* GAYRİ MÜSLİM *

Müslüman olmayan, İslâmın dışında başka bir dine mensup kişi.
İnsanlar inanç bakımından iki gruba ayrılır
* Hz. Muhammedin peygamberlerin sonuncusu *
* Bütün insanlığın peygamberi *
olduğuna inanan kimselere müslüman Hz. Muhammedin peygamberliğine inanmayan kimselere de gayri müslim denilir. Bu tanıma göre ehli kitap olanlar [yahudiler ve hristiyanlar], mecusiler, dehriler, sâbiîler, mürtedler, müşrikler gayrii müslim sınıfına girmektedirler.İslâm ülkesinde bulunan gayri müslimlerle müslümanlar arasında birçok münâsebetler vardır. Bunlar iki grupta ele alınabilir Zımmîler Zımmî kelimesi, zimmet kökünden türemiştir. Sözleşme, antlaşma anlamlarına gelir. Istılahta ise antlaşma sonucu sürekli olarak İslâm ülkelerinde ikamet etme hakkına sahip olanlara zımmî müslümanlarla gayri müslimler arasında yapılan bu sözleşmeye de zimmet akdi denilir.
Mekkenin fethinden önce yapılan akitler sürekli olmamıştır. Yahudilerle ve Mekke müşrikleriyle yapılan sözleşmeleri örnek olarak gösterebiliriz. Bu sözleşmeler belirli bir müddet sonra sona ermiştir. Ancak, Mekkenin fethinden sonra nâzil olan
* Kendilerine kitap verilenlerden Allaha ve ahiret gününe inanmayan, Allahın ve Resulumün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyen kimselerle, küçülüp boyun eğerek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın *
ayetiyle gayri müslimlerden cizye alınmasına işaret edilmiştir. Dolayısıyla zimmet akitleri Mekkenin fethinden sonra yapılmıştır.Gayri müslimlerden bazılarıyla zimmet akdi yapılamaz mürtedlerle bu akdin yapılması mümkün değildir. Hanefi fukahâsı putperest Araplarla bu akdin yapılamayacağı görüşündedir. İmam Şâfiî ve İmam Hanbele göre ehli kitap ve mecusiler dışındaki gayri müslimlerle bu akit yapılamaz. Evzâî ve İmam Mâlike göre bütün gayri müslimlerle bu akit yapılır.Gayri müslimler şu yollardan biriyle İslâm tebaasına girer ve zımmî olurlar İzinle İslam ülkesine girdikten sonra bu ülkeden haraç arazisi satın alanlar ve bu araziyi işletenler ikamet izni bittiği halde ülkeyi terketmeyenler evlenerek erkeğin tebaasına katılan kadın [Kadın, ikamet vb. konularda kocasına bağlı olur.] Cizye vermeyi kabullenen fethedilen ülke halkı.İslâm ülkesi tebaasına giren bir zımmînin tebaalığını kaybetmesi için şu suçları işlemesi gerekmektedir Müslüman bir kadınla zinâ etmek müslümanlara savaş açmak müslümanların inançlarını ifsat etmeye kalkışmak devlet düzenine karşı çıkmak cizye vermemek.Zımmîler devlet başkanı, ordu komutanı ve hâkim olamazlar. Çünkü bu görevler doğrudan doğruya müslümanlarla ilgilidir. Dünyevî işlerde zımmîlerden bildikleri konularda yararlanılabilir.İslâm tebaasına giren Zimmîlere seyahat, ikamet, din ve vicdan hürriyetiyle birlikte eğitim, çalışma, sosyal ve kamu hizmetlerinden yararlanma hakkı da verilmiştir.
* Zımmîlerin İslâm devletine karşı bazı yükümlülükleri vardır bunlar, malî ve diğer yükümlülükler olmak üzere ikiye ayrılır. Malî yükümlülüklerin başında cizye gelmektedir. Cizye almak nassla sabittir *
Peygamberimiz [s.a.s.] düşmanla karşılaşan ordu komutanlarından şu üç emrin yerine getirilmesini ister
* İslâma davet etmek, cizye istemek, savaşmak *
Her zımmîden cizye alınmaz bunun belirli şartları vardır Cizye, ergenlik çağına gelmiş erkeklerden alınır. Kadınlar ve köleler cizye ödemezler. Kör, kötürüm, yoksul ve çalışamayanlardan Şafiîlere göre cizye alınır, diğer mezheplere göre cizye alınmaz. Bazı mezheplere göre, gayri müslimlerin din adamlarından, çalışamayacak durumdaki çiftçilerden de cizye alınmaz.Devletin koruma görevini yerine getirememesi, zımmînin müslümanlarla birlikte ülke savunmasına katılması, cizye ödemeyi engelleyen durumların ortaya çıkması, ölüm hâli ve zımmînin müslüman olması gibi hallerde cizye borcu düşer.Harac, ictihad yoluyla alınan bir vergidir. Bir tür vergi bazan attırılabilir, bazan da azalır. Devletlerarası ticaretlerden alınan vergiye de uşûr adı verilir.
Gayri müslimler, müslümanları kendi dinlerine davet edemezler müslümanları küçük düşürücü davranışlarda bulunamazlar kılık ve kıyafetleri yönüyle müslümanları taklid edemezler yasaklanan fiilleri işleyemezler haram olan şeyleri müslümanlara satamazlar.
Müslümanlarla ilişki içinde bulunan gayri müslimlerin diğer bir grubuna da müstemen adı verilir güven içinde olan, emân verilen, güvenliğe kavuşan anlamlarını ifade eder. Terim olarak anlamı belirli bir süre için İslâm ülkesine girmek ve orada emin olarak kalabilmek için kendisine izin verilmiş olan gayri müslime bu ad verilir.
Kuranda
* Eğer müşriklerden biri emân dileyip yanına gelmek isterse, onu yanına al ki, Allahın sözünü işitsin sonra onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır *
ayeti bu konuya delil teşkil etmektedir.Müstemenler dört sınıfa ayrılmaktadırlar Elçiler, tüccarlar, ilim tahsilinde bulunanlar, ziyaret ve gezmek amacıyla gelenler.
Emânın nasıl, kimlere ve kimler tarafından verildiğini şöylece özetleriz
* 1] Özel emân Bir kişiye veya küçük bir gruba verilen emândır. Bu emânı, büluğ çağına gelen herkes verebilir Hanefilere göre bu emânı müslümanlarla aynı safta savaşan zımmîler bile verebilir. .
* 2] Genel emân Büyük bir topluluğa, yerleşim bölgesine verilen emândır. Hanefilere ve Şâfiîlere göre bunu ancak devlet başkanları verebilir.
* 3] Örf ve âdete göre verilen emân Bunlar, kendilerine emân verilmediği halde emân verilmiş olanlardır. Yanlarında bulunan mektuplar, ticaret mallan müstemen sayılmasına delâlet eder. Bunlar elçiler ve tüccarlardır.
* 4] Antlaşmadan doğan emân Antlaşma yoluyla elde edilen emândır.
* 5] Yakınlık yoluyla emân Bir şahsa verilen emân onun çocuklarını da içine alır.
Emânın sona ermesi müstemenin İslâm ülkesinden çıkıp harp ülkesine girmesiyle başlar. Bunlar İslâm ülkesinin vatandaşı değildir.Hanefîlere göre, müstemenlere Allah hakkından ve kamu haklarından dolayı ceza verilmez. Hırsızlık, soygun gibi. İmâm Şâfiîye göre ise ceza verilir.Müslümanların veya gayri müslimlerin hayata karşı işledikleri suçlarda suç işleyenin durumu göz önüne alınır. Suçu işleyenin kimliğine göre farklı cezalar uygulanabilir. Bir müslümanla bir gayri müslim, veya bir mürted aynı cezaya çarptırılmaz. Bazı hukukî farklılıklar ortaya çıkar ama hiçbir zaman gayri müslime haksızlık yapılmaz.Evliliklerde din olgusu önemli bir meseledir.
* Müslüman bir erkeğin ehli kitap bir kadınla evlenmesinde sakınca yoktur *
* Müslüman bir erkek müşrik kadınla evlenemez. İmanlı bir cariye müşrik kadına tercih edilmektedir *
* Müslüman kadın müşrikle evlenemez *
Ailede etkin kişinin erkek olduğu düşünüldüğünde müslüman bir kadının ehli kitaptan bir erkekle evlenmesine izin verilmemiştir.Gayri müslimlerin kendi aralarındaki evlilikleri mûteber kabul edilmiştir.Bunların kendi aralarında belirlemiş oldukları mehirler mûteberdir, geçerlidir.Müslüman erkekle evlenmiş olan gayri müslim kadın, kocasından boşandığı zaman müslüman kadının iddetine tabidir.Müslüman bir erkekten boşanan müslüman bir kadın kocasından nasıl nafaka alıyorsa, gayri müslim bir kadın da müslüman bir erkekten ayrıldığı zaman müslüman kadın gibi, nafaka alır.
Ehli kitabın yiyecekleri müslümanlar için helâldir. Kuranda,
* Kendilerine kitap verilenlerin yemeği, size helâl, sizin yemeğiniz de onlara helâldir * buyurulmaktadır.
* Gayri müslimlerle insanî ilişkiler sürdürülür hastaları ziyaret edilir, hediyeleşilir, selamlaşılır dünyevî konulardaki bilgi ve becerilerinden yararlanılır komşuluk münasebetleri sürdürülür. *

Kaynak :
* Şamil İslam Ansiklopedisi
* Büyük İlmihal
* Ahzâb, 33/40
* Arâf, 7/158
* Sebe, 34/28
* Tevbe 9/29
* Tevbe, 9/29
* Tevbe, 9/6
* Mâide, 5/5
* Bakara, 2/221
* Bakara, 2/221
* Mâide, 5/5

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2427
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 12:15
allah razı olsun
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 08:25
Allah razı olsun
BoNcuKK Tarih: 04.04.2007 15:11
allah razı olsun eline saglık
konan_1997 Tarih: 03.04.2007 15:21
sağol
eskitoprak Tarih: 06.02.2007 18:46
paylasim icin tesekkurler
kardes