benım gibi maçı ızleyemeyenler varsa buyrun

[youtube]MTaUMZX5Zb8[/youtube]


birazda taraftar show

[youtube]o82asmZ5qH4[/youtube]

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 560
favori
like
share
besiktasli_1903 Tarih: 01.12.2006 18:12
Tesekkürler
head Tarih: 01.12.2006 17:52
emegine saglik meslek tasim
eems34 Tarih: 01.12.2006 10:14

alıntıdır: cem dizdarın yazısı

Papa 16. Benedict'i koruyacağız diye yollar kapatıldığı için sokaklara dökülen yurttaşlar gasp, kapkaç gibi tehlikeler karşısında açık hedef halinde evlerine ulaşmaya çalışırken biz, ters yönde seyahat edip -Bağcılar, Levent, Beşiktaş, Dolmabahçe hattı- 40 dakikada Cahide Varyete'ye ulaştık. Niye mi? Hem devamında ortama akmak hem de arabayı park etmek için. Ortam nezih görünümlü insanlarla dolu, biz maç kılığındayız. Daha zaman var, iki votka çaktık orta süratte yanında biraz tuzlu fıstıkla. Maça 5 kala kapının önünde, 3 kala içerdeyiz. Yerimiz malum, kapalı üst yeni açık tarafı. Dostların yarısı gelmiş yarısı yolda.



Taraftar formda, ısrarla "Alen abi sahaya üçlü çektir Kartal'a" diye bağırıyor. Alen inmeyince sahaya, "Amigo musun, kebapçı mısın Alen abi sen ne ayaksın"a geçiliyor.



Son Bursa maçının 'döktüreni' Ricardinho'nun bu maçta da döktüreceği daha başta belli oldu. Al verler, topu alabileceği yerlere attığı geriye ileri kısa koşular, bilekten işçilikler, aralara ve sağa sola uzun ters toplar... Yani o mevkiide oynayan bir futbolcunun yapması gereken her şey.



Ama bir sorun var; Runyeeeee Runyee..



Beşiktaş maçlarına gelenler bilir, yaşar; gelemeyenlere gidenler anlatır; hiç gitmeyenlere ise tıpkı Kızılmaske efsanesinin ormanda kulaktan kulağa yayılması gibi fısıltıyla ulaşır tribünlerde olanlar. Her maç başka bir maç olur İnönü tribünlerinde. Bu sezon önce gerilen taraftar-Runje ilişkisi Fenerbahçe maçıyla birlikte düzelmeye yüz tuttu ya, ben bu durumu mezarlıktan geçerken ıslık çalan adam örneğine benzetirim. İnsanlık tarihinde ölen kimsenin hortladığına rastlanmamıştır ama insan yine de her ihtimale karşı mezarlıktan geçerken bir ıslık patlatır, ne olur ne olmaz diye. Bu da öyle, Runje hangi topu tutarsa tutsun, ister iyi bir kurtarış, iste fiyakalı bir plonjon, ister çocuğun bile tutabileceği uyduruk bir top ya da bir aut atışı, tribün başlıyor yaygaraya: Runyeeee Runyee.. Bu hem kendi takımıyla, hem kendi oyuncusuyla hem de kendiyle dalga geçebilme erdeminin şahane bir örneği bana göre. Bu da ancak Beşiktaş tribününde yaşanıyor. Bu dediğimin daha iyi anlaşılabilmesi için Andree Comte Sponville'in "Büyük Erdemler Risalesi" adlı muhteşem kitabının ilgili bölümünün okunmasını tavsiye ederim.



Neyse, Runje yaptı yapacağını, gördünüz Balaban'ı indirdi, penaltı... Bence direkt kırmızıydı hakemin göstermesi gereken ama Allah'tan ben hakem işine hiç karışmam, bana ne, ne verirse versin.. Runje'nin yaptığını "Hangimiz yaparız?" diye de sormam, çünkü bilirim kesinlikle hepimiz yapabiliriz... Ama o anda duyduklarımı siz de duyun istedim. İşte hatırımda kalan bir kaç örnek;



"Ha ha ha... (Acı içinde gülüyor) Mal abi bu, mal. Ben diyorum size, maalll!"



"Ya inanılmaz birşey. Nerden buldular bunu ya..."



"N'oldu, ya? Ben tuvaletteydim, n'oldu? Söylesene oğlum n'oldu?"



"Ne olacak be. Adamı düşürdü angut. Uğraş dur şimdi..."



"Kurtaracakkkkk..."



Attı tabii Balaban. Runje rahat görünüyor, biz ifrit olmuşuz, maç devam ediyor. Neyse Ricardinho kovalıyor maçı, Kleberson ne kadar kötüyse o, o kadar iyi. Deli İbrahim yine nafile gidiyor geliyor, kan ter içinde. Haksızlık etmeyelim, ilk yarı bir top kesti içeri, vuramadılar. Öbür kanatta Ali Tandoğan pire gibi, adamların üstüne zıplıyor. İki tane benim bile atacağım golü kaçırıyor tabii, o ayrı.



Bu maçın esas oğlanı Ricardinho ile birlikte bence Baki Mercimek. Çok uğraştı çok didindi. Hatta benim hep korktuğum bir oyuncu olan Koray'ın bir kazaya neden olmasını o engelledi. Koray'a dikkat edin, manasız bir özgüvenle oynama gayreti içindedir hep. Ve o kadar kritik hatalar yapar ki, iki hatasından biri kesin goldür. Örneğin, son Bursa maçı.



Baki, o gece bir ara kendini bile aştı. Yayın üzerinden kaptığı topla üç beş kişiyi geçip rakip ceza sahasının sağ köşesine kadar geldi ama Türk'ün aklı oraya kadar. Topa öyle bir vurdu ki, ne o, ne diğer topçular, ne rakip oyuncular, ne hakemler, ne tribündeki biz, ne televizyon karşısındakiler ne yapmak istediğini anlayabildik... Şaşkın şaşkın baktık, kısaca güldük, heyecan içinde maça döndük.



Şimdi Ricardinho... Öğrenilecek çok şey var bu adamdan ama öğrenene. Sakinlik ama heyecan, yavaşlık ama sürat, efendilik ama hırçınlık, akıl ama duygu.. Yani birbirine karşıt olan herşey bu adamda toplanmış. İlk yarı iki üç ara pası attı, ben Brugge'lü olsam uyarırdım "Ayıp oluyor ama. Yaptığın bütün müdafaanın haysiyetiyle oynamaktır" diye. İlk golü gördünüz, tam bu dediğim türden bir ara pası attı. Hele ikinci yarı öyle işler yaptı ki, Brugge onunla uğraşmaktan, daha doğrusu uğraşamamaktan sahasından çıkamadı.



Şimdi gelelim oyunun kendimizle ilgili bölümüne.



İlk arama kapısından girerken polislerin "Hoş geldiniz" demesi çok zarifti. Yine bir genci sokmaya çalıştım içeri ve yine başaramadım. Devre arasında tuvalete girdiğimde haklı bir halk isyanıyla karşılaştım. Taraftar daha temiz daha geniş daha insani bir ortam istiyor.



Kapıda paraları topluyorlar ya, 5 çay alıp 20 milyon verdim, bir kağıt onluk iki YTL bir de 50 kuruş aldım. Malum bunlar madeni. Sıkı taraftarız ama holigan değiliz. Yine de hala insanların paralarını kapıda toplayacak kadar geri kalmış bir zihniyeti protesto için sahaya atayım şu paraları diye düşündüm. Ancak kendime, hayata ve herşeye ayıp olur diye bu kötü fikri kovdum zihnimden.



Son anları zor değil ama heyecanlı geçen maç bitti. Cahide Varyete'ye doğru yollandım yarım kalan votkalara devam etmek için. İki kişi konuşuyordu yanı başımda, "Ya biz şöyle rahat bir maç seyredemeyecek miyiz şu statta. Nedir bu ya diken üstündeyiz her maç" diye... Tabii, takdir edersiniz ki, bu konuşmanın aralarındaki küfürleri suç teşkil ettikleri için ayıkladım. Düşünün bakalım nereye ne koyarsınız...



Keyfim de yerindeydi ya ne kadar içtim bilmiyorum. Keyifle içilen içkinin tadı da bir başka mı oluyor ne?
kv_1903 Tarih: 30.11.2006 20:01
belçika gazetelerinde maç ustune hiç bilgi ve yorum yapilmami$

ama yenilseydik yorum cok olurdu