[COLOR=coral]* Rum Patriğine Muhteşem Cenaze Merasimi *

Vefat eden Patrik Diyonisyos Efendinin cenazesinin kaldırılacağı gün, İstanbulda gerçekten heyecanla beklenen kayık yarışları yapılacaktı. Ama Yunan Büyükelçiliğinin ricası üzerine, Sultan II. Abdülhamid, yarışları tehir ettirecek, böylece cenaze alayının sönük geçmesi tehlikesi ortadan kalkacaktı.Osmanlı Devletinin gayrimüslim tebaaya göstermiş olduğu hoşgörü, çok bilinen bir husustur ve tarih sahifelerinde bunun sayısız örnekleri vardır. Üstelik, yaşayanların yanısıra, gayrimüslimlerin ölüleri de aynı hoşgörüden pay almışlardır.Osmanlıın insan hak ve hürriyetlerine gösterdiği bu saygıdan en iyi şekilde faydalanan unsurların başında Rumlar gelir. Bir de günümüze bakalım. Türkiye ile Yunanistan arasında mevcut pek çok problemden birisi de, azınlıklar meselesidir. Daha doğrusu Türkiyedeki Rumlar için herhangi bir sıkıntı yoksa da, Batı Trakyadaki Türk azınlık, sahip oldukları haklardan tamamen mahrum bırakılmış bulunmaktadır. Bu çerçevede, trafik kazası süsü verilmiş bir cinayetle, Batı Trakya Türkleri lideri Sadık Ahmet öldürülmekte, halkın oyu ile seçilmiş müftü cezaevine atılmakta, Türklerin okuma, seçilme, seyahat etme vs. gibi ene tabiî hakları ellerinden alınmakta, insanlara bulundukları yerlerde hapis hayatı çektirilmekte, velhasıl Batı Trakya Türk azınlığına, yaşama hakkı tanınmamaktadır. Bu tarz hareketleri her zaman sürdüren Yunanlıların, aşağıda gelişimini aktaracağımız olaydan ibret almalarını diliyoruz.
1891 yılındayız. İstanbuldaki Rum Patriği Diyonisyos Efendi, bir müddetten beri yakalanmış olduğu hastalıktan kurtulamayarak vefat etmiştir. Cenazesi, 27 Ağustos 1891 Perşembe günü kaldırılacaktır. Fakat, aynı gün Modada, daha önceden programlanmış kayık yarışları yapılacaktır. Bu yarışlar, sıradan bir spor müsabakası olmayıp, bizzat elli altın gibi önemli bir meblağ ile katkıda bulunan Sultan II. Abdülhamidin himayesinde gerçekleşmektedir. Ayrıca, tertip komitesi de, Bahriye Nâzırı Hasan Paşa ile İngiliz Büyükelçisinin başkanlıkları altında, üst seviye devlet adamları ve diğer elçilerden oluşmaktadır. Bu demektir ki, yarış günü, İstanbuldaki devlet daireleri ve sefarethaneler, Modaya gidilmek üzere boşalacak, halk da akın akın kayık yarışlarında yerini alacak, kısaca İstanbulun kalbi o gün Modada atacaktır.İşte bu durum, Rumları hayli endişeye sevketmiştir. Çünkü, herkes kayık yarışlarında olacağından, cenaze merasimi çok sönük geçecektir.Bu endişe sebebiyle, Yunan Büyükelçiliği, 25 Ağustos 1891 tarihinde, Hariciye Nezaretine bir yazı ile baş vurmuştur. Yazıda özetle şöyle denilmektedir.Sizin aracılığınızla yoluna girebilecek bir olayı arz etmeme müsaade buyurun. Rum Patriğinin cenaze alayı, Perşembe günü yapılacaktır. İmdi, aynı gün Modada kayık yarışları da yapılacaktır. Söz konusu yarış aynı zamanda padişahın himayesinde gerçekleşmektedir. Bu hususu, padişah hazretlerinin nazarı dikkatine sunup, kayık yarışlarının birkaç gün tehiri için, zâtı şâhânelerinin iradesi sağlanabilirse, Ortodoks tebaa minnettar kalacaktır. Cenaze alayının tehiri kabil olamayacağı aşikâr olup, halbuki kayıkyarışı ikiüç gün tehir edilebilirse pek çokkişi cenazebulunabileceğinden alay çok şâşaalı olacaktır. Erteleme olmadığı takdirde ise, Perşembe günü herkes Modada bulunacaktır. Bu mülâhazalarımı çok özel bir surette arz ediyorum. İcabının yapılması, sizin reyinize bağlıdır. Yalnız, şunu belirteyim ki, tarafınızdan böyle bir teşebbüs yapılır ve zâtı şâhâne de Moda kayık yarışlarının tehirini irade ederse, gerek Osmanlı, gerek ecnebî tebaası olan Ortodokslar, ziyadesiyle müteşekkir ve minnettar olacaklardır.Bütün Ortodoksların hislerini yansıtan Yunan sefirinin bu isteği, Sultan II. Abdülhamide sunulmuş, padişah, konu ile ilgili iradesinde, lâzım gelenlerin yapılmasını emretmiştir. Bu çerçevede, cenaze, başta padişah yaverlerinden biri olmak üzere, üst seviye devlet görevlileri ve sefirlerin katılımı ile resmî bir törenle kaldırılacaktır. Dolayısıyla, kayık yarışları da bir başka güne bırakılmış olmaktadır.Ertesi günü yayınlanan Tercümanı Hakikat gazetesine bir göz attığımızda, cenaze merasiminin, Ortodoksları son derece memnun edecek tarzda şâşaalı geçtiği anlaşılmaktadır. Habere göre, 27 Ağustos 1891 Perşembe günüİstanbulda adeta resmî bir tatil günü yaşanmış devletdaireleri sefarethaneler, kançılaryalar, bankalar ve ticarethaneler hemen hemen boşalmıştır. Kayık yarışlarına gitmeye hazırlanan zevat, yarışların tehir edildiğini öğrenince, cenazeye katılmışlardır. Bu suretle, Rum Patriği, pek çok muteber kişinin katıldığı merasimle defnedilmiştir.Durumun, Ortodoks tebaayı son derece minnettar bıraktığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Ortodoks cemaati mensupları adına metropolitler ve meclisi muhtelit âzaları tarafından Adliye ve Mezahib Nezaretine gönderilen 29 Ağustos 1891 tarihli yazıda, Sultan II. Abdülhamidin, cenaze vesilesi ile gösterdiği yakınlıktan duyulan şükran ve ubudiyet hisleri dile getirilmektedir.Hadise, günümüzden tam 105 yıl önce cereyan etmiştir. Geçen bir asır içinde ise, insanlardaki hoşgörü kavramının daha da geliştiği muhakkaktır. Hele XXI. yüzyılın eşiğinde, bu kavramın artık, dünya üzerindeki her toplumda yer etmiş olması gerekmektedir. Ancak, ne yazık ki, yüz yıl önce bizim, Ortodokslara gösterdiğimiz hoşgörünün binde birinin dahî bugün Yunanlılar tarafından, Batı Trakya Türklerine gösterilmediği ve bundan sonra da göstermeye niyetlerinin olmadığı, bir vakıâdır. Bakalım, Yunanistan tarihten ibret almayı ne zaman öğrenecek?..

Kaynak :
* Osmanlı Tarihi

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 2012
favori
like
share
okanoo28 Tarih: 12.04.2007 20:51
uydur faan oldugunu sanmıyorum...

osmanlı devleti tarih boyunca hoşgörüsü ile ön plana cıkmış bir devlettir...

karşılığını alamamıştır belki ama bunu bir karşılık bekleyerek yapmamıştır..

teşekkürler KONAMI
KONAMI Tarih: 11.04.2007 11:22
Kardeşim..
Senin düşüncene saygılıyım..
Ama kimseylede Osmanlı Tarihi Ansiklopedisini tartışmam kusura bakma..
Ama şunda hem fikiriz bazı anlatılan hikayelerde mübalağ vardır bunlar bize özgü değil her ülkenin kendine ait mübağlaları mevcuttur buda doğal dır insan nefsi..
Sen ist herhalde öyle yazmışın Bayazıt kütüphanesine gidip gerçekleri okuyabilirsin belkide gidiyorsunki bu çok güzel ..
Güzel kaynaklar vardır.Eski dillerde mevcut kaynaklar..
hakan2230 Tarih: 10.04.2007 23:50
Öncelikle teşekkürler.Arkadaşlar ben bu anlatılan hikayelerin bir noktadan sonra bizim uydurmamız olduğunu düşünüyorum.Yani bu kötü bir şey değil aslında her milletin vardır öyle kendi uydurdukları veya abarttıklıarı olaylar bunlar normal de.Yani sadece bize göre doğrudur bunlar.Ben sadece objektif olduğunu düşünmüyorum bazılarının.Tartışmak isteyenler varsa tartışmaya açığım.Saygı ve sevgilerimle.....
enesgmc Tarih: 10.04.2007 22:37
asıl kardeş bizi bu dış devletlerin oyunları bozdu bence
Anka Tarih: 27.03.2007 00:39
Ne Yazık ki, hoşgörümüzün karşılığını alamadık! :76: