[COLOR=coral]* HİNDİSTAN *


Hindistan, Güney Asyada, Hint Okyanusu, Umman Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Pakistan, Çin, Nepal, Butan, Bangladeş ve Myanmar Burma ile komşu olan geniş bir ülkedir.
* Coğrafi konumu 20 00 Kuzey enlemi, 77 00 Doğu boylamı
* Yüzölçümü 3,287,590 km²
* Sınırları toplam 14,103 km
* sınır komşuları Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Myanmar 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan 2,912 km
* Sahil şeridi 7,000 km
* İklimi Güneyde tropikal musondan kuzeydeki ılıman iklime kadar çeşitlilik görülmektedir.
* Arazi yapısı Güneyde yüksek ovalar Deccan Yaylası, Gang arazisinde düzlükler,kuzeyde Himalayalar, batıda çöller yer alır. Batıda sahil şeridi boyunca dikine uzanan Batı Gatalar Sıradağları bulunmaktadır.
* Deniz seviyesinden yüksekliği en alçak noktası Hint Okyanusu 0 m en yüksek noktası Kanchenjunga 8,598 m
* Doğal kaynakları Kömür, demir, manganez, mika, boksit, titanyum, krom, doğalgaz, elmas, petrol, kireçtaşı, işlenebilir arazi
* Doğal afetler Kuraklık, su baskını, yıldırımlı fırtına, deprem, tsunami
Kuzeydeki Himalaya Sıradağları tüm ülke için mükemmel bir meteorolojik bariyer oluşturmaktadır. Ülkenin büyüklüğüne ve farklı kabartısına rağmen musonları mevsimsel etkisi tüm ülkede belirgindir. Kuzey Hindistanın büyük bir bölümü tropikal bölgeninin dışında kalsa da tüm ülkede yüksek sıcaklık ve kuru kışın hakim olduğu tropikal iklim etkilidir.
Ülkenin resmi tam adı Hindistan Cumhuriyeti Yönetim biçimi Parlamenter Federal Cumhuriyet Başkent Yeni Delhi
* Bağımsızlık günü 15 Ağustos 1947 İngiltereden
* Milli bayram Cumhuriyet günü, 26 Ocak 1950
* Anayasa 26 Ocak 1950
Din Hindistanda bir hayat tarzıdır. Bütün Hint geleneklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Birçok Hintli için din, günlük işlerden eğitim ve politikaya kadar hayatın her safhasına nüfuz etmiştir. Laik Hindistan, Hindu, İslam, Hıristiyanlık, Jainizm, Sihizm ve diğer sayısız dini geleneğe ev sahipliği yapar. Hindu en yaygın dindir ve nüfusun %80i tarafından uygulanır. Hinduların yanında Müslümanlar önde gelen dini gruptur ve Hint toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır. Hindistan Endonezyadan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir. Hindistanda tüm dinlerce kabul edilen ortak uygulamalar vardır ve her yıl çeşitli müzik ve dans festivalleri tüm topluluklarca kutlanır. Her birinin kendi hac yerleri, kahramanları, efsaneleri ve hatta mutfak alışkanlıkları vardır ki bu toplumun temel özelliği olan özgün farklılık içinde karışır gider.
[COLOR=coral]* Hinduizm
Bir dini gelenekler dermesi Hinduizmin temelini belirleyen inanışları tanımlamak pek kolay değildir. Hindistan nüfusunun büyük bir çoğunluğunun sahip olduğu bu inancı şekillendiren tek bir felsefe yoktur. Hinduizm belki de bu şekilde hem teorik alanda hem de uygulamada farklılıklar içerdiğinden dolayı dinler müzesi diye anılabilecek tek dini gelenektir. Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal kitabı yoktur. Rig Veda, Upanişadlar ve Bhagavad Gita, Hinduların kutsal metinleri olarak gösterilebilir. Çoğu diğer dinlerin aksine, Hinduizm tek bir ilaha tapınmayı öngörmez. Bir Hindu, Şiva, Vişnu, Rama, Krişna veya diğer tanrı ve tanrıçalara tapabilir ya da her ferdin içinde yer alan Yüce Ruha veya Yıkılmaz Ruha inanabilir ve hala Hindu olarak anılabilir. Bu Hinduizmin ne derece çelişkiler içerdiğinin bir işaretidir.Terazinin bir yanında Nihai Hakikat yolunda bir arayış, diğer tarafında ise ruhlara, ağaçlara ve hayvanlara tapan mezhepler vardır. Hinduizmde sadece tanrı ve tanrıçalarla ilgili değil, güneş, ay, gezegenler, nehirler, okyanuslar, ağaçlar, ve hayvanlarla da ilgili festivaller ve törenler vardır. En popülerleri Deepavali, Holi, Dussehra, Ganesh Chaturthi, Pongal, Janamasthmi ve Şiva Ratri festivalleridir. Hinduizmi ilginç kılan ve Hint geleneğini zenginleştirip renklendiren bu sayısız şenlik etkinlikleridir. Hint Mitolojisi ve Yaşayan Tanrılar Mahabharata ve Ramayana gibi destansı kahramanların ölümsüz olduğuna ve insanlar gibi hayatta olduklarına inanılır. Hinduizm tanrıları hem insanüstü hem de insan gibidir ve onlara karşı ayrı bir sıcaklık ve aşinalık duygusu vardır. Ramayana kahramanı Rama, onur ve cesaret gibi nitelikleri temsil eder ve bir erkeklik modeli olarak görülür. Karısı Sita tipik bir Hint kadınıdır ve kocasıyla beraber sürgündeyken Lanka Kralı Ravana tarafından kaçırılmıştır. Sitanın Rama ve kardeşi Lakşmana ve sadık maymunu Hanuman tarafından kurtarılışı bu son derece ilginç hikayenin etrafında örülmüştür. Bu destandan çeşitli hikayeler nesilden nesile anlatılagelmiştir. ini panayırlarfestivaller, ve ayinler bu efsaneleri canlı tutmuştur ve her etkinlik eski hikayelerin yeniden anlatılması için bir fırsat olmaktadır. Mahabharatadaki heyecan verici metinler yakın akraba olan Pandavalar ve Kauravalar arasındaki hanedan kavgasının hikayesini anlatır. Efendi Krişna bu büyük destanda çok önemli bir rol oynar. Kendisi Pandavalardan Arjunanın arkadaşı, rehberi ve filozofudur ve Arjuna savaş alanlarında akrabalarını öldürmekte tereddüt gösterdiğinde ona bu tereddüdü aşmasında yardımcı olur. Krişnanın hikmetli felsefesi ve öğretileri Bhagavad Gitada yazılmıştır. Krişna, çocukken tereyağı çalan, gençken de flüt çalıp yaramazlık yapan bir tanrı olarak bilinse de yetişkin yıllarında daha ciddi tarafının ön plana çıktığı hikmetli bir filozof olarak tasvir edilmiştir. Hindistanın tamamında Hinduların taptığı birçok tanrı ve tanrıça vardır. Bunların arasında Hinduizm için en önemli olanı sırasıyla yaratıcı, koruyucu ve yok edici olarak bilinen Brahma, Vişnu ve Şiva üçlemesidir. Brahmanın pusuladaki dört yöne tekabül eden dört başı vardır. Hayatı ve tüm evreni yarattığına inanılır. Vişnu doğum ve yeniden doğum devri daimini yöneten koruyucudur. Ayrıca dünyayı kötü güçlerden korumak için çok defa dünyaya geldiğine dair bir inanış vardır. Rama ve Krişnanın Vişnunun tecessümü olduğu düşünülür. Genellikle boynuna sarılı bir kobra yılanı ile görülen Şiva tüm kötülükleri yok eder ve birçok tecessümü vardır. Görülemeyen tanrılar ilahi güçleri simgeleyen birçok imge ve putlarla temsil edilir. Birçok put tanımsız güzelliğe ve ihtişama sahip süslü tapınaklarda korunur. Hint tanrıları tapınaklarda, karla kaplı tepelerde, nehirlerde, okyanuslarda ve Hintlilerin zihin ve kalplerinde canlıdır.
[COLOR=coral]* Hindistanda İslam
Peygamberle Gelen İnanç İslam Hindistana 8. yüzyılın başlarında Arap tüccarlar aracılığıyla girdi, fakat gerçek etkinliğini 12. yüzyılda kazandı. Hinduizmin dalları olarak ortaya çıkan Budizm, Jainizm ve Sihizmin aksine İslamın anlayışları, gelenekleri ve dini pratiği bu inanca mahsustur ve evrensel kardeşliği ve her şeye gücü yeten Allaha teslimiyeti öngörür. 12. yüzyılda Müslüman akınları ve 16. ve 17. yüzyıllardaki Babürlü Türk idaresi Hindistanda İslamiyetin yayılışında etkili olmuştur. Başta saldırgan gibi gözüken İslamın evrensel sevgi ve barışa yönelik mesajı daha sonraları mistik ve tasavvuf ehlinin yardımlarıyla yayılmıştır. Kabir ve Nanak gibi tasavvuf ehillerinin yaymış olduğu kardeşlik ruhu Hindistandaki katı kast sisteminin çözülmesinde yardımcı olmuştur. İki inancın karşılıklı iletişimi hayatın ve kültürün her safhasında Hindu ve İslami unsurların bir sentez oluşturmasını sağlamıştır. Baştaki çatışma ve çelişme döneminden sonra bugün bu iki din uyum sağlayarak birbirlerinin zenginleştirmişlerdir. Günümüzde de dünyanın 3. büyük müslüman topluluğu Hindistanda yaşamaktadır.
[COLOR=coral]* Sihizm
İlahi Öğretmenin İlhamı Sih dini 16. yüzyılın başlarında Kuzey Hindistanda Pencab eyaletinde ortaya çıkmıştır. Bu inancın kurucusu çocukluğundan beri hem Hindu hem de Müslüman önderlere ilgi duyan Guru Nanaktır. Hindu bir aileden dünyaya gelen fakat İslamın öğretilerinden de etkilenen Nanak her iki dinin birliğine yönelik mesajlar vermeye başladı. Ona göre, her iki dinin de temel öğretileri aynı idi. Nanak birçok kişiyi etkiledi ve bir Guru yani öğretmen olarak anılmaya başladı. Müritleri bir araya gelerek Sihizm adında bir dini gelenek oluşturdular. Nanaktan sonraki gurular Sihizm anlayışının sabitleştirilmesine ve yayılmasına katkı sağladılar. Nanakın öğretileri, Sihlerin tanrı sembolü haline gelen kutsal kitap Guru Granth Sahibte bir araya getirildi. Beşinci guru Arjun, Amritsar şehrinde Sih tapınaklarının en kutsalı olarak bilinen Altın Tapınakı inşa etti. Onuncu guru Govind Singh, Sihlerin kendilerini savunmaları için askeri eğitimi uygulamaya koydu. Ayrıca silsile yolu ile guruluğa son verdi bu yüzden kendisi Sih guruların sonuncusudur. Sihizm tek tanrıya ibadeti gerektiren monoteist bir dindir. Kast sistemine karşıdır ve tüm insanların eşit olduğuna inanır. Fakat Hinduizmden alınan sonraki hayatı etkileyecek karma inancı ve yeniden doğmak kabul edilmiştir. Bugün birçok Sih tatbikatı Hindularla ortaktır. Her iki toplum arasında evlilik de yapılmaktadır. Ancak Sih toplumunun kendine has ayırdedici bir kimliği vardır. Sihler Hindistan nüfusunun yüzde ikiden daha azını teşkil etseler de Hint toplumunun ve dini geleneklerinin tanımlanmasında belirgin bir unsur olmuşlardır.
[COLOR=coral]* Hindistanda Hıristiyanlık
Uzak Kıyılardan Gelen Bir İnanç Hıristiyanlığın Hindistana Güney Hindistanda bir müddet kalan ve büyük ihtimalle de orada ölen Hazreti İsanın havarilerinden Aziz Thomas ile geldiğine inanılır. Fakat ülkeye gelen ilk misyonerin Aziz Bartholomew olduğunu düşünenler de vardır. Tarihi bilgilere göre Hindistandaki misyoner faaliyetler 1544 yılında Aziz Francis Xavierin gelişiyle başladı. Onu başta Portekizden, daha sonra da Danimarka, Hollanda, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerden gelen misyonerler izledi. 18. ve 19. yüzyıllarda hem Katolik hem de Protestan misyonerler Hıristiyan öğretilerini yaydılar ve bu arada da Hindistan eğitimine ve sosyal gelişimine önemli katkılarda bulundular. Bugünkü Hindistan toplumu üzerindeki modern etkilerde Hıristiyanlığın payı büyüktür. Hıristiyan misyonerler tüm ülkede okullar ve kolejler açarak inanç ve iyi niyet mesajları yaydılar. Hıristiyanlık ve öğretileri Mahatma Gandi de dahil olmak üzere birçok aydını ve düşünürü etkilemiştir. Bugün Hindistanda 30 milyon kadar değişik mezheplerden Hıristiyan vardır.
[COLOR=coral]* Budizm
Orta Yol Budizm, Hinduizmin bir kolu olarak ortaya çıkmış fakat zamanla tüm Asyada yaygın hale gelmiştir. Bu inancın kurucusu Gautama Buddhanın kişiliği ve öğretileri Japonya, Çin ve Asyadaki milyonlarca insanın hayatını aydınlatmıştır. Budizm ile Hinduizmin temel öğretileri arasında güçlü bir benzerlik vardır. Budizm devamsızlık prensibi veya kanunu üzerine kurulmuştur. Buna göre, bazı şeyler diğerlerinden daha uzun sürse de, her şey değişime tabidir. Budizmin diğer temel prensibi hiçbir şeyin tesadüfen meydana gelmediğini ileri süren sebep kanunudur. Tüm olayların meydan gelişlerindeki etken doğa güçlerinin yanında karmadır. Yok edilemez ruh ve yeniden doğum devri daimi kavramları bu iki temel felsefeden kaynaklanmaktadır. Buda, aşırı rahat düşkünlüğü ve her şeyden uzak durma iki uç nokta arasında dengeli ve ahenkli bir hayat tarzı olarak Orta Yolu savunmuştur. Budizm dört Asil Gerçeğe dayanır 1. Istırap evrenseldir, 2. Istırabın sebebi hırs ve aşırı arzudur, 3. Istırabın üstesinden gelinebilir ve önlenebilir, 4. Arzulardan sıyrılmak ıstırapları yok edebilir. Istırabı önlemek için kişi aşırı arzularına galip gelmedir ki bu nirvanaya ulaşmayı ve aydınlanmanın tamamlanmasını sağlar.
[COLOR=coral]* Jainism
Şiddet Karşıtı Bir İnanç Jainism Hindistanda Budizm ile aynı zamanda kurulan bir din geleneğidir. Jinalardan [fatihlerden] biri olan Mahavira, Budizmin başladığı yıllarda Jain felsefesini anlatmaya başladı.
Bunlar Hindistandaki başlıca dinler olmakla beraber, bunların dışında onlarca din vardır.Hindistan Kültürü ve yaşamı Hindistan dışında özellikle Hint Filmleri ile tanınmıştır. Hindistanın değişik bölgelerinde farklı film produksionları vardır. Bunlardan en önemlisi Bollywood.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2297
favori
like
share
eskitoprak Tarih: 22.05.2007 17:35
sagol
XeNTuS Tarih: 21.05.2007 21:25
Paylaşım İçin Saol Eline Sağlık..