Mutluluğun huzur vermediği bu kapitalist sistemde insanlar alternatif olana yönelirler. Sistemden farklı hatta karşı olan araçlara. Günümüzde kapitalist öncekilerde de başka beşeri ideolojilerin yaygın olduğu sistemlerin hepsi eksik ve sadece dünyevidir. Beşeri yaratan ve dolayısıyla tek yetkin olacak sistem hiçbir zaman çoğunluk olamamışsa da ilahi olandır.

Bir amaç pesinde olduğunun ister farkında olsun, ister olmasın doğası gereği insan buna muhtaçtır. Var oluşunun en büyük ihtiyaçlarından biride "yükselmek" dir. Yükselmek basta gelen insanin amaçlarından biridir.

Çevresinde hızla gelişen olayların ortasında insan, diğer insanları hep gözlemlemiştir. Kendisiyle kıyas yapmıştır. Kendini alçak veya yüksek gördüğü insanlar olmuştur hep. Dünyevilistiğinde egosuyla kendinden alta olduğunu düşündükleriyle kıyasla kibirlenmiş, kendini yetersiz hissettiğinde üst olarak gördükleriyle kıyasla sorumluluk hissetmiştir. Kibir sonucunda "benden de kötüler var" deyip kendiyle övünüp gevşemiş, sorumluluk hissiyle de eksikliğini fark edip caba sarf ederek yükselmek istemiştir.

Kapitalist sistemin parçasını oluşturan insanlar tefekkürden uzaklaştığında, kendisini hedonist felsefenin içinde bulmuştur. Kolay erişilebilir ve bu yüzden daha yüzeysel olanın kazanç getirdiği bu sistemde yüklenilen değerler ahlak kavramı sorgulanmadan ego/nefs üzerine kurulmuştur. Manevi ihtiyaçlardansa daha çabuk öne çıkan her turlu bedensel ihtiyaçlar daha değerli olmuş ve çoğunluğu oluşturmuştur. Akıl etme/düşünme(tefekkür) en temel ihtiyaçken, nefsi tıka basa dolduran insan buna fırsat bile bulamamıştır.

Sorgulayamayan insan kendine inanç ve buradan çakacak değer yargısı edinirken sadece kendi fikrine(havası) göre hareket etmiştir. Herkesin kendi fikri yani milyarlarca egodan çıkan farklı değer yargıları/doğrular/inançlar... Zevkine göre inanç edinmiş fakat inancına göre zevk edinmemiştir. Örneğin cinsel ilişkinin meşru olanı veya olmayanı önemli değil sadece olması gerektiği fikri benimsenmiştir. Farkında olmadan kocaman bir illüzyon içine sürüklenen insan kendisine zülm eder olmuş ve bunuda zülm değil mutlu olmanın bir parçası görüp kendine hak saymıştır. Kendini kandırmanın yolunu mutlu olduğunu sanarak bulmuştur.

Hoşnut olmayı birbirinden farklı olarak; mutlu olmak ve huzurlu olmak diye ayıralım.

Acıktığınızda yemeği calip yerseniz karniniz doyduğu için mutlu olursunuz fakat huzurlu olamazsınız. Hırsızlık diğer ahlaki kavramlar içerisinde daha baskın kötü olduğuna inanılan bir eylemdir. Çoğunluğa göre düşünülebilecek bir kavram... İnsan bunun yanlış olduğunu ister bilsin ister bilmesin "Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (tin,4)" ayetinde belirtildiği gibi gibi temiz fıtrata sahip insana huzur veremez. Tüm kötü eylemler özünde insana huzur vermeyen pişmanlık veren durumlardandır. Hiç kimse hırsızlık yapıp veya insan öldürüp huzurlu oluyorum diyemez. Eyer pişmanlık caydırıcı olmaz ayni yanlışı anlık haz için tekrarlanır durursa ilkin fıtratın ret ettiği bu eylemler artık alışkanlık olur. Pişmanlıklar yerine kandırmacalar la destekli mutluluk oluşur.

Mutlu olmak ve huzurlu olmak farklıdır. Mutlu olan her insan huzuru bulmuş değildir. Huzura veya mutluluğa yükselmenin araçları bu yüzden farklıdır.

...

Mutluluğun huzur vermediği bu kapitalist sistemde insanlar alternatif olana yönelirler. Sistemden farklı hatta karşı olan araçlara. Günümüzde kapitalist öncekilerde de başka beşeri ideolojilerin yaygın olduğu sistemlerin hepsi eksik ve sadece dünyevidir. Beşeri yaratan ve dolayısıyla tek yetkin olacak sistem hiçbir zaman çoğunluk olamamışsa da ilahi olandır.

Yükselmenin ve yazınında konusu olan bu araçlardan biri uyuşturucu biri de imandır. Her ikisi de genel olarak insanin huzur arayışında bulamadığı sisteme olan karşı tepkinin sonucudur.

Uyuşturucu insan benliğinde var olan huzur potansiyelinin, gayretsiz ve aşırı yoğun şekilde açığa çıkmasıyla elde edilenidir.kendi yetenekleri ve iradesinin dışında maddeyle olur. Hissedilenlerin kısa zamanda ve çok yoğun olması hayret vericidir. Denenmemiş ve farklı olduğu hissiyatı hakimdir. Onu çekici kılan herselde ona karşı bağımlılık yaratır. Bu yükseliş insanin kendi çabaları ile değil maddeyle olduğu için yükselmenin düşüşü sancılı olur. Maddeyle varolmuş bu durum madde etkisi gidince düşmede kontrol dışı olur. Madenin çıkardığı yere kadar yükselen insan iradesinden bağımsız dalgalanmalar yasar. Yükselme her zaman aşırı mutluluk verirken düşüş de büyük hayal kırıklıklarıyla hüsrandır. Hüsranda olan insan tekrar, denenmiş bu yoğun mutluluğun pesine umarsızca takılır. Mutluluğun ve hüsranın beraber olduğu bu tecrübeler ayni zamanda kalıcı bozuk ruhsal ve biyolojik etkilerde sebep olur. Mutluluk ve hüsranın gelgitleriyle kaos yasayan insan maddeyi kontrol etmesi, Ondan ustun olması gerekirken tam tersi madde onu kontrol eder ve kendisini yükseklik arayışındayken bulduğu yer aşağıların aşağısı olur.

Uyuşturucunun metafiziksel boyutu şeytandır. Şeytan imgesi her inanışta tamamen ayni değildir. Kapitalist sistemde kotunun laubali temsilcisi olarak para kazandıran popüler iconken. Yine bu sistemin depresiflerinin var ettiği satan izimde ise tapınılan ilahtır. Ehli kitapta ise kötülüğün kaynağıdır. İslam da da benzer şekilde Allah'ın emrini(insanı kendinden ustun kabul etmeyip) kibirlenerek ret eden ve bu yüzden kıyamete kadar hile ile insanları kandırmak için zaman verilmiş bir varlıktır.

Uyuşturucuyu olabil dince çekici gösteren şeytandır. İnsanin, yükseklere çıktını sanıp asaların aşağısına inmiş olusu onun basarisinin kanıtıdır. Uyuşturucu ile insan maddeye ve kontrolsüz oluşan zevklere bağlanır kalır. Zevklere olan isteği yöneten kontrol mekanizması, maddelerle hasar gördüğünden secimler çoğu zaman fıtrata ters olur. Temiz fıtrat üzerine yaratılmış insan artık kendi özgür iradesiyle farkında olmadan kendine zulmü seçmiş olur. Bunda ısrar edip sağlam kafadayken veya kaos durumunda sorgularken, kendine sunulan hidayet(doğru yol)vesilelerini şeytanın hileleriyle çekici gördüğü deneyimleri/araçları bırakamayıp teperek insani özelliklerini yitirir. Şeytandan ve onun isteklerinden sakınması gerekirken artık onun dostu hatta ısrarından dolayı kendiside şeytanlaşmış bir varlığa dönüşür. Kendi sonunu da şeytana vaad olmuş sonla birleştirmiş olarak ebediyetinde de aldanmış olur. Ebediyeti dünya ile sinirli tutan ego da; yükselmenin tüm boyutlarını burada olduğuna inanıp yada kaybetmemenin kotu sonucunu kabul edemeyişine kılıf uydurup çoğu zaman öteki dünyayı ret eder.

...

Tüm evren yaratılmış ve yaradan diye ikiye ayrıldığında, iman yaratan ve TEK olanın boyutundan bir araçken uyuşturucu ise yaratılmışlar boyutundan bir araçtır. Var olmuş hiç bir şey var edeni geçemiyecektir ve her zaman varolmuş var edene muhtaçtır.

Var olan her şey yaratandandır. İnsan ise yaratılmışlar içerisinde yaratanın gözünde en değerli olanıdır. Melekte nefs yoktur sadece akıl vardır bu yüzden özgür iradesi de yoktur. Varlığından beri iman eden akli istisnasız hep onu Allah’ a götürür. Hayvan ise çiftleşmek ve yemek ihtiyaçlarını karşılamak dışında bellidir hedefi yoktur. Onun iman edecek akli yoktur sadece nefsi vardır. İnsanin ise benliğinde aklin yanında nefs de vardır ve bu yüzden özgür iradeye de sahiptir. İman sahibiyse o akil onu Allah'a, yoksa inkara götürür.

Özgür irade insanı değerli kılar. O hak edeceğini kendi çabalarıyla kazanır. Dahili otoritenin(Allahın), insanın özgür iradesinde doğrudan hakimiyeti yoktur fakat o otorite insanin yükselmesini de amaçlar. Tüm evreni yaratıp insani kendi özgür iradesiyle hedefsiz bırakmamıştır. Yükselmenin yollarını, kendisinin yer yüzündeki temsilcisi insanlara yani peygamberlere vahiy vasıtasıyla bildirmiştir.

İman insanin kendi çabalarıyla kazanılan ve samimiyetiyle orantılı olarak ilahi destekli yükseliş seklidir. Tüm dünyevi zevkler imanlı kişinin hoşnutluğunda huzura dönüşür ve o huzur ahiretdeki gerçek karşılığının küçük bir yansımasıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 539
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 12:12
allah razı olsun
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 08:26
Allah razı olsun
keskinkilic_68 Tarih: 03.04.2007 17:23
Tüm evren yaratılmış ve yaradan diye ikiye ayrıldığında, iman yaratan ve TEK olanın boyutundan bir araçken uyuşturucu ise yaratılmışlar boyutundan bir araçtır. Var olmuş hiç bir şey var edeni geçemiyecektir ve her zaman varolmuş var edene muhtaçtır.

eline sağlık allah razı olsun
konan_1997 Tarih: 03.04.2007 15:22
sağol
CaNeR509 Tarih: 28.01.2007 00:13
Paylaşımın çok güzel milkboy teşekkür ederim
eskitoprak Tarih: 27.01.2007 10:43
bigiler icin sagol