Tarih boyunca dünyamızı tesiri altına alan birçok arazi ve semavi hadiseler olmuştur. Tabiat olayları ismini vererek kısmen tanımladığımız depremler, dev dalgalar, kasırga ve fırtınaların felaket olarak değerlendirilebilecek yönleri yanında, bildiğimiz ve bilemediğimiz birçok hikmetleri de vardır. Tabiata bakışın yeni bir boyutu olan ekosistem anlayışına bağlı holistik (külli, bütüncül) bakışın ortaya koyduğu çok parametreli ve çok bilinmeyenli denklemlerle, dinamik bir denge içinde yaratılan tabiat kitabını okurken, bütün olayların bu tip bir yapıya sahip olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Adını İspanyolcadaki Küçük İsa'dan alan El Nino, bazılarınca son yıllarda görülen çok sayıda tayfunun, şiddetli fırtınanın ve kuraklığın sebebi olarak kabul ediliyor.

Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız.(Araf;57)

Ayetindeki hikmetleri göz ardı eden bazı bilim adamları, son yılların büyük yangınlarından sayılan Endonezya Adaları ve Avustralyadaki orman yangınlarından da El Ninoyu sorumlu tutmaktadırlar. 1997 yılında yapılan tahminlere göre, bugünlerde yaşandığı gibi El Nino'nun 1998'in ilk aylardan itibaren bütün dünyanın iklimini etkileyeceği bekleniyordu.

Bilim adamlarının bu doğru tahmini yapmalarını sağlayan Pasifik Okyanusunda yapılan ölçümlerdi. Zira bu ölçümler, suların gitgide ısındığını gösteriyordu. Hatırlanacağı üzere 1982/1983 yıllarındaki El Nino sebebiyle Peru, Bolivya. Brezilya ve Ekvador o güne kadar görülmemiş şiddette fırtınalarla sarsılırken, aynı dönemde Meksika ve Avustralya gibi ülkeler ise tarihlerinin en büyük kuraklığını yaşıyordu. O tarihlerde iklim uzmanları, verdiği zararların büyüklüğü sebebiyle bu olaya Asrın Ninosu adını vermişlerdi. Oysaki bugünlerde yavaş yavaş kendini hissettiren El Nino, eskisinden daha şiddetli olacağa benziyor.

EL NİNO NEDİR VE NASIL ORTAYA ÇIKAR?

Zaman zaman ve özellikle de yılbaşı yaklaşırken Peru kıyılarında ortaya çıkan sıcak su akımına bu adı, Katolik olan Perulu balıkçılar vermişler. O tarihlerde sadece Güney Amerikanın batı kıyılarında tesirli olduğu tahmin edilirken, gelişen ölçüm teknikleriyle, günümüzde Pasifik Okyanusunun bütün tropik bölgelerine yayıldığı ve tesirlerinin dünya genelinde görüldüğü biliniyor. El Ninonun hazırlanışı esnasında, Alize rüzgarlarının esmesi tamamen kesilir. Bir zamanlar denizcilerin mukaddes kabul ettiği Alizeler, Doğu Pasifikten Avustralya ve Endonezya yönünde esen düzenli rüzgârlardır. Böylece Pasifikin batısındaki çok sıcak sular yavaş yavaş Amerika kıyılarına doğru hareketlenir ve beraberinde de kilometrelerce alana yayılan yağmur yüklü bulutları taşırlar.

Bilim adamlarının El Nino hareketini başlatan ilk sebep olarak üstünde yoğunlaştıkları saha Pasifik Okyanusudur. Odyssee adlı bir milletler arası araştırma grubu, El Nino fenomeni ile Pasifik Okyanusu sularının tuzluluk derecesi arasındaki bağlantıyı araştırmıştır. Yapılan çalışmalar, Pasifik Okyanusunun sıcak sularının doğuya doğru hareketlenmesinde tuzun çok belirleyici bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Tuzun, El Ninonun oluşmasında oynadığı bir başka rol ise izolasyon görevidir. Tuzlu su, Pasifik Okyanusunun derinliklerindeki soğuk suyla, yüzeyinde oluşan sıcak su arasında sağlam bir tabaka meydana getirdiği için, yüzeydeki suyun soğumasını Öner. Böylece okyanusun yüzeyindeki suyun iklim değişikliklerinden dolaysız olarak etkilenmesini kolaylaştırır,

Ancak, tuzluluk miktarının oynadığı güçlü rolün yanında, Batı Pasifikteki sıcak su ve Doğu Pasifikteki soğuk su alanları ile meşhur Alize rüzgârlarının da El Nino'nun doğuşunda büyük rolü vardır. Dönenceler üzerinde oluşan yüksek hava basıncı ve ekvator üzerinde oluşan alçak hava basıncının müşterek tesiriyle, önemli bir hava kitlesi ekvatora doğru yönelir. Ancak, Dünya'nın kendi etrafındaki hareketi sebebiyle bu hava kütlesinin yönü değişir. İşte bu yön değiştirme neticesinde de Alize rüzgârları ortaya çıkar. Alize rüzgârları okyanus sularını batıya doğru hareketlendirir. Böylece de alt ekvator su akımı doğar ki, bu su akıntısı Peru açıklarından Pasifik Okyanusunun batısına doğru bir yol takip eder. Dünyanın kendi çevresindeki hareketi, bu akıntının yönünü ekvator çizgisinin altına ve üstüne doğru kaydırır. Bu şekilde Pasifik Okyanusunun doğusunda, derinlerdeki soğuk su yüzeye çıkar ve bu yeni soğuk su akıntısı, doğuya doğru uzaklaştıkça, tropikal bölgedeki güneşin tesiriyle ısınmaya başlar. Pasifik çukurunun batısında toplanan bu ısınmış dev su kütlesinin sıcaklığı yıl boyunca ortalama 28°C yi, yüzeydeki kalınlığı ise 100 metreyi bulur. İklim bilimciler bu bölgeyi yeryüzünün sıcak su deposu olarak adlandırıyor ve iklim düzenlenmesi için yerleştirilmiş mükemmel bir sigorta olarak görüyorlar. Pasifik çukurunun doğusu batıya nazaran soğuktur. Isı ortalama 24°C de seyreder ve ekvatora doğru biraz daha ısınmakla beraber. 26°C yi geçmez.

Pasifik Okyanusunun batısı ile doğusu arasındaki bu ısı farklılığı Alize rüzgârlarının gücünü artırmaktadır. Ayrıca bu rüzgârlar batıya doğru hareket ettiklerinde daha fazla ısınıp, hafiflerler, ancak buna karşılık su buharı açısından da iyice zenginleşmiş olurlar. Bu da, yükseklikleri yaklaşık 18 km yi bulan dev cumulonimbus türü fırtına bulutunun meydana gelmesine yol açar ki bu bulutta ortalama 300 bin ton ağırlığa ulaşabilen miktarda su toplanır. Kısacası, sebepler plânının halkaları olarak atmosfer olayları okyanusu, okyanustaki gelişmeler ve değişmeler ise atmosferi etkilemekte ve işte, bu sularla rüzgârın karşılıklı etkileşimlerinden de zaman zaman El Nino doğmaktadır.

Bunu kısaca açalım: Ne oluyorsa, herhangi bir sebeple Alize rüzgârlarının esmesinin kesilmesiyle birlikte El Nino ortaya çıkmaktadır. Max-Planck Enstitüsü iklim bilimcisi Mojib Latif, El Nino ya kadar uzanan bir dizi tabiat olayında tetiği çeken iklim olayının bu şekilde başladığını belirterek şunları ekliyor:

Alize rüzgârlarının kesilmesiyle beraber güney ekvator akıntıları altüst olur. Sıcak su deposundaki sular okyanus çukurunun doğusuna doğru hareketlenir. Buna karşılık Güney Amerika sahillerindeki soğuk suyun yüzeye çıkmasında yavaş/ama başlar. Okyanusta batı ile doğu çukuru arasındaki sıcaklık farkının azalması, zaten kesilmeye başlayan Alize rüzgarlarının tesirini iyice azaltır ve bunun neticesinde de sıcak su deposunun sulan daha fazla batıya akmaya, soğuk su deposunun sulan da daha fazla ısınmaya başlar. Sonuç ise, El Nino dur.

İklim bilimcisi Mojib Latif'e göre yukarıda açıklanan olay, El Nino'yu doğuran sebeplerden sadece birisi. Bir diğeri ise Mojib Latif ve Jagadish Shukla'ın Toga Projesi adını verdikleri üç yıllık çalışmanın neticesinde tespit ettikleri ve bilim çevrelerinde en tutarlı olarak nitelendirilen, okyanus sularının tuzluluk oranındaki oynamalardır. Bilindiği gibi Batı Pasifik, aynı zamanda yeryüzünde en çok yağmur bulutunun yoğunlaştığı bir bölgedir. Aşırı yağmurlar Batı Pasifikteki dev sıcak su deposunu bir tatlı su deposuna çevirirken, aynı zamanda da okyanusun su yüzeyindeki ilk otuz metrede kalın ve az tuzlu bir su tabakası meydana getirir. Bu tabakanın yoğunluğu tuzlu suya nispetle daha az olduğu için, sürekli olarak su seviyesinin en üstünde kalır. Bölgede esen hafif batı rüzgârları, bu az tuzlu suları doğuya doğru sürükler. Sürüklenen bu sular belli bir zamanda dönencelerden gelen doğu akıntısının tuzlu sularıyla karışır. Böylece bölgede sıcaklığı sabit, fakat birbirinden kesin çizgilerle ayrılan iki su tabakası meydana gelir. Ust bölümde, sıcaklığı yaklaşık 34,5°C ye ulaşan az tuzlu su tabakası, daha aşağıda ise sıcaklığı yaklaşık 35,5°C yi bulan tuzlu bir su tabakası oluşur.

Bilim adamları bu daha aşağıdaki tuzlu su tabakasına tuz engeli diyorlar. Çünkü bu tabaka, yüzeydeki sıcak sularla, derinlerdeki soğuk suların birbiriyle temasına engel oluyor ve böylece yüzeydeki suların soğumasını önlüyor. İşte bu tabii soğuma sistemindeki kesintiler sebebiyle de okyanusların yüzeyinde genişliği neredeyse binlerce kilometrekareyi bulan ve Sıcaklığı 3O°C yi geçen dev sıcak su noktaları gün yüzüne çıkar. Bu noktaların üzerindeki hava da tabiatıyla ısınır, yükselir ve neticede dev yağmur bulutları meydana gelir. Bunlar da çoğu zaman beraberinde sert esen batı rüzgârlarını getirir. Bu rüzgârlar, su seviyesindeki sıcak ve az tuzlu suları sürükleyerek eserler ve böylece yüzeydeki su akıntıları bazen saniyede bir metrelik bir hıza ulaşarak, Doğu Pasifik sahillerini vurur.

HER SEL FELAKETİ VE KASIRGA EL NİNO DEĞİLDİR

Vuku bulan her kasırga ve sel felaketi hem ABD hem de Avrupa basınında aceleye getirilerek El Nino olarak adlandırılmıştır. Hatta Kaliforniya ve Meksika kıyılarında çok kısa süreli ve az zararla geçen Nora ve Pauline adlı kasırgalara da El Nino dendi. Bu yanlış bir tanımlamadır. Bu yanlış açıklamalar bölge ha/kim sürekli korku ve panik içerisine sokmaktadır ve masum insanları yerinden yurdundan etmektedir diyor, ziraat ve iklim bilimcisi Rene Gommes.

EL NİNO HİKMETLERİYLE DE TANINIYOR

Ayrıca depremler nasıl yerkabuğunun nefes almasına, yaşlı dünyanın derinliklerinden çıkan taze lavlarla toprağın yenilenmesine, bazı yangınlar yaşlı ormanların gençleşmesine vesile oluyorsa, büyük kasırgaların da atmosferde ve okyanus derinliklerinde meydana getirdiği güçlü hareketlenme ile balıkların beslenme rejiminin düzenlenmesine, atmosferin üzerindeki ataleti atmasına ve dünyamız için kendini yenilemesine vesile olduğu unutulmamalıdır?

İskoçyalı bilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre El Nino muazzam miktarlarda orkinos, yani ton balığı sürüsünü Pasifik Okyanusunun belirli bölgelerine sürüklemektedir. Böylece bölge halkı, çok ihtiyaç duydukları bu besin değeri yüksek balık türünü, kolay ve bol elde etme imkânına kavuşmuş oluyorlar.

Bir başka enteresan olay da, tamamen kumsal olan Perunun kuzey kıyılarında, El Nino dan kısa bir süre sonra, Algarobba ağacının yeşermesidir. Bilim adamlarına göre El Nino sebebiyle değişen hava şartları ile bu kıyılarda belki yaklaşık 800 hektarlık Algarobba ormanı meydana gelebilir.

Peru ve İsviçre Araştırma Merkezlerinin ortaklaşa yürüttükleri çalışmalar, neticesinde Algarobba ağacından ilaç elde edildi. İsviçre Araştırma Merkezinin başkan yardımcısı Daniel Maselli,Bu ağacın en güzel tarafı ise, yerli halkın bundan hem ekonomik gelir elde edebilmesi, hem de gıdasını karşılayabilmesidir diyor. Meyvelerinden aynı zamanda Algarobbina adlı bir şurup elde ediliyor ve sütle karıştırılarak tüketiliyor ki, hem tat hem de gıda ve enerji bakımından vazgeçilmez bir meyve.

Felaketlerden korunmak için elden gelen yapılmalı ama insanın gücünü aşan felaketlere karşı sabır silahı elden bırakılmadan, hadiselerin başıboş ve gayesiz olmadığını düşünüp, hikmetleri üzerinde tefekkür etmek de vazifemiz olmalıdır.


Yazar : Ziya Aydın

Kaynaklar:

El Nino lenkt Fısche -Wıssen-Good news. Ume Walz, Facts Nachrichtenmagazin, 31 Temmuz /97,

Die verkehrte Weıt - Thomas Müller, Facts Nachrichtenmagazin. 16 Ekim/97.

Dank El Nino nimmt die Natur einen neuen Anlauf - Pool Rick Stevens. Facts Nachrichtenmagazin, 23 Ekim/97.

Christkind ist schuld - M. Kunz. W. Siefer. Focus, 26. Ocak/98

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 732
favori
like
share
karakurum Tarih: 20.07.2007 04:08
teşekkürler sağolun
karakurum Tarih: 20.07.2007 04:10
teşekkürler
special27 Tarih: 13.02.2007 23:05
payLasım için teşekkürler

"inşallah benim qibi uzun yazı okuma özürlüsü olmayan biri faydalanır" )=