asker mektubu - askerden anneye mektup - asker mektup örneği - anneler gününe ait mektup örnekleri



KURŞUNLAR
EVLATLARI BULUR,
VURULAN
HEP ANALAR OLUR...
Kompozisyonu yazan:

Mustafa CAN GÜNDER
Gaziemir Kipa 10. Yıl Anadolu Lisesi
Ortaöğretim Mektup 1.




ANNEM,

Sıcak bir gündü hem de çok sıcak. Havanın ne kadar sıcak olduğunu anlatmak için kullanılan bütün kelimeler boşa söylenmişti sanki bu güne kadar... Doğa, olacakları haber vermeye çalışıyordu, tüm gücünü kullanıyordu da insanoğlu anlamıyordu.
Çok uzaklardaydım. Doğduğum yerden ,yaşadığım yerden çok uzaklarda. Asker ocağında gün
dolduruyordum. Asker ocağı rahat değildi, baba ocağı kadar .Zorlanıyordum annem, yoruluyordum.
O gün komutan:“Emir gelirse, yarın öğleden sonra dağa çıkabiliriz. Hazırlanın, sevdiklerinizi arayın, doya doya sohbet edin.” demişti.Yaşamıştım bu anı birkaç kez daha. Bu sefer farklı hissediyordum geçmişte yaşadıklarımdan, hissettiklerimden. Hâlâ çınlıyordu o kelimeler kulaklarımda, hâlâ zihnimi bulandırıyordu kahrolası o sözcükler. Sanki komutan “Vedalaşın.” diyordu sevdiklerinizle,
sevdiceğinizle. “Vedalaşın gözü yaşlı analarınızla.”
Herkes susuyordu. Kimse konuşmuyordu.
Bu sessizlik de neydi ya Rabbim! Ölmekten mi korkuyorduk? “Korkmayın” demek istiyordum arkadaşlarıma; fakat ben de korkuyordum. Annemden babamdan, sevdiklerimden ayrılmaktan korkuyordum, kardeşimin ilklerini görememe ihtimalinden korkuyordum. Hep hayalini kurduğum yerlere gidememekten korkuyorum, yeni şarkıları dinleyememe olasılığından, okuduğum kitabı bitirememekten korkuyordum.
Hatırlıyor musun annem,seni aramıştım uzun uzun konuşmuştuk. Konuşmanın sonunda “Hakkını helal et.” demiştim, sen de beni susturmuştun ağlayarak.
Savaşlar var anne, insanların kendi cehaletleriyle saf tuttukları. Annem burada hava o kadar sıcak ki cehennem bile bu kadar sıcak değildir.
Burada güneş yok, burada küçük insanların büyük gölgeleri güneşi kapatıyor. Terör, bomba, kin, nefret, barut kokusu; buradaki dünya bu kadar annem. Burada savaş var anne, savaş... Komutan bir şeyler söylüyordu, ben ise sadece bakıyordum.Kendimi toparlamalıydım. Bunu kendim için değil vatanım milletim için yapmalıydım. Kardeşim için, kardeşim gibi okuyanlar için yapmalıydım.
Çıkmıştık yola öğleden sonra, kiminin dilinde iyi şanslar kiminin dilinde Kur’an’dan ayetler.
Yürümüştük kilometrelerce ,yürümüştük yalçın bozkırlarda,kurak vadilerde cesurca...Yeşili bulanık bir gölün kenarında mola vermiştik biraz soluklanalım diye...Gölün kenarındaydım,kuşlar ötüyordu, fakat bu kuşların ötüşü neşeli gelmiyordu bize sanki feryatlarını duyurmaya çalışıyorlardı. “Gidin buradan, gidin bu cehennemden.” diye bağırıyordu. Henüz düşünmekten korktuğum olay gerçekleşmemişti, diye düşünürken kelimelerle anlatamayacağım bir gümbürtü koptu. İlk defa bu kadar güçlü bir ses duymuştum. (Belki de son olacaktı.) İşte o an anlamıştım ölümle yaşam arasındaki o ince çizgiyi. İlk defa hissetmiştim öleceğimi.
Birisi beni kolumdan çekti, kendime geldim. Artık ben de savaşın bir parçasıydım, ben de oynuyordum bu yüreği nasır tutmuşların oyununu. Savaşırken zaman duruyor anne. Türklüğünü hissediyorsun Çanakkale’de, Sakarya’da, Antep’te, Aydın’da atalarımızın hissetiklerini.
Ne zaman sonra, neden sonra gözlerimi yavaşça açtım, her yer zifi ri karanlıktı. Buraya nasıl
gelmiştim, burası neresi bilmiyordum; ama güvende değildim onu biliyordum. Gözlerim alışınca karanlığa bu ateşten bataklıkta tek olmadığımı anlamıştım. Ayağa kalkmaya çalıştım; fakat yaralanmıştım.
Üşüyordum annem. Devamlı içeri etten robotlar giriyor, arkadaşlarımı bir bir götürüyorlar. Korkmuyorum, sıra bana da gelecek diye; ama biliyorum sıranın bana da geleceğini. Tek korkum vatana ne olacağı.
Bu mektubumla bu karanlık yerleri, bu pislik yuvasını biraz da olsa aydınlatabilirim belki. Karanlığa ince de olsa bir ışık tutabilirim belki.
Annem, bir tanem; hayatımın anlamı, çok akıtma o güzel gözyaşını. Üzme, bitirme kendini acıtma canını. Senin için ne desem azdır annem. Hayatımın tek kadını, benim kaderim bir gün
daha yaşamak olacak belki; ama kaderim belli. Hakkını helal et kınalı kuzuna annem, hakkını helal et.
Babam, tutma yaşlarını, akıt; ama yine de dik dur bağır çağır, belki biri duyar feryadını sen de hakkını helal et babam.
Bir tanem, kardeşim, daha çok küçüksün. Yeni bir hayat var önünde. Kendini bil bu hayatta, oku sen de, kaleminle savaş bu cehaletle. Unutma ki çalışan kalemler olursa korkup kaçan cehalet olur. Canın çok yanmasına rağmen dik dur!
Karabağ, Azerbaycan ,Kafkasya Bosna, Irak... Her yerde savaş, terör ve şehitler var. Sen de diyorsan “Dursun artık akan bu kan.” Kardeşin kardeşi vurması bizde haram.

“Bağır bağırabildiğin kadar.
Vatanına giren düşmansa,
Onu öldürmek haktır.
Kardeşin kardeşi öldürmesi,
Bu topraklarda yasaktır...”


Mustafa CAN GÜNDER
Gaziemir Kipa 10. Yıl Anadolu Lisesi
Ortaöğretim Mektup 1.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3605
favori
like
share