesnelerin resimleri olduğundan, rahatlıkla ayırt edilebilen 700den fazla işaretten oluşmuştu.Her bir işaret ,özel bir nesneyi, belli bir sesi temsil ediyordu.Hiyeroglif yazısı soldan sağa ya da aşağıdan yukarıya yazılabilirdi. Hayvanların ya da insanların yüzleri sola dönükse soldan sağa,sağa dönükse sağdan sola okunurdu.
* Ne İle Yazılırdı?
Yazıcılar ,mürekkep ve fırça kullanarak papirus denen sazlardan yapılmış özel bir çeşit kağıda yazı yazarlardı.Ayrıca ostraka olarak bilinen kırık çömlek parçalarının üzerine de yazarlardı.Mısır hiyeroglif yazısı son derece karmaşıktı.Yazıcı adı verilen kimseler,okumak ve yazmak için özel olarak eğitilmişlerdi.Bu becerileri onlara güç ve saygınlık kazandırıyordu.Yazıcılar tapınaklarda ya da devlet yönetiminde iyi işlere girebiliyorlardı.Çoğunluk vergide ödemiyordu.Daha sonraları Mısırlılar,hiyeroglif yazısının daha kolay bir uyarlaması olan 2 türlü steno yazı geliştirmişlerdir.Hiyeroglif yazısı ise, tapınaklardaki ve kamusal yapılardaki kayıtlarda kalmıştı.Mısırlılar,bir yazı biçimi bulan en eski uluslardan biridir.Onların alfabeleri bizim bugün kullandığımız gibi harflerden değil, resim ve işaretlerden oluşmuştu.Mısır yazısına kutsal yazı anlamına gelen hiyoroglif adı verilirdi.Bu isim Mısırlıların, yazı yazma yetilerinin onlara ilim Tanrısı Tot tarafından verildiğine inanıyor olmalarından kaynaklanıyordu.Firavun adları kartuş adı verilen oval bir çerçevenin içine yazılırdı.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2017
favori
like
share
ulvik Tarih: 29.04.2008 00:20
paylaşım için teşekkürler cok yararlı bilğiler işallah bizlerede görmek nasip olur
MeMoLi Tarih: 08.09.2007 04:49
Emegine Saglık
turkbey Tarih: 06.09.2007 00:10
cok tsk ellerine saglık
elifname Tarih: 25.08.2007 20:38
sağol
kücügüm_ss Tarih: 22.05.2007 16:47
görmek istediim ülkelerden birisi emegine saglık
XeNTuS Tarih: 21.05.2007 20:48
Paylaşım İçin Saol Eline Sağlık..
akillideli Tarih: 12.05.2007 08:49
Berlin Freie Universität´de bir arkadasim Misir tarihini okuyor, Ägyptologie
neler anlatiyor neler, secmez olaydim diyor bu bölümü
CADIKIZ Tarih: 22.03.2007 12:47
[COLOR=coral]gitmeyi cok istedigim bir ulke,ilsallah birgun bende giderim..
ve mumyalanmadan donerim :46: :5:
eskitoprak Tarih: 10.12.2006 11:17
gecen sene gidecektim ama son anda vazgectim fiaati cok da ucuz