HEPSİ ALEVBizans İmparatoriçesi İrene'nin, ikdidar hırsını, aşka ve aileye olan inançsızlığını, sanata olan tutkusunu, acımasızlığını, yalnızlığını bu tarihsel romanda okuyoruz.
Ne gariptir ki İstanbul denen bu karmaşık şehirde o zamanlardan bu yana aslında hiçbir şeyin değişmediğini de anlıyoruz.
Yüzünü geçmişe çevirse de bugünü anlatıyor Hepsi Alev.
Hepsi Alev Doğu ile Batı'yı birleştirme düşüne sahip, güçlü ve yalnız bir kadının etkileyici hikâyesi.




Kitaptan
"Temmuz ısındı. Yaz mevsimine, sıcak havaya özgü sessizlik. Bahçedeki dumanlı gülleri hissettiren sessizlik. Bizim kimseye zararımız dokunmaz diyorlar, kimseyi incitmeyiz, kimseyi hor görmeyiz, kalp kırmayız.
Ve nedense, Yeni Saray'daki silme tasvirli perdelerim. Bazan, akşamları, solgun yaz esintisinde tembel tembel uçuşurdu perdelerim. Uzaklarda Prinkopo görünürdü. Tanrı'nın yeryüzündeki vekili olmakla sarhoş, başarılarıma dalıp giderdim. Perdelerdeki tasvirler, en usta dokumacıların eseri, usul usul canlanır; İsa, başında
dikenden tacı, akşam saatinde, yapayalnız İrene'ye görünürdü.
İsa'yla birlikteyken yalnızlığım diner; yaz akşamı bir kavuşma
gecesine yol alırdı.
Hatırası yakmıyor epeydir. Her şeyle birlikte perdelerim de geçiyor.

Perdelerim geçmiyor.
İsa geçmiyor.
Gece...
Prinkopo'da gece.
Yeni Saray'da gece. Vaktiyle. Perdeler." Sayfa 140

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 539
favori
like
share
hsnorh Tarih: 25.01.2007 11:48
te$ekkürLer...