Sevmek, tek taraflı bir duygudur.

Yani, seven o sevginin eksi ve artı değerleri içerisinde bir dünyada yaşayabilir.

Fakat sevilen çok kere bu sevgiden habersizdir veya sevginin değerini ölçemez.

Ben kati olarak inanıyorum ki, Kays isimli Mecnun, Leyla'nın kendisini sevdiğini bilemiyordu, bilemezdi de.

Çünkü Mecnun'un elinde Leyla'nın sevgisini ölçecek bir şey yok. Hatta Leyla beni seviyormuş diye dudak büker. Böylece Mecnun'un aşkı Mecnun'da kalır.

Bana göre gerçek manada sevmek veya aşk, Allah'ı sevmektir. Allah'ı sevenleri sevmektir, Allah'ın sevdiklerini sevmektir. Böylece aşkımız bütün boyutlarıyla ortaya çıkar.

Her sevgi insanı mutlaka harekete geçirir.

Bu hareket sevgimizin ışığı altında olmalıdır.

Yani, hareketimiz sevgimize muhalif düşmemelidir.

Allah'ı sevebilmenin, her mü'mine nasip olmadığını defalarca gördüm. 'Allah'ı seviyorum' demek kolaydır. Hatta bu sevgiyi ileriye götürüp 'Allah'a kurban olayım' diyene de çok şahit oldum.

O insanlar ALLAH (c.c.) için günahlarını teker teker terk edemiyorsa, günahları terk etmenin organik rahatsızlığıyla kıvranmıyorsa, sevgilisi için yanmıyor demektir.

Mesela; şehevi duyguların bedenimizi istila ettiği bir zamanda bu yolda karşımıza çıkan fırsatı ALLAH (c.c.) aşkı için kullanmayıp kıvranarak, yanarak helal dahilinde kalmak, ALLAH (c.c.) aşkının açık bir ispatıdır.

Kalp doyar, ruh sakinleşir. 'Senin için Rabb'im' diyerek büyük günahlardan çekilmek ALLAH (c.c.) aşkının en açık alametidir. Burada seven, sevgilisine itaat ederek aşkını ispatlamıştır.

Sevgi tamamen manevidir, ruha aittir.

Sevginin alametini organlarda görsek de, organlar ruh kadar sağlam bir esasa dayanmaz. Organlar mevsimden mevsime girerken, aşk en soğuk günlerde bile insanı yakar.

Her duygu gibi aşkı da yönlendirmek insanın beynine düşer. Beyin kendi aşkını kendi idare etmezse o insan Mecnun olur. Âşık bir renk gibi diğer renge karışıp, yepyeni bir dekor ortaya koymak ister.

Aşkın dereceleri vardır. Aşk öğrenilmez, yaşanır.

ALLAH (c.c.) sevgisini anladığım gün 'Ya Rab beni affet' diye yalvardım. dedim ki 'Allah'ım sana layık bir kul olamamışım, beni affet!' O anda kazasını kılacağım namazlar, ruhumda yara gibi sızladı. Çünkü bu aşkın sahibi namazını kazaya bırakamaz. Namaza hayatta gerçek manasını verir. Namaz kılanı gören birisi, 'bu şahıs şuurlu Müslüman' diyebilmeli. Ruh; bedenin, hayatın mimarı olmalı. Ruh doğrudan doğruya Allah'ın hayat sıfatıyla irtibatlanabilir. İşte gerçek vuslat budur.



Hekimoglu Ismail

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 550
favori
like
share
CiCeGiM Tarih: 06.02.2008 16:36
ALLAH razi olsun!!
GÜLSiMA Tarih: 04.02.2008 08:46
[QUOTE=Sari Menekse;1620865]cok dogru

bence; sevgi aslinda ilk basta karsiliksiz baslar.bazen hic karsilik beklemeden sevilir ve kimi zamanda sevgiye karsilik beklenir.

her daim sevgiler dilerim...

her daim en sevgiliyi sevmemizi dilerim bende
eskitoprak Tarih: 22.03.2007 14:15
sagol tesekkurler
KONAMI Tarih: 19.03.2007 20:43
[COLOR=coral]S.A Çok sevdiğim bir yazardan güzel bir yazı gerçekten ALLAH sevgisi gayet akıcı ve muhteşem şekilde anlatılmış.

Takıldığım bir cümleye yanıt vermek istiyorum..
Sevmek, tek taraflı bir duygudur.
Bu cümleye katılmadığı belirteyim sadece bu özel duyguda yapılan özveriler bence tek taraflı gibi olsada bence tek taraflı değil.Benim sevdiğim insana verdiğim değeri o bana vermeyebilir ama sevgimi biliyordur ve ben ona özverilerle bazı yardımlarda bulmaya çalışırsam sence gene tek taraflı.Duygu ve anlatımı sadece yazacağım kısa hikaye anlatacaktır..

Bir kız ve bir delikanlı,bir motorsikletin üzerinde (180 km )hızla
gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;

Kız : Lütfen yavaşla,ben korkuyorum
Delikanlı : Hayır,bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen,lütfen,çok korkuyorum
Delikanlı : Peki,beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum,lütfen yavaşla
Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı : Şapkamı alıp,kendine takar mısın? Başımı çok sıktı.
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet kazası;
Motorsiklet,fren arızası nedeniyle,bir binaya çarptı.Üzerindeki 2
kişiden sadece biri kurtuldu.Gerçek ise şöyleydi;Yolun
yarısında,delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza
belli etmek istememişti.Bunun yerine,kızdan kendisini sevdiğini
söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını
istemişti.Sonra da kendi ölümü pahasına,kızın başlığı takmasını ve
hayatta kalmasını sağlamıştı.

Yorum kalmamıştır.Sevdiğin insan hala seni küçümsesin hala kendince tercihler yapsın seni düşünmesin ve harcamaya çalışsın..Sendeki değeri düşürme şimdi..
[Bu benim fikrim sadece kişisel düşüncemi yazdım]