Kardeşlerim..

[COLOR=coral]* TALÂK *
İslâm hukukunda, nikâhla kurulan evlilik bağını çözmek, ortadan kaldırmaktır.Boşama anlamında tatlîk şeklinde kullanılır.İslâma göre evlilikten maksat, huzurlu bir aile hayatı kurmak ve böyle bir yuvada iyi bir nesil yetiştirmektir.Ama, böyle yüce gayelerle kurulan evliliklerin hepsinin başarıya ulaşması mümkün değildir.Bazan ölüm ve hastalık gibi tabii engeller, bazan da geçimsizlik, münaferet, eşlerin birbirini sevmemesi, anlaşamama gibi eşlerden kaynaklanan engeller evliliğin başarı ve devamına mani olur. İslâm, evliliğin asıl gayesinden uzaklaştığı, eşlerin bir arada huzurla yaşamalarına imkan kalmadığı, ihtiyaç ve zaruretlerin gerektirdiği hallerde evliliğin sona erdirilmesine izin vermiştir. Bu izin doğrultusunda evliliğe, erkek tarafından doğrudan ya da kadından aldığı bir bedel karşılığında son verilebileceği gibi, talâk hakkını elinde tutan kadın tarafından, hakim veya hakem kararıyla da son verilebilir.

[COLOR=coral]* Talâkın Hikmeti
Evliliğin huzur ve mutluluk içinde devam ettirilebilmesi, her şeyden önce eşlerin birbirini sevip saymalarına bağlıdır.Hemen her evlilik bu düşünceyle kurulur. Fakat hepsinin bu hedefe ulaştığı söylenemez.Bõyle güzel ve samimi duygularla evlenenler daha sonra mutlu olamamışlar ve olmaları da mümkün değilse, ömür boyu bu müşterek hayata katlanmalarının bir anlamı yoktur.Bu durumda evliliğe son vererek ızdıraptan kurtulmaları gerekir.İnsanı maddi ve manevi özellikleriyle ele aldığımızda, onun her yönüyle mükemmel olmadığını görürüz. Bu nedenle, taraflardan biri, evliliğin kuruluşunda veya devamı sırasında bir hata, kusur yapmış olabilir. Bu hata veya kusurların telafisi imkansız da olabilir. Tarafların bunun cezasını bir ömür boyunca çekmeleri doğru değildir. Öyleyse çözüm, çekilmez hale gelen evliliği sona erdirmek, tarafların belki de mutlu olabilecekleri diğer bir evliliğe imkan tanımaktır.

[COLOR=coral]* Talâkın Hükmü
İslâm gerçekçi bir dindir.Yani hükümleri, insan fıtratında var olan gerçekler dikkate alınarak konulmuştur.İnsanı en iyi tanıyan Cenabı Hak, bu durumlardan haberdar olduğu için, çekilmez hale gelen evliliklerin son verilmesine müsade etmiştir
* Talâk [boşama] iki keredir. Sonra ya iyilikle geçinmek ya da güzellikle ayrılmak gerekir *
* Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda iddetleri vaktinde boşayın, iddeti de sayın..*
Hz. Peygamber de
* Allah nezdinde helalin en sevimsiz olanı boşamadır. *
Buyurmuştur.Bu naslardan da anlaşılacağı gibi talâk caizdir, mübahtır.Ancak, ihtiyaç ve zaruret halinde başvurulması gereken bir çaredir. talakın genel hükmü bu olmakla birlikte, bu hüküm yerine göre değişir.Meselâ, bidi boşamalar haramdır. Kusuru bulunmayan bir eşi usulüne uygun olarak boşamak mekruh dindar ve iffetli olmada eşi boşamak mendub geçimsizlik halinde hakemlerin gerekli bulunduğu boşama farz sevilmeyen eşin boşanması ise caizdir.

[COLOR=coral]* Talâk Yetkisi
* a] Boşama hakkı prensip olarak erkeğindir.Evlilik hayatında yüklendiği sorumluluk ve külfet açısından erkek buna daha layık görülmüştür. Ne var ki, talâkın geçerli olabilmesi için erkeğin bazı şartlara sahip olması gerekir. Bunlar, akıl ve bulûğdur. Mükrehin [zorlanan, ölümle tehdit edilen], sarhoşun, medhuşun [öfke halindeki kimse, talâk ehliyetine sahip olup olmadığı, yani bunların talaklarının geçerli olup olmadığı alimler arasında ihtilaflıdır. Hanefilere göre bunların talakları geçerlidir.
* b] Nikah akdinde şart koşulursa, talâk hakkı kadına veya üçüncü bir şahsa devredilebilir. Talak hakkının devredilmesine tefviz boşama hakkı kendisine devredilen kadına mufavvaza denir. Bu durumda kadın istediği zaman talâk hakkını kullanabilir. Erkek dilerse, boşama hakkını nikahtan sonra da kadına devredebilir.

[COLOR=coral]* Talâkın Çeşitleri
Biçimi ve sonuçları bakımından talâk çeşitlere ayrılır. Biçiminin Kuran ve sünnetin belirlediği kurallara uygunluğu açısından talâk sünni ve bidi olmak üzere ikiye ayrılır. Sonucunda evlilik hayatına dönüş imkanı tanıyıp tanımaması bakımından da talâkın ricî ve bain olmak üzere iki çeşidi vardır.
* a ] Sünnî Talâk
Sünnî talâk [talâkı sünn], Kuran ve sünnetin talimatına uygun olan boşama biçimidir. Bu talâk biçiminin üç temel şartı vardır. Bunlar eşin hayız halinde bulunmaması, hayızdan temizlendikten sonra cinsî temasın olmaması ve boşanmanın yalnız bir talakla yapılmasıdır. İmam Mâlik, Evzaî, Sevrî ve bir görüşünde İmam Şafiîye göre bir temizlik içinde üç defa ve birbirini izleyen üç temizlik içinde üç kere boşamak sünnete aykırı ve bidattır. Buna göre temizlik durumunda ve cinsi temas olmadan yapılan boşamadan sonra iddet sayılmalı, iddetin bitiminde ikinci boşama yapılmalı, ikinci iddet süresinden sonra da üçüncü boşama ile evlilik sona erdirilmelidir.Hanef hukukçular ise bir temizlik süresinde üç defa boşamayı bidat kabul etmekle birlikte, üç temizlik içinde üç kere boşamayı bidat değil sünni boşama sayarlar.
* b] Bidî Talâk
Kadını hayız günlerinde veya temizlik halinde cinsi temastan sonra yahut temizlik halinde birden fazla boşamak sünnete aykırı olduğundan bidî talâk [talâkı bid] adını alır.Bu çeşit boşama dinen haram kılındığı için, bu yola başvuran koca günahkar olur buna rağmen boşama geçerlidir, hukukî sonuçlarını doğurur.Hanefi, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre bidî talâkla boşama muteberdir. Ancak, bu yola başvuran kimse İslâmın koyduğu kurallara uymadığı için günaha girer. Bu konu, aşağıdaki meselelere benzetilmiş ve kıyas yapılmıştır
* 1] Cuma namazı kılmakla yükümlü olan kimseler, cuma saatinde alış veriş yaparlarsa,
* Cuma günü namaz için nida olunduğu zaman Allahın zikrine [cuma namazına] koşunuz. Alış verişi bırakınız *
ayetine muhalefet ettikleri için günahkar olurlar.Ancak, yaptıkları alış veriş hukuki açıdan geçerlidir satıcı bedeli, alıcı da satılan malı almaya hak kazanır.
* 2] Gasbedilen bir tarla üzerinde veya gasbedilen bir elbiseyle namaz kılma halinde, gasbdan dolayı günahkar olunur.Buna rağmen kılınan namaz geçerlidir.Diğer yandan, Hz. Ömerin oğlu hayız halindeki karısını boşamıştı. Hz. Ömer durumu Allah Resulune arzetti. Resulullah [s.a.s] şöyle buyurdu
* Ona emret, karısına dönsün. Sonra, onu temizlenip hayız görünceye ve sonra temizleninceye kadar nikâh altında tutsun. Bundan sonra da isterse tutsun, isterse birleşmeden boşasın. İşte Allahu Teâlânın kadınların içinde boşanmasını emrettiği iddet budur *
Bu hadisi şerife göre Resulullah [s.a.s] İbn Ömere bidî talâkla boşadığı karısına dönmesini emretmiştir. Boşanan eşe dönmek ise ancak boşamanın gerçekleşmesinden sonra mümkün olabilir.Hatta Buharînin bir başka rivayetinde İbn Ömerin şöyle dediği belirtilir
* Karımı hayız halinde iken boşamam, benim hakkımda bir talâk hesab edildi *
Bazı şii ve Mutezile hukukçularına göre bidî talâk geçerli değildir. İbn Hazm, İbn Teymiye ve İbn Kayyim de bu görüşe uymuşlardır. Bunlar şu hadise dayanmaktadırlar
* Kim bizim emrimize uymayan bir amel işlerse, bu amel merduddur, makbul değildir *
* c] Ricî Talâk
Yeni bir nikâh akdi yapılmadan erkeğin eşiyle normal aile hayatına dönmesine imkan veren boşama şekline ricî talâk denir. Ricî talâkın başlıca üç şartı vardır. Bunlar
* 1] Boşadığı karısıyla daha önceden fiilen evlenmiş, karıkoca hayatı yaşamış bulunmak
* 2] Hanefilere göre sarih boşama sözleriyle boşamış olmak ve şiddet, mübalağa ifade eden bir kelime söylememiş olmak
* 3] Üçüncü boşama hakim kullanmamış olmaktır.
Ricî boşamadan sonra erkek eşine, Evliliğimizi devam ettirmek istiyorum, Sana dönüyorum gibi sözle eşini öpmesi, şehvetle yaklaşması ya da cinsî temasta bulunması gibi fiillerle geri dönebilir.
* d] Bain Talâk
Yeni bir nikâh akdedilmeden erkeğin normal evlilik hayatına dönüşüne imkan vermeyen boşama şekline bain talâk denir.
* 1] İddet süresi içinde evliliğe dönülmeyen ricî boşama,
* 2] Nikâhtan sonra, fakat birleşmeden ve halveti sahihadan önce yapılan boşama,
* 3] Hanefilere göre kinai sözlerle veya mübalağa ve şiddet ifade eden sözle boşama,
* 4] Kadının isteğiyle bir bedel üzerine anlaşarak boşama [muhalaa],
* 5] Hakim kararıyla gerçekleşen boşanma,
* 6] Üçüncü talâkın kullanıldığı boşama bain talâk sonucunu doğurur.Üçüncü talâkın kullanılması dışındaki boşamalarda kadınla erkeğin ayrılığına beynuneti sugra [küçük ayrılık] denir.Bu durumda eşler yeni bir nikâh akdiyle evlilik hayatına dönebilirler. Üçüncü talâkın kullanılması durumunda ise eşler birbirinden kesin biçimde ayrılır. Buna, beynuneti kübra [büyük ayrılık] denir.Beynuneti kübrada kadın başka bir erkekle gerçek bir evlilik tecrübesi yaşamadan ilk kocasıyla yeniden evlenemez.Bain talâkın doğuracağı çeşitli sonuçlar vardır. Buna göre,
* 1] Evlilik bağı sona erer. Karşılıklı haklar düşer. Sadece iddet süresince kadının koca evinde kalması ve nafakasının koca tarafından sağlanması hakkı devam eder.
* 2] İddet sırasında kocanın ricat hakkı yoktur. Ancak iki tarafın rızasıyla ve yeni bir mehirle yeniden evlenmeleri mümkündür.
* 3] Talâk hakkının bir bölümü kullanılmış ve eksilmiş olur. Eğer üçüncü talâk hakkı kullanılmışsa, bu durumda beynuneti kübra meydana gelir.
* 4] Müeccel mehrin ödenmesi gerekir .
* 5] Tevarüse engel olur.

[COLOR=coral]* Talâkta Şahit Bulundurma
Boşama ile ilgili konulara yer verilen Talâk Suresinde, boşamada şahit bulundurma konusunda,
* Kadınlar iddetlerini doldurunca onları ya güzelce evinizde tutun veya onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki adil kimseyi de şahit tutun..*
buyurmaktadır. İmam Buharide sünni talâkı,
* Sünnet olan boşama kadını temiz iken, birleşmeden boşamak ve iki de Şahit bulundurmaktır. *
şeklinde tarif etmiştir.Bu delillere dayanan İsnaaşeriye ve İsmailiye mezhepleri, iki adil şahit önünde yapılmayan boşanmanın geçerli olmadığı görüşünü benimsemişlerdir. Buna karşılık cumhur, Hz. Peygamber ve sahabe devrindeki uygulamalara bakarak, Nasların hükmü amir [emredici] değildir, şahitsiz boşama da geçerlidir demişlerdir. Çağdaş hukukçulardan Muhammed Ebu Zehra, boşamayı güçleştireceği, anormal boşamaları önleyeceği, gerektiğinde ispatı kolaylaştıracağı gerekçeleriyle, Eğer bize imkan verilse, boşamanın muteberliği için şahitlerin şart olduğu görüşünü tercih ederdik diyerek anılan görüşün günümüzdeki önemini ifade etmiştir

[COLOR=coral]* Boşama mehri
Mehir, evlenirken erkeğin karısına vermesi gereken maddî bir meblağdır. Bu, para, altın, gümüş, ziynet eşyası, ev, tarla, dükkan, mal, mülk vb. olabilir.Aslolan mehrin nikâh esnasında peşin verilmesi iken, kadın kabul ederse mehrinin tamamını veya bir kısmını tecil edebilir. Yani, kocasının ödeme işlemini sonraya bırakabilir.İsterse, aldığı veya alacağı mehrin tamamını veya bir kısmını kocasına hibe de edebilir. Erkek, karısını boşadığı zaman, daha önce ödememişse mehrini ödemek mecburiyetindedir.Bu mecburiyet, bir nevi geçici boşama olan ricî talakta değil, boşamanın tamamen kesinleşmiş hali olan bâin talâkta ortaya çıkar, Erkek nikahlandığı karısını, birleşme [yatma] veya sahih halvetten önce boşarsa, mehrinin yarısını verir. Birleşme veya sahih halvetten sonra boşarsa, mehrin tamamını vermesi gerekir. Birleşme veya sahih halvetten önce, kadının sebep olmasıyla ayrılık vaki olursa, kadının mehir alma hakkı olmaz, yani mehir düşer. Sahih halvet, kimsenin göremeyeceği ve ansızın gelemeyeceği bir yerde nikâhlı çiftlerin baş başa kalmalarıdır. Bu şartlar bulunmaksızın çiftlerin bir arada bulunmasına da fasid halvet denir.Meselâ, nikâhlı çiftlerin sokakta, insanların içinde, kapı ve penceresi açık evde yan yana gelmeleri gibi.Nikâh kıyılırken mehir tayin edilmişse, böyle bir kadını boşayan kocanın mehri misil [benzer mehir] ödemesi gerekir.Mehri misil, kadının emsaline bakılarak takdir edilen mehirdir. Bu hususta göz önüne alınacak ölçüler, yaş, güzellik, servet, yasadığı çevre, akıl, dindarlık, bekarlık veya dulluk, bilgi, güzel ahlak, sosyal ve kültürel seviye gibi hallerdir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1633
favori
like
share
exel@ns-MS- Tarih: 27.01.2007 22:38
Ya kardeş verdiğin Faydalı bilgiler için
eskitoprak Tarih: 26.01.2007 11:25
bigiler icin
G-uNIT-STAR Tarih: 23.01.2007 11:38
Allah razı olsun kardes
KONAMI Tarih: 22.01.2007 22:15
[COLOR=coral]* Yemin Kasdıyla Talâk
Dil alışkanlığı ile her sözün arasında vallahi diyen kimse, yemine niyet etmedikçe sorumlu olamayacağı gibi, aynı şekilde yemine ve boşamaya niyet etmeksizin şart olsun, boş olsun sözlerini kullanan kimse, bu sözleri ile karısını boşanmış olmaz [lağv yemini gibi].Fakat bir kimse boşama niyetiyle değil de yemin niyetiyle bu sözleri söyler ve meselâ şu işi yaparsam veya yapmazsam karım boş olsun derse, bunun hüküm ve neticesi ne olur mevzuu tartışılmıştır. Böyle bir yeminin mevzuu gerçekleşmediği takdirde karı boş olur şeklindeki fetva, sahâbe devrinden sonra ortaya çıktığı için, bidî talâk sayılabilir.Yemin niyetiyle kullanılan talâk kelimesinin hükmü mevzuunda üç görüş vardır
* 1] Cumhûra göre, bu boşamanın bir şarta bağlanması [talik] kabilindendir şartı gerçekleşince boşama da tahakkuk etmiş olur. Buna delâlet eden naslar ve sahâbe fetvaları vardır.
* 2] İbn Teymiyyeye göre yemin niyetiyle söylenen talâk boşanma neticesi doğurmaz fakat yemin kefareti gerekir.
* 3] İbnul Kayyime göre, ne boş olmayı, ne de kefareti gerektirir. Çünkü Hz. Peygamber ve sahâbeden nakledilen rivâyetler yemin kastıyla yapılan talike değil, belli bir işin neticesine göre boşama niyetiyle yapılan talike aittir. Yemin kastiyle olan talikin böyle bir netice doğuracağına ait hiçbir nas yoktur. Ayrıca Hz. Ali, Şurayh ve Tavûs talâk üzerine yemin edip yeminini yerine getiremeyen kimseye bir şey lâzım gelmez diye fetvâ vermişler buna muhâlif bir sahâbi de çıkmamıştır.

[COLOR=coral]* Muhalaa
Herhangi bir nedenle evlilik hayatını sürdürmek istemeyen kadının kocasına ödediği bir bedel karşılığında evlilik bağından kurtulmasına muhalaa denir. Bu boşanma biçiminde kadın istemediği evlilikten kurtulurken, erkek de uğrayabileceği maddi zararı telafi ederek yeniden evlenme imkanını elde etmiş olur.Allahu Teâlâ, Kuranı Kerimde,
* Kadınlara vermiş olduğunuz bir şeyi geri almak helal değildir.Meğer ki karı ve koca Allahın çizdiği sınırlara riayet edememekten korkalar. Şayet onların, ilahi sınırlara riayet edemeyeceklerinden korkarsanız zevcenin kurtulmak için bir şey vermesinde ikisi için de günah yoktur *
buyurarak muhalaa yoluyla boşanmayı meşru kılmıştır.Boşamaya ehil olan erkekle boşanmaya ehil olan kadın, aynı zamanda muhalaaya da ehildir. Cumhura göre, muhalaa, kadının istediği üzerine kocasıyla karşılıklı anlaşmaya bağlıdır ve anlaşma gerçekleşince neticesi de meydana gelir. Buna karşılık Hasan Basrî ile İbn Şîrîn boşanmanın meydana gelmesi için hakimin hükmünü şart koşmuşlardır.

[COLOR=coral]* Tefvizi Talâk
İslâm hukukunda, boşama hakkı prensip olarak kocaya tanınmıştır. Bazı durumlarda kadının talebi üzerine hâkimin de evliliğe son vermesi mümkündür. Mahkemede boşanma sebebi olabilen haller mezhepler arasında ihtilaflı olmakla birlikte, hastalık ve kusur, kocanın nafakayı kesmesi, kayıplık ve hakem yoluna başvurulmuş olması bunlar arasında sayılabilir. Koca, hanımını mahkemeye başvurmadan bizzat boşayabileceği gibi, vekil aracılığı ile de boşayabilir. Yetkili kılınan vekil, hanım da olabilir. Koca boşama yetkisini bizzat eşine vermişse, bu yetki vermeye tefviz karısına da mufavvaza denir. Böylece tefviz, kocanın boşama yetkisini karısına vermesi, diye belirlenebilir. Bu vekâleten farklı bir tasarruf olup, bundan kocanın rücû etmesi mümkün değildir.Tefvizi talâkın dayandığı deliller. Kitap ve sünnettir. Kuranı Kerimde şöyle buyrulur
* Ey Peygamber, zevcelerine de ki Eğer siz dünya hayatını ve onun zinet ve ihtişamını arzu ediyorsanız, gelin size boşanma bedellerini vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim.Eğer Allahı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız şüphe yok ki, Allah, içinizde güzel hareket edenler için büyük bir mükafat hazırlamıştır. *
Bu ayet, Hz. Peygamberin zevcelerinin onda olmayan bazı zinet ve eşyayı istemeleri üzerine nâzil olmuştur. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre, karıların dünyayı tercihinden maksat boşanmayı istemeleridir. Bu Ayet inince Allahın elçisi, hanımlarını muhayyer bıraktı, dileyen kalır, isteyen de boşanabilirdi. Ancak ayetin hükmü karsısında Hz. Peygamberin pâk zevceleri çok üzülmüş ve hepsi onu tercih etmişlerdir.Hz. Âîşe [r.a]den rivâyete göre şöyle demiştir
* Resulullah [s.a.s] bizi muhayyer bıraktı ve biz Allahı ve Resulunü tercih ettik. Bu muhayyerlik bizim aleyhimize bir hüküm meydana getirmedi. Diğer bir rivâyette ise Resulullah bunu bir boşama olarak saymadı demiştir *
Bu hadis, kadın boşama yetkisine sahip olduktan sonra, kocasını değil de kendi nefsini tercih ederse, bunun bir boşama sayılacağına delâlet eder.Koca, karısına boşanma yetkisini, başlangıçta nikâh akdi sırasında verebilir. Kadın, erkeğe, Bir boşama hakkı elimde olmak üzere seninle evlendim dese, erkek de O şekilde seni karılığa kabul ettim diye kabulde bulununca tefviz gerçekleşir. Evliliğin devamı sırasında da kadına boşanma yetkisi verebilir.Ancak şunu da belirtelim ki, erkekle kadını, boşanmada eşit duruma getiren tefvizi talâk hakkı, uygulamada pek az görülmüştür. Müslüman kadın, bilinçlenip diğer haklarına sahip çıkarken tefvizi talâk hakkını da gözden uzak tutmamalıdır. Bu hakkı evliliğin eşiğindeki gençlerin düşünmesi ve ilerisini görerek sahip çıkması bazı güçlükler doğurabilir. Daha işin başında, bunun evlenecek erkekle pazarlık konusu yapılması, müstakbel eşlerin birbirine güvensizliği anlamına gelebilir. Bu nedenle, konunun genel bir hak olarak ele alınması ve nikah akdi ile birlikte doğan bir prosedüre bağlanması daha uygudur.

[COLOR=coral]* Hakim Kararıyla Boşanma [Tefrik]
İslâm hukukunda boşama, prensip olarak kocanın tek yanlı iradesiyle ve mahkeme kararına gerek olmaksızın meydana gelir. Koca, bizzat boşayabileceği gibi, vekil aracılığı ile de boşanabilir, ya da karısına boşama yetkisi [tefviz] verebilir.Ancak bazı boşanma sebepleri ortaya çıkınca, kadının da mahkemeye başvurarak evliliğe son verdirmesi mümkündür. Evliliğin bu şekilde sona erdirilmesine tefrik denir. Bu boşanma sebeplerini dört maddede toplayabiliriz.
* 1] Hastalık ve kusur,
* 2] Nafakayı kesmek,
* 3] Kayıplık,
* 4] Şiddetli geçimsizlik ve pek fena muâmeleler.


* A] Hastalık ve kusur Evlilik akdi sırasında mevcut olan veya daha sonra meydana gelen bazı hastalık ve kusurlar nedeniyle karının boşama davası açma hakkı vardır. Kocanın mahkemeye başvurmadan evliliğe son verme imkânı her zaman bulunduğu için, bu durumda onun dava açma hakkı söz konusu olmaz. Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsufa göre, kadına boşanma için hâkime başvurma imkânı veren kusurlar beş tanedir. Kocanın iktidarsız [innin] olması, husyelerinin çıkarılmış bulunması, cinsiyet uzvunun kesik olması, onun büyü, sihir vb. etkilere bağlı olması, erkeğin cinsiyetinin erkek mi, kadın mu olduğunun belirli olmaması.Ancak, bu kusur ve hastalıklar bilinerek evlenilmişse, artık bunlara dayanarak boşama talebinde bulunamayacağı konusunda görüş birliği vardır.

* B] Nafakayı kesmek Bir erkek, hanımının maişetini sağlamakla yükümlüdür. Koca, bunu kendiliğinden sağlarsa mesele kalmaz. Aksi halde kadının başvurusu üzerine hâkim nafakaya hükmeder. Ancak koca fakir olur ve hâkimin hükmettiği nafakayı ödeyecek malı bulunmazsa durum ne olur? Acaba kadın buna dayanarak boşanma davası açabilir mi? Bu konuda iki görüş vardır.
a] Ebû Hanîfeye göre, bu sebebe dayanarak hâkimin boşamaya karar vermesi caiz değildir. Kadının sabretmesi, gerekirse kocasının izni ile çalışması ve kocasının nafakayı borçlanması gerekir. Kadın borçlanma yoluyla da nafakayı temin edemezse, kocası ölseydi ona kim nafaka verecek idiyse, ondan alır. Bunlar sonradan kocaya rücu ederler. Delil şu ayettir.
* Eğer borçlu darlık içinde ise, o halde ona genişlik vaktine kadar mühlet vermek vardır *
b] İmam Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbele göre, kadın bu sebeple boşanma davası açabilir. Delili şu ayettir
* Siz kadınları cayılabilir [ricı] talâkla boşadığınız zaman, iddetlerini bitirmeye yakın, onları ya iyilikle tutun veya iyilikle boşayın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın *
Bu ayet, nafakası temin edilmeyen kadının zorla nikâh altında tutulamayacağını ifade etmektedir .

* C] Kayıplık Bulunduğu yer ve hayatta olup olmadığı bilinmeyen kimseye mefkûd denir. Hayatta olduğu halde evine gelmeyen kimseye de gaib denir.Ebû Hanîfe ve Şâfiye göre mefkûdun ölümüne hükmetmek için, karısı ve malı için akranlarının hayatı kadar bir süre beklemek gerekir. Böyle bir karar evliliğini de sona erdirir. Gâiblik hâlinde ise, boşanma davası açma hakkı bulunmaz.İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbele göre hâkim, kocanın yeri bilinmez ve üzerinden bir yıl da geçmiş bulunursa, kadının isteği üzerine evliliğe son verir. Yeri bilinen gâib kocaya ise ihtar eder ve eve dönmesi için makul bir süre tanır. Bu süre geçtiği halde dönmezse evliliğe son verir.

* D] Şiddetli geçimsizlik ve kötü muamele
Koca, eşine karşı iyi davranmaz ve zulme varan muâmelelerde bulunursa, karı hâkime başvurarak boşanma dâvası açabilir mi? Prensip olarak karı, kocanın zulmünü önlemek için her zaman mahkemeye başvurabilir. Hâkim zulmünü önler ve ona karısına iyi muâmele etmesi için nasiatte bulunur. Geçimsizlik her iki eşten olabilir. Mağdur olan eş, hakem yoluna başvurabilir.

[COLOR=coral]* Hakem yoluyla boşanma
Anlaşmazlığa düşen kimselerin arasını bulmak üzere görevlendirilen kimseye hakem denir. Hakem kararlarının uygulanması genellikle tarafların rızasına bağlıdır. Hâkim kararı ise zorla uygulanır. Hakem muamelatın pek çok konularında söz konusu olabilir. İslâm aile hukukunda daha çok eşlerin birbiriyle anlaşamaması halinde başvurulan bir yoldur.
* İslâmda karıkoca birbirine iyi davranmak ve iyi niyet kurallarına uymak zorundadır *
* Geçimsizlik halinde erkeğin karısına öğütte bulunması, onu yatağında bir süre yalnız bırakması veya tedîpte bulunması hakkı vardır *
Kocanın eşine iyi davranmaması hâlinde, onun zulmünü önlemek için her zaman mahkemeye başvurma hakkı vardır. Hâkim haksızlığı önler, karısına karşı iyi muâmele etmesini kocaya emreder ve öğütte bulunur. Tekerrür hâlinde hâkim onu cezalandırır.Geçimsizlik kimi zaman her iki eşten kaynaklanabilir.Mağdur olan eş hâkime başvurarak hakem yolu ile ara bulma veya boşanma isteğinde bulunabilir.Hakem tayini ile ilgili ayette şöyle buyurulur
* Eğer karı ile kocanın aralarının açılmasından korkarsınız, o vakit kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse, Allah aralarındaki dargınlık yerine geçime, onları uyuşmaya muvaffak buyurur *
Bu ayette hitap hâkimleredir. Koca, geçimi sağlamaya muvaffak olamamışsa, eşlerden birinin hâkime başvurarak hakem tayinini talep etmek hakkı doğar.Hakemlerin eşlerin hısımlarından olması daha uygundur. Çünkü eşleri iyi tanır, geçimsizlik sebeplerini bilir ve ara bulmaları daha kolay olur. Fakat hâkimin, hakemleri yabancı kişilerden seçmesi de mümkündür .Ebû Hanîfe ve Ahmed b. Hanbele göre, eşler özel yetki vermedikçe hakemler boşamaya karar veremez. Çünkü onlar vekil durumunda olup verilen yetki dışına çıkamazlar.Ayette hakemlerin yetkisi ise ıslâhtan ibarettir. Ancak eşler hakemlere özel yetki vermişse, bu takdirde boşamaları mümkündür. Evlilik düzeninin bozulmasında kusurlu olan eşin özel yetki vermek istemeyeceği açıktır.İmam Şâfiînin bu konuda iki görüşü vardır. İlk görüşü Hanefiler gibidir. İkinci görüşüne göre ise, ayetteki hakem, hâkim demektir. Hâkim kendine gelen davayı tarafların rızası olmasa da hükme bağlama yetkisine sahiptir .Hakem yolu ile boşanma da tefvîzi talâkta [kadına boşama hakkı vermek] olduğu gibi, erkekle kadını boşanmada eşit duruma getiren haklardandır.

Kaynaklar :
* İslam Hukuku
* Hukukı Âile Kararnâmesi
* Delilleriyle İslam Hukuku
* Bakara, 2/229
* Talâk, 65/1
* Ebû Davûd, Talâk, 3
* Cuma, 62/9
* Buharî, Talâk, Bab 1
* Askalanı, BüluğulMeram
* Sâbûn, Tefsru ÂyâtilAhkâm, I, 472
* Şirâz, elMühezzeb, II, 74
* Remlî, Nihâye, VI, 44
* İbnülHümam, FethulKadir
* Buharî, Talâk, I
* Mukayeseli İslam Hukuku
* Şirazî, elMühezzeb, I, 174, 175
* Nisâ, 4/19
* Bakara, 2/229
* Ahzâb, 33/2829
* Buhârı, IX, 302
* Bakara, 2/280
* Bakara, 2/231
* Nisâ, 4/34
* Nisâ, 4/35
* Alûsî, RûhulBeyân, V, 26