[COLOR=coral]* SAHİH HADİS *

Ameli gerektiren yani kendisiyle amel etmek vacib olan makbul hadis.Hadis usulü alimlerinin ittifaklı olarak yaptıkları tarife göre sahih hadis Şazz ve illetli olmayarak, isnadı Rasûli Ekreme veya Sahabeden yahut daha sonrakilerden birine varıncaya kadar adâlet ve zabt sâhibi kimselerin yine kendileri gibi adâlet ve zabt sahibi kimselerden muttasıl senedlerle rivayet ettikleri hadistir .Sahih hadisle ilgili yapılan bu tariften kendisiyle amel etmeyi gerektiren sahih bir hadisinmetin ve isnadında başlıca beş şartı taşıması gerektiğini göstermektedir.
* 1. Sahih hadisin isnadı muttasıl olmalıdır. Yani isnadda yer alan ilk raviden son ravisine varıncaya kadar isnadı muttasıl, kesintisiz olmalıdır. Bu nedenle sahih hadisin vasıfları anlatılırken muttasıl veya mevsul ifadeleri kullanılır. İsnadda ittisalin şart koşulması ile munkatı, mudal, mürsel ve müdelles gibi çeşitli inkitalarla gelen hadisler, sahih hadis tarifi dışında bırakılmıştır. Makbul olan görüşe göre mürsel hadis sahih değil, zayıftır. Aynı şekilde munkatı hadis de sahih değildir. Zira onun da isnadında bir kişi düşmüştür veya senedinde müphem olan bir kişi zikredilmiştir. Senedde müphem bir ravinin yer alması ise, ondan bir kişinin düşmesine benzemektedir. Mudal da bu durumdadır zira mudal hadis, senedinden iki veya daha fazla râvisi düşen hadistir
* 2. Sahih hadis şazz olmamalıdır. Şazz hadis, ravileri adâlet ve zabt yönünden güvenilir, muttasıl isnadla gelmiş olan fakat daha kuvvetli isnadla gelen aynı hadisin diğer rivayetine veya rivayetlerine muhalefetle münferid kalan hadistir. Böyle durumlarda, daha güvenilir olan ravinin rivayeti tercih olunur diğer rivayet ise sahih olma vasfını kaybeder.
* 3. Sahih hadis muallel olmamalıdır. Muallel, dış görünüşü itibariyle zahiren illetten salim gibi görünse de metni veya isnadında sıhhatini zedeleyen gizli bir illeti ortaya çıkan hadis demektir.İllet, hadisi zaafa düşüren bir kusurdur. Bu kusur tesbit edilinceye kadar, zâhirî olarak sahih olduğu sanılan hadis, kusurun anlaşılmasından sonra sahih olma özelliğini kaybeder.
* 4. Sahih hadisin ravileri âdil yani adâlet vasfına haiz olmalıdır. Adâlet ise, insanı takva ve mürüvvet sahibi yapan bir melekedir. Zira insanın şirk, fısk ve bidat gibi her türlü büyük ve küçük günahlardan sakınması, ancak bu meleke sâyesinde mümkün olabilir. Bu nedenle takva ve mürüvvet sâhibi râvilere, hadis ıstılahında adl veya âdil denilmiştir
* 5. Sahih hadisin râvileri zabt sâhibi kimseler olmalıdırlar. Zabt, ravinin, rivayet ettiği hadiste, yahut hadisi yazmış ise, kitabında fazla hata yapmayacak derecede hâfız, dikkatli ve titiz olmasını sağlayan bir melekedir .Ravilerde zabt vasfının şart koşulması, galatı çok, gafleti fâhiş olan kimselerin hadislerini sahihin dışında bırakmak içindir .Hadis alimlerine göre, sahih hadisle ilgili aranan bu şartları kendisinde bulunduran hadisin sahih olduğuna hükmedilir. Diğer taraftan bazı hadislerin sıhhati üzerinde hadis alimleri arasında bir görüş ayrılığı ortaya çıkmış olması da bir gerçektir. Bu durum, aranan bu beş şartın o hadislerde bulunup bulunmadığı hususunda ortaya çıkan görüş ayrılığından kaynaklanmaktadır. Çünkü bazı muhaddislerin tadil ettikleri bir ravi, diğer bazıları tarafından cerhedilmiş ise, ravi üzerinde hasıl olan bu görüş ayrılığı, o ravinin rivayet ettiği hadisin sıhhati üzerinde de ortaya çıkar. Raviyi tadil edenler hadisi sahih kabul ederken cerhedenler, onun sıhhati üzerinde tereddüd gösterirler.Adalet ve zabt şartı, her ravide ve her insanda aynı derecede bulunmaz. Bazı kimseler, çok daha âdil ve çok daha hâfız oldukları halde, diğer bazıları, bunlara nisbetle daha az âdil ve daha az hafızdır. Bu azlık, onları zayıf hadis râvileri seviyesine düşürmese bile, diğerlerine kıyasla daha aşağı derecede olduklarına kolayca hükmedilebilir. Bu sebeple, denebilir ki, ne kadar sahih hadis râvisi varsa, o kadar da birbirinden farklı adalet ve zabt dereceleri vardır. İşte râvilerin adâlet ve zabt yönünden bu farklı durumları, onlar tarafından rivayet edilen hadislerin de birbirinden farklı sıhhat derecelerinde bulunması sonucunu doğurur. Buna göre, ravileri adâlet ve zabt yönünden en üstün derecede bulunan bir hadisin, sıhhat yönünden de en üstün derecede bulunduğuna hükmedilir. Bu hüküm, bazı muhaddisleri, adâlet ve zabt yönünden enüstün seviyede bulunan hadis ravilerinden müteşekkil isnadları esahhulesânîd isnadların en sahîhi vasfı ile belirtmelerine yol açmıştır Sahih hadis için aranan şartların her râvide farklı şekilde olması sebebiyle, sahih hadisin de kısımları bulunabilmektedir. İbnüsSalaha göre sahih hadis isnadı yönünden, meşhûr, azîz veya garip olur .Ancak hadis ehlinin sıhhati üzerinde ittifak ettiği müttefekun aleyh hadislerin yanında, mezkûr vâsıfların bulunması üzerindeki ihtilafları sebebi ile sıhhati üzerinde ihtilaf ettikleri muhtelefûn fîh hadisler de bulunmaktadır. Sahih hadis, sahih lizatihi ve sahih ligayrihi olmak üzere iki kısma ayrılır.Sahih lizâtihi, makbuliyet ve sahihlik şartlarını en üstün derecede kendisinde bulunduran hadistir. Sahih ligayrihi, bazı kusur sebebiyle bu sıfatların en üstün derecesine şâmil olmaz, fakat isnadının çokluğu gibi mevcut kusuru giderecek hususiyetleri bulunursa, bu çeşit hadisler de sahihtir ancak bunlara sahih lizatihi değil, sahih ligayrihi denir. Hasen hadisler de sahihin altında bulunan hadislerdir .Sahih hadise müsned, muttasıl dendiği gibi mütevatir ve ahâd da denir. Ayrıca garib ve meşhur demek de mümkündür.Sahih hadislerin Buhârî ve Müslimin kitaplarına göre kısımlara ayrılması da muhaddisler arasında meşhur olan bir değerlendirme tarzıdır. Zira hadis âlimleri, Buhârî ve Müslimin sahih hadisleri seçip kitaplarına almak hususunda büyük dikkat ve titizlik göstermiş oldukları görüşü üzerinde ittifak etmişlerdir. Bu sebeple Buharî ve Müslimin Sahihleri, tasnif olunmuş hadis kitapları arasında en güvenilir kitaplardır. İslâm âlimlerinden bunun aksine bir görüş ileri süren kimse yoktur. Ancak müsteşrikler ve onların etkisinde kalmış olan bazı yazarların görüşünde bu ittifakın bir önemi olmaz. Mısırlı yazarlardan Mahmud Ebu Reyye, Buhârî ve Müslimin zayıf hatta mevzû hadislerle doluolduğu intibaını vermek için zihin ve hakikatleri saptırmaya başvururken hayli yorulmuştur .Araştırmacı ve gerçek hadis alimlerine göre, Buhârî ve Müslim Sahihayndeki bütün hadisler sahihtir. Hiç birinde tenkid veya zayıflık sebebi yoktur .Darekutni ve başka hadis alimlerinin Sahihaynın bazı hadislerini tenkid etmiş olmaları, o hadislerin zayıf veya mevzu olduğu anlamına gelmez. Binaenaleyh Dârekutnî ve başkaları Buhârî ve Müslimin kitaplarında gerekli gördükleri hadisleri tenkit etmişlerdir. Yapılan tenkit, hadislerin isnadı ile ilgili olup metinlere yönelik değildir.Bilindiği gibi sahih hadisleri ilk defa toplayan ve tasnif eden muhaddis, Buharîdir. Buhârîyi talebesi Müslim takib etmiştir. Gerek Buharinin gerek Müslimin kitaplarında bulunan hadislerin sıhhat bakımından dereceleri, yine onların ittifak etmelerine ve infirad etmelerine göre tesbit edilmiştir. Sahih hadisler için yapılan dereceler yedi kısımda mütalaa edilmiştir. Bu dereceler şöyledir
* 1. Buhârî ve Müslimin müştereken kitaplarına aldıkları hadisler bunlara müttefakun aleyh denir. Bu konuda yapılmış bazı çalışmalar bulunmaktadır. En son çalışma Muhammed Fuad Abdülbâkî tarafından El Lülü velMercân fimattefaka aleyhişŞeyhân adıyla yapılmıştır. Bu çalışma Türkçeye de tercüme edilmiştir. Bu araştırmaya göre müttefekun aleyh niteliğinde ve birinci derecede sahih hadis miktarı 1906dır.
* 2. Buhârînin yalnız başına rivâyet ettiği hadisler
* 3. Müslimin yalnız başına rivâyet ettiği hadisler
* 4. Her ikisinin de şartlarına uymakla beraber Buhârî ve Müslimin kitaplarına almadıkları hadisler
* 5. Buhârînin, şartlarına uymakla beraber kitabına almadığı hadisler
* 6. Müslimin, şartlarına uyduğu halde kitabına almadığı hadisler
* 7. Her ikisinin de şartlarına uymamakla beraber, diğer hadis imamlarına göre sahîh olan hadisler.Bu derecelere göre, her kısımda bulunan hadisler, kendilerinden sonraki kısımlara dâhil hadislerden daha sahihtir.
Sahih hadisle amel etmek, zorunlu olan bir husustur. Alimlerin ittifakına göre, şartlarını taşıyan Sahih bir hadis, işitende bilgi ve katî kanaat meydana getirir ve kişinin, hadisin gereği ile amel etmesini zorunlu kılar. İsterse bu tür bir sahih, mütevatir değil ahad hadis olsun. Haberi vahidlerin de bilgi ifade ettiklerini savunan alimler bulunmaktadır. Burada mühim olan, bilgi ifadesi değil, sahih haberin amelde esas olmasıdır .

Kaynak :
* İslam Ansiklopedisi
* Elİhkam fî Usulil AhkamI,119
* Serahsi, Usul 112
* Hadis İlimleri ve Hadis
* İhtisaru UlumilHadîs
* Subhi Salih Istılahları
* MucemillMustalahâtilHadîsiyye 564
* Itr, a.g.e., s. 60
* İbmisSalah UlumulHadîs, Tahkik
* NüzhetünNazar
* Kasimî, KavaidııtTahdîs, Dimaşk
* İbn Kesir, a.g.e.
* Mahmud Ebu Reyye, Adva alesSünnetilMuhammediyye
* Muhammedî Sünnetin
* BâisulHasîs
* Cezâirî TevcîhunNazar


Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1239
favori
like
share