Kardeşlerim..
Bu başlıkta inşaallah ilk mÜslümanları tanıyacağız..

[COLOR=coral]* İlk Müslüman Hz. Hatice *

Kâinatın Efendisi Hazreti Muhammed Hiradaki ulvî mazhariyetle İlâhî memuriyetini idrak etmiş ve kudsî risalet vazifesini yüklenmişti.Ancak bu ağır ve büyük vazifenin icabları vardı, onları yerine getirmek lazım geliyordu.Bunun ise, içinde bulunduğu cemiyette pek kolay olmayacağı kendisince muhakkak bilinen bir husustu.O anda, Efendimiz tek başına bir tarafta, bütün dünya bir tarafta yer alıyordu.Ve o, umum dünyaya Allahtan aldığı emirleri tebliğ edecekti.Elbette bu, basit bir hâdise olarak görülemezdi.Allah Resûlü, dünyalar durdukça insanlığa nûr ve şeref olan vazifesine nereden ve nasıl başlaması gerektiğini de çok iyi hesaplıyordu. Durumu evvela en yakını bulunan hanımı Hazreti Haticeye anlattı. Hazreti Hatice, ona tereddütsüz sadakat elini uzattı ve ilk Müslüman olma şerefine kavuştu.Resûli Ekrem Efendimiz, bundan sonra, Hazreti Haticeye, Cebrâilden öğrendiği şekilde abdest aldırdı ve yine Cebrâilden öğrendiği sûrette imam olarak şerefli zevcisine iki rekat namaz kıldırdı.Efendimizin kıldırdığı bu iki rekat namaz, imam olarak kıldığı ilk namazdır ve bir pazartesi gününün sonuna doğru kılınmıştır.

KAYNAK :
* Ashab-ı Kiram

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 1734
favori
like
share
elma kurdu Tarih: 02.11.2007 18:57
allah razı olsun bölesi bi paylaşım için emeği geçen herkese teşekkürler
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 08:04
ilk müslüman olmak ne güzel bir şey
Damlanur Tarih: 10.05.2007 23:35
Selamünaleyküm arkadaslar allah razi olsun böyle konulara degindiginiz icin hepinizden Allah ayri ayri razi olsun
canpolat56 Tarih: 07.05.2007 10:27
Çok teşekkürler kardeş
BoNcuKK Tarih: 04.04.2007 15:18
eline saglık abiii yazıların hepsi birbirinden güzel hz hatice benii çok etkiliyo zatenn allah razı olsun
konan_1997 Tarih: 03.04.2007 15:14
sağol
milkboy Tarih: 23.02.2007 22:08
konuyu özenle takip ediyorum seçkileriniz bir harika gönülden teşekkürler KONAMI

müsadenizle bende ufacık bir kat çıkayım istiyorum konuya...

Ammar ibni Yâsir (ra)

Ammar ibni Yâsir radiyallahu anh imanda azmin ve sebâtın sembolü bir yiğit!.. inanci uğruna gösterdiği fedakârliklar, islâm'ın yüceliginin bir vesikasi olan kahraman!Fedakârligin imanin özü oldugunu gösteren ilk şehid çocugu...

Babasi Yâsir, Yemenli Kahtânî kabilesinin Ans kolundandir. Kaybolan kardesini aramak için Mekke'ye geldi. Benî Mahzum kabilesinden Ebû Huzeyfe ibni Mugire'nin himayesine girdi. Sümeyye adindaki câriyesi ile evlendi. Bu evlilikten Ammar dünyaya geldi.

Ebul-Yekzan künyesiyle anilan Ammar ibni Yâsir, Erkam'in evinde Suheyb ile birlikte otuzuncu müslüman olarak islâmla sereflendi.

Kisa bir müddet sonra babasi Yâsir ve annesi Sümeyye hatun da müslüman oldular.islâm'in ilk günleri zorlu günlerdi. ilk müslümanlar da zor zamani yasayan insanlardi. Zira müsrikler islâma girenleri tehdit eder, himâyesiz kimseleri de iskence altinda inletirlerdi. Yâsir ailesi bu iniltileri bu acilari gönüllerine gömen ve müsriklerin en agir iskencelerine karsi kahramanca direnen yigitlerdir. Kalbi kararmis, gözü dönmüs, zâlimler Yâsir ailesine akla-hayale gelmeyecek cehennemî iskenceler yaptilar. Günesin en kizgin saatlerinde üçünü birden çölün kavurucu kumlarina gömdüler. Üzerlerine, derileri kavlatan kor parçasi kayalari koydular. Fakat kalblerinden imanlarini alamadilar.

Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz her gün Yâsir ailesinin yanina giderdi. Onlara manevî kuvvet, rûhî direnç verirdi.

Bir ziyaretinde Ammar (r.a.) Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimize: Yâ Rasûlallah iskence son haddine vardi. dedi.

iki Cihan Günesi Efendimiz de ona: "Sabret ey Ebül-Yekzan! Sabrediniz ey Yâsir ailesi!.. Size vadedilen yer Cennettir" buyurdu. Onlara yüce hedefler göstererek acilarina, dertlerine ortak oldu.

Yine birgün Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimiz, Ammar (r.a)'in yanina ugradi. Atesle daglayarak ona azap ettiklerini gördü. Mübarek eliyle basini sivazladi ve: "Ya Rab!.. Bu atesi ibrâhim'e berd ü selâm buyurdugun gibi Ammar'a da serin ve zararsiz eyle" diye dua etti.

Ne dehset verici, ne yürek daglayan bir hadise!.. Hangi yürek dayanabilir buna?.. Amma ilâhî irâde böyle.Kader çerçevesi böyle çizilmis.Bir mücâdele vermek gerekiyor.Allah Teâlâ kulunda bu gayreti görmek istiyor.Buyuruyor ki:

Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çikarmadan cennete gireceginizi mi sandiniz? (Al-i imran: 142)

insanlar, imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik demeleriyle birakilacaklarini mi sandilar? (Ankebût; 2)

Yâsir ailesi gün geçmezdi ki iskenceye tâbi tutulmasin. Müsrikler, Sümeyye hatunu iki devenin arkasina baglayarak yerlerde sürüklediler. Ebu Cehil ve avânesi, kamçi vurarak iskence ettiler. O gün anne ve babasi ikisi birden sehadet serbetini içti. Tenleri kizgin çölde kaldi. Ruhlari ise Cennete uçtu.

Islâm'in ilk sehidleri olarak tarihe geçen Yâsir ailesi kiyamete kadar gelecek mü'minlere bu davranislariyla tükenmeyen bir seref, bir asâlet biraktilar.
Ammar (r.a) kendine yapilan zulüm ve cefaya direnmege devam etti. Birgün yine ona aklini kaybedesiye, solugu kesilinceye, derileri soyuluncaya kadar çok agir iskence yaptilar. Putlarini hayir ile yâd etmedikçe birakmayacaklarini söylediler. O da ölümden kurtulmak için onlarin istedikleri sekilde Lât ve Uzza lehinde zarûreten konusmak zorunda kaldi. Müsriklerin elinden kurtulur kurtulmaz dogruca Rasûlullah (s.a) efendimizin huzuruna vardi. Basindan geçenleri aglayarak anlatti.

Efendimiz ona: "Bu sözleri söylerken kalbini nasil buldun?" diye sordu. O da: "Kalbimde Allah'a imanda en ufak bir degisiklik olmadi."dedi. Bu cevap üzerine Efendimiz (s.a): "Ammar'i basindan ayagina kadar iman kapladi. iman kemiklerine isledi." buyurdu.

Gözyaslarini mübarek elleriyle sildi. Kalbde iman yerlestikten sonra diliyle zarûrete binaen söylemenin imana zarari olmadigini hatta yine iskenceye ugrarsa ayni sözleri söyleyebilecegini ona su âyet-i kerime ile müjde verdi.

Meâlen: Kalbi imanla dolu oldugu halde inkâra zorlanan müstesna, inandiktan sonra Allah'i inkâr edip gönlünü kafirlige açanlara Allah'in gazabi vardir. Büyük azâb da onlar içindir.(Nahl suresi: 106)


O, ilk önce Habesistan'a daha sonra Medineye hicret etti. Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz onu Huzeyfe ibni Yeman (r.a) ile kardes ilan etti. Mescid-i Nebevinin insâsinda büyük gayretler gösterdi. ikiser ikiser kerpiç tasidi. Efendimiz onu yüzü gözü toz içerisinde görünce: "Vah Ammar!.. Vah Ammar!.. Seni âsî bir topluluk öldürecek, sen onlari cennete, onlar ise seni cehenneme davet edecekler." buyurdu.

Ammar (r.a) Bedirden itibaren bütün gazvelerde bulundu. Büyük kahramanliklar gösterdi. Yemame savasinda kulagi kopmus sallanirken o yigitçe savasmaga devam etti. Dagilmak üzere olan orduyu: Ey müslümanlar!.. Cennetten mi kaçiyorsunuz? Ben Ammar ibni Yâsir'im. Bu tarafa gelin.diye haykirarak toparladi. Hz. Ömer (r.a) zamaninda Kûfeye vali olarak gönderildi. Hz. Ali (r.a) devrinde Cemel ve Siffinde 93 yaslarinda çarpisirken sehid düstü. Hz. Ali (r.a.)'in kildirdigi cenaze namazindan sonra oraya defnedildi.

O, uzun boylu, kara yagiz, ela gözlü ve genis omuzluydu. Son derece sâde ve nezih yasadi. Hiçbir namazini kazaya birakmadi. 62 hadis-i serif rivâyet etti.
Buhari'de geçen bir rivayeti söyledir:

Üç seyi nefsinde toplayan kimse imanin tamamini elde etmis olur.
1- Kendi aleyhine de olsa insafi elden birakmamak,
2- Herkese selâm vermek.
3-Fakir iken bile sadaka vermek.

Cenab-i Hak Ammar ibni Yâsir (r.a)'in azim ve sebatini bizlere de lutfeylesin..Amin
John SteinbecK Tarih: 17.02.2007 06:52
Onlar öncülerdi...

Allah razi olsun
aysence Tarih: 13.02.2007 00:20
ALLAH razi olsun senden abi
verdigin bilgiler icin te$ekkkürler