Kanuni Sultan Süleyma - Sultan Süleymanın Vasiyeti - Sultan Süleyman’ın sandık vasiyeti


Sultan Süleyman’ın sandık vasiyeti

Kanuni Sultan Süleyman Hanın, vefat ettiğinde yerine getirilmesini istediği bir vasiyeti vardı. Bu vasiyet, şahsına ait özel küçük bir sandığın kendisi defnedilirken mezarda yanına konmasıydı.

Hayatı seferlerde geçen Sultan Süleyman yine bir seferde iken vefat etti. Cenazesi İstanbul'a getirilince derhal defin işlemlerine başlandı. Bu vasiyeti üzerine sandık meydana çıkarıldı ve hazır tutuldu.

Büyük hükümdarın cenaze töreninde şüphesiz bütün devlet erkanı hazır idi. Şeyhülislam Ebussuud efendiye, Sultan Süleyman’ın böyle bir vasiyeti bulunduğu söylendi. Ebussuud efendi "Zinhar böyle bir vasiyeti yerine getirmeyesiz, dini mübine yani İslam'a uymaz” dedi.

Nihayet vasiyetin yerine getirilmemesi kararlaştırıldı. Küçük sandık mezara konulmadı ama içinde ne vardı, dünyanın en büyük hükümdarının mezarına konmasını istediği şey neydi? Herkesi bunun merakı sarmıştı. Bu vasiyet yerine getirilmediğine göre sandık açılmalıydı. Nitekim öyle yapıldı. Sandığın içi, Kanuni'nin yapacağı işlerin, vereceği kararların dine uygun olup olmadığı hakkında Şeyhülislamdan aldığı fetvalarla dolu idi. Bunun üzerine Ebussuud efendi, "Hey büyük sultan, sen Allah katında kendini temize çıkardın, mesuliyeti bize yıktın, biz nasıl bunun altından kalkacağız bakalım" diye ağladı.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 879
favori
like
share
Garip07 Tarih: 23.05.2012 23:46
kanuni sultan süleymanın vasiyeti

Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Kalesini kuşatmış haldeyken hastalanıp ve vefat etti ardından Süleymaniye Camisine getirildi.

kanuni sultan süleymanın vasiyeti
Cenaze namazı kılınacaktı

O gün Süleymaniye Camii cemaate dar geldi Halkın bir ucu Mercan Yokuşunda, bir ucu Vefa Sokaklarındaydı

Bir devre mührünü vuran koca sultan, ebediyete uğurlanıyordu
Namazını Şeyhülislam Ebussuud Efendi kıldırdı

Namazı kılınmış, fâtihalar okunmuş, defin için kabre yaklaşılmıştı Sultanın naaşı tam mezarına konacaktı ki,elindeki çekmeceyi tabutun içine sıkıştırmaya çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendinin gözünden kaçmadı

Ebussuud Efendi derhal seslendi:

“Dur bakayım ağa!” dedi, “Nedir o? Ne yapıyorsun orada?”

Ağa: “Üzerimde bir emanet var efendim Bunu yerine bırakmam gerek!” dedi

Ebussuud Efendi: “Olmaz! Böyle bir şey caiz değil” diye kükredi

Ağa: “Efendim! Sultanımızın vasiyeti bu!” dedi sertçe

“Vasiyet mi? İçinde ne var onun?” “Bilmiyorum efendim” “Ver bakayım şunu”

Adamcağız elindeki çekmeceyi uzattı

Şeyhülislâm bir de ne görsün; verdiği bunca fetvâlar, bunca hükümler kendi mühürleriyle ve imzalarıyla deste

deste paketlenmiş ve çekmeceye doldurulmuştu

Koca şeyhülislamın rengi uçup gitti Yüzü kül kesildi Benzinde bir damla kan kalmadı Gözleri karardı
Gücü dermanı kesildi Yıkıldı, yıkılacaktı Hemen oracığa çöktü

İki eliyle başını kavradı ve hıçkırıklara boğuldu

Etrafındakilerin şaşkın bakışları altında, ağzından fısıltı halinde şu cümleler döküldü:
“Ah Süleyman! Sen kendini kurtardın Bakalım Ebussuud nasıl hesap verecek?”
Alıntı