Kahvehanelere ve çay ocaklarına her girişimde gözüme ilk olarak bardaklar takılır. Bardakların ve çay kaşıklarının bazı insaf sahibi çay ocağı veya kahvehane sahipleri tarafından, işletme günlük faaliyetini icra ettikten sonra çamaşır suyuna bırakılarak steril edilmeye çalışıldığını bilmekteyim.

Lakin, beni gün sonu faaliyetinden ziyade gün içi bardak hareketleri ilgilendiriyor. Özellikle dikkat kesilmiştim ve kesilirim bir çay ocağına girdiğim sırada bardaklar nasıl yıkanıyor acaba diye. Bu durum aklıma genelde bir işletmede bulunduğum sırada çay söylendiği zamanlarda daha çok gelir.

Bir defasında, çay söyleme bahanesiyle, bu gizli müşkülatımı halletmek için girdim çay ocağına. Söyledim kaç çay isteniyorsa ve çıkmadım çay ocağından. Bir sandalyeye sokuldum usulca ve oturmaya başladım.

Neyse efendim, biraz vakit geçti, bardaklar birikmişti çok az da olsa çaycı abimizin önünde. Yıkanacak kemmiyete ulaşmadığı için biraz daha geçmesi gerekiyordu herhalde. Ben de bu arada çayımı söyledim. Sırtımı duvara dayadım, çayımı yudumlamaya başladım. Bir yandan ısınıyordum, odunların gürül gürül yandığı sobanın sıcaklığıyla. Diğer yandan da, arada bir de çaycının çay bardaklarının, şekerinin, aromalı içecek kutularının ve en önemlisi, demliklerinin bulunduğu tezgahın hemen yanındaki, kirli bardakların bırakılmış olduğu lavaboya kaçamak bakışlar fırlatıyordum.

Lavabonun yanında sünger, bulaşık deterjanı ve bir bez bulunur her daim ama ne amaçlı kullanıldığı hiçkimsenin tam olarak malumu değildir, ufak tefek fikirler olsa da.

Sonunda kaçamak bakışlarım muradına erdi efendim. Lavaboda yıkanmaya namzet sayıda bardak birikti ve çaycı onları kıvrak bilek hareketiyle yıkamaya başladı. Fakat, ne bulaşık süngerinde ne de deterjanda bir hareket söz konusu değildi. Yani, bardaklar sadece sudan geçirilerek yıkanıyordu büyük oranda.

Bir noktada da durup şöyle düşünüyor(d)um, bardakların her çay içilişin akabinde bulaşık süngeri ve bulaşık deterjanı ile yıkanması çok güç ve zahmetli bir iş ama sıhhat açısından elzem olabilir. Ben çaycı olsam, ihlasla büyük konuşmak değildir inşallah- bu, her defasında deterjanlı süngerle yıkama işlemini yapmaya çalışırdım. Kendime yapılmasını istemediğim birşeyi başkalarına yapmamak için. (Ya da iyisi mi, nemelazım ben çaycılığa başlama hayali bile kurmayayım.) Ama gelin görün ki, iş ülfet peyda edince insan alternatif yollar üretmek ve bunu uygulamak konusunda naçar kalıyor.

İfade ettim; hak veriyorum çaycılara doğrusu.(Hak veriyor olmam, benim de günün birinde çaycı olmam halinde böyle yapacağım anlamına gelmesin. Müşterileri baştan kaçırmayalım). Onlarca işletmeye onlarca çay götür, boşları geri getir. Sonra da kalk her defasında o bardakları, çay kaşıklarını deterjanlı bulaşık süngeriyle yıka. Olacak iş değil canım. Buna can mı, vakit mi dayanır?

Onlarca çeşit müşteri var. Boyacısı, mobilyacısı, tornacısı, oto tamircisi ilh... Her bardak deterjan ile yıkama işlemine tabi tutulacak olsa her defasında, çaycı gününün büyük kısmını lavabo başında bardakların üzerindeki yağları, dudak izlerini gidermek için, onları ovalayıp durmakla geçirirdi. Ee, ona da yazık. Hem vakit harcayacak, hem de satışları düşecek talebe yetişemeyeceğinden ötürü. Neymiş? Bardaklar daha steril olsun. Boşveeer. Bardaklar, çay doldurulup müşterilere ikram edilmeden sıcak sudan geçiriliyor yaa. Daha fazlasına ne gerek? Haşlı su tüm mikrobu, yağı, kiri, pası alır gider sonuçta.

Önceden temizlik sadece suyla sağlanıyordu hem de. Nerede bu imkanlar, nerede bu teknoloji, değil mi? Hiçkimse de bardaktan, tabaktan, çanaktan bulaşan bir hastalıktan ölmüyordu. Çok görmeyelim çaycılarımıza bu kestirmeci anlayışı yani..

Yok canım. İnsan bilmez mi veya tahmin etmez mi çaycıların veya kahvehane işletenlerin bardakları sadece sudan geçirdiğini demenizi normal karşılarım ey okuyucu. Elbette bilir ve ben de bilir ve tahmin ederim durumun bu minval üzere işlediğini. Ama birincisi tecahül-i arif yapmak istedim bardakların hal-i pür melalini anlatırken. İkincisi, tecahül-i arif yaparken, bardakların çaycılar tarafından gün içinde deterjanlı süngerle yıkanabileceğine dair hüsn-ü zannımı muhafaza ettim işin zorluğunu ve büyük oranda es geçildiğini bilmeme rağmen. Üçüncüsü ve en önemlisi, şurada ağız tadıyla çay içerken, bir çay bardağı yazısı yazmak hakkım değil mi ey muhterem okuyucu? Bu da benim lüksüm olsun... Siz de hak verdiniz mi bana şimdi?

Oooh.. Mübarek çay da tavşan kanı canııım...

- Kadri abi, bir çay daha alabilir miyim?
- Mehmet, oğlum, XXX abine bir çay ver bakiim. Süzgeçli, çift şekerli ossuun...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 583
favori
like
share
Serendipity Tarih: 27.01.2007 09:26
))))))
değerli arkadaşım bu güzel anlatımı okurken
wallahi çay ocağından aldığım güzel demli
çayımı yudumluyordum ki )

inanın devam edemedim sonra gidip kontrolmu
yapsam söyle bir göz ucuyla diye düşündüm
ıhhh vaz geçtim çünkü ne olursa olsun
ben bu güzel mis kokulu çayı içeğim

teşekkürler milkboy
milkboy Tarih: 26.01.2007 22:41
birde anekdot

avustralya da yaşayan bir arkadaşıma msn de en çok neyi özledin diye sorduğumda hiç çekinmeden mahalle kıraathanesinde ince belli bardaktan içtiği çayları cevabını almıştım
Ice Tarih: 12.12.2006 15:44
Hak ver tabiki
ozlems_o Tarih: 06.12.2006 21:33
bunu okuduktan sonra bi yerde oturup çay içebilir miyim diye düşündüm walla :67:

neyse teşekkürler milkboy