Veterinerlik

Veteriner, latince "hayvan ile ilgili" demek olup, veteriner hekim ise evcil ve yabani hayvanların hastalıklarının teşhis ve tedavileri, ıslahıyla uğraşan; çiftlikten sofraya gıda güvenliğinin kilit noktasında görev alan; hayvansal gıdaların antemortem ve post mortem muayenelerini yapan; hayvasal kökenli her türlü gıda ve gıdaya katkı olarak kullanılan maddeleri için sağlık raporu düzenleyen, kimseye verilen isim Her türlü hayvan hastalıklarının teşhis ve tedavileri, hayvanların üreme ve ıslahlarıyla gıda kontrol hizmetleri, zoonoz hastalıkların (hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara bulaşan) önlenmesiyle uğraşan mesleğe veteriner hekimlik denir Veteriner hekimlik mesleği dünyada en eski tarihe sahip mesleklerinden birisidir Hayvanların evcilleştirilerek insanlara faydalı olmaya başlamasıyla birlikte veteriner hekimlik mesleği de ortaya çıkmaya başlamıştır

Hayvanların ehlileştirilmesiyle insanların beslenme işi daha düzenli hale gelmiş, bunların et, süt, yumurta, yün gibi verimlerinin daha fazla arttırılarak en yüksek verim elde etme yolları araştırılmaya başlanmıştır

Tarihçe

Yüksek verim elde etme araştırmalarıyla birlikte hayvanların verimlerinin düşmesine veya ölümlerine sebep olan hastalıkların teşhis ve tedavi yolları da araştırılmıştır Bunlarla ilgili araştırmaların milattan önceki yüzyıllarda Türklerde, Hindistan'da, Eski Çin'de, Mısır'da ve İran'da yapıldığı arkeolojik kazılarda çıkan tarihi eser ve papirüslerden anlaşılmaktadır

Daha sonraki yüzyıllarda da gelişmeler devam etmiş, İslamiyetin dünyaya yayılmasıyla birlikte diğer ilim dallarında olduğu gibi, veteriner hekimlik mesleği de gelişme göstermiştir Yunancadan tercümeler yapılmış, eski bilgilerden faydalanarak Müslüman baytarlar yeni yeni teşhis ve tedavi usulleri geliştirmişlerdir Bunların sonucu olarak at, koyun, keçi, sığır, deve gibi hayvanların hastalıklarının nasıl teşhis ve tedavi edileceğini anlatan binlerce kitap yazılmıştır Misal olarak 9 yüzyılda yaşamış olan İbn-i Ahi Hizam'ın Kitab al-Hayl val-Baytara isimli 30 bablık eserinde at, katır, deve, sığır ve koyunların hastalıkları ve ilaçları hakkında günümüzde dahi geçerli olan bilgiler vardır

Avrupa'da ise bu meslek İslam baytarlarının kitaplarının tercümesiyle gelişmeye başlamıştır Mikroskobun keşfiyle de hastalık sebeplerinin teşhis ve tedavisi daha kolay hale gelmiştir

Osmanlılarda babadan oğula geçme baytarlık yanında ilmi öğretim düzenine bağlı ilk veteriner okulu İstanbul'da Harbiye Mektebinde Baytar Sınıfı adıyla özel dershane olarak kuruldu (1842) Sultan Abdülmecid Han devrinde tıbbiyeye bağlandı 1909'da Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşanın gayretiyle Selimiye'deki İtfaiye Kışlasına taşındı Veteriner Teşkilatı daha sonra Nafia Nezaretine alınarak Ziraat, Orman ve Maadin Nezaretine bağlandı Avrupa'ya öğrenci gönderildi Salgın hayvan hastalıkları ile mücadele için gereken aşı ve serumları hazırlamak üzere bakteriyoloji ve hayvanlardan yüksek verim elde etmek için zooteknik kurumları açıldı Bakteriyoloji kurumu daha sonra beşeri ve baytari bakteriyolojihane olarak iki kısma ayrıldı Pendik'te 1913'te bir bakteriyolojihane kuruldu Burada ülke hayvanlarının salgın hastalıkları için üretilen aşı ve serumlar yeterli olmadığından yeni bakteriyoloji kurumları faaliyete geçti Ankara-Etlik'te bir bakteriyoloji ve seroloji kurumu kuruldu Cumhuriyet döneminde kurulanlarla birlikte bugün 8 adet veteriner kontrol ve araştırma enstitüsü ile Kayseri, Denizli, Antalya, Diyarbakır, Adana, Bursa, Konya, Samsun, Elazığ, İzmir'de hastalık teşhis ve gıda tahlil laboratuvarları açıldı Osmanlı Devleti döneminde hayvan ırklarını ıslah etmek amacıyla Eskişehir (Çifteler), Malatya (Sultansuyu), Adana (Çukurova), Kurtuluş Savaşından sonra Bursa (Karacabey), Samsun (Karaköy'de) haralar, Bandırma ve Ereğli'de merinos ırkı yetiştirme çiftlikleri, Tekirdağ (Muradlı), Tokat (Kazova), Antalya (Boztepe), Çanakkale (Kumkale'de) inek ıslah kurumları açıldı Ayrıca Ankara'da Lalahan Zooteknik Araştırma Enstitüsü, Bursa Merinos Yapağı Muayene Laboratuvarı Türkiye'deki veteriner kurumlarının mühim bölümlerindendir 1937 tarihli ve 3203 sayılı Ziraat Vekaleti Vazife ve Teşkilat Kanunu ile baytar terimi yerine veteriner terimi kullanılmaya başlanmıştır

Eğitim
Veteriner Fakültesi, Türkiye'de ilk defa 1889 tarihinde yüksek okul olarak Halkalı'da kurulmuştur Öğretim süresi 4 yıldı Önceleri ilk iki yılı sivil tıbbiye talebeleriyle son iki yılı ise Halkalı'da yatılı olarak geçiren veteriner talebeleri daha sonra Kadırga'da bir konak satın alınarak bir araya toplanmışlardır Burası da kafi gelmeyince Tunuslu Hayreddin Paşanın Sultanahmed'deki konağında Mülkiye Baytar Mektebi alisi olarak 1921'e kadar öğretim yapılmıştır Okul 1921'de yanınca, Selimiye'deki Askeri Baytar Mektebine taşındı ve Yüksek Baytar Mektebi adını aldı 1933'te burası da kapatıldı Cumhuriyetin 10 yıldönümü günü Veteriner Fakültesi adıyla Ankara'da öğretime başladı 1939'da öğretim süresi 5 yıla çıkarıldı 7 Temmuz 1948'de Ankara Üniversitesine bağlandı

5 yıllık üniversite eğitimi ile Veteriner Hekimliği temel bilimleri bölümü, Hastalıklar ve Klinikler Bilimler Bölümü, Zootekni ve Hayvan besleme bölümleri bulunur

Veteriner Hekimliği temel bilimleri bölümünde
Anatomi, Histoloji, Embriyoloji, Fizyoloji, Biyokimya dersleri
Hastalıklar ve Klinikler Bilimler Bölümünde
Mikrobiyoloji, Parazitoloji, Patoloji, Farmakoloji ve Toksikoloji, İç Hastalıklar, Cerrahi, Doğum ve Jinekoloji, Döllenme ve Suni Tohumlama dersleri
Zootekni ve Hayvan Besleme Bölümünde
Zootekni, Hayvan Besleme ve Besleme Hastalıkları, Besin Hijyeni ve Teknolojisi,Gıda Hijyeni ve Teknolojisi, Süt Hijyeni ve Teknolojisi, Et Hijyeni ve Teknolojisi dersleri okutulur
Mezun olanlar Veteriner Hekimi unvanı ile resmi ve özel kuruluşlarda ya da kliniklerde çalışabilirler

Veteriner Hekimler Birliği
Türkiye'de hayvancılığın gelişmesi için çalışmalar yapmak paraziter ve salgın hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek ve bu konuda Tarım Bakanlığına yardımcı olmak üzere 1954 yılında özel kanunla kurulmuştur Tüzel kişiliğe sahiptir Kamu kuruluşu niteliğinde meslek kurumudur

Türkiye'de veteriner hekimin görevleri arasında; hayvan sağlığı yanısıra doğrudan insan sağlığı vardır Veteriner hekimler, hayvan hastalıkları konularında ihtisas yaparak mütehassıs oldukları gibi halen tıp fakültelerinde mikrobiyoloji ve bakteriyoloji ihtisası yapma imkânına da sahiptir Böylece doğrudan insan sağlığıyla ilgili konulara da girmişlerdir Hayvan sağlığının korunması insanların zoonoz (hayvandan insana bulaşan) hastalıklardan korunması, hayvanların verimlerini yükseltmek gayesiyle ıslah edilmeleri, hayvani ürünlerin (et, süt, yumurta, peynir, yoğurt vs) ve yemlerin muayene ve kalite kontrollerinin yapılması veteriner hekimin görevleri arasındadır

Hemşire

Hemşire, TDK'na göre; Mesleki eğitim almış, hekimle iş birliği yaparak hastaya bakan sağlık çalışanına verilen isimdir

2 Mart 1954 tarihli 8647 sayılı Resmi Gazete'ye göre; hemşireliğin tanımı şöyledir: Türkiye’de üniversitelerin hemşirelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında hemşirelik ile ilgili, Devlet tarafından tanınan bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenlere Hemşire unvanı verilir

Bu kanunun yürürlüğe girmesinden evvel usulüne göre hemşirelik sınıfına alınmış olanlar sanatlarını yapmaya ve hemşire unvanını kullanmaya devam ederler

Türkiye İstatistik Kurumu'nun saptamalarına göre; 2001 yılında Türkiye'de 75879 hemşire bulunmakta ve aynı verilere göre hemşire başına 903 kişi düşmekteydi

Modern hemşireliğin kurucusu; Florence Nightingale'dir Nightingale; şu sözleriyle ünlüdür; "Tanrının en değerli armağanı olan hayat, çok defa hemşirenin ellerine terk edilmiştir" İlk Türk hemşire; Selçuklu döneminde yaşamış olan Gevher Nesibe'dir

12 Mayıs günü, Florence Nightingale'in doğum günüdür ve her yıl dünyada "Hemşireler Günü" olarak kutlanmaktadır

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 12259
favori
like
share
bm76 Tarih: 07.05.2014 21:03
teşekkürler
Ay Kız Tarih: 24.03.2012 21:50
Aşçılık

Aşçılık, besinlerin çeşitli yöntemlerle yemeye hazır duruma getirilmesine denir Ahçılık olarak da bilinir Aşçılığın en temel yöntemi pişirmedir Ama "aşçılık" terimi, pişirmenin yanı sıra kurutma, isleme, dondurma ya da salamura gibi başka yöntemleri de kapsar Besinler birkaç nedenden dolayı pişirilir Bazı besinleri çiğ yeme düşüncesinden hoşlanmayız Belirli besinleri pişirerek yemeye alışık olduğumuzdan, pişirmenin besinlere iyi bir tat kazandırdığına inanırız Öte yandan pişirildiklerinde besinlerde değişiklikler oluşur ve bu da bazı besinlerin yenmesini ve sindirilmesini kolaylaştırır

Besinleri pişirmenin başka nedenleri de vardır Pişirilen besinler uzun süre bozulmadan saklanabilir Örneğin besinlerde bulunabilecek birtakım parazit ya da bakteriler pişirmenin etkisiyle ölür ya da etkilerini bir süre yitirir Ama bunun için gıda sanayinde başka yöntemler de kullanılmaktadır

Aşçılık bir gerekliliktir, ama yalnızca gereklilikten dolayı yapılmaz Pek çok kişi, gerek evinde yemek pişirirken, gerek bu işi bir meslek olarak yaparken zevk alır Aşçılık bilgi gerektirdiği gibi, iyi yiyeceği seçme, hazırlama, sunma ve bunlardan tat alma da bir tür sanattır ve bu sanat gastronomi denir Daha 18 yüzyılda İskoç yazar James Boswell, canlılar arasında yalnızca insanın yemek pişirebildiğine ve iştah açıcı bir sofra kurabildiğine dikkati çekmiştir Boswell, yediğine çeşni katan herkesin az çok aşçı olduğunu yazmıştır Her ülkenin kendine özgü, geleneksel bir aşçılığı vardır O ülkede bulunan besinler, iklim, din ve görenekler gibi birçok etmen bu geleneği oluşturmuştur Bazı ülkelerin mutfakları daha güçlü geleneklerle donanmıştır Örneğin Fransız mutfağı, 17 yüzyıldan bu yana Batı dünyasının mutfağını etkilemiştir Bundan dolayı, aşçılıkta Fransızca terimler çok yaygın olarak kullanılmaktadır Bununla birlikte, günümüzde dünyadaki başka mutfaklar da tanınır olmuş ve farklı aşçılık üslupları kaynaşmaya başlamıştır



Kuaför

TANIM

Saçı, günün modasına ve kişinin zevkine göre; kesen, biçimlendiren, boyayan ve saç bakımını yapan kişidir

GÖREVLER

Müşteriyi karşılar, isteğe göre:
- Saçları yıkar, keser ve elektrikli kurutucu ile fön çekerek şekil verir,
- Saçları boyar, bir süre bekledikten sonra yıkar, kremler ve fön çekerek şekil verir,
- Islatılmış saçı bigudilerle sarar, üzerine file bağlayarak makinede kuruttuktan sonra açar ve şekil verir,
- Saça perma ilacı sürerek, küçük bigudilerle sarar, kurutur ve açarak şekil verir,
- Düğün, nişan gibi özel günlerde saça şekil vererek duvak, çiçek, taç gibi aksesuarlarla süsler

KULLANILAN ALETVE MALZEMELER

- Fön makinesi, Saç kesme makası,
- Çeşitli boylarda toka, pens, fırça ve tarak,
- Bigudi, Saç boyaları, Saç bakım ürünleri,
- Vazelin, kolonya, ense fırçası ve pudra,
- Bigudi saç fırçası

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Bayan berberi (kuaförü) olmak isteyenlerin;
- Ellerini ustalıkla kullanabilen,
- Estetik görüşe sahip,
- Uzun süre ayakta durabilecek bedensel özelliğe sahip,
- Renkleri ayırdedebilen,
- Kimyasal maddelere karşı alerjisi olmayan,
- Güler yüzlü, sabırlı, müşterilerinin duygularına ve ihtiyaçlarına karşı anlayışlı, insanlarla iyi iletişim kurabilen
kimseler olmaları gerekir

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI

Kuaför ve güzellik salonları gibi kapalı ortamlarda, sürekli olarak ayakta, yoğun bir şekilde çalışır Çalışma ortamı fön makinesinin çalışmasından dolayı gürültülüdür Boya maddeleri nedeniyle kuaförlerin elleri daima boyalıdır Her gün yapılan iş birbirine benzerse de, değişik insanların gelip gittiği kuaför salonları, değişiklikten hoşlananlar için çekici bir ortam olabilir Kuaförün esas işi saçlarla ilgilidir ve bunu, müşteri ve diğer çalışanlarla oldukça yoğun sözel etkileşim halinde yapar

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

Bu meslekte yetişmiş elemanların, genelde kendi işyerlerini açmaları nedeniyle işsiz kalma olasılığı çok azdır Bazı büyük otellerde çalışma imkanları vardır
Kuaförlerin iyi bir gelir elde etmeleri ve çalışma olanaklarının artması için, sürekli bu sektördeki değişiklikleri izleyerek kendilerini yenilemeleri gerekmekte, çünkü teknoloji gelişmekte ve moda sürekli değişmektedir

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

Mesleğin eğitimi,Anadolu kız meslek/Anadolu meslek liseleri, kız meslek /meslek liseleri ve çok programlı liselerin “ cilt bakımı ve kuaförlük” alanı “Kuaförlük” dalında, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitüleri, pratik kız sanat okulları, mesleki eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri ve akşam sanat okullarında verilmektedir
Bu mesleğin eğitimi,Anadolu kız meslek/Anadolu meslek liseleri, kız meslek /meslek liseleri ve çok programlı liselerin “ cilt bakımı ve kuaförlük” alanı “Kuaförlük” dalında, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitüleri, pratik kız sanat okulları, mesleki eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri ve akşam sanat okullarında verilmektedir

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI

- Anadolu meslek/Anadolu kız meslek liseleri “Cilt Bakımı ve kuaförlük”alanına girebilmek için ilköğretim okulu mezunu olmak ve Orta Öğrenim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavında başarılı olmak,
- Kız Meslek/meslek liseleri ve çok programlı liselere girebilmek için ilköğretim okulu mezunu olmak,
Çıraklık eğitimine başlayabilmek için;
- En az ilköğretim okulu mezunu olmak,
- 14 yaşını doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olmak, ancak; 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce mesleki eğitimden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir
- Eğitim görmek istediği meslekte bir işyeri sahibi ile çıraklık sözleşmesi imzalamak gerekmektedir
- Pratik Kız Sanat okullarında öğrenim görmek için ilköğretim çağı dışında olmak, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde öğrenim görmek için ise ilköğretim okulu mezunu olmak gerekmektedir

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ

- Anadolu Kız Meslek/Anadolu meslek liselerinde eğitim süresi 1 yılı yabancı dil hazırlık olmak üzere 4 yıldır Kız meslek/meslek liseleri,çok programlı liselerde 3 yıldır kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde 2 yıldır Mesleki eğitim merkezlerinde, Kuaförlük meslek eğitiminde ilköğretim mezunları için eğitim programı 3 yıl devam etmektedir Lise ve daha üst düzeyde genel eğitim kurumlarından mezun olanlar için meslek eğitimi 15 yıl devam etmektedir Ustalık eğitimi çalışma süresi 2 yıldır
- Kız meslek liselerinde son sınıfta, kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde 2 Sınıfta 3308 Sayılı Yasa'ya göre 3 gün işletmelerde, 2 gün okulda eğitim görmekte, çıraklık eğitim merkezlerine gelen öğrenciler de 5 gün işletmelerde 1 gün çıraklık eğitim merkezinde eğitim görmektedirler
- Pratik kız sanat okulu bünyesinde bulunan kuaförlük bölümünde, manikür-pedikür, cilt bakımı, makyaj, sahne ve objektif makyajı, yüz ve vücut masajı, saç bakımı ve yapımı, epilasyon kursları verilmektedir
- Mesleki eğitim merkezlerinde çırak öğrenciler teorik eğitim diliminde; Türkçe, Matematik, Meslek Matematiği, İşletme Bilgisi ve Kooperatifçilik, Toplam Kalite Yönetimi gibi genel bilgi dersleri ile Teknik Resim, İş Güvenliği, Meslek resmi, Meslek Bilgisi, Meslek Sağlık Bilgisi gibi meslek dersleri alırlar
- Kız meslek liselerinin ve kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinin kuaförlük bölümünde genel kültür derslerinin yanı sıra, saç bakımı yapımı ve uygulaması, mesleki anatomi-fizyoloji, mesleki kimya, makine bilgisi, makyaj, seçmeli ders olarak da mesleki resim, estetik, tırnak bakımı, yüz ve vücut masajı, cilt bakımı ve uygulaması, epilasyon, elektrik bilgisi, sahne ve objektif makyajı dersleri verilmektedir
- Öğrencilere, teorik ve pratik eğitimde, saç bakımı ve yapımı ile ilgili temel tanımlar, teknik terimler, temel bilgi ve beceriler kazandırılır Alanıyla ilgili araç ve gereçler tanıtılır, kullanımları ve basit onarımları öğretilir Müşterilerin isteğine uygun saç bakımı boyama, perma, defrize ve makyaj uygulaması becerisi kazandırılır Ayrıca, peruk hazırlanması, iş güvenliği ilkeleri ve meslekle ilgili genel sağlık kuralları öğretilmektedir

MESLEKTE İLERLEME

- Anadolu Meslek ve Kız meslek liselerinin Cilt Bakımı ve Kuaförlük alanından mezun olanlar Meslek liselerinin Cilt Bakımı ve Kuaförlük alanından mezun olanlar, istedikleri taktirde, Cilt bakımı ve güzellik, Kozmetik teknolojisi, Kuaförlük, Tıbbi ve aromatik bitkiler ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler

- Ayrıca, en az üç yıl süreli mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından diploma almış veya çıraklık eğitimini başarı ile bitirmiş ve Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen süre kadar mesleğinde çalışmış ya da en az beş yıl kalfa olarak çalıştığını belgelemek şartı ile ustalık sınavına doğrudan katılarak, başarı göstermeleri durumunda ustalık belgesini alırlar Ustalık belgesini kendi işyerlerini açabilirler Kendi işyerini kuranlar girişimci olarak da ilerleme kaydedebilirler
- Ustalık belgesine sahip olanlar Ayrıca, işyerinde çırak çalıştırması için de mesleki eğitim merkezlerinde düzenlenen İş Pedagojisi kursuna katılıp, başarılı olmaları durumda Usta Öğreticilik belgesine sahip olurlar

- Mezun olanlar “Kuaförlük ve Güzellik Bilgisi Öğretmenliği” lisans programına başvurduklarında ek puan almaları nedeniyle diğer bölümlerden mezun olanlara göre öncelikle yerleştirilmektedir

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU

Asgari ücretin %30'undan az olmamak üzere ücret almaktadırlar
Deneyim arttıkça ücret de artmaktadır Alınan ücret işyerinin büyüklüğüne ve bulunduğu semte göre değişmektedir Bu mesleği seçenlerin birçoğu deneyim kazandıktan sonra diğer meslektaşlarıyla ortaklık halinde veya kendi işyerlerini açıp bağımsız çalışmakta, kazanç durumu müşteri çokluğuna ve işyerinin konumuna göre değişmektedir
Ay Kız Tarih: 24.03.2012 21:41
Avukat

Avukat, hukuk öğrenimi görmüş ve yargı önünde kişilerin haklarını savunmayı meslek edinmiş kimselere denir Avukat aynı zamanda yasalarla ilgili konularda kişilere yol gösterir Bir avukat serbest ya da bir kuruma bağlı olarak çalışabilir

Avukatların çoğu hukukun belirli bir alanında uzmanlaşırlar Belirli konuda uzman olan avukatlar davalara girerek dava avukatı (bazı ülkelerde) olabilir Bu uzmanlaşma çeşitli konularda kendine başvuranlara danışmanlık yapmak, yol göstermek biçiminde de olabilir Bir avukat önce söz konusu olayı ya da durumu hukuk açısından değerlendirir, sonra davayı üstlenir Hukuk deyimiyle "müvekkil" denen savunacağı kişiyi temsil yetkisi aldıktan sonra da gerekli işlemleri yürütür Duruşmalarda davacı ya da davalıyı, vekili olarak yargı önünde temsil eder Vasiyetname, sözleşme gibi hukuksal belgeleri düzenlemek de avukatın görevleri arasına girer

Bazı ülkelerde, avukatlık yapabilmek için, avukatların meslek kuruluşlarına üye olmak zorunludur

Türkiye'de avukat olabilmek için önce bir hukuk fakültesini bitirmek, sonra bir yıllık staj yapmak gerekir 2001 yılı Mayıs ayında Avukatlık Kanununda yapılan değişikle Türkiye'de Avukatlık yapabilmek için stajdan sonra yeterlilik sınavını geçme şartı da getirilmişse de 14 Aralık 2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 5558 sayılı kanunla sınav kaldırılmıştır

Avukatlık stajının ilk altı ayı adliyede, ikinci altı ayı ise bir avukat yanında yapılır Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayanlar avukatlık yapamazlar Başka bir ülkede hukuk öğrenimi görenlerin avukatlık hakkını kazanması için fark derslerinden sınava girmesi zorunludur Türkiye'de avukatların belli konularda uzmanlaşma zorunlulukları yoktur Her tür davaya girebilirler Avukatlar duruşmalara cüppe giyerek çıkarlar; avukatların cüppeleri yargıç ve savcılarınkinden farklıdır Avukatların cüppeleri siyah renktedir Yakaları hakim yaka ve kırmızı renkte olup, tek bir sarı şerit vardır Kol ağızları yeşildir ve cüppenin önünde de yakadan aşağı kadar boyuna uzanan yeşil bir şerit bulunur

Ülkemizde de avukatların meslek kuruluşu Baro adıyla bilinir ve ancak bu kuruluşa üye olanlar avukatlık yapabilirler Resmi kurumlarda çalışan avukatların barolara üye olma zorunlulukları yoktur Türkiye Barolar Birliği, baroların üye olduğu kuruluştur

CMK hükümleri gereği avukat tutamayacak durumda olan zanlı ya da sanığa müdafii sağlanabilir Müdafii olarak görevlendirmeyi baro yapar, ancak müdafii olarak görevlendirilen avukatın ücreti bu iş için ayrılmış fondan ödenir 1 Haziran 2005'de yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca gerek soruşturma ( dava açılmadan önceki aşama ) gerek koğuşturmanın ( iddianamenin mahkemece kabulüne karar verilmesinden sonraki dönem ) her aşamasında hem şüpheli/sanık hem de müşteki/katılanın avukat bulundurma hakkı vardır 1 Haziran 2005'de yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile 18 yaşından küçükler, atılı suçlamanın üst sınırı 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurulması zorunludur Diğer hallerde isteğe bağlı olarak avukat bulundurulabilir 2006 yılında CMK'da yapılan değişiklikle atılı suçlamanın üst sınırının 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurmanın zorunlu olmasına ilişkin düzenlemede yapılan değişiklikle atılı suçlamanın üst sınırı ibaresi alt sınırı olarak değiştirilmiştir

Diğer davalar için, avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır Ancak, bu davalarını avukat aracılığı ile yapmak isteyen fakat bunun için mali gücü bulunmayan kişiler, Baroya başvurarak adli yardım kapsamında kendilerine bir avukat tayin edilmesini isteyebilecekleri gibi, adli yardımdan yararlanmak isteğiyle dava açabilir ve davayı açtıkları mahkemenin adli yardım kararı vermesini isteyebilir

Hakim

Hâkim günümüzde mahkemelerde davaları karara bağlayan, adalet dağıtan kişi, yargıç

Türkiye'de hâkimlik
Adli ve idari yargı olmak üzere iki ana kola ayrılan hakimlik mesleği, adli yargı bakımından sadece 4 yıllık lisans eğitimi veren Hukuk Fakültesi mezunları arasından Adalet Bakanlığı'nca ihtiyaca göre açılan sınavlarla seçilirler İdari yargı hakimleri ise, başta Hukuk Fakültesi olmak üzere programlarında hukuk bilgisine yeterince yer veren Siyasal Bilgiler, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunları arasından sınavla seçilmektedir Yüksek mahkemeler olan Yargıtay, Danıştay üyeleri kendi aralarında gizli oyla seçimle genel kurulunca seçilmektedir Sayıştay da kendi araların da gizli oyla seçilirler Anayasa Mahkemesi'nin hakim üyeleri ise Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asil üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeler arasında üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asil üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan Yükseköğretim Kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asil ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer Buna göre, Anayasa Mahkemesi üyelerini Anayasa Mahkemesi üyelerini her halükârda Cumhurbaşkanı seçmektedir Ancak, 11 üyeden 8’i için birtakım makamlar (Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Sayıştay, Yükseköğretim Kurulu) Cumhurbaşkanına üçer aday göstermekte, Cumhurbaşkanı da bu adaylardan birisini Anayasa Mahkemesi üyesi olarak atamaktadır Burada aday gösterme yetkisinin çok önemli bir yetki olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır Cumhurbaşkanı, 11 üyeden 3’ünü ise belli şartları taşıyan kimseler arasından doğrudan doğruya kendisi seçmektedir

savcı

Savcı, suç haberinin kendisine ulaşmasıyla birlikte devlet adına araştırma ve soruşturma faaliyetinde bulunmak, kamu davasının açılmasını gerektiren şartlar oluştuğunda dava açmak ve yürütmek, mahkemelerin verdiği kararları yerine getirmek ve kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmak durumunda olan, yargı erki içinde yer alan ve 2802 sayılı hakimler ve savcılar kanununa tabi olan devlet görevlisidir

Savcıların sorumluluğu ülkelere göre değişiklikler göstermekle birlikte, çoğu ülkede polis soruşturmasından temyiz aşamasına kadar olan yargılama sürecini kapsar Ayrıca birçok ülkede hukuk davalarında devleti savcılar temsil ederSavcılığın tarihteki ilk örneklerine Roma hukukunda rastlanmakla birlikte, çağdaş savcılık kurumunun biçimlenmesi yargısal suçlama ve karar verme işlevlerinin birbirinden ayrıldığı 18 yüzyıla rastlarayrıca devletin kolluk kuvvetlerinin de (zabıta, polis vs) emir-komuta savcılık kurumu, Osmanlı Devleti'nde ilk kez 1879'da Mehakimi Nizamiye Teşkilatı Kanunu'yla oluşturuldu Cumhuriyet dönemindeki yasal düzenlemelerde savcıların yetki ve görevleri yeniden belirlendi

Türkiye'de savcı olmak için hukuk fakültesi mezunu olmak, hakimlik - savcılık için yapılan yazılı sınavda ve ardından mülâkatta başarılı olmak ve stajı tamamlamak gereklidir

Terzi

Terzi ya da terzilik tekstil ürünlerini işleyerek giyim kuşam ya da ev tekstil ürünleri haline dönüştüren kişilere verilen addır

Özellikle özel dikim işçilik isteyen kişiye özel olarak özel istek üzerine özel günler için üretilen ısmarlama giyim bunun dışında belli standartlara uygun olmayan bedenlere göre elbise diken kişiye terzi denirOsmanlıda da bu meslek çok yapılmıştır

Polis

Türk Polis Teşkilatı, rütbeleri polis memurluğundan başlayıp emniyet genel müdürlüğüne kadar uzanan, tüm il ve ilçelerde örgütlenmiş, kırsalda görevini askeri polis olan jandarmaya bırakmış, kentte ise görevi kendisi yöneten iç güvenlikten sorumlu devlet teşkilatıdır 10 Nisan 1845 tarihinde temeli atılmıştır

Merkez teşkilatı bünyesinde Ana Komuta Kontrol, Strateji Geliştirme, Arşiv, Asayiş, Bilgi İşlem, Dış İlişkiler, Eğitim, Güvenlik, Haberleşme, Havacılık, İdari ve Mali işler, İkmal-Bakım, İnşaat-Emlak, İnterpol, İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize suçlarla mücadele, Koruma, Kriminal, Özel Harekat, Personel, Sağlık İşleri, Sivil Savunma, Sosyal Hizmetler, Teftiş Kurulu, Terörle Mücadele Harekat, Trafik Eğitim ve Araştırma, Trafik ve Denetleme, Yabancılar Hudut İltica Daireleri vardır Taşra teşkilatını ise, il emniyet müdürlükleri ve ilçe emniyet amirlikleri oluşturur Genel müdürlük, üst kurum ve yönetim bakımından İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır

Kurumun yapılanması iki şekilde olmuşturBirincisi Merkez Teşkilatı ve ikincisi ise Taşra Teşkilatı'dırMerkez Teşkilatı,Daire Başkanlıkları şeklinde yapılanmıştırTaşra Teşkilatı ise 81 ilde İl Emniyet Müdürlükleri olarak faaliyet yürütmektedir Merkez Teşkilatı'ndaki daire başkanlıklarının bazıları direkt olarak emniyet genel müdürüne bağlı olmak ile birlikte diğerleri ise 5 adet emniyet genel müdür yardımcısına bağlı olarak hizmet vermektedir Taşra teşkilatında ise illerin başında il emniyet müdürü bulunmakta ve ildeki bütün birimler il emniyet müdürüne bağlı olmaktadır


Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, belediye teşkilatlanması tamamlanmış olan il, ilçe ve beldelerde güvenlik, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından sağlanmakta; daha küçük birimlerin ve yapılaşmaya açılmamış alanların güvenliği ise Jandarma Genel Komutanlığı tarafından sağlanmaktadır


Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez ve 81 ilde teşkilatlanmış olup konularına göre uzmanlaşmış alt birimlere ayrılmıştır Suç türlerinin değişken olması neticesi polis teşkilatında da bu değişen suç ile mücadele edebilmek için her geçen gün yeni uzmanlık birimleri oluşturulmaktadır

Türk Polisinin Hizmetiçi Eğitimleri Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından, Hizmetöncesi eğitimi ise Polis Akademisi, Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksek Okulları tarafından verilmektedir Polis Akademisinde eğitim lisans seviyesinde olup mezunlar komiser yardımcısı rütbesi ile göreve başlar Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde çeşitli alanlarda lisans eğitimi almış olanlar 6 aylık mesleki eğitim ile polis memuru olarak göreve başlarlar Polis Meslek Yüksek Okullarında ise eğitim 2 yıllık önlisans seviyesinde olup mezunlar polis memuru rütbesiyle göreve başlamaktadırlar


İnsanların hak ve özgürlüklerinin güven altında bulundurulması gereklidir Günümüzde devletler, toplumda huzuru ve düzeni sağlama, insanların can ve mal güvenliğini koruma, yasa hakimiyetini sağlamak istemektedirler Bunun için yasalara ve yasaları uygulayacak bir kuvvete gerek vardır

İşte Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bu görevi yürüten teşkilatlardan biri, Polis Teşkilatıdır

Görevleri
Genel emniyet ve asayişin sağlanmasına yönelik hizmetlerin ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamak,
Asayiş suçundan toplumun nasıl korunacağı hakkında halkın bilgilendirilmesi, çocukların ve gençlerin suça yönelmelerini ve suçta kullanılmalarını önleyici tedbirlerin alınması hizmetlerini yürütmek,
Asayiş suçları hakkındaki bilgi ve istatistikleri değerlendirmek, suç analizi yapmak veya yaptırmak ve bunları değerlendirerek asayiş suçlarının önlenmesi için suçla mücadele yöntemlerini belirlemek ve taşra teşkilatının çalışmalarına yön vermek,ve toplum her zaman için türk polisine güvenmektedir
Görev çeşitleri
Motosikletli Polisler
İki çeşittir Yunuslar ve Şahinler Yunuslar daha çok asayişle ilgili konulara müdahil olmakla birlikte, genelde toplu gezerler ve bir motosiklete iki kişi binerler Öndeki sürücü, arkada oturan artçı diye adlandırılır Artçı elinde silah taşır Kıyafetleri kırmızı siyah ve beyaz renklerden oluşmaktadır Armalarında başında kep bulunan bir yunus balığı figürü yer alır Şahinler ise Yunusların aksine motosiklete genelde tek binerler ve tek motor halinde devriye gezerler Bölgelerindeki trafik aksamalarına ve yoğunluklarına ayrıca trafik kazalarına bakarlar Bu görevlerinin yanısıra normal polislik görevlerini de (asayiş) sağlamakla yükümlüdürler Şahinler genelde eskort ve yol açma hizmetlerinde kullanılmakla birlikte olaylara hızlı müdahaleleri ve sempatik polis tavırlarıyla yunuslar insanlara daha yakın görünmektedirler Şahinlerin kıyafeti fosforlu sarıdan yeşile dönmüş ayrıca lacivert ve beyaz da bulunmaktadır Armalarında bir pençesinde şimşek gagasında da zeytin dalı bulunan şahin figürü yer almaktadır

Hava Polisi
Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Dairesi Başkanlığı 19 Ekim 1981 tarihinde, Fransız yapımı 18 adet SA-318C Alouette marka, keşif ve gözetleme helikopterleriyle kurulmuştur

Havacılık Daire Başkanlığının görevleri asayiş ve kaçakçılıkla mücadele hizmetlerinde yardımcı olmanın dışında, terör örgütlerinin ve bölücü eşkıyanın yakalanması için özel harekat timlerinin ve malzemelerinin havadan nakli ve bu amaçla da özel hareket timleriyle müşterek eğitim yapılması, ayrıca karayolları üzerinde trafik kontrolü, VIP'nin havadan taşınması, hasta ve yaralıların havadan nakli, belli noktalar arası kurye hizmeti gibi hizmetleri yapmakla birlikte, personelinin uçuş ve bakım konularında eğitimi ve tabii afetlerde de halkımıza havadan yardım malzemesi taşınmasıdır Havacılık Dairesi Başkanlığı kuruluşundan bu yana geçen zaman içinde bir çok konuda önemli mesafe kaydetmiştir Kuruluş yıllarında bünyesinde emniyet hizmetleri sınıfı uçucu pilot yok iken, günümüzde emniyet hizmetleri sınıfı pilot sayısı 43, Emniyet hizmetleri sınıfı bakım yöneticisi ve uçuş ekibi sayısı 49'a ulaşmıştır 18 adet SA-318C Alouette marka helikopteri ile kurulan Havacılık Dairesi Başkanlığı, 1989 yılında Fransa'dan satın alınan 4 adet 1981 model Puma ve 1991 yılında ABD'den satın alınan biri VIP dizaynlı 5 adet UH-60 Blackhawk helikopterleri ile mevcut helikopter filosunu güçlendirerek, Başbakanlık VIP ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde teşkilatımızın hizmetlerinin daha aktif olmasını sağlamıştır

Çocuk Polisi
Polisin çocuklara yönelik olarak yürüteceği hizmetler konusunda ve ayrıca 0-18 yaş grubu çocukların gelişim özellikleri, davranış bilimleri, mülakat teknikleri, iletişim becerisi ve en önemlisi topluma kazandırma gibi konularda özel eğitim almış bir polis birimidir

Terörle Mücadele
1924 yılında Emniyet Umumiye Müdür Muavinliğine bağlı olarak devletin genel güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve yıkıcı faaliyetlerle mücadeleyi yürütmek üzere kurulmuş olan 1Şube ile başlamıştır

Birinci Şube, 04061937 tarihinde yürürlüğe giren 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 9’uncu maddesiyle Güvenlik Dairesi Başkanlığı bünyesinde Yıkıcı Faaliyetler Şubesine dönüştürülmüştür

Ülke güvenliğini tehdit eden yıkıcı faaliyetlerin 1970’li yıllardan itibaren silahlı eylemlere dönüşmesi ve terörün yoğunlaşması üzerine, terörle mücadelenin etkili şekilde sürdürülebilmesi ve koordine edilmesi amacıyla, Güvenlik Dairesi Başkanlığı bünyesinde bulunan Yıkıcı Faaliyetler Şubesi, 1986 yılında “Terörle Mücadele Ve Harekat Dairesi Başkanlığı” adıyla yeni bir yapıya kavuşturulur

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele [değiştir]
Küreselleşen sorunlar sadece bir ulus-devletin sınırları içinde güvenlik sağlamayı imkânsız hale getirmiştir Suçlular sınır aşan suçlar işlemekte, bir ülkede suç işleyip, diğer ülkelere kaçmaktadırlar Bazen de suçun kaynağı başka bir ülke olabilmektedir Suçun uluslararasılaşması polisliğin de uluslararasılaşmasını kaçınılmaz hale getirmektedir

İstenilen düzeyde olmasa da İnterpol ve Europol uluslararası polislikte işbirliğine iyi birer örnektir

Dünya polisliği ile karıştırılmamalıdır Dünya polisliği ulusları aşan bir yapılanma idealini ifade eder

Çevik Kuvvet
Çevik Kuvvet, kanunlar çerçevesinde yapılan toplantı, gösteri ve yürüyüşlerde düzeni sağlaması, katılımcıları koruması ve gerektiğinde toplumsal olaylara müdahale etmesi amacıyla Emniyet Teşkilatı bünyesinde oluşturulan polis birimidir

1965'te Toplum Polisi olarak Adana, İstanbul, Ankara, Zonguldak ve İzmir'de teşkil edilmiş ve halk arasında (giydikleri yeşil kıyafet ve beyaz miğferden ötürü) "Fruko" olarak tanınmıştır[2]

1982'de Toplum Polisi yerine Çevik Kuvvet kuruldu ve giydikleri korunma giysileri sebebiyle kamuoyunda daha çok robokop (ingilizce: robocop) adıyla tanınırlar,
Ay Kız Tarih: 24.03.2012 21:36
Veterinerlik

Veteriner, latince "hayvan ile ilgili" demek olup, veteriner hekim ise evcil ve yabani hayvanların hastalıklarının teşhis ve tedavileri, ıslahıyla uğraşan; çiftlikten sofraya gıda güvenliğinin kilit noktasında görev alan; hayvansal gıdaların antemortem ve post mortem muayenelerini yapan; hayvasal kökenli her türlü gıda ve gıdaya katkı olarak kullanılan maddeleri için sağlık raporu düzenleyen, kimseye verilen isim Her türlü hayvan hastalıklarının teşhis ve tedavileri, hayvanların üreme ve ıslahlarıyla gıda kontrol hizmetleri, zoonoz hastalıkların (hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara bulaşan) önlenmesiyle uğraşan mesleğe veteriner hekimlik denir Veteriner hekimlik mesleği dünyada en eski tarihe sahip mesleklerinden birisidir Hayvanların evcilleştirilerek insanlara faydalı olmaya başlamasıyla birlikte veteriner hekimlik mesleği de ortaya çıkmaya başlamıştır

Hayvanların ehlileştirilmesiyle insanların beslenme işi daha düzenli hale gelmiş, bunların et, süt, yumurta, yün gibi verimlerinin daha fazla arttırılarak en yüksek verim elde etme yolları araştırılmaya başlanmıştır

Tarihçe

Yüksek verim elde etme araştırmalarıyla birlikte hayvanların verimlerinin düşmesine veya ölümlerine sebep olan hastalıkların teşhis ve tedavi yolları da araştırılmıştır Bunlarla ilgili araştırmaların milattan önceki yüzyıllarda Türklerde, Hindistan'da, Eski Çin'de, Mısır'da ve İran'da yapıldığı arkeolojik kazılarda çıkan tarihi eser ve papirüslerden anlaşılmaktadır

Daha sonraki yüzyıllarda da gelişmeler devam etmiş, İslamiyetin dünyaya yayılmasıyla birlikte diğer ilim dallarında olduğu gibi, veteriner hekimlik mesleği de gelişme göstermiştir Yunancadan tercümeler yapılmış, eski bilgilerden faydalanarak Müslüman baytarlar yeni yeni teşhis ve tedavi usulleri geliştirmişlerdir Bunların sonucu olarak at, koyun, keçi, sığır, deve gibi hayvanların hastalıklarının nasıl teşhis ve tedavi edileceğini anlatan binlerce kitap yazılmıştır Misal olarak 9 yüzyılda yaşamış olan İbn-i Ahi Hizam'ın Kitab al-Hayl val-Baytara isimli 30 bablık eserinde at, katır, deve, sığır ve koyunların hastalıkları ve ilaçları hakkında günümüzde dahi geçerli olan bilgiler vardır

Avrupa'da ise bu meslek İslam baytarlarının kitaplarının tercümesiyle gelişmeye başlamıştır Mikroskobun keşfiyle de hastalık sebeplerinin teşhis ve tedavisi daha kolay hale gelmiştir

Osmanlılarda babadan oğula geçme baytarlık yanında ilmi öğretim düzenine bağlı ilk veteriner okulu İstanbul'da Harbiye Mektebinde Baytar Sınıfı adıyla özel dershane olarak kuruldu (1842) Sultan Abdülmecid Han devrinde tıbbiyeye bağlandı 1909'da Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşanın gayretiyle Selimiye'deki İtfaiye Kışlasına taşındı Veteriner Teşkilatı daha sonra Nafia Nezaretine alınarak Ziraat, Orman ve Maadin Nezaretine bağlandı Avrupa'ya öğrenci gönderildi Salgın hayvan hastalıkları ile mücadele için gereken aşı ve serumları hazırlamak üzere bakteriyoloji ve hayvanlardan yüksek verim elde etmek için zooteknik kurumları açıldı Bakteriyoloji kurumu daha sonra beşeri ve baytari bakteriyolojihane olarak iki kısma ayrıldı Pendik'te 1913'te bir bakteriyolojihane kuruldu Burada ülke hayvanlarının salgın hastalıkları için üretilen aşı ve serumlar yeterli olmadığından yeni bakteriyoloji kurumları faaliyete geçti Ankara-Etlik'te bir bakteriyoloji ve seroloji kurumu kuruldu Cumhuriyet döneminde kurulanlarla birlikte bugün 8 adet veteriner kontrol ve araştırma enstitüsü ile Kayseri, Denizli, Antalya, Diyarbakır, Adana, Bursa, Konya, Samsun, Elazığ, İzmir'de hastalık teşhis ve gıda tahlil laboratuvarları açıldı Osmanlı Devleti döneminde hayvan ırklarını ıslah etmek amacıyla Eskişehir (Çifteler), Malatya (Sultansuyu), Adana (Çukurova), Kurtuluş Savaşından sonra Bursa (Karacabey), Samsun (Karaköy'de) haralar, Bandırma ve Ereğli'de merinos ırkı yetiştirme çiftlikleri, Tekirdağ (Muradlı), Tokat (Kazova), Antalya (Boztepe), Çanakkale (Kumkale'de) inek ıslah kurumları açıldı Ayrıca Ankara'da Lalahan Zooteknik Araştırma Enstitüsü, Bursa Merinos Yapağı Muayene Laboratuvarı Türkiye'deki veteriner kurumlarının mühim bölümlerindendir 1937 tarihli ve 3203 sayılı Ziraat Vekaleti Vazife ve Teşkilat Kanunu ile baytar terimi yerine veteriner terimi kullanılmaya başlanmıştır

Eğitim
Veteriner Fakültesi, Türkiye'de ilk defa 1889 tarihinde yüksek okul olarak Halkalı'da kurulmuştur Öğretim süresi 4 yıldı Önceleri ilk iki yılı sivil tıbbiye talebeleriyle son iki yılı ise Halkalı'da yatılı olarak geçiren veteriner talebeleri daha sonra Kadırga'da bir konak satın alınarak bir araya toplanmışlardır Burası da kafi gelmeyince Tunuslu Hayreddin Paşanın Sultanahmed'deki konağında Mülkiye Baytar Mektebi alisi olarak 1921'e kadar öğretim yapılmıştır Okul 1921'de yanınca, Selimiye'deki Askeri Baytar Mektebine taşındı ve Yüksek Baytar Mektebi adını aldı 1933'te burası da kapatıldı Cumhuriyetin 10 yıldönümü günü Veteriner Fakültesi adıyla Ankara'da öğretime başladı 1939'da öğretim süresi 5 yıla çıkarıldı 7 Temmuz 1948'de Ankara Üniversitesine bağlandı

5 yıllık üniversite eğitimi ile Veteriner Hekimliği temel bilimleri bölümü, Hastalıklar ve Klinikler Bilimler Bölümü, Zootekni ve Hayvan besleme bölümleri bulunur

Veteriner Hekimliği temel bilimleri bölümünde
Anatomi, Histoloji, Embriyoloji, Fizyoloji, Biyokimya dersleri
Hastalıklar ve Klinikler Bilimler Bölümünde
Mikrobiyoloji, Parazitoloji, Patoloji, Farmakoloji ve Toksikoloji, İç Hastalıklar, Cerrahi, Doğum ve Jinekoloji, Döllenme ve Suni Tohumlama dersleri
Zootekni ve Hayvan Besleme Bölümünde
Zootekni, Hayvan Besleme ve Besleme Hastalıkları, Besin Hijyeni ve Teknolojisi,Gıda Hijyeni ve Teknolojisi, Süt Hijyeni ve Teknolojisi, Et Hijyeni ve Teknolojisi dersleri okutulur
Mezun olanlar Veteriner Hekimi unvanı ile resmi ve özel kuruluşlarda ya da kliniklerde çalışabilirler

Veteriner Hekimler Birliği
Türkiye'de hayvancılığın gelişmesi için çalışmalar yapmak paraziter ve salgın hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek ve bu konuda Tarım Bakanlığına yardımcı olmak üzere 1954 yılında özel kanunla kurulmuştur Tüzel kişiliğe sahiptir Kamu kuruluşu niteliğinde meslek kurumudur

Türkiye'de veteriner hekimin görevleri arasında; hayvan sağlığı yanısıra doğrudan insan sağlığı vardır Veteriner hekimler, hayvan hastalıkları konularında ihtisas yaparak mütehassıs oldukları gibi halen tıp fakültelerinde mikrobiyoloji ve bakteriyoloji ihtisası yapma imkânına da sahiptir Böylece doğrudan insan sağlığıyla ilgili konulara da girmişlerdir Hayvan sağlığının korunması insanların zoonoz (hayvandan insana bulaşan) hastalıklardan korunması, hayvanların verimlerini yükseltmek gayesiyle ıslah edilmeleri, hayvani ürünlerin (et, süt, yumurta, peynir, yoğurt vs) ve yemlerin muayene ve kalite kontrollerinin yapılması veteriner hekimin görevleri arasındadır

Hemşire

Hemşire, TDK'na göre; Mesleki eğitim almış, hekimle iş birliği yaparak hastaya bakan sağlık çalışanına verilen isimdir

2 Mart 1954 tarihli 8647 sayılı Resmi Gazete'ye göre; hemşireliğin tanımı şöyledir: Türkiye’de üniversitelerin hemşirelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında hemşirelik ile ilgili, Devlet tarafından tanınan bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenlere Hemşire unvanı verilir

Bu kanunun yürürlüğe girmesinden evvel usulüne göre hemşirelik sınıfına alınmış olanlar sanatlarını yapmaya ve hemşire unvanını kullanmaya devam ederler

Türkiye İstatistik Kurumu'nun saptamalarına göre; 2001 yılında Türkiye'de 75879 hemşire bulunmakta ve aynı verilere göre hemşire başına 903 kişi düşmekteydi

Modern hemşireliğin kurucusu; Florence Nightingale'dir Nightingale; şu sözleriyle ünlüdür; "Tanrının en değerli armağanı olan hayat, çok defa hemşirenin ellerine terk edilmiştir" İlk Türk hemşire; Selçuklu döneminde yaşamış olan Gevher Nesibe'dir

12 Mayıs günü, Florence Nightingale'in doğum günüdür ve her yıl dünyada "Hemşireler Günü" olarak kutlanmaktadır