Davete İcabet Nedir - İcabet Etmek - Davete İcabet Etmenin Anlamı

* DAVETE İCÂBET ETMEK *

Davete icabet, müslümanların birbirleri üzerindeki haklarından birisidir. Peygamberimiz
* Müslümanın müslüman üzerinde altı hakkı vardır buyurdu. Ashabın bunların neler olduğunu sormaları üzerine şöyle devam etti Karşılaştığın zaman ona selâm ver seni davet ettiği zaman davetine git senden öğüt istediği zaman ona öğüt ver aksırdığı zaman elhamdülillah derse yerhamükellah Allah sana rahmet etsin de hasta olduğu zaman onu ziyaret et, öldüğü zaman cenazesinde bulun. *
Davet dua anlamına da gelir. Bu durumda davete icabet, duanın kabul edilmesidir.
* Kullarım sana benden sorarlarsa söyle Ben onlara yakınım.Bana dua edince dua edenin duasına karşılık veririm.O halde onlar da bana karşılık versin, benim çağrıma uysunlar, bana inansınlar ki doğru yolu bulalar *
Davete icabet o dâvetin meşru olması halinde gerekir.Haramların işlendiği bir toplantıya gitmek caiz değildir.Böyle bir davete, uygun bir uslüp ile, katılmanın İslâm akidesi açısından sakıncalı olduğunu ifade edip gitmemek gerekir.Meşru olan davete icabet bazı âlimlere göre vacip, çoğunluğa göre ise sünnettir.İçkili, çalgılı,kadınerkek karışık yapılan düğün ve toplantılara katılmak haramdır. Davet edilen yerin böyle olduğu önceden biliniyorsa hiç gidilmez, davet reddedilir. Böylece o toplantıyı düzenleyenler de İslâmın yasakladığı bir işi yaptıklarını anlamış olurlar. Davet edilen kimse toplantının İslâma uygun olmadığını oraya vardığında anlarsa yine toplantıya veya düğüne katılmaz, geri döner.Eğer gücü yeterse, yapılan işlerin haram olduğunu anlatıp onlara o işi bıraktırır.Fâsık kimsenin davetine gidilmez. Böylece onun kötü işlerinin tasvip edilmediği gösterilmiş olur.Malının çoğu haram olan bir kimsenin dâvetine de gidilmez. Malının helâl olduğunu söylerse o zaman gidilir.
Bir kimse düğün yemeğine davet edilip gittiğinde orada oyun veya şarkıtürkü bulursa
* 1] Daâvet edilen şahıs halktan biri olup kendisine uyulan yani toplum içinde örnek bir kişiliğe sahip değilse, oraya oturup yemek yemesinde bir sakınca yoktur. Gücü yeterse o, haramları meneder, gücü yetmezse sabreder.
* 2] Toplum içinde örnek bir şahsiyet olup ileri gelen bir kimse ise, engellemeye gücü yetmeyince oturmaz, oradan ayrılır.
Bir kimse davet edildiği yerdeki meşru olmayan bir durumu önceden öğrenir, davete katıldığında da o kötü hallerin bırakılacağını bilirse, davete icabet eder yoksa etmez.İçkili, çalgılı bir düğün yemeğine davet edilen salih bir kimse oraya gidince kötülüklere engel olacağını ve oradakilerin kendisine uyacaklarını bilirse, gitmesi bir zaruret olur. Çünkü oradaki kötülüğe engel olacaktır. Kötülüğü engellemeğe gücü yetmese bile yaptıkları kötülüğü hatırlatmak için gitmesi uygun olur. Zira bu bir nehyi anilmünker yani kötülükten sakındırma görevidir. Düğün yemeği vermek sünnettir. Bu yemeğe çağrılan kimsenin haramlar işlenmiyorsa davete icabet etmesi gerekir. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur
* Biriniz bir düğün yemeğine davet edilirse, böyle bir davete icabet etsin *
* Her kim davete icabet eylemez ise, gerçekten o, Allaha ve Rasûlüne isyan etmiş olur. Oruçlu olsa bile, icabet eder ve duada bulunur. Eğer oruçlu değilse yer ve dua eder. Eğer özürsüz yemez ise günahkâr olur ve cefa etmiş bulunur *
Bir kimsenin, alacağı bulunan bir şahsın davetine gitmesinde sakınca yoktur. Fakat takva bakımından eğer adamın borçluluğunun hatırı için davet ettiğini biliyorsa, katılmamak daha iyidir.

Kaynak :
* İslam Ahlakı
* Tirmizî, Edeb,1 Nesâî, Cenâiz, 52
* İbn Mâce, Cenâiz. 1
* Bakara, 2/186
* Müslim, Nikâh, 97-98
* Ebû Davud, Savm, 74
* İbn Mâce, Nikâh, 25
* Müslim, Nikâh, 110
* Ebu Davud, Etime, 1


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2113
favori
like
share
Nerissa-Su Tarih: 28.12.2010 10:11
Sünnet Düğününe Yapılan Davete İcabet Etmek - Davete İcabet Etmek - Daveti İcabet



İslâm'dan önce ve sonra halk arasında kutlanagelen birtakım düğün, dernek ve benzeri toplantılar ve ziyafetler vardır. Bunlardan meşru sınırlar içinde olanlara dokunulmamış, bu sınırı aşanlar ise yasaklanmıştır. Halk tarafından devam edegelen âdetlerden birkaçını şöyle sıralayabiliriz:

1- Sünnet düğünü veya merasimi... Buna "a'zar" denir.

2- Çocuğun doğumunun yedinci gününde kesilen hayvan ve yapılan toplantı... Buna "akika" denir.

3- Kadının doğum sancısından kurtulup selâmete ermesinden dolayı yapılan sevinç toplantısı... Buna "hurs" denir. Doğumdan sonra hazırlanan sofraya da bu isim verilmiştir.

4- Sefere çıkıp uzun süre seferde kaldıktan sonra salimen dönüşten dolayı hazırlanan ziyafet sofrası... Buna "naki'a" denir.

5- Yeni bir ev inşa edildiğinde veya satın alındığında hazırlanan ziyafet sofrası... Buna "vekîre" denir.

6- Musibet zamanlarında sofra hazırlayıp fakir ve muhtaçlara verilen ziyafet. Buna "vadi'a" denir,

7- Hiçbir sebep yokken ziyafet sofrası hazırlayıp dost ve yakınları, fakir ve muhtaçları davet etmekle ilgili toplantı... Buna "me'debe" veya "me'dube" denir.

8- Düğünde veya zifaftan sonraki günde hazırlanan ziyafet sofrası
flatron44 Tarih: 07.03.2007 13:11
teşekkürler...
kuber Tarih: 03.03.2007 23:00
bu güzel bilgileriniz için allahrazıolsun arkadaşlar
Gönülce Tarih: 27.02.2007 15:07
ellerinize sağlık arkadaşlar
NeV-BaHaR Tarih: 27.02.2007 14:44
Davete icabetin sırf karın doyurmak için değil, Allah ve Resulunun rızasını kazanmak için olmalıdır. Davete giderken Hz. Peygamberin sünnetine uymak için hareket etmeye niyetlenmelidir. Niyet amellerin özü ve ecir kaynağı olmasının sebebidir. Hadis-i şerifte şöyle buyurulur: "Ameller niyetlere göredir. Her kişi için ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah ve Resulu'ne ise, onun hicreti Allah ve Resulu'ne olmuş bulunur. Kimin hicreti de ulaşmak istediği bir dünyalık veya evlenmek istediği bir kadın için olursa, onun hicreti de bunlar için yapılmış sayılır" (Buhârî, Bedü'l- Vahy, l; ltk, 6: Menâkıbu'l-Ensâr, 45; Talâk, 11; Eymân, 23; Müslim, İmâre, 155; Ebû Dâvud, Talâk, 11, Nesaî, Tahâre, 59; Talâk, 24; Eymân, 19).