* Hırsız *

Yaşlı adam, ağır hareketlerle seccadesini toplarken:
- İnsanı namazda bile rahat bırakmıyorlar, diye söylendi. Bu kadar parayı nasıl saklarım ben? Üstelik birkaç kere de misafir gelmişken. Misafir derken, son bir senedir evine dadanan hırsızı kastediyordu. Benim gibi kocamış dediği ahşap evin arka kapısı bir yüklenişte açılacak kadar yıpranmış ve hırsız da her seferinde oradan girmişti. Eve giren kimse, yaşlı adamın camiye gitmesini kolluyor olmalıydı. Yoksa o evdeyken ahşap evin her biri ayrı tondan gıcırdayan tahtaları, içeride başka birinin olduğunu bas bas bağıracaktı. Adam, eşinin ölümünden sonra bir tür inzivaya çekilmiş, çocukları olmadığı için de hayatta yapayalnız kalmıştı. Ancak bu son yıllarda sık sık evinden çıkıyor ve civardaki fakir ailelerin çocuklarıyla ilgileniyordu. Komşuları, yaşlı adamın evlat hasretini böyle giderdiğini ve üç beş kuruşluk emekli maaşını onlar için harcadığını çok iyi biliyorlardı. İşte bu yüzden de kendi aralarında para toplayıp çocukların ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaşlı adama vermişlerdi. Adam bu parayı almasına almıştı ama ya hırsız? Onu nasıl olmuş da düşünmemişti? Parayı kazayla çaldırsa, komşularına ne diyecekti? Bu sorular, yaşlı âdâmın aklına namaz kılarken gelmiş, bu yüzden de canını iyice sıkmıştı. Seccadeyi yerine koyarken:
- Yarın parayı benden almalarını söylerim, dedi. Bana azar azar verirler, ben de öyle harcarım.
Pencereleri ve köhnemiş arka kapıyı kontrol ettikten sonra bir mendile sarılı olan paraları nereye saklayabileceğini düşündü. Herhalde en iyi yer, buzdolabının altı olmalıydı, hırsız girse bile büyük bir İhtimalle dolabı kaldıramayacak, paraları da bulamayacaktı. Mendilin düğümünü kontrol ettikten sonra okuyup üfleyerek buzdolabının altına soktu.
Hırsız için:
- Zaten, diyordu. Önceden bir şey bulamadığına göre neden tekrar gelsin ki. Yeter ki paraların bana verildiğini duymamış olsun. Yaşlı adam, yatağında sağa sola dönerken dalıp gitti. Biraz sonra ne dışarıdan gelen araba seslerini duyuyordu, de içeriye süzülen birinin ağırlığıyla gıcırdayan tahtaların sesini. Ezan sesine uyanıp abdest almak için koridora çıktığında beyninden vurulmuşa döndü.
- Aman Allahım.. diyordu. Bu dağınıklık, yoksa, yoksa? Deli gibi mutfağa koştu. Orası da darmadağın edilmiş ve buzdolabı, akşamki yerinden birkaç karış yana çekilmişti. Önce eliyle yoklayıp paraları aradı, sonra ağrıyan beliyle eğilip baktı, buzdolabını yana çekti. Mendil ortalarda yoktu.
- Çalınmış, çalınmış diye bağırdı. Yârabbi, ben ne yaparım şimdi? O garip yavrular ne yapar?
Nefes nefese bir kenara çöktü. Hırsızın burayı nasıl keşfettiğini bir türlü anlayamıyordu. Yerdeki kıyma parçalarını görüp buzdolabını açtı. Hırsız, akşam aldığı yarım kiloluk kıymanın içinde bile para aramıştı. Evi toparlamaya çalışırken, paranın çalındığını hiç kimseye söylememeye karar verdi. Evdeki tek tük eşyayı satacak ve ne yapıp yapıp çalınan parayı denkleştirecekti. İlk önce buzdolabını elden çıkarır ve bu paranın bir kısmını karşılardı. Hatta aklından evi satmak bile geçiyordu. Ama bir enkaz yığını hâline gelen ve odalarında en az bir iki tane fare deliği olan evi kim satın alırdı? Buzdolabı satılınca, arkasındaki delikler de ortaya çıkacaktı. O halde hazır çekilmişken, onları kapatmak fena olmayacaktı. Holden sağlam bir tahta ve keser alarak tamire koyuldu ve deliklerin bulunduğu tahtayı yerinden sökünce donup kaldı.
Para dolu mendil, fareler tarafından bir deliğe sokularak korunmuştu.

Kaynak :
* Hayatın İçinden

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 519
favori
like
share
GÜLSiMA Tarih: 13.03.2007 11:08
Allah (c.c) razı olsun beğeniyle okudum
eskitoprak Tarih: 10.03.2007 10:57
sagol kardes ellerine saglik