Kardeşlerim...

[COLOR=coral]* TEVEKKÜL *

* Sebeplere teşebbüs konusunda kendisine düşen görevi yerine getirdikten sonra neticeyi Allahdan beklemek. Onun takdirine razı olmak *
TEVEKKÜL yalnış yorumlara uğrayan bir ıstılah.Onun ne demek olduğunu orada burada değil tevekkül ile ilgili âyetlerin tefsirlerinde, yahut ıstılah lügatlarında aramalı.Ama bazıları bu zahmete katlanmıyor ve dilin kemiği yoktur deyip konuşuyorlar:
* Müslümanlar tevekkül eder, çalışmazlarmış; kadere teslim olup yatarlarmış; halbuki çok çalışmak lâzımmış, gibi .*
Bu yüzyıl, benlik yüzyılı, menfaat yüzyılı.Kuvvetlinin zayıfı insafsızca ezdiği vahşet yüztılı. Hayvanca yaşamanın en büyük ideal olarak gösterildiği şehvet yüzyılı… Böyle bir iklimde ulvî mânâların gizlenmesi, yahut iç âlemleri bu pis havayla is bağlayanların, ulvî ıstılahlara basit yorumlar getirmeleri bir bakıma normal karşılanmalı.Tevekküle karşı çıkanlar, nefislerine itimad ederler, Allahın lütfunu, yardımını, keremini hiç düşünmezler.Onun mülkünde yaşadıklarından ve kendilerinin varlık adına her neleri varsa, hepsini Onun bahşettiğinden gafildirler.Bedenlerindeki her hücrenin ve kâinattaki her sistemin İlâhî iradeyle terbiye edildiğini unuturlar.Hayatlarını endişesiz sürdürür, bir nevi tevekkül içinde yaşarlar ama bu ulvî hasletten bahis açıldı mı hemen gururları kabarır ve tevekküle karşı çıkarlar.Onların bu tavırlarının arkasında Allahın sonsuz kudretiyle bir nevi muaraza psikolojisi yatar.
Oyuncak uçaklarla galaksileri fethe çıkarlar.
Tabancalarıyla yıldızları birer birer düşüreceklerini sanırlar.
Nabız atışlarını saymakla kana âhenk verdikleri vehmine kapılırlar.
Zelzele olmasın diye yerin derinliklerine sağlam kazıklar çakarlar.
Ellerini Aya vuracaklarını hayal ederler.
Işığı azalmasın diye güneşe elektrik ihraç etmeye kalkar ve ondaki kara lekeleri sulu boyayla gidermeyi plânlarlar.
Arz küremiz arıza yapınca, aşağı inip arkadan itekleyeceklerine güvenirler.
Yaşlılığa dur demenin yolunu saçlarını boyatmakta bulurlar.
Korkusunu yenmek için, karanlık sokaklardan türkü söyleyerek geçen bir çocuk psikolojisi içinde, ölüm korkusunu kahkahayla boğmaya çalışırlar.
Müminin ruhu bütün ve benzeri gülünçlüklerden arıdır, temizdir, sâfidir.
Çünkü o, kul olduğunu bilir, haddini tecavüzden şiddetle sakınır.
Sebepler dünyasında yaşadığının, ekmeden biçemeyeceğinin şuurundadır. Bunun yanında toprak zerrelerinin buğday yapacak ilme, kudrete ve iradeye sahip olmadıklarını da çok iyi bilir.
Sebeplere teşebbüs ettikten sonra Allaha tevekkül eder.Zira, ağaçtan meyve topraktan hububat ve topyekûn kâinattan insan süzüp çıkaran Odur.
Sebeplere teşebbüs etmemeyi Allahın bu kâinatta koyduğu fıtrat kanunlarına isyan olarak değerlendirir.Ama, neticeyi sebeplerden değil, Allahdan bekler; duasını, niyazını, şükrünü ancak Ona yapar.Müslüman, dünya hayatını daha da müreffeh kılmak arzusuyla, meşru sebeplere tam olarak teşebbüs eder, ama şunun da çok iyi farkındadır: Bu dünya zevk ve lezzet yeri değil, ancak imtihan meydanıdır ve âhiretin tarlasıdır.İmtihanda, tarlada, sıkıntı vardır.Ferah, imtihan ötesi ve hasat sonrasıdır.Bunun için dünyanın musibet ve sıkıntılarına karşı psikolojik olarak bir ön hazırlığa sahiptir.O, herkesi misafir ve herşeyi geçici bilir.Hiçbir hâdiseye olduğundan fazla kıymet vermez.Ve ömrünü huzur içinde geçirir. İnsanın önünde çok menziller var.Kabre girmeden önce çoğu zaman, hastalıklara, musibetlere, çaresizliklere, ihtiyarlığa da uğrar.Bütün bu safhalarda insan tevekkülsüz yaşayabilir mi?
Bir hasta, muayene olma ve ilâç alma safhalarından sonra şifa bekleme dönemine girer.Doktoru da yanıbaşında onun iyileşmesini beklemektedir.Bu ikili bekleyiş Allaha tevekkülden başka bir şey değildir.Tevekkül, hastalığa olduğu gibi, ihtiyarlık mevsimi ile insanın yüzüne daha fazla vuran, ölüm habercisi soğuk rüzgârlara karşı da en sağlam zırh.Bundan mahrum olanların tenleri hangi cins kumaşla sarılı olursa olsun, canları her an iğnelenmekte, huzurları daima zedelenmektedir.
* Senin en büyük düşmanın nefsindir *
Bu ikazın ışığında şunu hemen söyleyebiliriz: Biz bu en büyük düşmanımıza karşı, Rabbimize en azim bir tevekkülle sığınmak mecburiyetindeyiz.En büyük düşmanımız nefis ve onun teşvik edicisi Şeytan.Dünya sevgisi, mahlûkata güvenme, makam sevgisi, desinler, demesinler, kibir, gurur, hırs, tamah, haset, gıybet, iftira... herbiri nice imanları götürmüş korkunç dalgalar.
Bu dalgaları aşmak için Alla’ın emirlerine uyma ve yasaklarından kaçınma safhalarını müteakip, ellerimizi Dergâh-ı İlâhîye açıp, Ona dua etmek, Ondan yardım dilemek ve yalnız Ona tevekkül etmekten başka bir çaremiz var mı?
Tevekkül, bütün canlıların hatta cansızlar âleminin de yaratılışlarında var.
Toprağın altında bekleşen tohumlar, yumurtalarını uzak denizlere bırakıp geri dönen balıklar, rızık kaygusuna düşmeden ve doğum kontrolu hesabına girmeden yavru yapan hayvanlar ve nihayet yollarını bilmeden süratle dönen gezegenler... Tevekkül yüksek bir haslet, ulvî bir seciye.İnsan ruhu için ayrı bir terakki vesilesi.Kul ile Rabbi arasında manevî bir rabıta.Allaha tevekkül eden insan, kalben Ona teveccüh etmiş demektir.Bu teveccüh, başlı başına bir neticedir.Allahı zikretme, yâni Onu hatırlama, yâd etme sadece bildiğimiz ibadetlere mahsus değildir.Sabır, teslim, rıza, havf, reca... her biri ayrı bir zikir.
Tevekkülü de böyle güzel zikir olarak kabul etmek gerek.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 996
favori
like
share
wampirella Tarih: 02.02.2008 10:09
genelde yaptıgım seydır allah razı olsun paylasım ıcın
CENGAVER32 Tarih: 30.01.2008 10:03
güzel paylaşım çok teşekkürler saol
irfantan Tarih: 29.01.2008 19:10
çok teşekkurler s.a.
by_KaRizMa Tarih: 26.01.2008 22:05
ALLAH SENİNDE YAR VE YARDIMCIN OLSUN kardes
elma kurdu Tarih: 29.12.2007 03:56
ellerine sağlık
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 09:17
Allah razı olsun
NeV-BaHaR Tarih: 08.12.2006 20:03
Paylaşımların çok değerli Allah ilmini ve fazlını artırsın kardeşim :46:
arap Tarih: 07.12.2006 21:35
ALLAH SENİNDE YAR VE YARDIMCIN OLSUN :23: :23:
alperen Tarih: 03.12.2006 15:57
* TEVEKKÜL *

* Sebeplere teşebbüs konusunda kendisine düşen görevi yerine getirdikten sonra neticeyi Allahdan beklemek. Onun takdirine razı olmak *

Bu dur...