KIVIRCIK ALİNİN
GERİYE DÖNÜN SENELER!

Kıvırcık Ali zorlu,zahmetli,mücadeleci yaşamının meyvelerini çoğaltmaya devam ediyor.Gül Tükendi Ben Tükendim, Isırgan Otu ,Gülüm, Hele Gardaş ,Tel Vurdu Beni, Üçüncü Gurbet, Yaşamdan Ölüme gibi başarılı eserlerini milyonların yüreğiyle buluşturan Kıvırcık Ali, Yüreğinize yerleşecek yeni eserleriyle çok konuşulacağa benziyor.
GERİYE DÖNÜN SENELER KIVIRCIK ALİNİN 4.SOLO ALBÜMÜ Ayrıca bir de çok başarılı bir DÜET Albümü var.Albüm yaklaşık iki yıllık bir emekle örgülendi.Hatta bazı türküleri daha da gerilere uzanıyor.Aranjörlüğünü Serhat Şentürk yaptı. İki eserin aranjesinde Erdoğan Artanı da unutmamak lazım. Stüdyo Mertte Kayıt edildi.Bu süreç 6 ay sürdü.Albümü Volkan Dündar yönetti.Yardımcı yönetmen Kıvırcık Ali.
GERİYE DÖNÜN SENELER DAHA ÇOK ANADOLU,DAHA ÇOK TÜRKÜ

Kıvırcık Ali hep türkülerden beslendiğini Söyler.Türkü formundaki sayısız bestesi de bu duygusunun altını çiziyor.Türkü severlerle kurduğu başarılı bütünleşme de bunu gösteriyor.Ama yine kendi ifadesiyle diğer müzik formlarına da kapısını kapatmamış. Zaten bazı albümlerdeki arayışlarında bu örneklemeler de oldukça yoğun. Ancak Geriye Dönün Senelerde türkü formundaki eserlerin ağırlığında inşa edildi.Ya da Daha çok Anadolu,daha çok türkü. Çok önemli müzisyenler adeta yüreklerinin coşkusunu kattılar.Geleneksel ve çağdaş Ozanlarımızın, söz yazarlarının duyarlı dünyalarıyla daha bir görkem kazandı.

BU ALBÜMDE KIVIRCIK ALİNİN 14 YENİ BESTESİ VAR

Sadece Yar Ali Yarbir Emekçi bestesi.Sözlerde:Nesimi,Pir Sultan Abdal,Amasyalı Fedayi Baba, Mahmut Erdal, Dursun Ali Akınet,.İlyas Keçeci, Yusuf Hayaloğlu, Maksut Koca, Güleser Yorulmaz ve Kıvırcık Aliyle ortak Süreyya Okçu adlarını görüyoruz.

ESERLERİN ADLARINA GELİNCE: Ahuzarım, Geriye dönün Seneler, Kızılkaya, Ayrılık, Dost Nerdesin, Kerbela, Gününe Düştüm, Güle Benzer, Yar Ali Yar, Ah gardaş, Görmeye Geldim, Canımın İçi, Yaram Sızlar, Sevdiğim, Kör Çıban.

İlk klip Geriye Dönün Senelere gelecek.




Dünden Bugüne KIVIRCIK ALİ
Asıl Adı Ali ÖZÜTEMİZ olan, Kıvırcık Ali 11.10.1968 yılında Tokat;ın Turhal ilçesinin Erenli Köyünde, dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Doğduğu gün babasının ölümünün 40 ekmeği verilmekteydi. Hal böyle iken dedesi İşte oğlum geri döndü der ve babasının ismi olan ALİ adını verir. Babası kendi yöresinde Aşık ALİ olarak bilinen ve çok sevilen mahalli bir halk ozanıdır. Sanatçı büyüyüp okul çağlarına geldiği zaman türküler söylemeye başlar. Bağlamaya ve halk müziğine olan ilgisi, köye gelen ozanları ve dedeleri kapı aralarından dinleyerek başlamıştır. Kah ırgat tarlasına ekmek götürürken, kah koyun kuzunun peşinde koşarken çan sesleri ile sesinin birleştiği anda her şeyi unutur, unutur da bir türkü tutturur.

Bir kayanın üstünde türkü söylerken hayallere dalar ve bu esnada derinden bir ses duyar; güccük güccük diye, bu ses evin en küçüğü olmasından dolayı güccük ismini takan annesi Gülbahar hanıma aittir. Oğlunun bu durumunu fark eden Gülbahar hanım, elinden tuttuğu gibi eve götürür ve gözü gibi koruduğu bağlamayı sakladığı yerden çıkararak al güccüğüm Alim babandan sana yadigar deyip bağlamayı eline tutuşturur. Sanatçı büyük bir sevinçle annesinin elini öperek bağlamayı alır. Hayatında ilk kez mutluluğun göz yaşlarını o an döker. Sevinci çok uzun sürmez ve bağlaması bir kaza sonucu kırılır. Onca yoksulluğa ve maddi imkansızlıklara rağmen, bu duruma üzüldüğünü gören eniştesi Mehmet ve en büyük abisi Sadık, fırtınalı karlı bir kış sabahı sanatçıyı da yanlarına alarak Turhanın yolunu tutarlar. Turhalda bulunan Kılıç Saz Evi&ne giderek, yeni bir bağlama alırlar ve Küçük Ali bağlamasına kavuşmanın mutluluğu ile köye döner.

O dönemde İstanbuldan eşini defnetmek için gelen Ozan Mahmut KAYA, bu üzüntüsüne rağmen ricaları kıramayarak sanatçıya 15 gün boyunca ders verir. Bu süreçte köyde hem dedelik, hem de ozanlık geleneğini sürdüren Sadık KÖRPECİ dededen de feyz alan sanatçı ilkokul 3üncü sınıftan itibaren sınıf öğretmeni Fevzi KÜPELİ;nin de desteği ile bağlamasını geliştirmeye devam eder.

Mahzuni ŞERİF, Abdullah PAPUR, Ali KIZILTUĞ, Ali Ekber ÇİÇEK, Muhlis AKARSU, Rıza ASLANDOĞAN, Arif SAĞ, Musa EROĞLU ve Sebahat AKKİRAZ gibi büyük üstatları dinleyerek büyür ve örnek alır. Zamanın çoğunu bağlama çalarak geçiren sanatçı artık epey yol kat etmiş ve çevre köylerde de fark edilerek davet edilmeye başlanmıştır.

Sanatçı bu süreci şöyle anlatır

1968 Tokatın Turhal ilçesinin Erenli Köyünde doğdum. Babamı hiç görmedim, ben doğmadan 37 gün önce bir kazada vefat etmiş. 9 kardeş yetim büyüdük. Ben en küçükleriyim, yani annemin de dediği gibi ailenin en güccüğü. Okul yıllarımda çalışkan, başarılı ve bir o kadar da haylaz bir çocuktum, ele avuca sığmazdım. Öğretmenlerim bana Cin Ali derlerdi neydem dedeme çekmişim. İlk okuldan sonra maddi imkansızlıklar ve yetersiz koşullardan dolayı okul hayatıma son vermek zorunda kaldım. İşte böyle başlayan öyküm büyük abim Sadıkın da desteği ile 1983te beni İstanbula kadar getirdi. Öyle değil midir? Yoksulluk Anadolu insanını hep gurbete düşürmemiş midir? Belki önce köyden bir kasabaya, sonra büyük kentlere ya da dünyanın dört bir bucağına Yani benim deyimimle Üçüncü gurbete say say bitmez



İstanbul Kasımpaşada Güngör Saz Evi ve yapım atölyesinde çalışmaya başladım. 1,5-2 yıl sürdü. Aynı zamanda Tepebaşı Gazinosunda düzenlenen ses yarışmasında Aşıklama dalında birincilik aldım. 1985 yılında ASM Müzik Kursuna kayıt oldum. 3 ay süren solfej eğitiminden sonra aidatlarımı ödeyemediğim için ayrılmak zorunda kaldım. Oradan ayrıldıktan sonra da 3 yıl kadar konfeksiyon atölyelerinde çalıştım. Bu süreçte gece kulüplerinde, düğün salonlarında vb bağlama çalarak, zor koşullarda hayata tutunma mücadelesi verdim.



Gazino ve düğün salonlarında çalışmaya başladıktan sonra saçlarının uzun ve kıvırcık olmasından dolayı Kıvırcık Ali olarak anılmaya başlar ve 1988 de Şadıman Hanımla evlenir. Oğlu Eren ve kızı Ecemgül hayatına kocaman bir mutluluk getirirler. Bugün Eren 15, Ecemgül, 10 yasında .Hayat iste! Bugün bu evlilik sürüyor olmasa da Kıvırcık Ali'nin çocuklarına düşkünlüğü biliniyor. Ayrıca yokluğunu aratmayan Şadıman Hanımla da saygın bir ilişkisi var... 1990-91 yıllarında vatani görevini yapar. Askerden sonra artık kendi duygularını müzikal anlamda dile getirmeye başlayan sanatçı, besteleri kendisine ait olan ve zor koşullarda çalışıp kazandığı birikimi ile 1994-1998 yılları arasında 3 albüm yapar ama maddi imkansızlıklardan dolayı bu albümler piyasaya sürülemez.

,




1995de İbrahim AKKAYA ve Mustafa YILMAZ ile birlikte Grup Turnaları kurarlar. 1996da ilk albümleri olan Türkülerden Türkülere Yol Eyledik adlı albümle profesyonelliğe adım atar. 1998de ikinci albümleri olan Türküler Kimliğimizi çıkartırlar. Bu albümde müziği Kıvırcık Aliye ait olan Turnalar adlı eser de yer alır.

,
1983ten bu yana maddi manevi desteğini esirgemeyen, hala prodüktörü olan, kirvesi ve can yoldaşım dediği İbrahim YILMAZın desteğiyle 1999 yılında ilk solo albümü olan Gül Tükendi Ben Tükendim piyasaya çıkar. Kıvırcık Ali müzik ile iç içe büyüdü, emek verdi. Albümlerine gelince, her defasında ayrı bir tat ve renk alınıyor, dinledikçe dinlenesi gelen türküler ile dilini çözüyor gecelerin



Müzik hayatına ilk adımını attığında yol göstericileri ve manevi destekçileri; Musa EROĞLU, Güler DUMAN, Edip AKBAYRAM olur. Kıvırcık Ali ise onların rehberlikleri doğrultunda kendini her daim geliştirerek, Türkiyeyi en ücra köşesine kadar dolaşıp konserler verdi. Almanyaya o kadar çok gidip geldi ki, bir gün vizesinde problem çıkıp Almanyaya giremeyince oradaki Türkler Alman Konsolosluğunu telefon yağmuruna tutar ve vizesindeki sorun giderilir. Müzik piyasası geleneksel kalıplarıyla başarısına akıl sır erdirememişse de aslında Onun sırrı basit: Yüreğinin hüznünü, sevincini, burukluğunu, coşkusunu türküleri aracılığıyla dünyaya haykırmak.




O her kesime hitap ediyor; Solcusu, sağcısı, rockçısı, popçusu her kesimden dinleyeni var. İlk zamanlar ismi biliniyor ama kendisi bilinmiyordu. Şimdi ise tüm kitlelere hitabından dolayı herkes tarafından tanınıyor. Geniş bir dinleyici kitlesine sahip. Albümlerinde en az on eserin müziği kendisine ait. Bestelerini Edip AKBAYRAM ve Sibel CAN başta olmak üzere bir çok sanatçı seslendirmiştir. Kısa zaman içerisinde yurt dışındaki gurbetçilerimize konserler vererek, özellikle ozanlık geleneğini, Anadolu türkülerini içinde barındıran besteleri ve kendi tarzını ortaya koyan yorumuyla, ünü Avustralya ve Kanadaya kadar ulaştı.




Kıvırcık Alinin serüveni GÜL TÜKENDİ BEN TÜKENDİM ISIRGANOTU ÜÇÜNCÜ GURBET adlı albümleri ile başladı ve bu serüven, daha nice türkü üreteceğe benzer. Bilindiği üzere, özellikle Halk Sanatçısı, kendisine ve topluma yabancılaşmayan, öznel hayat tecrübesini sanatının gücüyle halkıyla bütünleştirebilen ve bu süreçte halkının duygularına da tercüman olabilmeyi başaran kişidir. Bu bağlamda Kıvırcık Ali, öznel dramlarını Türkülerimizin o inanılmaz deryası içinden gelen bir çoşkuyla GERİYE DÖNÜN SENELER isimli son albümüyle adeta bu mevsimde gönlümüze düşen, dördüncü bir cemre misali sürdürmektedir.



Zaten parlak yıldızlar, kendi mütavazi gölgelerinde, kendileri gibi olmaya çalışırlarken doğarlar. Nice duygu ve nağme tezatlarıyla gelen ve nice bir o kadar hayat kokan albümlere, Kıvırcık Ali

[URL=http://www.main-board.de.tc]

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4696
favori
like
share
luxus21 Tarih: 14.07.2007 01:17
teşekkürler elinize emeğinize sağlık
xelo Tarih: 24.06.2007 00:30
cok tesekürler usta! Elinize saglik
Ezberimsin021 Tarih: 23.06.2007 02:06
hakan27 Tarih: 06.03.2007 12:11
tşklerr
John SteinbecK Tarih: 17.02.2007 15:59
Bu sarkiyi isirgan otu sarkisiyla tanimistimmm...


Size en Can alici sozlerini yazaim bana hak vereceksiniz

"Şeref Ekmek Bulamasken şerefsiz bulur Bu da dost bildiğim anam ısırgan otu"

Fazla söze gerek yok
dijital_h Tarih: 17.02.2007 11:19
tşk...
super Tarih: 11.02.2007 18:20
tsk arkadasim
ozkancabuk Tarih: 09.02.2007 20:12
yusuf006 Tarih: 19.01.2007 18:27
tsk