* CÂİZ *
Yapılması mahzurlu olmayan, işlenmesi suç teşkil etmeyen şey. İzin verilen, müsaadeli, ruhsatlı, olur, olabilir, mümkün, kâbil, münasip gibi manalara gelir.
Caiz görmek, uygun bulmak Caiz olmak yapılması mahzurlu olmamak, dînen yasaklanmamış olmak gibi anlamlarda kullanılır. Bunun tersi, caiz olmamak, yani yapılması mahzurlu olmak, doğru olmamak veya dînen yasaklanmış olmak demektir.Fıkıh terimi olarak caiz yapılması sahih veya mübah olan herhangi bir fiil veya akiddir. Bazen bir fiil veya bir akid sahih geçerli olduğu halde caiz olmaz. Meselâ, cuma namazı için ezan okunurken alışverişi bırakıp namaza gitmeyen bir müslümanın yapacağı satış muamelesi dünyevî ahkâm itibariyle sahihtir. Fakat uhrevî ahkâm itibariyle caiz değildir. Çünkü bu durumda, Cenâbı Allahın
* Ey iman edenler.Cuma günü namaza çağrıldığı ezan okunduğu zaman, hemen Allahı anmaya koşun ve alışverişi bırakın.Eğer bilirseniz bu, elbette sizin için daha hayırlıdır *
emrine muhalefet edilmiş ve uhrevî sorumluluk altına girilmiş olur. Özür halinde bazı şartlarını yerine getirmeden niyetle namaz kılmak da caizdir. Meselâ, namaz için şart olan abdest yerine, su bulunmadığı zaman temiz toprakla teyemmüm etmek kâfidir. Ancak su olup ta onu kullanmaya meşru bir engel yoksa, teyemmümle namaz kılmak caiz değildir. Bu da
* Bir özür için caiz olan şey o özrün kalkmasıyla geçersiz olur. prensibine dayanır *
Caiz tabiri yalnız şerî işlerde değil, mantıkta da kullanılır ve muhtemel, gayrı muhtemel veya mümkün gibi akla aykırı gelmeyen her şeyi ifade eder.Kelâm ilminde caiz mümkîn aklî hükümlerden olup, ne varlığı ne de yokluğu zatının muktazası olmayan, zatına nisbetle varlığı da yokluğu da eşit olandır. Mümkin varlığı da yokluğu da vacip olmayan veya varlığı da yokluğu da imkânsız olmayan diye tarif edilir.
Özellikleri şunlardır
* a] Mümkinin varlığı da yokluğu da müsâvî bulunduğundan var olmak için mutlaka bir sebebe muhtaç olur. Bu sebep, onun varlığını yokluğuna tercih eder. Buna mukabil, yokluğu için sebebe ihtiyaç yoktur. Aslında mümkin olan bir mefhûmun realitede olmasını sağlayacak bir etken yoksa veya var olan mümkinin varlığının devamını sağlayacak sebep bulunmuyorsa, kendisi yok olur.
* b] Mümkin, sebebinden önce veya sebebiyle beraber var olamaz. Mutlaka sebebinden sonra bulunur. Bunun içindir ki mümkin, hâdis sonradan yaratılmıştir. Mümkinin, sebebinden önce var olamıyacağı gayet açıktır, Zira mümkin, ancak kendisinden önce var olan bu sebebin tesiriyle var olacaktır. Mümkin sebebiyle beraber var olsaydı onun özelliğini taşırdı. Halbuki kendisi sebep değil müsebbeb kendisine sebep olunarak ortaya konulmuş olandır.

Kaynak :
* İslam Ansiklopedisi
* Kelâm İlmi 68
* Cuma, 62/9
* Istılahâtı Fıkhiyye Kâmusu, I, 33
* a.g.e., I, 262

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 518
favori
like
share
elma kurdu Tarih: 28.12.2007 23:17
allah razı olsun
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 08:35
Allah razı olsun
konan_1997 Tarih: 02.04.2007 15:54
sağol
eskitoprak Tarih: 06.03.2007 09:12
ellerine saglik bilgiler icin